Yazar adayları için: “Cevaplanmamış soru bırakmamak!”

KİTAPLIK

Yazın dünyasında yazar adaylarına rehberlik etmek amacıyla kaleme alınan kitapların sayısı azımsanmayacak seviyededir. Bunun son dönemdeki örneklerinden biri de Abdullah Harmancı ve Fatma Zehra Aydemir tarafından yaratıcı yazarlık konusunda, özellikle de çocuk edebiyatı alanında “cevaplanmamış soru bırakmamak” iddiasıyla yazılan Çocuklar İçin Nasıl Yazmalı? kitabıdır. 

Kitap, kısa bir ön sözün ardından okuru soru-cevap bölümüyle baş başa bırakıyor. Bu tarz kitaplarda sıkça rastlanan; cevapların gereğinden fazla uzun tutulması ile bir süre sonra benzer noktaların tekrar edilerek her cevabın aynı kapıya çıkması durumu, burada görülmüyor. Aksine, her soruda konunun can alıcı noktaları özlü bir şekilde açıklanarak okurun ilgisi canlı tutuluyor. Kitabın kısa sürede okunabilecek bu pratik yapısı, okuyucuyu yazarlık yolculuğunun gerçekleriyle hızlıca buluşturuyor.

Eser, daha ilk soruda gerçek anlamda yazmanın; bir sağaltım, bir hobi ya da iyi gelen bir fiil olarak görülmemesi gerektiği uyarısıyla başlıyor. Çünkü Harmancı’ya göre yazarlık, her şeyden önce bir adanmışlık olarak tanımlanıyor. Eğer bu yola çıkılıyorsa, “Ben bugüne kadar ismini edebiyat tarihine yazdırmış kalemlerin yanına adımı yazdırmalıyım.” demek gerekiyor. Bu yüksek iddiayı taşımayan, bu adanmışlığı göze alamayan bir kalemin çocuk edebiyatında sonuç alması da mümkün görülmüyor.

Harmancı ve Aydemir, bu adanmışlığı sadece masa başı bir yalıtılmışlıkla da sınırlamıyor; yazarın edebiyat dünyasının içinde fiziken de bulunması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü edebiyat, tek başına üretilen bir metinden fazlasıdır; o, kendi sosyolojisi, dostlukları ve tartışmaları olan kültürel bir habitattır. Bu habitatın kapısı ise dergilerdir. 

Kitapta, geçmişten günümüze yazar biyografilerine bakıldığında, yazarların edebiyat kafilesine dergiler aracılığıyla katıldığı, “kanon” denilen yapının tam da bu dergilerde inşa edildiği gerçeğine dikkat çekiliyor. Harmancı ve Aydemir, bu sürecin merkezinde dergilerin yer aldığını vurguluyor. Bu nedenle de kanona dahil olmak, edebiyat dergilerinde yazmakla mümkün oluyor. Çocuk edebiyatı dergileri, bir yazar adayını sağlıklı bir şekilde yayınevlerine taşıyacak ve çocuk edebiyatı ağına dâhil edecek en kestirme ve sağlam yol işlevi görüyor. Çünkü dergilerin inşa ettiği bu kanonik hafıza, yazar adayını sadece sektörel bir ağa dâhil etmekle kalmıyor; onu estetik bir dile de hazırlıyor. 

Kitabın merkezinde yer alan önemli yaklaşımlardan biri, sanatın diline ilişkin yapılan şu değerlendirmedir: “Sanatın dili dolayımlıdır. Sanat eseri bize doğrudan bir şey söylemeyi amaçlamaz. Herkes başka anlamlar yükleyebilir sanat eserine. Sanat eseri tebliğ etmez, telkin eder.” Doğrudan ideoloji pompalamayan, herkesin başka anlamlar yükleyebileceği o estetik “dolaylama diline” ulaşmak da her yazar adayının en büyük sınavıdır.

Eserde, sanatın dolaylama dilinin kurulabilmesinde felsefe ve oyundan destek alınabileceğini öğreniyoruz. Felsefe okumayan bir yazarın dünya ve sanat bakışının daima güdük kalacağını belirten yazarlar, diğer taraftan en ciddi konuyu yazarken bile metne “oyun” kavramının dahil edilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü oyunlar; didaktik üslupla parmak sallamalardan uzak durarak çocuğun dünyasına yeni buluşlarla, estetik pencereler açarak sızabilmenin yollarını bulma alanlarıdır. Bilindiği gibi postmodern edebiyat da anlatıyı bir oyun gibi sunma amacına dayanmaktadır.

Çocuklar İçin Nasıl Yazmalı? kitabı, çocuk edebiyatının yetişkinin kendi çocukluğuna duyduğu özlemin bir tatmin sahası olmadığını; nostalji tuzağına düşmeden, doğrudan “çocukça” bir bakış açısı geliştirebilmenin hayatiyetini vurgular. “Çocuk şiiri nasıl yazılır?” sorusunda karşımıza çıkan “buluşçu estetik” kavramıyla da bu bakışın edebî formülünü verir.

Peki, bugünün popüler kültür kuşatmasındaki çocuklarımız büyüdüğünde okuma tercihleri ebeveyn kontrolünden çıktığında ne yapacağız? Çocukları bu estetik dile nasıl çekeceğiz? Kitabın bu konudaki iyimser ve gerçekçi yaklaşımı umut vericidir. Zehra Aydemir: “Okuma zevki oluşmuş bir çocuk, ‘haz odaklı ergen kitaplarından’ hevesini aldıktan sonra, er ya da geç gerçek edebiyatın o nitelikli, estetik diline geri dönecektir.” der. Önemli olan bugünün çocuğuna “çocukça” bir yetkinlikle yaklaşabilmektir. Bu noktada Harmancı, mihver sorusuyla zihinleri uyarır: “Bilgisayar oyunlarının, dijital dünyaların içinde yaşayan bir çocuğun zihnine, tüm bunlardan habersiz bir yetişkinin girmesi nasıl mümkün olabilir?..”

