Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Pek az istisnasıyla insanlar kamp yapmayı sever. Kısa bir süre de olsa günlük rutinden, şehir hayatının hırgüründen sıyrılıp tabiatın kucağında misafir olmak hayallerimizin en müzmin süsüdür. Kamplarda gerçekleşen beklenmedik vakalar, komik gelişmeler ömür boyu anlatılır durulur. İçine gizem ve korku dozu eklenmiş kamp ateşi filmleri dünya çapında popülerdir.
1997 yılında bilim kurgu dizisi olan The Outer Limits antolojisinde The Camp adlı bir bölümü izledim. Film mahkumların zor şartlar altında yaşadıkları kampvari bir hapishanede geçiyordu. Tüm mahkumlar, kampın dışındaki dünyanın insanlar için yaşanmaz olduğuna inanmaktadır. Çünkü dünya uzaylı bir filo tarafından işgal edilmiştir. 98843 kodlu bir kadın mahkum komutan ve gardiyanların onlarca yıldır bakım görmemiş, acil onarıma ihtiyaç duyan androidler olduğunu keşfeder. İşlevini yitirmiş diğer gardiyanlardan topladığı yedek parçalarla onları onarır. Sonunda Komutanı kampta üretilen roket yakıtının artık dünyanın ötesine taşınan uzaylı filosu tarafından kullanılmadığını itiraf etmeye zorlar. Komutan ayrıca, bir asırdır Yeni Efendiler'den hiç haber almadığını ve sadece emirleri olduğu için kamp rejimini sürdürdüğünü itiraf eder. 98843 gardiyanları alt eden bir isyan başlatır ve bölüm mahkumların açık kapılardan dışarıdaki güzel manzarayı seyretmesiyle sona erer.
Stephen King 2001 yılında Rüya Avcısı adlı romanını yayımladı. Kitap filme de çekildi. Film de çok iyidir, ama okumayı sevenlere nöron hücrelerini berhava etme pahasına hikâyedeki derinliği keşfedebilmeleri için kitabı öneriyorum. Spoiler vermemek için sadece bir uzaylı geminin neden olduğu virüs salgınını kontrol altına alabilmek için kurulan bir kamptan, kamp sakinlerinin tümünün virüsün yayılmasını engellemek için öldürülmesinin planlanmasından ve baş kahramanlardan birinin buradan kaçmayı başarabilmesinden söz etmekle yetiniyorum.
Toplama kampı benzeri oluşumlar şu ana kadar çeşitli amaçlarla kullanıldı. Örneğin ABD hükümeti II. Dünya Savaşı sırasında Japon-Amerikan vatandaşlarını hayatlarını garanti altında tutmak için de olsa toplama kamplarına hapsetti. Doksanlarda kamplarda sefil ortamlarda tutulan Bosnalıları da gördük.
Federal Acil Durum Yönetim Ajansı'nın – FEMA’nın büyük bir felaket veya krizden sonra ABD’de sıkıyönetim ilan edilmesinin ardından ülke insanlarını toplama kamplarında hapsetmeyi planladığına dair bir inanç bugün bile canlıdır. Buna göre yalnızca muhalif olduğundan şüphelenilenler hapsedilecektir. Dahası, Yeni Dünya Düzeni kurulurken, çok sayıda ABD vatandaşı imha amacıyla hapsedilecektir.
Son üç çeyrek asırda ‘Uzaylılar’ geldi, geliyor, gelecek şeklinde ısıtılıp ısıtılıp medyaya sürülen haberleri düşünün. Yeni Dünya Düzeni organizatörleri uzaylıların işi bahanesiyle devasa kamplar kursa ve insanları içine kapatsa. Yapay zekâ ve deepfake yardımıyla her yer bunun kanıtlarıyla dolup taşsa geçici de olsa dünyevi batılla mücadele azim ve irademizde bir zaaf yaşanmaz mıydı?
Yorum Yaz