Kahramanım yüzyıllık bir hikâyenin taşıyıcısı

EDEBİYAT Güncel

Yazar Silvan Alpoğuz: “Bazı kahramanlar hem hikâyenin akışını belirler hem de bu akışın içinde kendisi de son biçimini alarak ete kemiğe bürünür. Hakkı böyle biri. Yüz yıllık bir hikâyenin taşıyıcısı olacağını biliyorduk."

Her kitap başka dünyalara götürür, etkisi altında bırakır, dönüştürür. Kitapların açtığı yollar ne güzeldir. Kimse Kalmadığında Bunu Hatırla’yı bitince beni saran duygu; kökleşme ihtiyacının insanın fıtratında olan daimi ve değişmez bir ihtiyacı olduğunu düşündürdü. Kuşak ve nesil farkına, köklerini arayan insanın yaşadığı coğrafyanın toprağına, var olma, bütünleşme mücadelesine götürüyor. Kuşaklar ötesine, farklı bir dünyaya epik hikâyesiyle kendine çeken, sıradan hayatların derinliklerine inen, Türkiye’nin değişen tarihini canlı bir şekilde yansıtan, Cumhuriyet’in başlangıcından günümüze uzanan, savaşlar, bireysel ve toplumsal çatışmaları kendine özgü üslubuyla anlatan Silvan Alpoğuz’un Kimse Kalmadığında Bunu Hatırla romanı Ketebe Yayınları’ndan Ekim 2023’te çıktı. İkinci Baskıyı, Ekim 2024’de yaptı. Yazar Alpoğuz ile Kimse Kalmadığında Bunu Hatırla hakkında konuştuk.

“Söz uzar, kısa ömürler üzerinden bir sonrakine ulaşır ve anlaşılırdı. Yazılan ne kadar doğru anlaşılıyor, bu da tartışılır.” Bu noktada aklıma gelen soru; yazarak ikna oldunuz mu?

Ben ikna oldum. Ama ne kadar doğru anlaşıldı, bu biraz zaman isteyen bir soru. Bugüne kadar gelen dönüşler büyük oranda olumlu. Kitabın dâhil olduğu akımdan –toplumsal gerçekçi mi yoksa büyülü gerçekliğe mi ait gibi- hikâyeye kadar pek çok şeyin tartışıldığını görüyorum. Zaman ilerledikçe daha iyi bir yere varacaktır diye düşünüyorum. Bu anlamda kitap adına ikna edici bir şey tabii. 

Hakkı cepheden 3 yıl sonra çiftliğe döner. Yaşadığı çiftliğin hikâyesi, köksüzlüğü, Esma ile ilgili hayal kırıklığı, Hakkı’nın ailesinin hikâyesi, dede ve torunun sıcak dostluğuyla ilerliyor roman. Kahraman Hakkı’yı nasıl tasarladınız?

Hakkı, hikâyesi ve motivasyonuyla çok güçlü bir karakter. Her şey onun kimlik arayışıyla başlıyor. Bazı kahramanlar hem hikâyenin akışını belirler hem de bu akışın içinde kendisi de son biçimini alarak ete kemiğe bürünür. Hakkı böyle biri. Yüzyıllık bir hikâyenin taşıyıcısı olacağını biliyorduk. Milli Mücadele’den bugüne pek çok olay öyle ya da böyle onu da etkileyecekti Dolayısıyla Hakkı’nın tarihini çalışmak işin bir kısmı oldu. 

Diğer yandan Hakkı’nın kim olduğunu öğrenmeye çalışması ve kimlik arayışı bir anlamda kitabın sonuna kadar sürüyor. Çünkü zihnindeki hikâyelerden biri hep yarım. Bu yarım hikâye ancak kitabın sonunda tamamlanabiliyor. Eğer başlangıç ile sonu birlikte düşünürsek onun arayışının metaforik bir bağlam barındırdığını görürüz. Bu tür bir karakter, var oluş itibariyle güvenilir bir karakterdir. Destansı bir tarafı vardır. Kırılma noktası azdır. Onu kıracak olan ancak kadere karşı koyamayacağı yerdir. Fakat orada dahi kazanacağı bir şey vardır. Tüm bunlar Hakkı’ya giden yolda bazı temel adımlar oldu diyebiliriz. 