Kitabın en güçlü taraflarından biri de çağın ruhunu, günümüz dünyasının hızını ve gerçeklerini ıskalamıyor oluşudur. Çocuk edebiyatının nispeten daha dinamik yapısı da göz önünde bulundurulduğunda, bu alandaki rehber kitapların güncelliğinin önemi daha net anlaşılır. Çocuk edebiyatında STEM vb. yeni eğitim metotları, siber dünya ve yapay zekâ destekleri gibi konuların ele alınması, eserin zamanı yakaladığını gösteren nişanelerdir. 

Çocuklar İçin Nasıl Yazmalı? kitabında, izlenen yöntemlerden birisi de ilgili referansların metinde uzun listelerle değil de nokta atışla paylaşılmış olmasıdır. Şöyle ki:

Çocuklar için denemeler yazmak isteyenlere tek öneri olarak Gökhan Özcan’ın Kim Duma Dum Kime kitabı sunulurken; çocuk şiiri için Vural Kaya’nın Bir Şiir Sana Bir Şiir Bana eseri mutlaka okunması gerekenler arasında sayılıyor. Ufuk açıcı bir okuma için Roald Dahl’ın Küçük Adam Büyürken kitabı işaret edilirken, çocuk edebiyatı teorisi dendiğinde “Üzerinde Mustafa Ruhi Şirin yazan her kitap” rehber olarak tavsiye ediliyor. Fatih Erdoğan’ın Çocuklar İçin Yazmak kitabı ise bir başyapıt olarak zikrediliyor. Bunlar “tek bir önerim olabilir, mutlaka okumalısın, başyapıt” şeklindeki iddialı ifadelerle öneriliyor. Türünü ve izleğini en güçlü şekilde temsil eden bu eserler de yazar adaylarına zaman kazandırarak onların işlerini oldukça kolaylaştırıyor.

Çocuk kitaplarında kelime seçimi konusunda, çocuk okuyucuların bilmediği kelimeleri de kitaplarda kullanmak gerektiği tavsiye ediliyor. Bunun çocukları da yetişkinleri de geliştiren bir uygulama olduğu anlatılıyor. Ayrıca yazar adaylarının yazım kuralları esnekliği de tartışmaya açılıyor. Her ne kadar Türk Dil Kurumu kılavuzu esas görülse de kurumun kendi içindeki dönemsel değişiklikler olabiliyor. Bu durum göz önünde bulundurularak, bir yazarın kendi karakterine ve metninin ruhuna uygun, kendine özgü bir yazım kuralı/tercihi geliştirmesinin faydalı olacağı temellendiriliyor.

Yol gösterici 99 soru-cevap ile etkinliklerden oluşan eser, her türde ve her yaş grubu için yazacak olan adayların tamamına seslenebilen bir kapsayıcılığa da sahip. Elinize kalemi alıp ilham beklediğiniz andan yayın sözleşmelerinin detaylarına; yazarlık atölyelerine yaklaşımdan eleştiri kurumuna, fuar atmosferinin yazarın ilkelerini sarsabilecek tehlikelerinden imza gününde masada nasıl durup kitabı nasıl imzalayacağınıza kadar uzanan muazzam bir konu yelpazesi var. 

Çocuklar İçin Nasıl Yazmalı? kitabında, bir sohbet havası ile bilgi verme ciddiyeti arasındaki denge çok güzel kurulmuş ve korunmuş. Bununla birlikte eksikliği hissedilen iki noktayı belirtmek gerekirse:

İlki, kitabın sonuna eklenen etkinlikler. Hikâye dönüştürmekten küçürek öykü yazımına, denemeyi denemekten Dino Buzzati’ye samimi bir mektup kaleme almaya, mizahi sözlük yazımından, farklı bir dil oluşturmaya kadar uzanan çeşitli etkinlik örnekleri biraz daha detaylandırılabilir, uygulamaya dair izahları bir parça daha uzun tutulabilirdi. 

İkincisi ise metnin içinde yeri geldikçe adı geçen örnek kitap ve yazar isimlerinin kitabın sonunda küçük bir dizinle taçlandırılmamış olması. Öyle önemli referans kitap ve yazar isimleri geçiyor ki insan bu isimleri topluca görmeyi, sonrasında kolayca bulabilmeyi de istiyor.

Yazarlar, kitabın söyleşi havasına akademik bir gölge düşürmemek adına böyle bir eklentiyi tercih etmemiş olmalılar; bu da anlaşılabilir bir tercih olarak değerlendirilebilir.

Edebiyat, kendi havzasında özgürce aktığı zaman değer üretir, nitelik kazanır ve insani derinliğe ulaşır; çocuklara veya yetişkinlere onların hayatlarını uzun vadede değiştiren incelikler hediye eder. O havzaya adanmış adımlarla yürümek isteyen yazar adaylarının bu kitaba kütüphanesinde yer açması gerekir. 

Abdullah Harmancı ve Fatma Zehra Aydemir’in hazırladığı Çocuklar İçin Nasıl Yazmalı? kitabı, hem bugünün dünyasına uzanan güncelliği hem de edebiyatın değişmez estetik kurallarına bağlılığı ile yazar adaylarına yazarlık yolculuğu için yetkin bir yol arkadaşı. 

 

Yorum Yaz