Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Muhabir: Ayşe Deniz
Bir zamanlar sadece oyunca olarak görülen egolar artık yetişkinlerin nefes alma aracı oldu. Yoğun tempo ve stresin arasında birçok yetişkin, küçük parçalarla zihinsel bir mola vermeye başladı. Parçalar birleştikçe unutulan duygular da yeniden ortaya çıkıyor. Psikolog Melis Yıldırım, “Lego, yetişkinin içindeki özgür çocuğa alan açar” derken Gazeteci Tuğba Akıncı ise “Lego sevdam oğlumla birlikte yeniden alevlendi” diyor.
Bir dönem yalnızca çocuk oyuncağı olan lego, bugün yetişkinlerin hayatında bambaşka bir anlam kazandı. Lego artık sadece bir oyun değil; nostalji, yaratıcılık ve duygusal bir kaçış alanı olarak görülüyor. Bu kaçış ile lego artık yetişkinlerin çalışma masalarında, salonlarında ve hobi raflarında yer almaya başladı. Özellikle anne babalar çocuklarıyla oyun oynarken kendi çocukluklarıyla da yeniden bağ kuruyor. Böylece lego, nesilleri bir araya getiren ortak bir deneyime dönüşüyor. Yetişkinler bir model tamamladıklarında yalnızca bir yapı inşa etmiş olmuyor; aynı zamanda içlerindeki özgür, üretken ve oyun oynamayı unutmamış çocuğu da yeniden keşfediyor. Biz de yetişkinleri yeniden oyunla buluşturan bu regülasyon sürecini; uzman psikologlara, oyun terapistine ve çocuklarıyla birlikte kendi çocukluğunu yeniden keşfeden annelere sorduk. Psikolog Melis Yıldırım, “Lego, yetişkinin içindeki özgür çocuğa alan açar. Stres ve kaygıyı azaltır, tamamlanma hissiyle özgüveni artırır ve dijital detoks için bir alternatif sunar” derken gazeteci Tuğba Akıncı ise “Gerçek hayattan kopmak istediğimde hemen yeni bir kutu lego açıyorum” diyor.
Yetişkinlerin legolara olan merakının ve yeni bir hobi haline gelişinin sağlıklı bir yönelim olduğunu dile getiren Psikolog Melis Yıldırım, modern yaşamın hızı ve dijital dünyanın getirdiği aşırı uyarılma, yetişkinleri somut, dokunsal ve yavaşlatıcı etkisinin bu tür aktivitelere ittiğini söylüyor ve ekliyor: “Lego, yetişkinler için bilinçli farkındalık pratiği işlevi görüyor. Lego yaparken odaklanılan tek şey o anki parçalar ve inşa sürecidir. Bu odaklanma hali, zihnin günlük stres faktörlerinden, kaygılardan ve sürekli tekrarlayan olumsuz düşüncelerden uzaklaşmasını sağlar. Parçaların birbirine geçme sesi, renklerin düzeni ve ortaya çıkan somut ürün, beyindeki ödül merkezini uyararak dopamin salınımını destekler. Bu da doğrudan duygusal regülasyonu kolaylaştırır ve sakinleşme sağlar. Dijital detoks için mükemmel bir alternatiftir” Ayrıca legonun psikolojik etkisinin yetişkinlerde içgörü kazanmayı kolaylaştırdığını söyleyen Yıldırım, “Lego yaparken hata yapmak çok kolaydır ve bu hataları düzeltmek de bir o kadar basittir. Yanlış takılan bir parçayı çıkarıp yeniden denersiniz ve bu süreçte kendinizi yargılamazsınız. Bu durum, günlük hayatta mükemmeliyetçilikle boğuşan yetişkinlere "hata yapmanın ve yeniden başlamanın" sorun olmadığı mesajını verir. Bu affedici yapı, kişinin kendisine karşı daha nazik ve anlayışlı olmasını, yani öz-şefkat geliştirmesini pratik etmesi için güvenli bir alan sunar. Çocuklarına yaklaşımı da bu yönde daha sabırlı ve anlayışlı olur” diyor.
