Direniş bu kez de kadınların sesinden sahnede

KİTAPLIK

 

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği tiyatro oyunuyla, İsrail saldırılarına tanıklık eden Filistinli ve Lübnanlı kadınların sesini duyurmaya çalıştı. Beyrut’taki Le Monnot Tiyatro salonundaki etkinlikte, kadınların cesareti ve yaşadıkları tarifsiz acılara rağmen hayatta kalma mücadeleleri anlatıldı. 

Filistin’deki savaşın sanat alanına yansımaları sürüyor. Direnişin önemli sembolleri arasında kadınlar da yer alıyor. Sınır Tanımayan Doktor’lar Beyrut’ta düzenlediği tiyatro ile Filistinli kadınların sesi oldu. 

Türk dünyası çocukları masallarda birleşti 

Türk dünyası masalları, mobil uygulamayla dünya çocuklarına ulaştırılacak. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Türk dünyasına ait geleneksel masallara dijital ortamdan ulaşılmasını sağlayan “Türk Dünyası Masalları” mobil uygulamasını çocukların kullanımına sundu. Dünya genelinde 140 ülkede indirilen ve içinde 200 masal barındıran Masal Masal Türkiye uygulamasının ardından, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı bu kez Türk dünyasına ait geleneksel masalları dijital ortama taşıdı. Uygulama kapsamında ilk aşamada Azerbaycan masalları erişime açılırken, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’a ait masalların da periyodik olarak platforma eklenmesi planlanıyor. Böylece Türk dünyasının sözlü kültür mirasının, mobil erişimle hem Türkiye’de hem de farklı coğrafyalarda yaşayan çocuklara ulaştırılması hedefleniyor.  Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Doç. Dr. Zeki Eraslan, masalların ülkelerin kültürel şifrelerini barındıran metinler olduğunu söyledi. Anadolu irfanının ve Türk medeniyetinin en küçük parçalarını taşıyan bu metinlerin İslamiyet öncesi dönemden bugüne kadar bir araya getirilerek veri tabanı oluşturulduğunu aktaran Eraslan, bu veri tabanından, “Masal Masal Türkiye” ve “Türk Dünyası Masalları” cep telefonu uygulamalarını geliştirdiklerini belirtti. Masal Masal Türkiye uygulamasının ayırt edici özelliklerinden birinin, masalların yöresel ağızlarla da dinlenebilmesi olduğunu dile getiren Eraslan, uygulamaya yöresel seslendirme özelliği eklediklerini ifade etti.

Topkapı Sarayı'nın dünyaca ünlü saat koleksiyonu: Kapıları vatandaşların ziyaretine açıldı 

Özgün yapısı korunan ve modern sergileme tekniklerine göre düzenlenen müzede saat koleksiyonunun yüzde 80’i ilk kez özel bir seçki halinde ziyaret edilebilecek. Özgün yapısı korunan ve modern sergileme tekniklerine göre düzenlenen müzede saat koleksiyonunun yüzde 80’i ilk kez özel bir seçki halinde ziyaret edilebilecek. Topkapı Sarayı’nın seçkin saat koleksiyonundaki 300’ü aşkın eser, "Topkapı Sarayı’nda Zaman ve Sanat" temasıyla bir araya getirildi. Osmanlı ustalarının eserleri ile Avrupa’nın eşsiz örnekleri ilk kez kapsamlı bir seçkiyle Saat Müzesi’nde ziyaretçilere açıldı. Millî Saraylar Başkanlığı’na bağlı Topkapı Sarayı’nın dünyanın sayılı koleksiyonları arasında gösterilen saatleri, Has Ahırlar bölümünde oluşturulan Saat Müzesi’nde yeniden hayat buldu. Saray’ın 2. avlusunda yer alan Müze, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleriyle açıldı. Özgün yapısı korunan ve modern sergileme tekniklerine göre düzenlenen müzede saat koleksiyonunun yüzde 80’i ilk kez özel bir seçki halinde ziyaret edilebilecek. Saat Müzesi’nde, Osmanlı dönemi saat ustalarından Ahmed Eflaki Dede ve Süleyman Leziz’in imzasını taşıyan eserlerin yanı sıra Sultan 2. Abdülhamid’e armağan edilen Rus yapımı “grifon” figürlü masa saati, duvar saatleri, dönemin teknolojik yeniliklerini temsil eden oturtma saatler ve dünyada benzeri bulunmayan cep saatleri gibi nadide örnekler yer alıyor. Topkapı Sarayı Saat Müzesi’nde bir araya getirilen eserler, Türk Saatleri, Boy Saatleri, Duvar Saatleri, Cep Saatleri, Masa Saatleri, Oturtma Saatler, Dekoratif Formlu Saatler, Ölçüm Aletleri ile Atölye ve Tamir Aletleri gibi tematik başlıklar altında sınıflandırılıyor. Türk saatçiliğine adanmış özel bölümde Osmanlı ustalarının tüm eserleri ilk kez ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Müze, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı hariç her gün 09.00 - 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

