Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
İstanbul; yakın çevresindeki Kadı, Bakır, Orta, Vani, Çengel, Arnavut, Yeni, Has, Feri gibi tarihi köyleriyle büyüdü ve zamanla devasa bir dünya kenti oldu. Ne var ki kırsalın ve köylerin o özgün güzelliği kentsel dönüşümlerin gölgesinde unutulmaya yüz tutsa da İstanbul’un kadim ruhu hâlâ bu eski köylerin sokaklarında, ahşap yalılarında ve denize komşu yalı camilerinde yaşamaya devam ediyor. İstanbul’u bir metropol olmaktan öte bir his dünyası kılan en müstesna duraklardan biri de şüphesiz Çengelköy’dür. Anadolu yakasında Vaniköy ile Beylerbeyi arasında yer alan bu Boğaziçi köyü eskiden yüksek gelir grubuna mensup insanların yaşadığı en lüks ve pahalı semtlerden biriydi. Osmanlı döneminde akıl hastalıklarının bu huzurlu köyde tedavi edilebildiği ile ilgili bilgiler mevcut. 1960 lara kadar Rum nüfusun yoğun olduğu Çengelköy bugün geleneksel Boğaziçi yaşantısını görebildiğimiz ender bölgelerden.
İsmin Kökeni ve Çengelköy’ün Tarihsel Katmanları
Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi sayfalarını karıştırdığımızda, Çengelköy’ün Boğaziçi içindeki yerinin ne kadar derin ve renkli olduğunu bir kez daha anlarız. Semtin adının nereden geldiğine dair anlatılar bile başlı başına bir tarihsel yolculuktur. Ahmet Mithat Efendi, zamanında burada gemi çapalarının (çengellerinin) imal edilmesinden dolayı adının Çengel Karyesi’nden geldiğini söyler; halk arasındaki bir başka rivayet ise fetih dönemindeki Çengeloğlu Tâhir Paşa’ya atfedilse de eski kaynaklar ve Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi semtin adının çok daha eskiye, fetih günlerine kadar uzandığını doğrular.
Bizans döneminde Protos Diskos adıyla bilinen ve limanı, dini merkezleri, set bahçeleriyle dikkat çeken Çengelköy, Osmanlı döneminde üst düzey devlet erkanının ve nüfuzlu kişilerin gözde ikametgâhı haline gelmiştir. Çamlıca Tepesi’nin eteklerinden süzülüp gelen Bekâr Deresi, iki tarafını çevreleyen meyve bahçeleri ve bostanlarıyla semte hayat vermiştir. İstanbul Ansiklopedisi “Şark ve şimal rüzgarlarından Çakal Dağı sırtlarıyla korunan Havuzbaşı mesiresi, Çamlıca’ya kestirme patikaları, Zurnacı Kayası ve havuz deresiyle Boğaziçi’nin en ferah sayfiyelerinden biridir “ diye bahseder.
Boğaz’ın bu canlı köyü, aynı zamanda edebiyatımızın ve divan şiirimizin de ilham kaynaklarındandır. 18. yüzyıl şairlerinden Şâbit’in "Eyledim yâr ile tenhâca temâşâyı Hisar / Bahtıma Kariyeyi Çengel’de bulundu ağyâr" dizelerinde, Fennî’nin Sevâhilnâme’sinde ( Sâhil-nâme) ve Aşık Râzi’nin şiirlerinde Çengelköy’ün koyları, meyhaneleri, çeşmeleri ve güzelleri övgüyle anılır.
Ahşap Yalılar, Yalı Camileri ve Mimarinin Uyumu
Çengelköy, Osmanlı döneminde inşa edilen ve günümüze kadar ulaşan ihtişamlı yalılarıyla sivil mimarimizin önemli merkezlerinden biridir. Sadullah Paşa Yalısı, Server Bey Yalısı ve Baha Bey Yalısı gibi gösterişli sahilhânelerin yanında; sokak aralarına serpilmiş mütevazı ahşap evlerin ve köşklerin kol kola girerek sergilediği o doğal uyum, Boğaziçi estetiğinin en zarif örneğidir. Tarihi Aya Yorgi Rum Kilisesi gibi yapılar ise semtin asırlar boyu koruduğu kültürel ve dini çeşitliliğin tanığıdır.