İçimizdeki çocuğa alan açıyor
Lego gibi araçlarla oyun oynarken seçilen renkler, inşa edilen yapının büyüklüğü ve temasının kişinin o anki ruh halini yansıttığını da düşünen Yıldırım, aslında bu sürecin yetişkinin içindeki özgür çocuğa da alan açtığını söylüyor. Yetişkinlerin legoya ilgi duymasında çocuklukta yaşadığı deneyimlerin ne denli etkisinin olduğunu Yıldırım’a sorduğumuzda şu şekilde cevap veriyor: “Çocukluğunda Lego ile oynamış ve olumlu anılar biriktirmiş kişiler için bu ilgi, o güvenli ve mutlu günlere dönme arzusunun bir yansıması olabilir. Öte yandan, çocukluğunda bu tür oyuncaklara erişimi olmamış yetişkinler için de bu durum, "kendi içindeki çocuğu onarma" ve eksik kalan bir deneyimi tamamlama çabası olarak değerlendirilebilir. Yetişkin sorumluluklarının ağırlığından kısa bir süreliğine sıyrılıp, sadece "oynayan bir çocuk" olma hali, ciddi bir psikolojik dinlenme ve yenilenme sağlar.” Aynı zamanda Yıldırım, legonun dil, yaş veya statü bariyeri olmayan evrensel bir araç olduğunu dile getiriyor.
Modern dünyanın psikolojik ihtiyacı
Oyun terapisti Funda Durdakal Dilek ise, bu regülasyon sürecine farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Yetişkinler arasında bu kadar yaygınlaşmasının aslında modern yaşamın psikolojik bir ihtiyaçlarla bağlantılı olduğunu söyleyen Durdakal, “Lego gibi yapılandırılmış oyun araçları, çocukların söze dökmekte zorlandıkları duyguları oyun üzerinden ifade etmelerine yardımcı olan güvenli bir alan oluşturur. Özellikle travmatik deneyimler yaşayan çocuklar için konuşmak bazen çok zorlayıcı olabilir; ancak oyun sırasında çocuk kendini daha doğal ve güvende hisseder. Örneğin yıkılan yapılar, korunaklı alanlar ya da tekrar tekrar yapılan senaryolar bize çocuğun iç dünyasıyla ilgili önemli ipuçları verebilir. Bu nedenle Lego, terapi sürecinde hem ifade hem de iyileşme için güçlü bir köprü görevi görebilir. Bu durum yetişkinler içinde geçerlidir. Yetişkinlikte insanlar çoğu zaman “doğruyu yapma” ve “kontrollü olma” baskısıyla hareket ediyor. Oyun ise kişiye deneme, hayal kurma ve farklı ihtimalleri keşfetme özgürlüğü sunuyor. Bu süreçte kişi hem kendisiyle ilgili farkındalık kazanabiliyor hem de olaylara farklı açılardan bakabilmeyi deneyimleyebiliyor. Ayrıca üretmek ve farklı senaryolar oluşturmak; kişinin kimlik algısını, güçlü yönlerini ve ihtiyaçlarını daha görünür hale getirebiliyor. Bu nedenle oyun materyalleri sadece terapide rahatlatıcı değil, aynı zamanda keşif ve dönüşüm sağlayan araçlar olarak da önemli bir rol taşıyor” diyor.
Yetişkinliğin dağınıklığını topluyor
Yetişkinlerin oyun yoluyla günlük hayatta bastırdıkları duyguları doğal bir biçimde ifade edebildiklerinden bahseden oyun terapisti Durdakal, Lego gibi yaratıcı oyun araçlarının kişinin seçimleri, kurduğu yapılar ve üretim biçimi üzerinden iç dünyasını yansıtmasına alan açabildiğini söylüyor ve ekliyor. “Çünkü oyun sırasında insanlar kendilerini daha özgür ve daha az yargılanmış hissediyorlar. Aynı zamanda oyun, yetişkinlerin yalnızca konuşarak değil; deneyimleyerek, üreterek ve semboller üzerinden kendilerini ifade etmelerini sağlıyor. Bu süreçte kişi bazen farkında olmadan içsel çatışmalarını kurduğu yapılar ve oyun senaryoları üzerinden dışa vurabiliyor. Bu da kişinin hem duygularıyla temas kurmasına hem de kendini daha güvenli ve esnek şekilde ifade edebilmesine yardımcı olabiliyor. Özetlemek gerekirse Yetişkinliğin dağınıklığını topluyor diyebiliriz. Ayrıca yetişkinler için bazen yalnızca bir oyun değil, çocuklukla kurulan duygusal bir köprü haline geliyor.”
