Heykeltraş Mustafa Tuğrul: Metal atıkları sanat eserine dönüştürüyor

Güncel PLASTİK SANATLAR

Metal atıklardan yaptığı hayvan, insan ve mitolojik figürlerle dikkat çeken heykel sanatçısı Mustafa Tuğrul hurdalıklardan topladığı atıklara sanatı ile yeniden hayat veriyor. Tuğrul, “Ana malzemem metal atık olan her şey… Bulduğum atıl durumda olan malzemelere sanat aracılığıyla ikinci bir hayat vermek istedim. İnsanların artık kullanmadığı çöp olarak gördüğü nesneleri heykel sanatına entegre etmek istedim. Çünkü yaşadığımız dünyada tüm kaynaklar hızlıca tüketiliyor ve insanoğlunun geri dönüşüm kavramına her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Bende sanatımı bunun için bir araç olarak kullanıyorum” dedi. 

Metal heykel sanatçısı Mustafa Tuğrul ile sizi tanıştırmak istiyorum. Son altı yıldır profesyonel olarak üretimler yapan, sergiler açan ve fuarlara katılan Tuğrul en son geçtiğimiz günlerde Rami Kütüphanesi’nde açılan Doğaya Kanat Açtık: Fotoğraf ve Heykel projesi ile sanatseverlerin karşısına çıktı. Ben de Tuğrul’un eserlerini ilk orada gördüm. Atık otomotiv parçalarını bir sanat eserine dönüştüren Tuğrul, bu sergi kapsamında Anadolu’da nesli tehlike altındaki kuş türlerine dikkat çekiyordu. Bu proje kapsamında flamingo, telli turna, kızılakbaba, balıkçıl kartal gibi eserler üreten Tuğrul hayvan heykelleri yanı sıra; insan, toplumsal problemler ve kişilik kavramı üzerine de çalışmalar yapıyor. Üretimleriyle geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik kavramlarına da dikkat çeken Tuğrul, 20-23 Şubat tarihleri arasında Ankara’da ArtAnkara Çağdaş Sanat Fuarı’nda yeni bir çalışmasıyla yer alacak.

Resimle başlayıp heykel ile devam ettim

Sizi yakından tanımak istersiz? Ne zamandır heykel sanatı ile uğraşıyorsunuz? 

Yaklaşık 6 yıldır profesyonel anlamda metal heykeller üreten bir sanatçıyım. Heykel sanatı ile Güzel Sanatlar Lisesi okuduğum yıllarda tanıştım. O zamanlar çamurla modelleme yapmak, kalıp ve döküm gibi teknikler eğlenceli gelirdi. Resim çizmek ise hep üzerine düşüp devam ettirmek istediğim bir sanattı benim için. Liseyi bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Orada bir sene resim eğitimi aldım fakat resim sanatının bana yetmediğini farkettim. Üç boyutlu ve daha farklı işler üretmek istiyordum. Resim eğitimini bırakıp tekrar sınavlara hazırlandım ve Anadolu Üniversitesi Heykel Bölümü’nü kazanıp burada eğitim aldım. Bu süreçte çok fazla şey öğrendim. Eğitimimin üçüncü yılında metal heykel alanına yoğunluk verip bu alanda ilerledim. 

Bize sanatınızdan bahseder misiniz? Sanatımı üçe ayırıyorum demiştiniz. Bunları detaylandırabilir misiniz?

Öncelikle kendimi metal heykel sanatçısı olarak tanımlıyorum. Çünkü heykel içeriği geniş bir kavram ve metal malzemenin ise benim için yeri hep başka olmuştur. Metal malzemeyi kendi sanatımda kullanırken bunu üçe ayırıyorum; atık metal malzemelerle hayvan figürleri, metal çubuklardan yaptığım insan figürleri ve çeşitli mekanik parçalardan özellikle eski pirinç saat mekanizmalarından ürettiğim hareketli heykeller… Bu hareketli heykeller kimi zaman izleyicinin yardımıyla kimi zaman ise kurma mekanizması ile çalışan eserlerdir. 

Hurdalıklardan malzeme topluyorum

Ana malzemiz metal o halde. Metal denildiğinde akla birçok parça geliyor. Siz en çok hangi metallerle üretim yapıyorsunuz? 

Sanatımın malzemesi aslında metal olan her şey olabilir. Bazen dikiş makinesi parçaları bazen  otomobil parçaları bazen de mutfağımızda kullandığımız kaşık, çatal olabiliyor. Çoğunlukla geri dönüşüm parçalarından yaptığım eserleri hurdalıklardan topluyorum. Bunun dışında çevremden insanların da getirdiği parçalar olabiliyor. Çoğunlukla yaptığım tasarıma uygun malzemeleri hurdalıklar da dolaşarak binlerce malzeme yığınının arasından bulmaya çalışıyorum ve onları bulduğumda tasarımımı oluşturmaya başlıyorum. Kimi zaman ise bunun tam tersi de olabiliyor. Hurdalıktan bulduğum parçayı bir şeye benzetiyorum o parça bana sanki ne olmak istediğini fısıldıyor gibi… Bu tip durumlarda ben de o parçaya göre hareket ediyorum. 

