Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
20. yüzyılda birçok sufi ve mistik, kendi yöntem ve deneyimleriyle sufiliği ve öğretilerini Batılılara aktararak onların ruhani yolculuğa çıkmalarına ve kendilerini aramaya sevk etmişlerdir. En tanınmışlarından birisi olarak da 1910’da Batı’ya giden Sufi İnayat Han’ı görürüz. Tabii, çok sayıda takipçileri olan Ömer Şahı (daha sonra oğlu İdris Şah), Gürciyev’i ve Şeyh Ahmed El Alavi’yi gibi isimleri de sayabiliriz. Saydığım bu isimler Batı’da çok tanınmalarına rağmen Doğu’da çok az tanınan isimler olmuşlardır. Şeyh Ahmed El Alavi dışındaki isimler tarikat değil de bir tür cemiyet ve kuruluşlar etrafında toplanmıştır.
Guénoncular ve Ian Dallas’ın dışında ilk dönem Avrupa sufiliğinde önemli bir figür olarak karşımıza çıkan Sufi İnayat Han, (ö.1927) 1900’lerin başlarında Batı’da yaşayan birkaç Doğulu sûfî şeyhinden birisiydi. Mensup olduğu Çiştiyye tarikatı, tıpkı mevleviler gibi müziğe çok önem veren bir tarikattı. İnayat Han, Hint Çiştiyye tarikatında öğrendiklerinin yanı sıra kendi öğretisini geliştirdiği bağımsız bir cemiyet kurmuştur. Talebelerine Müslüman olma şartı getirmemekle birlikte, kadına tarikat içinde önemli mevkiler vermiştir. Sufiliği insanları dini sınıflarına göre ayırt etmeden modern anlamda herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmaya çalışmıştır.
İnayet Han’ın Amerika’ya ilk gidişi bir sûfî olarak değil de bir müzisyen olaraktı. 1910 Senesinde kardeşleriyle birlikte Batı’ya giden İnayat Han ilk senelerinde ustası olduğu Klasik Hint Müziği’ni Avrupa, Rusya ve Amerika’da tanıtır. İlk amacı da budur zaten. Bu amacında istediğini tam olarak elde edemez İnayat Han. Maalesef Batılıların kulakları doğu müziğine alışık olmadığından ötürü Hint müziği ilgi görmez. Bu sebeple bir süre sonra hayatında en sevdiği Hint müziğini bırakmak zorunda kalmıştır. Çünkü Batılı talebeleri Hint müziğini ve değerini anlayamamışlardır. Şöyle bir anısı vardır. Moskova’da konser verirken İnayat Han’ın gitarının akordu bozulur. Sitar sazında çok fazla ahenk teli olduğu için ve saz hava değişiminden etkilendiği için sahnede on beş dakika akort yapar. Akort yapma işini bitirince dinleyicilere bakan İnayat Han, kimsenin kalmadığını görür. Meğersem dinleyiciler İnayet Han’ın akort yapmasını Hint müziği dinletisi zannedip “Böyle saçma müzik mi olur?’’ diye salonu terk etmişler. Bir süre sonra İnayet Han konserleri sırasında eser aralarında konuşmalar yapar. Onun müziğini dinlemek için gelen insanlar onun kişiliğinden ve dünya görüşünden, fikirlerinden çok etkilenirler. Daha çok konuşmasını isterler. Tasavvuf geleneği içinden geldiği için İnayet Han çevresinin arzusuyla sufizmi çeşitli konferanslarla anlatmaya başlar. İlgilenen insanların çoğu genellikle Batılı elit gruplardır. Bu gruptaki insanlar, Hristiyanlıktan tatmin olamayıp çeşitli teosofik arayışlar içinde olan çağın modern kişileridir. İnayet Han hem geleneksel hem de modern bir eğitim aldığından ötürü Batı’ya gelmeden modern dünyanın olumlu ve olumsuz yönlerini çok iyi bilmekteydi. Materyalist dünyanın 20. yüzyılın başlarında Hindistan’daki cazibesini görür ve gelecekte hâkim olacağını sezer. Modern dünyayı reddetmeden, onun eksiğini tamamlayan bir alternatif sunmak ister. Bu modern insanın yaşadığı dünyayı reddetmeden anlayabileceği bir sufi yoludur. Bu öğretisi çevresinde yol alır.
