Şerif Muhiddin Targan’ın Sanat Mirası Beyazıt’ta

Sergi & Müze

Hz. Peygamber'in 37. kuşaktan torunu, ud ve çello virtüözü, bestekar, ressam Şerif Muhiddin Targan'ın nota defterleri, yazmalar, nadir matbu eserler, tablolar, şahsî eşyalar ve sazlarının yer aldığı "Şerif Muhiddin Targan Sergisi", Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi'nde ziyaretçileri ağırlıyor. Sergi, Şerif Muhiddin’in Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağışladığı koleksiyonundan seçme eserleri ilk kez topluca görme imkânı sunuyor.

Doğu ile Batı Arasında Bir Virtüoz 

Türk müziğinde Batı tekniğini ve virtüöziteyi uda uygulayan en önemli isimlerden biri olarak kabul edilen Şerif Muhiddin’in çocuk yaşta başlayan musiki merakı ve yeteneği ona İstanbul’dan New York’a uzanan sıra dışı bir yaşamın kapılarını aralayacaktı.

Osmanlı Devleti’nin son Mekke emiri ve Evkaf Nâzırı Ali Haydar Paşa'nın oğlu olan Şerif Muhiddin, 1908 yılında girdiği Dârülfünun’un Hukuk ve Edebiyat Fakültelerinden mezun olmuş, babasının konağındaki meclislerde şekillenen musiki anlayışı geleneksel meşk yöntemi ve modern eğitim usulleriyle gelişmiştir. Ali Rıfat Çağatay’dan repertuar ve ud, Zekâizâde Hâfız Ahmet Efendi’den makam ve usul, Rauf Yekta Bey’den nazariyat dersleri almıştır. Batı müziği ve viyolonsel eğitimini Mösyö Repli ile M. Antoinneaidis’in yanında tamamlamıştır. Ud sazında geliştirdiği özgün teknik ve virtüözlük mertebesiyle çalgının bilinen sınırlarını değiştirmiş başta Mesut Cemil olmak üzere yetiştirdiği öğrenciler ve yenilikçi tavrıyla Türk müziğinde dönüşümün öncülerinden olmuştur.

İstanbul’dan New York’a

1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Şerif Muhiddin, New York'ta çello ve ud çalarak büyük konserler icra eder. Amerikalı müzik çevrelerinde "udun Paganini'si" olarak hayranlık uyandırır. 1932 yılında Bağdat'a davet edilir. Irak Kraliyet Konservatuvarı'nın kurulmasında rol oynar. Burada uzun yıllar ud ve viyolonsel dersleri verir. 1948 yılında Türkiye'ye döner. 1950’de ünlü ses sanatçısı Safiye Ayla ile evlenir. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda ud ve icra heyeti hocalığı yapar. Zarif ve mütevazi kişiliğiyle tanınan Şerif Muhiddin 13 Eylül 1967’de İstanbul’da vefat eder. Targan'ın zengin koleksiyonu vasiyeti gereğince eşi Safiye Ayla tarafından 1974’te Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağışlanır.

 

Fırça ve Mızrabın Ortak Ritmi

Şerif Muhiddin musikişinaslığının yanı sıra resim sanatıyla da meşgul olmuş çok yönlü bir sanatkârdı. Resim yaparken renklerin dağılımını, ton geçişlerini ve kompozisyon dengesini tıpkı bir müzik eserinin armoni ve ritim yapısı gibi kurgulamış, resmi ve müziği adeta tek bir potada eritmiştir. Babası Şerif Ali Haydar Paşa gibi resme büyük ilgi duyan Targan, dönemin önde gelen ressamları ve sanat çevreleriyle yakın ilişkiler kurmuştur. Şerifler Köşkü’nde ağırlanan Rus ressam Feldman’dan ilham aldığı düşünülen Şerif Muhiddin, Abdülhak Hâmid, Mehmet Âkif, Leopold Godowsky, Safiye Ayla başta olmak üzere aile ve dost çevresinin portrelerini tuvale taşımıştır. Daha çok portre, peyzaj ve iç mekân (enteriyör) resimleri bilinen empresyonist sanatçının Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki özel koleksiyonunda 18 adet resim defteri, paleti çok sayıda bağımsız karakalem/yağlıboya çalışması bulunuyor. Süleymaniye Kütüphanesi koleksiyonunda Targan'ın "levhalar" bölümüne kayıtlı yağlı boya tablolarından örnekler ile kullandığı boya tüpleri ile muhtelif yıllarda yaptığı çizimlerden oluşan resim defterleri, kendisinin müzik kadar resimle de kurduğu sanatsal bağı gözler önüne seriyor. 

Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca bilen Şerif Muhiddin’in atıcılık ve av sporuna da özel merakı bulunuyordu. Sergide yer alan Osmanlı dönemi kara avcılığı ruhsatı ve Cumhuriyet yıllarında av tezkiresi onun bu merakının disiplinli ve kayıt altına alınmış bir faaliyet olduğu göstermektedir. Ancak tutkulu meşgalesini olan avcılık ve atıcılığı eşi Safiye Ayla’ya verdiği bir söz üzerine tamamen bırakmıştır.

Nadide Enstrümanlar

Mehmet Âkif Ersoy’un “Şark’ın tek dâhi-i sanatı” olarak nitelendirdiği Şerif Muhiddin Targan, ud icrasındaki ustalığı, besteleri ve resim çalışmalarıyla sanat hayatında özgün bir yer edinmiştir. Sergide bu çok yönlü kimliğin izleri Targan’a ait eserler ve şahsî koleksiyonunda muhafaza edilen özel parçalar üzerinden bir araya getiriyor. Aralarında Manol Usta, Şamlı Yusuf Nahhat, Bağdatlı Ali Türki ve Gurdikyan gibi ustaların elinden çıkmış örneklerin bulunduğu beş ud ile bir keman, bir viyolonsel ve enstrüman dolabı, kendi vitrinlerinde teşhir ediliyor. Sedef, abanoz, boynuz, deve kemiği ve ceviz gibi malzemenin işlendiği bu çalgılar, yalnızca bir icracının aletleri değil, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında İstanbul, Şam ve Bağdat'ta sürdürülen ud yapımcılığının da nadir eserleri olarak kabul ediliyor. 

Sergi, Şerif Muhiddin Targan'ın nüfus cüzdanı, muharebe gümüş liyakat madalyası beratı, fotoğrafları, hatıra ve vasiyet defteri, sahne kıyafeti olarak kullandığı siyah frak takım gibi şahsî eşyalarının yanı sıra, kendi el yazısıyla tuttuğu nota defterleri, dönemin meşhur icracıları ve şairleri tarafından kendisine ithaf edilmiş imzalı nota defterleri ile güfte mecmualarından oluşuyor.  

Dostları ve Sanat Çevresi 

Şerif Muhiddin’in musiki ve sanat dünyasının yanı sıra dönemin kültür çevresini de yansıtan sergide Şerif Muhiddin’in Tanburi Cemil Bey, Mehmet Âkif Ersoy, Abdülhak Hâmid Tarhan ve Talat Paşa gibi tanınmış simalara dair hatıralarını kaydettiği hususî defterleri, kütüphanesinden derlenen nadir matbu kitaplar ile müzik nazariyatı eserleri yer alıyor. İmzalı kitaplar arasında ise Mehmed Âkif Ersoy'un Targan'a hediye ettiği, "Safahat" nüshası öne çıkıyor. İsmail Hakkı İzmirli vasıtasıyla Targan’ın Çamlıca’daki köşkünde icra edilen haftalık musiki meclisinde tanışan Şerif Muhiddin ile Mehmet Âkif sesler ve mısralarda birleşen derin bir dostluk kurmuştur. Bu dostluk edebiyat ve musikide karşılıklı beste ve ithaflarla somutlaşmıştır. Safahat’ın yedinci kitabı Gölgeler’i Targan’a ithaf ettiği bilinen Mehmet Âkif kitabın başına "İrfanına, ahlakına, fezailine hayran olduğum Şerif Muhiddin Beyefendi Hazretlerine tekaddüme-i hürmetimdir, 6 Şevval 1336" şeklinde not düşmüştür. 

Ûdî Nevres Bey'in kendi el yazısıyla, "En yüce san'atkâr pek muhterem Şerii Muhiddin Beyefendi hazretlerine, 14 Mayıs 1926" diye imzaladığı Hüzzam saz semaisi ve Uşşak türkü notaları ile Muzaffer Sarısözen'in imzalı "Yurttan Sesler" de Targan'ın dönemin musiki ve edebiyat çevreleriyle kurduğu dostluk ağını belgeleyen örneklerden birisi olarak sergide karşımıza çıkıyor. 

Nadir eserlerden özel işçilikli çalgılara uzanan seçkin koleksiyonuyla Şerif Muhiddin Targan’ın sanat yolculuğu ve yakın dönem kültür hayatına ışık tutan sergi 9 Aralık’a kadar Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’nde ziyaretçileri bekliyor.

Yorum Yaz