Zihnimdeki gürültü sustu
Psikolog kimliği ile tanıdığımız Melis Yıldırım aynı zamanda lego sevdalısı bir anne ve bir kızı var. Legoya olan tutkusunun üniversite yıllarında ortaya çıktığını ve çocuğu olduktan sonra yeniden hayatına girdiğini söyleyen Yıldırım, “Stresle başa çıkma yöntemleri aradığım bir döneme denk geldi. Sonrasında anne olmamla birlikte bu merak tamamen farklı bir boyuta taşındı. Başlangıçta kızımın gelişimi için alıyordum. Toplarken iyi hissettiğimi farkedince kendime yetişkin setleri almaya başladım. Zamanla bu "kendime bakım" ritüeline dönüştü. Günün sonunda her şey sustuğunda, o küçük parçaları birleştirmek zihnimdeki gürültüyü de susturuyor. Somut bir şey inşa etmek, gün içindeki o kontrol edemediğim soyut stres faktörlerine karşı bana "kontrol bende" hissi veriyor” diyor.
Annelikte sabır lego parçalarında gizli
Çocuğuyla beraber bu süreci paylaşmanın aralarındaki bağı daha da güçlü hale geldiğini dile getiren Yıldırım, öğreten anne rolünden çıkıp oynayan bir oyun arkadaşına dönüştüğünü söylüyor. Ayrıca küçük parçaların kendisine sabrı öğrettiğini dile getirerek ekliyor: “Yanlış bir parçayı taktığımda sinirlenmek yerine geri dönüp hatayı bulmayı öğreniyorum. Bu sabır, anneliğime de yansıyor. Çocuğum bir şeyleri yapamadığında veya kriz anlarında daha sakin kalıp süreci yönetebilme farkındalığım arttı. Başlarda belki günün yorgunluğundan bir kaçıştı. Ama şu an kesinlikle bilinçli bir "kendime bakım" zamanı. Tıpkı kitap okumak veya spor yapmak gibi, zihinsel sağlığımı korumak ve kendimle baş başa kalmak için ajandama bilerek eklediğim kıymetli bir randevu.”
Hem oyun hem dekor
Gazeteci Tuğba Akıncı’nın ise çocukluğunda başlayan bu lego merakı, oğluyla beraber tekrar alevlenmiş. Kafa dağıtmak için bu parçaları birleştirmeyi bir araç olarak gören Akıncı, “Annelik her anlamda zor. Oğlum 5 aylıkken kutu kutu Legolar alıp yapmaya başladım. Hem odasına dekor olsun hem de çocukluğuma olan özlemimi gidermek istedim. Aynı zamanda yaratıcılık da sağlıyor. İlk başta oğlumun yaşına göre legolar aldık. Bazen onu unutup ben kendi kendime yapıyorum. ‘Oğlum bak dondurma arabası yaptım’ diyorum. Tabi saniyeler içerisinde gelip bozuyor. Ama bence annesini onunla oyun oynarken görmek kendini iyi hissettiriyordur. Henüz 18 aylık. Biraz daha büyüyünce onunla çok daha fazla lego oynayacağız. Bu süreçte bile beni taklit ettiğini fark ettim. Onun içinde bir motivasyon kaynağı oldu” diyor.
Beni rahatlatiyor
İki çocuk annesi Hande Nur Akyüz, iki erkek çocuk annesi. Lego parçaları ile anne olduktan sonra tanışmış. Akyüz, bu alanı çocuklarının yoğun okul temposu ve ev sorumluluğundan sıyrılarak stresle başa çıkma yöntemi olarak değil de rahatlama zamanı olarak tanımlıyor. Bu sürece çocuklarınında dahil olduğunu söyleyen Akyüz, “ Çocuklarımla aynı atmosferi paylaşmak bize keyif verdi. Onlar mutlu oldukça ben daha çok mutlu oluyorum. Oyunlarına dahil olduğum için kendilerini değerli hissettiklerini gözlemledim” diyor.
Yorum Yaz