“Tarih buna benzer sayısız anla doluydu; ancak çoğu yitip gitti. Ne hatırlayanı ne anlatanı var.” Türkiye’nin hızla değişen tarihini de canlı bir şekilde yansıtıyorsunuz. Cumhuriyetin başlangıcından günümüze uzanan dönemi anlatarak unutulan tarihi mi hatırlatmak istediniz?

Unutulan değil de; unutulmasın diye anlatmak istedim. Cumhuriyetin yüzüncü yılında bir yüzyıl hikâyesinin yazılması bana çok makul bir borç gibi geldi. Milli Mücadele’den bugünlere… Ama bunu resmi bir tarihle yapmak istemedim. O mücadeleyi veren rütbesiz, makamsız sıradan bir insan bu yüzyılda ne yaşadı? Bunu sordum ve bu insanın ne cevap vereceğine baktım. 

Bozkıra doğru yürüyen öksüz bir çocuk

Köklerini arayan, yabancılık hissiyle, hayatta hiçbir şeye aidiyet duymamış, iyi niyetli bir kahraman üzerinden varoluş mücadelesini arayan insanı anlatıyorsunuz. Romanın çıkış noktası neydi?

Bozkıra doğru yürüyen öksüz bir çocuktu. Kitapta da bu çocuğun ve hikâyesinin önemli bir yeri var. Bütün kitap o çocuğun yürüyüşünden çıktı. Bize biçilen rotalara, yaşam gibi görünen tuzaklara karşı bir yürüyüştü o. Bozkırın derinliklerinde duyduğu bir sese doğru yürürken kendi sesini buluyordu. Çıkış noktası insanın kendi sesini araması ve bulması idi.

Sizi bozkıra çağıran kendi sesiniz olduğunu hissettim. Anadolu dilini, yerel üslubu bu denli başarılı anlatımınız hakkında neler söylersiniz?

Kırşehirliyim, yerel üslupta bunun etkisi vardır şüphesiz. Fakat burada doğmasam bile, Türkçeye ve Türkiye’ye dair ciddi, hakiki bir şey söylemek için İç Anadolu’nun iyi bilinmesi, buradaki insan ve dil üzerine iyi düşünülmesi gerektiğine inanırım. Hem kültürel hem siyasal anlamda kurucu bir yerdir İç Anadolu. Ben de burayı kendi açımdan hep iyi bilmeye çalıştım. 

Kahramanımızı büyüten Kadıncık Ana’dan dinlediği hikayeler var. Hikâyelerin anlatma gücünden yararlanarak romanı zenginleştirme fikri nasıl oluştu?

Konu kimlik arayışı olduğu için, hikâyeler kendiliğinden yerini aldı. Çünkü bir insanın, bir ailenin ya da bir toplumun kim olduğunu nesilden nesile, anneden çocuğa, geceleri ya da gündüzleri, en zor zamanlarda yahut en sevinçli anlarda anlatılan hikâyeler belirler. 

Romanı okurken görüntüler gözümüzün önünde canlanıyor. Bizi çekmek istediğiniz manzaralara girebiliyoruz. Romana nasıl bir mercekten baktınız?

Bir çalışmanın içine girmek, onu anlamaya çalışmaktan geçiyor bence. Burada ne oluyor sorusunun cevabını ne kadar geniş ölçekli verirseniz o kadar iyi. Böylece daha iyi bir matematikle, daha açık bir metne ulaşırsınız. Bunun ne kadarını kayda geçirip esere yansıtacağınız size kalmış. 

Son olarak, “Türkiye’nin düşünce ve kültür birikimini önemsediğinizi, insana yeni bir şey söylemenin burada mümkün olduğunu” söylemişsiniz. Sanatın düşünceyle iç içe oluşuyla ilgili ne söylersiniz?

Doğal olarak iç içe yapılardır ikisi de. Hatta makro anlamda siyaset de düşünce ve sanatla iç içedir. Türkiye’nin düşünce ve kültür birikimiyle ilgili söylediğim söze gelirsem, bunu düşünce ve sanattan çekilmiş olan “anlamla” ilgili söylemiştim. Bu, batılı bir problem olarak önümüzde durmakta. Türkiye’nin birikimi bu anlam problemini çözecek güçte olması sebebiyle tarihsel ölçekte önemlidir.

Yorum Yaz