MTTB’nin 64 yıllık tarihi kitaplaştı

KÜLTÜR SANAT

Gazeteci – Yazar Ali İhsan Gülcü, iki yıllık araştırmadan sonra yüzlerce belge ve fotoğrafla bir devrin hafızasını gün yüzüne çıkardı. Bir dönemin efsane öğrenci / gençlik teşkilatı MTTB’nin tarihini, yaşayan yöneticilerle konuşarak ve  Milli Türk Talebe Birliği’nin yazılı kaynaklarını esas alarak kitaplaştırdı.

Milli Türk Talebe Birliği’nin sloganların ötesine geçen icraatları sayesinde ciddi bir gençlik yetişti; bu gençlik daha sonra Türkiye’nin çehresini değiştirdi.Sadece meydanları hınca hınç dolduran mitingleri ile değil, gençliğin ilimle fikirle yoğrulduğu bir ocak olarak hafızalara kazındı; çıkardığı yayınlarla ses getirdi.

Türkiye’nin ilk öğrenci / gençlik teşkilatı olan MTTB’nin 64 yıllık tarihini anlatan “Milli Türk Talebe Birliği Bir Neslin İnşası” kitabı yayınlandı.Misvak Neşriyat’ın baskısını yaptığı kitap büyük boy renkli 540 sayfa olarak yayınlanıpokuyucuların istifadesine sunuldu.

Milli Türk Talebe Birliği, 1916 yılında bir gençlik teşkilatı olarak kuruldu. İstiklal Harbi’nde mensupları ülkenin kurtuluşu için cepheye koştu. 1936’da kapatılıp, 1946’da yeniden açıldı. 1965 yılına kadar iktidarların dümen suyunda giden Milli Türk Talebe Birliği, Rasim Cinisli’nin 1965 yılında Genel Başkan seçilmesi ile birlikte “milliyetçi – muhafazakâr” bir çizgiye evrilerek yükselişe geçti. Sonraki başkanlar döneminde bu ivme artarak devam etti ve Ömer Öztürk dönemi ile zirve yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da orta öğretim kademelerinde görev yapıp 1976’dada Kültür Müdürlüğü’nü üstlendiği Milli Türk Talebe Birliği, kitapta belgelere dayalı olarak anlatılıyor.

DEĞİŞİM ve EĞİTİM DAVASI

MTTB, kurulduğunda milliyetçi bir karaktere sahipti. Farklı zamanlarda farklı anlayışlar hâkim olsa da bu temel yaklaşım fazla değişmedi. MTTB 1970’lerde İslami fikri iyice benimsemeye başladı. MTTB’yi merkez alarak halka halka büyüyen milli gençlik ülkeyi yeniden şekillendirecek olan imanlı nesildi. Konferans ve seminerler, birbirinden değerli kitap ve süreli yayınları ile bir dönem Türkiye’de gençliğin sesi olan MTTB, bünyesinden çıkan her alandaki yöneticilerle yeni bir çağın kapısını araladı.

MTTB’nin sürekli gündemde tuttuğu ‘Batılılaşma olgusu’ her türlü fenalığın ve Türk toplumunun karşı karşıya olduğu bütün problemlerin ana sebebiydi. Cumhuriyet dönemi ile birlikte devletin ihdas ettiği eğitim kurumlarında verilen eğitim nesillere adeta yabancı bir aşı yapmak gibiydi. Yeni nesiller milli ve manevi değerlerden uzak, aslını kaybetmiş şekilde yetiştiriliyordu. Bu yüzden MTTB, milli eğitim meselesini en önemli ‘dava’ olarak ele alıp çözüm üretmeye çalışıyordu.

SAĞ KESİMİN TÜM RENKLERİ

Sol kesimin yönetimden uzaklaştırılması sonucu 1960’ların ortasında yaşadığı dönüşümle sağın kalesine dönüşen Milli Türk Talebe Birliği, Rasim Cinisli, İsmail Kahraman ve Burhanettin Kayhan’ın genel başkanlıkları döneminde sağın tüm renklerini bünyesinde barındırdı. 1971 yılından itibaren ise İslamileşme süreci hız kazanarak Ömer Öztürk’ün Genel Başkan seçilmesi ile kitlesel bir gençlik hareketi haline geldi. Gençleri de bu doğrultuda yetiştirmeye, fikrî açıdan güçlendirmeye başladı.

Üniversite gençliğinin ehliyet almasından, üniversite hazırlık kurslarına, yurt dışı gezilerden farklı spor branşlarındaki üst düzey başarılara, yüksek seviyeli akademik eğiteme kadar sosyal faaliyetlere öncülük etmeye başladı. MTTB, sonraki 10 yıllık süreçte orta öğretim kademesinde de teşkilatlanarak Türkiye çapında 250’yi aşkın şubesi ile geniş bir gençlik ağına hitap eder konuma yükseldi.

AKICI BİR ÜSLUP

Gazeteci-Yazar Ali İhsan Gülcü’nün iki yıl MTTB kaynaklarını tarayarak derlediği bu dev eser, yüzlerce belge ve fotoğrafla bir devrin hafızasını orijinal kaynaklar ve bizzat tanıklarının dilinden gün yüzüne çıkarıyor. Ali İhsan Gülcü, 1980 yılında 12 Eylül darbecilerinin kapattığı Türkiye’nin en büyük öğrenci/gençlik teşkilatının günümüze ışık tutan destansı hikâyesini akıcı bir üslupla kaleme aldı.