Peki genelde ne tür eserler üretiyorsunuz? Bunları önce kağıt üzerinde tasarlıyor musunuz? Bu anlamda size ilham veren şeyler var mı? 

Bazen okuduğum bir kitaptan bazen bir filmden etkilenip tasarımlar üretebiliyorum. Çoğunlukla tasarımlarımın konusu hayvanlar, insanlar, toplumsal problemler ve kişilik kavramı ile ilgili oluyor. Neyi nasıl çalışacağıma karar vermek değişkenlik gösterebiliyor. Çünkü direkt aklıma gelen ve anlık bir hisle üretmek istediğim tasarımlar olduğu gibi bazen de önceden belirlediğim bir tasarımın üzerine günlerce düşünebiliyorum. Ürettiğim eserlerimin çoğunluğunun anlatmak istediği bir derdi ve vermek istediği bir mesajı oluyor.

Eserlerimde genellikle hayvan ve insan figürleri var kimi zaman mitolojiyi sevdiğim için mitolojik karakterler de çalıştım. Bir tasarımı yapmadan önce onu kendi zihnimde üç boyutlu olarak hayal ediyorum sonrasında bunu kağıda dökmem gerekiyor. Bazı hesaplamaları ve figürün hareketine karar vermek için sonrasında yapımına başlıyorum. Bugüne kadar farklı boyutlarda eserler ürettim. Bazı eserlerlerim büyük boyutta örneğin “Haruva” isimli geyik heykelim yaklaşık üç metre civarında bir heykeldi. Atık malzemelerden ürettiğim bir çalışmaydı. 2020 yılında ürettiğim, insan ve atın karışımından olan mitolojik karakter “Sentor” isimli çalışmam da büyük boyutlu bir diğer eserim yaklaşık iki buçuk metre civarı boyda bir heykeldi.

Sanatımı farkındalık oluşturmak için kullanıyorum

Anlatıklarınıza bakınca sizin sanatınızda geri dönüşümün, sürdürülebilirliğin de büyük bir yeri var. Bir farkındalık oluşturma çabanız var mı? 

Çocukluğumdan beri malzemeleri bir şeye benzetme ve onlardan bir şeyler yapma isteği hep içimde vardı. Heykel bölümü okumamla beraber bu dönüştürme isteği bende pekişti. Bulduğum atıl durumda olan malzemelere sanat aracılığıyla ikinci bir hayat vermek istedim. Klasik heykel anlayışının dışında bu tarz çalışmak ve insanların artık kullanmadığı çöp olarak gördüğü nesneleri heykel sanatına entegre etmek istedim. Her zaman bir farkındalık oluşturma çabam oldu. Çünkü yaşadığımız dünyada tüm kaynaklar hızlıca tüketiliyor ve insanoğlunun geri dönüşüm kavramına her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Bende sanatımı bunun için bir araç olarak kullanıyorum.

Tıpkı bir sanayi ustası gibi çalışıyorum

İşiniz çok zor gözüküyor. Eserlerinize bakıyorum bir kaynak ustası gibi çalıyorsunuz… 

Aslında işin sanat kısmını bir kenara bırakırsak, tıpkı bir sanayi ustası gibi çalışıyorum ve bu iş gerçekten zor. Kimi zaman farklı kazalar da atlatabiliyorum fakat bütün bu zorluklara rağmen yaptığım işi seviyor ve bundan keyif alıyorum.

Nesli tehlikedeki hayvanlara dikkat çekmek istedik

Yakın zamanda Rami Kütüphanesinde Doğaya Kanat Açan: Fotoğraf ve Heykel sergisi ile sanatseverlerle buluştunuz. Güzel bir amaçla yola çıkan bir sergi idi. Burada yer alan eserler başka yerde sergilenecek mi?

Rami Kütüphanesinde açtığımız “Doğaya Kanat Açtık: Fotoğraf ve Heykel” sergimizin benim için yeri farklı. Çünkü hem fotoğraf sanatı hem de heykel sanatının bir arada olduğu anlamlı ve farkındalığı yüksek bir proje oldu. Bu sergi kapsamında Anadolu’da nesli tehlike altındaki kuşların heykellerini, Doğuş Otomotiv'in hurdaya ayırdığı otomobil parçalarından çalıştım. Sergi ile birlikte hem sürdürülebilirlik kavramına hem de ülkemizde yaşayan nesli tehlikede ki hayvanlara sanat yoluyla dikkat çekmek istedik. Bu proje yakın zamanda İzmir’de de sergilenecek.

Yurt dışında da kişisel bir sergi açmak istiyorum

Şu an ne üzerinde çalışıyorsunuz?

20-23 Şubat tarihleri arasında Ankara’da ArtAnkara Çağdaş Sanat Fuarında Galeri Soyut standında  yeni eserlerimle yer alacağım. Şu anda da yeni bir kinetik heykel üzerinde çalışıyorum bitirdiğimde fuarda sergilenecek.  

Yurt dışında da eserleriniz sergileniyor mu? Ya da böyle bir amaç var mı?

Daha önce yurt dışında Almanya ve Japonya’da farklı koleksiyonlara verdiğim eserler oldu. Amacım yurtdışında da bir kişisel sergi açmak. 

Yorum Yaz