Türk Sanatı Platformu Paris’te tanıtılıyor 

Paris Yunus Emre Türk Kültür Merkezi (YETKM), Fransa’da yaşayan ve Türk sanatlarıyla ilgilenen sanatçıları bir araya getirmek amacıyla “Türk Sanatı Platformu”nu hayata geçiriyor. 14 Kasım’da lansmanı yapılacak projenin ilk seminer programı, Prof. Dr. Leyla Alpagut tarafından “Füreya: Paris’te Türk Seramiğinin Yankısı” başlığıyla gerçekleştirilecek. Platformun Fransa’ya yönelik internet sitesi plateformedartturc.com üzerinden sanatçılar açık çağrılara başvuru yapabilecekleri gibi Fransa’da gerçekleştirmeyi planladıkları projelerle de başvuruda bulunabilecekler. İlk etapta iki ana proje için çağrıya çıkılacağını duyuran Paris YEE, bunlardan birinin “Galeri Projesi”, diğerininse söyleşi ve seminer projesi olduğunu belirtti. Galeri Projesi’yle platforma başvuran sanatçılar, kurul tarafından değerlendirildikten sonra Paris Yunus Emre Enstitüsü binasında eserlerini sergileyebilecek. Aynı şekilde söyleşi ve seminer için başvuran projelerin değerlendirileceği gibi, imza günleri ve sanatçı buluşmaları için de başvuru yapılabilecek. Platform, Türk sanatının Fransa’da ve uluslararası ölçekte görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Kültürel diplomasiye katkı sağlayacak, sanat aracılığıyla toplumlar arası etkileşimi güçlendirecek ve Paris gibi bir sanat başkentinde Türk kültür ve sanatının daha geniş kitlelere ulaşmasını mümkün kılacak. Girişim yalnızca Fransa’daki Türk sanatçılara değil, Türk sanatına ilgi duyan ve Türk sanatı üzerine çalışan sanatçı ve akademisyenlere ve diğer Türk devletlerinden başvuru yapmak isteyen isimlere de açık olacak. Bu kapsamda kültürlerarası diyalog teşvik edilerek, ortak sanatsal üretimler desteklenecek ve yeni iş birlikleri kurulacak.

Öykünün en iyileri belli oldu 

Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin, 21-23 Kasım tarihlerinde 10’uncusunu düzenleyeceği 10. Antalya Edebiyat Günleri kapsamında, Türk edebiyatının en canlı alanlarından biri olan öykü dalında verilen ödüllerin bu yılki sahipleri açıklandı. Bu yılki ödülleri belirleyen Seçici Kurul da Ayşen Işık, Gülay Kaplan, İbrahim Karaoğlu, Özcan Karabulut ve Şenay Eroğlu Aksoy yer aldı. Kurul, ‘En İyi Öykü Kitabı’ ödülünü bu yıl iki isme paylaştırdı. Cabir Özyıldız, Dünyanın Bütün Karıncaları isimli kitabıyla Özlem Dikeçligil ise Karanlığın İcadı’yla Antalya Edebiyat Günleri’nin 10’uncu yılında ödülün sahibi oldu. Özyıldız, kitabında ülke coğrafyasından Ortadoğu’ya uzanan geniş bir hattı ele alırken şiddet, yoksulluk ve gelenek baskısı altında ezilen insanların trajedisini kendine özgü, güçlü bir anlatım diliyle işlediği ve okuru bu deneyimin etkin bir öznesi haline getirdiği için ödüle değer görüldü. Dikeçligil ise özgün bakış açısı ve ayrıntılardan ördüğü çarpıcı atmosferle okuru içine çeken etkisi uzun süre hissedilen sarsıcı bir öykü dünyası kurmayı başardığı için aynı ödülün sahibi oldu. En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü ise Kağıttan Kaplan ile Ceyhan Usanmaz’a verildi. Seçici Kurul, yazma-yazamama meselesini merkezine alarak okuru kurmacanın sınır tanımaz alanına davet eden, edebiyatın içsel evrenine taze ve cesur bir bakış sunmayı başardığı için ödüle layık buldu. 

 Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2026 başvuruları başladı

Yarışmaya son başvuru tarihi 6 Mayıs 2026. 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin her yıl yoğun ilgi gösterdiği Zeynep Cemali Öykü Yarışması‘nın 2026 yılı başvuruları başladı! Edebiyatımıza yeni öykücüler kazandırmayı amaçlayan ve gençleri edebiyata yakınlaştıran yarışmanın bu yılki teması: Mutluluk. Günışığı Kitaplığı yayıncılıktaki 30. yaşını kutladığı 2026’da gençleri “mutluluk” öyküleri yazmaya davet ediyor. Edebiyatın iyileştirici, yenileyici, sarmalayan etkisiyle gençlerin zihninden ve kaleminden “mutluluk” öyküleri birikecek. 16 yıldır ülkenin dört bir yanından 6, 7, 8. sınıf öğrencilerinin katıldığı yarışmada bu yıl öykülere yeni sorular eşlik edecek: Mutluluk nerede, nelerde saklı? Gelip geçici mi, hep içimizde yaşayan mı? Mutluluğun öyküsü nasıl yazılır, nasıl anlatılır? Yarışmaya son başvuru tarihi 6 Mayıs 2026. Edebiyatımızın tanınmış isimlerinden oluşan seçici kurulda bu yıl Figen Şakacı, Füsun Çetinel, Lal Laleş, Suat Duman ve Dr. Müren Beykan yer alıyor. Bugüne dek 7000’e yakın öğrencinin katıldığı yarışma, usta öykücü Zeynep Cemali’nin anısını yaşatmak amacıyla her yıl kitaplarından seçilen bir cümlenin kılavuzluk ettiği farklı bir temayı işliyor. 2026 öykülerinin kılavuz cümlesi, Zeynep Cemali’nin Öykü Öykü Gezen Kedi kitabından: “Parmaklarının ucunda yükselerek zile uzandı.” Yarışmanın ödül töreni 2026 sonbaharında düzenlenecek, öyküsü ödüle değer görülen gençler edebiyatımızın ustalarıyla tanışacak. Ödüllendirilen ve dikkati çeken öyküler, Zeynep Cemali Öykü Yarışması Ödüllü Öyküler Kitapçığı 2026’da yayımlanacak.

Filistinli ve Lübnanlı kadınların direnişi sahneye taşındı 

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği tiyatro oyunuyla, İsrail saldırılarına tanıklık eden Filistinli ve Lübnanlı kadınların sesini duyurmaya çalıştı. Beyrut’taki Le Monnot Tiyatro salonundaki etkinlikte, kadınların cesareti ve yaşadıkları tarifsiz acılara rağmen hayatta kalma mücadeleleri anlatıldı. “Gazze-Ayta eş-Şaab-Gazze” adlı oyun, salonu dolduran sanatseverleri duygulandırdı. MSF Lübnan Ofisi basın sorumlusu Cinan Saad, İsrail saldırılarının mağduru kadınların hikâyelerini anlatmak için bu oyunu organize ettiklerini söyledi. Oyunun yönetmeni Lina Abyad, Lübnan ve Gazze’den tanıştıkları kadınların hikayelerini sahneye taşıdıklarını belirterek, “Oyunda savaş mağduru kadınların cesaretini ve hayatta kalma iradelerini seyircilere aktarmaya çalıştık. Kadınların mücadelesi silahla değil, günlük hayatlarıyla sürüyor. Bu da aslında bir direniş biçimi” ifadesini kullandı. Oyunda Gazzeli bir kadını canlandıran Mira Saydavi, “Bu oyun, iki kalbin tek nefesi gibiydi, mazlumiyet de direniş de birdi, çünkü işgalci birdir” dedi. Lübnan’ın güneyindeki Ayta eş-Şaab’dan bir kadını canlandıran Derin Şemseddin de “Sadece kendi acımı değil, halkımın yaşadığı acıyı da sahneye taşıdım. Birçok insan, İsrail saldırılarından korkarak valizlerini hazırlayıp daha güvenli yerlere gitmeye çalıştı; savaş uçaklarının sesi bile onları tedirgin ediyordu” diye konuştu.

Yorum Yaz