Aile kurumu sanatın neresinde?

Köşe Yazıları Güncel

Aile yılında aile-sanat ilişkisini ihtiva eden bir yazı kaleme alalım desek çok zorlamış mı oluruz? Bir açıdan böyle düşünebilir, ilerleyelim bakalım nasıl olacak? Kurum olarak ailenin sanatla nasıl bir ilgisi olabilir sorusuyla yol alsak. İlk bakışta doğru bir korelasyon gibi görünmüyor ama biraz derinlemesine bakalım, detaya inelim. Bilindiği üzere sanatçının yetişmesi için kabiliyetin ardından en değerli husus muhit dediğimiz ortamdır, bunun da merkezi varsa ailenin kendisi ardından diğerleridir. Tabii ki her aile böyle değildir hatta çoğu bunun dışındadır. İdeal kurgu şudur; aile büyüğü sanatçı ise çocuklardan biri buna yönelir ve ailedeki ortam onu yetiştirir. 

Önce aile ve sanat arasında çok yönlü bir korelasyonun varlığı ile ilgili birkaç cümle kuralım. Bu ilişki hem bireysel hem de toplumsal bağlamda değerlendirilebilir. Aile, bireyin ilk duygusal ve estetik deneyimlerini yaşadığı yerdir. Sanat ise duygularla beslenen bir üretim alanıdır. Sanatçılar ailede yaşadıklarından ilham alırlar. Aile, bireyin kimliğini şekillendirmede etkin rol oynar bu da doğal olarak sanat eserlerine yansır. Sanatçı potansiyeli olan çocuklar ailede sanatla iç içe büyüdükleri için empati, hayal gücü ve estetik bakış açısı diğerlerine nazaran hızlı gelişir. Herhangi bir sanat türünün miras olarak aktarıldığı ailelerde bu potansiyel kuşaktan kuşağa geçebilir. 

Neticede aile-sanat ilişkisi önemli bir etkileşimdir ve bu türden bir ortamda yetişen potansiyeli olan çocuk diğerlerinden bir adım önde başlar. Bu durumda aile sanatı besler; sanat da aileyi anlamlandırma, yapılandırma ve dönüştürme gücüne sahiptir.

Bunu derinleştirmek için sanatçılığın kültürel genetik boyutuna bakalım. Genetik kültür kavramını daha çok birey-aile-toplum ekseninde ele alıyoruz. Bunun toplumsal örnekleri çok fakat biz konumumuz itibariyle aile-birey bağlamından çıkmamaya çalışalım. 

Sanatçı babanın çocukları illa sanatçı olacak diye bir şey yok elbette ama ilerleyen dönemde ailede bu kültürel damar bir şekilde tezahür eder. Bunun birçok örneğini biliriz. Ailede müthiş de bir devamlılık ortaya çıkıyor. Bunları örneklendirecek olursak; Muharrem Ertaş olmasaydı Neşet Ertaş bu demde olur muydu diye sormak gerekir. Veya Neşet Ertaş bu türden bir aile ortamında büyümeseydi ne olurdu bilemiyoruz.

Johann Sebastian Bach, müzik tarihinin en büyük isimlerinden biridir ve Bach ailesi yaklaşık 200 yıl boyunca Almanya'da onlarca müzisyen ve besteci yetiştirmiştir.

Pablo Picasso'nun oğlu Paulo Picasso, babasının aksine sanatla doğrudan bir üretim içinde yer almamış ancak Paulo’nun oğlu Claude Picasso iyi bir küratör ve sanat yöneticisi olarak ortaya çıkmıştır.

Fazıl Say’ın çizgi üstü bir sanatçı olmasında babası ve annesinin sanata duyarlı kişiler olması, evde piyano ve edebiyatla iç içe büyümesi yeteneğini geliştirmesinde elbette önemli rol oynamıştır.

Barış Manço’nun çocukları Doğukan ve Batıkan da buna dahildir.

Bu örnekleri artırmak ve sanat dallarını çeşitlendirmek mümkün. Sanatçı bir aile büyüğü, çocuğa sadece kültürel genetik bir miras bırakmaz; aynı zamanda gündelik hayatında sanatla kurduğu ilişkiyle güçlü bir örneklik oluşturur. Sanatla iç içe olma hali bir anlamda erken maruz kalma ve alan açmadır. Ailedeki bu eğilim, kuşaklar boyunca değişik biçimlerde tezahür eder. Neticede sanatçılık hem doğuştan getirilen hem de zamanla inşa edilen bir kimliktir. Elbette sanatçı bir babanın çocuğu sanatçı olmak zorunda değildir, ancak genetik yatkınlık ve çevre de önem taşır.

Evde kitapların, müzik aletlerinin, boyaların, sanat eserlerinin varlığı çocuk açısından sanatı gündelik hayatın parçası haline getirir. Sanatsal araçlara erişim sağlıyor olmak evin ve ailenin ilham verici, besleyici rolünü artırır. Bütün bunlar sürece değer veren bir ev ortamında mümkün olur. Sanatçılığın devamı için bir tür kültürel genetik ortamı gerekir. Netice olarak sanat daha çok eğitimle değil iklimle gelişir. Sanatçı evde var olan gündelik atmosferde büyür. Eğitim ve iklim bir araya geldiğinde ise sanatçının gelişmesi için en güçlü zemini oluşturur. Bu sebeple ailenin oluşturduğu zemin önemlidir, belirleyicidir.

Yorum Yaz