Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Roman, öykü, denemenin yanı sıra radyo ve sahne için tiyatro oyunları yazan Alman edebiyatının önemli ismi Siegfried Lenz’in “Suçsuzlar Çağı Suçlular Çağı” adlı oyun İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmeye devam ediyor.
Siegfried Lenz, 2.Dünya Savaşından sonra yapıtlarındaki konular nedeniyle adından sıkça söz ettiren önemli yazarlardan biridir.
Tek mekânda geçen iki perdelik oyun seyirci koltuğunda oturanlar için sinema tadında ilerliyor. Hem de her konuşan karakter kendisinin suçsuz olduğunu kanıtlarcasına.
Hukukun işlemediği ya da işlemeye zorlandığı totaliter rejimlerde suçun herkese bulaşarak anonimleşmesi üzerine metaforik bir oyunla karşı karşıyayız. 9 kişiyle parmaklılar ardında geçen ve suçlunun bulunması için farklı kimliklerin sergilediği yoğun bir çaba var. Sınırlı hareket bol konuşma. Tek bir suçlunun suçsuz insanlarla aynı hücreye kapatılması oyunun temel metaforik özelliği.
Peki ama suçlu kim?
Oyun boyunca hep birlikte sorguladığımız suçluluk ve suçsuzluk kavramları replikler arasında mı gizli? Herkes nefesini tutup oyunu dikkatlice takip ediyor.
Yazar tarafından oyunun ilk düğümü hücrenin zincirli kapısının açılıp içeri suçunu itiraf etmiş fakat ortaklarını, işbirlikçilerini söylemeyi reddetmiş fena halde işkence görmüş yarı baygın gerçek suçlunun girmesiyle atılıyor.
Peki içerdeki adamların bu işle ne gibi alakaları var? Bu soru tüm oyunun ana sorusu olarak silah patlayana kadar devam ediyor.
Yönetmen Özgür Yalım oyun, oyuncu ve seyirci arasındaki görünmez ince dengeyi başarıyla kurguluyor.
Oyunun ikinci perdesi 4 sene sonra devam ediyor. Aynı hücreye tekrar aynı adamlar (farklı kimliklerden) toplanmış ama bu sefer bir kişi eksik çünkü biri intihar etmiş. İşler iyice çetrefilleşiyor. Gerilim bitmiyor, artarak devam ediyor. Tahammülsüzlüğün ve öfkenin üstüne koyarak devam edişini en saf haliyle izliyoruz. Psikolojik çatışma, üstünlük mücadelesi, önyargılar ve tekrarlanan yakarışlarda cabası.
Herkes suça bulaşabiliyormuş.
Bu temel üstüne inşa edilen oyun, başarılı yönetmen ve oyuncu grubuyla kurguladıkları atmosferle birlikte hayat buluyor.
Seyircinin yeteneği de devreye giriyor, ortak bir hayalin içinde aksiyona odaklanarak finale gidiyoruz. Katilin kim olduğundan çok sistemin kendi içinde sürekli bir katil yaratacağını hepimiz görebiliyoruz. Yaşam kadar hatta bazen yaşamdan bile fazla gerçek ve şaşırtıcı kurmacanın içinde patlayan silah sesiyle irkiliyoruz. Katil kendini vurmuştur. Vicdanı ve onuru arasına sıkışmış insanlar sisteme birer birer kurban gitmektedirler…
Yorum Yaz