Bu mimari uyumun en büyüleyici simgelerinden biri de şüphesiz Kuleli Sahili’nde pencereleri doğrudan Boğaz’a açılan Kaymak Mustafa Paşa Camii’dir. İstanbul’un nadide yalı camileri arasında yer alan bu eser, 300 yıllık köklü geçmişi ve geçirdiği onarımlarla Boğaz kıyısının hafızalara kazınan yapılarındandır. Aşı boyalı ahşap kaplaması, mimari formu ve denize sıfır konumuyla bir camiden ziyade adeta zarif bir Boğaziçi yalısını andıran Kaymak Mustafa Paşa Camii; ahşap konaklarla denizin kurduğu o köklü dostluğun en somut simgesidir.
Semtin bir diğer ikonik ve canlı noktası şüphesiz Tarihi Çınaraltı’dır. Sahilde yer alan ve araştırmacı İbrahim Hakkı Konyalı’nın iddialarına göre bin yıllık olduğu söylenen devasa çınar ağacının altındaki çay bahçesi, semtin geleneksel sosyal yaşamının kalbi olmaya devam etmektedir.
Boğaz’dan bakıldığında ise Çengelköy’ün başrol oyuncusu, mimarisi ve görkemiyle tüm İstanbul’un gözdesi olan Kuleli Askeri Lisesi’dir. Ünlü ressamlarımızın resimlerinde çok defa yer alan bu abidevi yapı Bizans döneminde aynı bölgede kule ve manastır bulunan koruluk bir arazide inşa edilmiştir. "Kuleli Bahçe" olarak anılan bu alan, 19. yüzyılda inşa edilen kışla yapısıyla Boğaziçi siluetinin en zarif figürlerinden biri haline gelmiştir.
Türk Resminde Boğaziçi Köyleri
Türk resim sanatında "İstanbul köyleri", peyzaj geleneğimizin en temel taşıdır. Salacak kıyılarında İbrahim Çallı’nın tuvale yansıttığı ışık oyunları, Kanlıca yalılarında Ali Sami Boyar’ın renk dengesi, Kandilli sırtlarında Hikmet Onat’ın usta kompozisyonları ve Çengelköy’ün çınar altı kahvehanelerinde Hoca Ali Rıza’nın o nefis çizimleri; görsel hafızamızı oluşturan başyapıtlardır. Üsküdar doğumlu olan Hoca Ali Rıza Çengelköy sokaklarını , kıyılarını, evlerini ve doğasını suluboya , guaj ve karakalem eserleriyle defalarca çalışmıştır.
Tarih boyunca Hattat Sâmi Bey’den Ressam Halil Paşa’ya, General İsmail Hakkı Berkuk’tan mimarlara ve yazarlara kadar pek çok sanat ve fikir insanı ikamet etmek için Çengelköy’ün bu ilham verici atmosferini tercih etmiştir. Şirket-i Hayriye vapurlarının Eminönü’nden kalkıp 22 dakikada ulaştığı tarihi iskelesi ; deniz hamamları, yaz aylarında avlanan kılıç ve mercan balıkları, ağaç yetiştirme sanatı, kokusuyla meşhur ayvası, şeftalisi ve mor salkımlı sokaklarıyla asırlarca yaşayan bir tablo gibi varlığını sürdürmüştür.
Boğaziçi’nde Yeni Bir Sanat Durağı: “Işık ve Renkler”
Dün Hoca Ali Rıza’nın ve Halil Paşa’nın fırçasında biçimlenen, Evliyâ Çelebi’nin "Bâğ-ı İrem" benzetmesiyle taçlandırdığı Çengelköy, bugün de Boğaziçi’nin sanatsal mirasını canlı tutmaya devam ediyor.
Semtin tarihi dokusunun merkezinde heyecan verici yeni bir sanat mekânı kapılarını açtı. Feminen Sanat Galerisi, "Sanatın ışıkla buluştuğu bir seçki" olan "Işık ve Renkler" isimli açılış sergisiyle sanatseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.
Türk resminin değerli ustaları ve çağdaş temsilcileri İlhami Atalay, Cemal Toy, Mediha Atalay, Bilgehan Atalay, Ömer Atilla Atalay, Elif Atalay ve galeri sahibi Sevkan Torun'un tuvallerinden süzülen ışık ve renk seçkileri bir araya geliyor.
Geçmişten günümüze uzanan Boğaziçi estetiğini, Çengelköy’ün tarihi atmosferinde usta fırçaların gözünden deneyimlemek isteyen tüm sanat severler için samimi ve güzel bir adres.
Yorum Yaz