Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Şair Osman Erkan: “Zaman ve mekan kıskacında imgelemle sarmaş-dolaş, ilişkilenme, en üretken edimdir yalnızlık. Düşlemin, kederin, umudun, hüznün, sevincin beşiğini sallar merhametli yalnızlığımız. Elmadan sonra kadim sırdaşımdır yalnızlık” diyor.
Bende Hüzün Şeker Nasıl Öyle, Diltozu, Anlayan Anladı, Eğri Oturan, Ötesi Berisi, Sırası Gelen Dünyayı Yesin, Muhteşem Uç gibi şiir kitaplarının yazarı Osman Erkan’la son kitaplarından biri olan Şeylere Bulaşım üzerine konuştuk.
“Cophane” şiirinizde coplanan bir insanlık var. Bunu Türkiye darbeler tarihinde de düşündüğümüzde masum değiliz. Sizin coplanan insanlarınız kimler?
Mevcut, ceberrut ruhlu egemen güçlerin gayri insani ölçekli, kirlek ziyniyet-hukuk anlayışları süreklice öteki’nin üzerinde coplarını konuşturmaktalar. Duruşları onların; masumiyet cellatlığı hep hep. Dün Hitler hukuku, bugün Filistin’deki soykırım trajedisi. Tam gaz uygulamaya sokulan coplanma olgusu.coplanan yoksul kesimden başkası değil ! İyimser olmanın tadı bozuluyor, insanlığın dünyasını yaralıyor…
“Engel Hayranlık”ta bazı hayvanlar ve onların özellikleri arasında kurgu yapıyorsunuz. Hayvanların hayatın dokusu üzerine bize anlattığı hikayeler nelerdir?
İnsan bilerek bilmeyerek hayvan ve nesnelerin yerine kendini koyup bir hikaye olarak(içgüdü takası yaparak o esnada) kendini onların bitişiğine koyarak, iletişime geçmesi bir gerçeklik halidir oysa. Kertenkelenin, penguenin, kurşun kalemin, makasın, flamingonun, kimliğine börünerek(örnekleri burada çoğaltabiliriz) örneğin: Sualtında yaşayan bir canlının gökte gezinmeyi arzu etmesi,düşlemesi, engeli aşma tutkusu insanı hayrete sürüklemesi, şaşırtması, inasanı bir hayvan. Doğa kanunu yaşarlık skalasında insan hayvan dayanışması, onların asi ruhlarını sempatiyle karşılaması, dünyayı güzelliştirmede yol olmak yaban ortamla.
Kirli Yönetmen’de Tanrı’nın bazı işleri var. Hayat üzerine. Kir ve Tanrısal oluş arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Sınırsız işleri, sınırsız boşluğu dolduracak hakim gücü var elbet Tanrı’nın. Oysa ki insan bilgisi, kültürü kadar, midesinin şükrünce-nankörlüğünce Tanrıyı tanımaya çalışır. Ya da tanımaz tanrıyı. İnsan kendi korkusuna tapmadan yaşayamaz, korku; gerçekle hayal-rüya ile iç içe dünyadaki duruşunu, inanışını belirler. Korku : sömürü aracı, korku : Bazen bir devletin kirli savaşıdır. Korku : bekçi köpekliğine soyun der ucuz insan tiplerine…
“Şeylere Bulaşımın” şiirinin temel anlatısı yalnızlık. Sanatın da olmazsa olmazları arasındadır ya. Sizin yalnızlıkla ilişkiniz nasıl?
Zaman ve mekan kıskacında imgelemle sarmaş-dolaş, ilişkilenme, en üretken edimdir yalnızlık. Düşlemin, kederin, umudun, hüznün, sevincin beşiğini sallar merhametli yalnızlığımız. Elmadan sonra kadim sırdaşımdır yalnızlık. Bütün imkanların, kelimelerin ikametgahı dil. Yalnızlık ancak ve ancak şiirle anlatılır bencileyin…
Son olarak; Sıkıntı Alevi’nde sıkıntının kaynağı Hüseyin olmak. Hüseyin olmaya nasıl bakıyorsunuz?
Kerbela’da; dertler dersinden masumiyet sınıfını geçmiş bir Hüseyin olmak. Tarihin böğrüne indirilen kıyım izi. Utanç atlası o mahal. Karanlıkçı tahtçılarca yapılmış unutulmaz bir kötülük. İnsanı huzursuz bir coğrafyaya hapsetmek bir kindarlıkla. Bu rezil anlayış sökülüp atılmadıkça. Uykusu kaçacak iyilik severlerin.
Yorum Yaz