Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Dünya edebiyatının en görkemli, en karmaşık ve üzerine en çok konuşulan metinlerinden biri hangisidir diye sorulsa, şüphesiz pek çok okurun aklına ilk olarak Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’u gelir. Goethe'nin neredeyse tüm ömrünü vakfettiği, insanın evrenle, bilgiyle, şeytanla ve kendi sınırlarıyla olan mücadelesini anlatan bu devasa tragedya, sıradan bir okuma eylemiyle kolayca aşılabilecek bir eser değildir. İçinde teoloji, felsefe, simya, mitoloji ve insan doğasının en karanlık dehlizlerini barındırır.
Peki, okur bu zorlu Faust dağını tek başına nasıl tırmanacaktır?
İşte tam bu noktada, Türk Almanistik çalışmalarının öncü isimlerinden Burhanettin Batıman’ın kaleme aldığı ve Ötüken Neşriyat tarafından eksiksiz bir şekilde okura sunulan Faust'un Tahlil ve Tefsiri, edebiyatseverler için adeta cankurtaran görevi gören bir başucu kitabı olarak karşımıza çıkıyor.
Edebiyat tarihimizde bir klasik
1909-1960 yılları arasında yaşayan, Berlin ve Kiel üniversitelerinde eğitim gördükten sonra İstanbul Üniversitesi'nde Alman Dili ve Edebiyatı kürsüsünde hocalık yapan Burhanettin Batıman, bu dev eseri Türkçeye sadece çevirmekle kalmamış, onu "anlaşılır" kılmıştır. İlk kez 1942 ve 1949 yıllarında iki cilt halinde yayımlanan bu analizler, yayınevinin titiz editörlüğü (Göktürk Ömer Çakır) ile günümüz Türkçesi ve imla standartlarına uyarlanarak, tek ciltte ve bütünleşik bir okuma deneyimiyle yeniden hayat buluyor.
Kitabı elinize aldığınızda sadece Batıman'ın derinlikli metniyle değil, aynı zamanda Dr. Burcu Alkan’ın muazzam bir çerçeve çizen "Faustyen Anlatıların İzinde" adlı makalesiyle karşılaşıyorsunuz. Alkan, mitolojide bilginin lanetinden (Prometheus) başlayıp Hristiyan teolojisine (Âdem ile Havva), oradan da Christopher Marlowe'a, Goethe'ye ve nihayet Oscar Wilde ile Gogol'e kadar uzanan Faustyen motifin evrimini muhteşem bir şekilde özetliyor. Bu giriş, okuru asıl tahlile zihnen hazırlamak için harika bir basamak oluşturuyor.
İlmek ilmek örülen bir metin analizi
Batıman'ın bu kıymetli eseri, Faust gibi muazzam bir muammayı "okudum ve bitirdim" şeklindeki o sathî idrakten, o sığ aldanıştan çekip çıkaran derunî bir mahiyete sahip. Müellif, tarihî Faust'un asıl hüviyetinden ve sihirbazlık efsanelerinin o karanlık menşeinden söze başlayarak; eserin "İthaf", "Sahnede Prolog" ve "Gökte Prolog" misillü girizgâhlarında sırrolan o derin ve sembolik manalara, oradan da "Gece", "Çalışma Odası", "Auerbach Meyhanesi", "Cadı Mutfağı" ve "Gretchen Faciası" gibi ruhu derinden sarsan sahnelerin satır aralarına kadar nüfuz ediyor; adeta kelimelerin ardındaki o saklı hikmeti gün yüzüne çıkaran muazzam ve titiz bir ruh kazısı icra ediyor.
Eserde, Faust'un göğsünde barındırdığı o meşhur "iki ruh" (ideal bilgiye ulaşma arzusu ile dünyevi zevklere olan şehvet), Aydınlanma Çağı'nın rasyonalizmi ile Romantizmin irrasyonalizmi arasındaki çatışma ekseninde felsefi olarak yorumlanıyor. Mefistofeles'in salt bir "kötülük" sembolü olmaktan ziyade, Tanrı'nın evrensel düzeninde insanın "durup uyuşmasını" engelleyen, onu sürekli faaliyete iten bir "katalizör" olduğu gerçeği, Batıman'ın satırlarında adeta bir teoloji dersine dönüşüyor.
Kimler Okumalı?
Batıman, o kıymettar "Ön Söz"ünde eserin gayesini şu veciz ifadelerle hülâsa eder: "Faust, topyekûn beşeriyetin bitmez tükenmez dramıdır... Kalbinde hakikat arayışı taşıyan her insan, bu âbidevi eseri derin derin tetkik ve temaşa ettikten sonra, kendi derunî âlemi için bir izah ve bir tefsir bulabilir." Şayet Goethe'nin bu muazzam okyanusuna yelken açmayı niyet edip de dalgaların azametinden, metnin o heybetli cesametinden çekiniyor; yahut bu sırlarla dolu sayfaları daha evvel aralamış lâkin "Acaba şair burada hangi sırrı, hangi hakikati fısıldıyor?" diyerek satır aralarının o karanlık dehlizlerinde yolunuzu kaybedip hayrete düşmüşseniz... Edebiyatın, felsefenin, dinler tarihinin ve insan ruhunu didikleyen ilimlerin o hikmetli kavşaklarında gezinmekten ruhî bir haz alıyor, Batı tefekkürünün köklerine doğru inen derunî ve sarsılmaz bir vukûfiyet arzuluyorsanız...
Faust'un Tahlil ve Tefsiri kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken bir eser. Özellikle eseri okurken (yayınevinin de tavsiye ettiği gibi Senail Özkan çevirisiyle paralel olarak) bir yandan sahneleri okuyup, diğer yandan Batıman'ın tefsirine başvurmak, size Goethe'nin dehasını tam anlamıyla hissettirecektir.
Karanlık bir çalışma odasında, aklın sınırlarına çarpıp zehir kadehine uzanan bir âlimin, şeytanla pazarlığa oturarak insanlığın en büyük tragedyasına dönüşme serüvenini anlamak için, Burhanettin Batıman'ın uzattığı bu felsefi feneri mutlaka elinize alın.
Yorum Yaz