Yaşadığı ve öğretisini tanıttığı yer konumuyla (Batı dünyası) sufiliğin klasik Müslümanlıkla özdeşmiş yolunu öğretemez. Böyle bir çabasının olup olmadığını da bilmiyoruz. Talebeleri Müslüman bir eğitimden geçmemiştir. İslami örf ve adetleri tanımamakta ve anlatıldığında da hemen hissedememektedirler. Yani Çiştiyye tarikatına mensup ve mürşitlik yapabilecek statüde olsa bile Müslümanlığa karşı hem açık hem de bilinçaltıdan farkına varmadan da düşmanlık besleyen bir toplumda sufi öğretisinin evrensel yönünü açığa çıkarmaya çalışmıştır. Daha önce de belirttiğim gibi talebelerinden Müslüman olmalarını talep etmez ve onlara yol gösterir, tavsiye verir ve deneyimlerini paylaşır. İnayat Han’ın vefatından sonra öğretilerini yaymaya devam eden oğlu Pir Vilayet Han, Shems Friedlander ile Konya’ya Hz Mevlana’yı ziyaret ettiğinde Cerrahi şeyhi Muzaffer Ozak ile karşılaşır. Muzaffer Ozak, Vilayat Han’a şöyle der: ‘‘Allah senden razı olsun. Sen Batı’da insanları Müslüman olmaya hazırlıyorsun. Bize de Müslüman etmek düşüyor.’’
Günümüz Amerika’sında İncil’den sonra en çok satan dinî eserin Mesnevî olduğu bilinmektedir. Amerikalılar, Mesnevi tercümelerini okumaya, tasavvufa değil, şiire olan ilgilerinden dolayı başlamışlardı. Lirik şiirler hoşlarına gidiyordu. Mevlânâ’nın Sufi olduğunu çok sonraları öğrendiler. Mesnevi’de herkes kendini buluyor: Sanatçıya da âlime de sokaktaki sıradan insana da bir şeyler söylüyor Mesnevî.
Batı’da Sufizm, hem alternatif yaşama şekli hem de alternatif terapi, tedâvi ve psikoloji olarak algılanır. Batılı sûfîler bu tür faaliyetlerini yapabilecekleri kuruluşlar/cemiyetler oluştururlar. Sufizme yönelen Batılının sufizmde aradığı şey, bir “hakikat arayışı” yanında şiir ve müzik gibi sanatlar ve alternatif terapi teknikleridir. Bunların hepsinin, modern hayatın zorlukları ile başa çıkmada kendilerine yardımcı olacağına inanmaktadırlar. Mevlevilik başta olmak üzere tarikatlardaki mûsikî, semâ ve diğer ritüellerden istifade edilerek yeni türler geliştirilmektedir. Sufi İnayat Han bu yolda en başarılı isimlerden birisidir.
İnayat Han, ömrünün son on altı yılını Batı’da geçirdi ve 1927 yılında Hindistan’da vefat etti. Müzik ve tasavvuf konusunda derin bilgilere sahip birisiydi. Anlatım dili çok sade olup, en zor tasavvuf konularını bile alışılagelmedik bir kolaylıkla şerh etti. Çeşitli din ve milliyetlerden gelen insanlar onun yorumlarını okuduklarında oldukları milliyet ve kültürel değerlerin ötesine geçtiler. İnayat Han’ın evrenselliği aslında insan ruhuna hitap etmesinden kaynaklanmaktadır. İnayet Han’ın verdiği sayısız konferans ve derslerinden bugün ciltlerce kitap yapılmıştır. İnayet Han, konferans ve derslerinde bir taraftan bu tecrübeyi talebelerine anlatırken, aynı zamanda da onların anlayacağı ve onlara uygun metotları da anlatmıştır.
Yorum Yaz