Merakın sınırında

Güncel KÜLTÜR SANAT

 

Her şey bir merakla başlıyor. Bir oyun sahnesi, bir kitap sayfası, bir tablonun rengi ya da bir sokağın kokusu… Belki de hayat, merakın izini sürdükçe anlam kazanıyor.

Son zamanlarda kendimi merakın izini sürerken buluyorum. Hayatın hızına kapıldığımız günlerde, durup “Acaba bu ne?” diye sormanın kıymetini yeniden hatırladım. Merak, bazen bir cümlede, bazen bir fotoğrafta, bazen de hiç bilmediğim bir mekânda beni buluyor. Bir şehrin ara sokağında karşıma çıkan bir tiyatro afişi, sahne ışıklarının ardında yeni bir hikâyeye davet ediyor. Raflarda gördüğüm bir kitap kapağı, elimde tutmadan edemediğim bir yolculuğun habercisi oluyor. Bu yüzden bu kez, merak ettiğim şeylerin peşine düşmeye karar verdim.

Kültürle, sanatla, kelimelerle ve insan hikayeleriyle dolu bir dünyanın kapısında duruyorum. Haydi gelin o dünyanın kapısından birlikte geçelim.

Merak ettiğim oyunlar

Çağının tanığı olarak beraber aynı zamanda yaşadığın sanatçıların oyunlarını izlemeli insan. O anı o zamanda paylaşmalı. Usta oyuncu Haluk Bilginer’in “Kral Lear”ını izleyememek halen içimde bir acıdır. Ondan ötürü Zuhal Ocay’la yıllar sonra bir araya geldiği oyun olan “Kel Diva”yı hemen izlemiştim. Şimdilerde yeni oyunu “Baba” ile sahnede Haluk Bilginer. Fransız yazar Florian Zeller’in “Baba”, “Anne” ve “Evlat” metinleri ülkemizde farklı uyarlamalarla tiyatro sahnesinde yer buldu. En son olarak da Haluk Bilginer, baba olarak karşımıza çıkıyor. Baba unutmanın eşiğindedir, kızı da yanı başındadır. Bir yüzleşmedir aynı zamanda. “Baba” oyunu merak ettiklerimin başında yer alıyor. 

Kültür sanat sezonunun yenilerinden yazar Édouard Louis'in annesinin hikayesini anlattığıBir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri” Moda Sahnesi'nde Onur Ünsal’ın tek kişilik performansıyla İstanbul Tiyatro Festivali’nde ilk sahne buldu. Kitabı okuduğumda çok etkilenmiştim bakalım oyunu nasıl bir etki bırakacak?

Birisi benden bir tiyatro oyununa dair bir öneri istediğinde söylediğim ilk oyun “Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit” oluyor. Üç kez izlemiş olmamın etkisi sanırım. Nezaket Erden’in tek kişilk performansıyla devleştiği oyun kaçırmamalı diyebilirim. Erden’in Hakan Emre Ünal ile kurduğu Tiyatro Hemhâl’in yeni oyunu “En Sevdiğinden Başla”da sezonun yenilerinden. Bakalım bu ikili nasıl bir oyun çıkarmış.

 Baba - Oyun Atölyesi - 10.11.2025 - 20.30

En Sevdiğinden Başla - Kadıköy Boa Sahne - 18.11.2025 - 20.30

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri -  Moda Sahnesi - 26.11.2025 - 20.30

Merak ettiğim kitaplar

Kütüphanemde okunmuş kitapların yanında okunmayı bekleyen kitaplar yer alıyor. Her geçen gün sayıları da artıyor. Romanlar, söyleşi kitapları, hikaye kitapları hepsi birbirine karışıyor. Ama onun yanında merakımı cezbeden kitapların sayısı da artıyor. Dünya Ağrısı, Osman, Kapak Kızı kitapları başta olmak üzere her kitabıyla beni bir yerden yakalayan Ayfer Tunç’un yeni kitabı Annemin Uyurgezer Geceleri’de beni cezbeden kitaplardan sadece biri. Dizisiyle bugün adından tekrardan söz ettiren Kıskanmak kitabı da listemde yer alıyor. Zeki Demirkubuz’un film uyarlamasını izlediğimde eserden haberdar olmuştum. Sonrasında okumuştum da şimdi dizi vesilesiyle okuma listeme yeniden girdi. Yeni kitapların yanı sıra bir de okunan kitapların yeniden listeye girmesi gibi bu tip durumlarda bir gerçek. Kronik Kitap söyleşi kitaplarında kendine has bir çizgi oluşturdu. Yayınlarına da her ay bu minvalde merak uyandıran kitaplar ekliyor. Onlardan biri Yeşilçam’ın unutulmaz jönlerinden İzzet Günay ile gerçekleştirilen Delikanlı söyleşi kitabı. Bakalım Günay bizlerle hangi sırlarını paylaşıyor. Heyecanlıyım.

Merak ettiğim sergiler

Ne kadar çok şeyi merak ettiğimi yazdıkça yeniden fark ediyorum. Ama merak biz kültür sanat gazetecileri için olmazsa olmaz bir şey. Ekmek, su gibi desem abartmış mı olurum? Olmam herhalde. Malzememiz meraktan çıkıyor sonuçta. İstanbul Bienali’ni halen tam manasıyla gezememiş olmak içimde bir yaradır. Hafta sonu denedim olmadı. Mesai saatlerinde haber müdürüm Emre’yi ikna ederek, o şekilde Bienal’i gezmeye gitmem gerekiyor. Kaçırmamak lazım. İstanbul Sinema Müzesi ünlü yönetmen James Cameron’u ağırlıyor. “James Cameron’ın Sanatı” başlıklı sergi, yönetmenin kişisel arşivinden 300’ün üzerinde orijinal eseri ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Çocukluk yıllarındaki çizimlerinden Terminator, Aliens, Titanic ve Avatar için hazırladığı eskizlere uzanan koleksiyon; çizimler, kostümler, film objeleri, fotoğraflar ve 3D teknolojilerle Cameron’ın yaratıcı yolculuğunu gözler önüne seriyor. Atlas Sineması’na illaki yolumuz düşüyor ama müzeyi biraz ihmal ediyoruz. Bu sergiyle o ihmale son vermek lazım.

Merak ettiğim mekanlar

İstanbul’da yaşarken merak ettiğim mekanların sonu gelir mi? Gelmez. Bir rota oluşturursun o rotayı gezerken başka rotalar keşfedersin. Sürprizlidir İstanbul. Bu sürprizler bazen mutlu eder bazen şaşırtır. Her şeye hazırlıklı olmak lazım. Feriköy Antika Pazarı’nı bir pazarımı ayırarak, geniş geniş gezmek istiyorum. Biraz kazı yapmak gibi olsun istiyorum. Güzel parçaları bulayım. Sevineyim. Taksim’e yolum düşer ama pasajlara girmem bir çekingenliğim var oralara karşı. Bu çekingenliğimi yenip pasajların içinde kaybolmayı da merak ediyorum. Güzel fotoğraflar çekmek isterim. Dolmabahçe Sarayı’nın yanında yer alan Resim Heykel Müzesi’ni de merak ediyorum. İçerisinin gezmesinin uzun bir süre aldığını söylüyorlar. Aynı zamanda bahçesinde bir çay içmenin de tadı başkaymış. Gidip göreceğiz, mecbur.





 

Rabia BULUT
Rabia BULUT

Editör ve sinema yazarı. Lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitede Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yaptı. “Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek ...

Yorum Yaz