Kitap, yalnızca bir teşkilatın faaliyetlerini değil, “bir neslin inşa” hikâyesini ve bu hikâyenin gerçek kahramanlarınıanlatıyor. Milli Türk Talebe Birliği, gençliğe önderlik eden başta Necip Fazıl Kısakürek olmak üzere yüzlerce münevverin binlerce seminer ve konferansta verdiği güçlü manevi kuvvetle Türkiye’yi geleceğe hazırladı.

Milli Türk Talebe Birliği, sloganların ötesine geçen olaganüstü icraatı, meydanları gençlerle hınca hınç dolduran mitingleri, her yıl düzenlediği Çanakkale gezileri, çıkardığı birbirinden değerli kitap ve süreli yayınları ile Türkiye’de adeta gençliğin sesi oldu, yeni bir ülke, yeni bir düzen, yeni bir sistem inşa edilmesinin temellerini attı.

ÇOK ÖZEL FOTOĞRAFLAR

Bir çoğu özel arşivlerden birer birer toplanarak ilk defa yayımlanan yüzlerce fotoğraf ve belgenin yer aldığı bu eser, İslam gençliğinin dünkü hikayesini canlı tutmak ve yeni nesillere mücadele ruhunu hissettirmek amacıyla hazırlandı.

12 Eylül darbecilerinin 1980 yılında kapısına kilit vurdukları Milli Türk Talebe Birliği, mücadelesini kesintiye uğratmadan devam ettirdi. İhtilalin her türlü zorbalığı kullanarak baskı ve zulümle faaliyetlerini durdurmaya çalıştığı MTTB, varlığını 1971 yılında kendi bünyesinde kurduğu Fatih Gençlik Vakfı ile 1980’den sonra da kesintisiz şekilde devam ettirdi.

Kitapta yalnızca bir teşkilatın faaliyetleri değil; aynı zamanda “bir neslin inşası”nın hikâyesi ve bu hikâyenin gerçek kahramanları anlatılıyor. Milli Türk Talebe Birliği’nin faaliyetleri takip edildiğinde MTTB’nin nasıl güçlü bir motivasyonla hareket ettiği daha iyi anlaşılıyor. Ülke sathına yayılan teşkilatlarıyla sloganın ötesine geçip ilimde, fende, kültürde, sanatta, tiyatro ve sinemada aldığı mesafeler ortaya çıkarılıyor.

VAGON DEĞİL LOKOMOTİF

1971 yılında sağ-sol ayrımını bir tarafa bırakıp, genç nesilleri kavgadan eğitim-öğretime, sokak çatışmalarından kitaba ve üniversiteye yönlendiren MTTB, 1977’lere gelindiğinde artık kendilerine yer ve yön tayin etmek isteyenleri geride bırakıp Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye yöneliyordu. MTTB yöneticileri,Birliğin Allah ve Resulüne yakın olma yolunda olduğunu haykırarak genç nesilleri doğru hedeflere yönlendiriyordu. MTTB o tarihte Necip Fazıl’ın ifadesi ile orta öğrenim ve Türk yüksek tahsil gençliği içinde vagon değil lokomotif statüsüne yükselmişti.

Şair Baki’den sonra “Sultan’üş-Şuara” unvanını alan ikinci şair olan Necip Fazıl Kısakürek gençliğe çok önem veriyordu. Şiir ve yazılarında toplumdaki olumsuz tabloyu bütün açıklığıyla ortaya koyuyor, gençlik için ulaşılması gereken kesin ve keskin hedefler çiziyordu. Gençliğin neyin davacısı olduğunu ve nelerle, nasıl savaşacağını bütün konuşmalarında, şiirlerinde ve nesirlerinde anlatıyordu. Necip Fazıl, MTTB’yi “karanlıktan alacaya, alacadan süt beyaza inkılap eden bir teşkilat” olarak görüyordu.Genç kuşakların idolü olan Necip Fazıl, onların olaylara ve dünyaya bakışının şekillenmesine katkı sağladı. Gençler de onun ortaya koyduğu İslami vizyona sahip çıktılar, üniversiteliler onun açtığı şoseden ilerlediler.

LOGODAKİ DEĞİŞİM

1916-1936 yılları arasında MTTB milli ve manevi duyguların, özellikle Türkçü felsefenin öne çıktığı bir yapıya sahipti. 1946’dan 1965’lere kadar olan dönemde bu tavır mukaddesatçı milliyetçiliğe doğru dönüştü. 1965’ten 1980 yılında 12 Eylül ihtilali ile kapatıldığı döneme kadar MTTB’de İslami düşünce giderek güç kazandı. ‘Antikomünizm paydası’ ortak zemin olmaktan çıktı.

MTTB kazandığı bu ivme ile büyüyerek devam etmiş, gençliği politikadan ve sokak kavgalarından uzak tutma siyasetini sürdürmüş ve kendi tarihinde yaşanan değişimi ve dönüşümü sembolize etmek üzere, Genel Başkan Rüştü Ecevit döneminde, amblemindeki ‘bozkurt’ resmini, Kur’an’ı temsil eden ‘kitap’ ile değiştirmişti.

Hasan Celal Güzel’in MTTB’deki değişim hakkındaki tespiti şöyleydi: “60’lı yıllarda iş tamamen değişmeye başladı. 60’lı yıllar geçtikten sonra özellikle 70’li yıllarda MTTB’den yetişenler sadece siyaset hayatında, idari kadrolaşmada değil; kültür sanat ve ilim hayatında da çok tesirli oldu ve çok önemli insanlar yetiştirdi.”

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

MTTB’nin 1970’li yılların başında hayata geçirdiği ihtilal niteliğindeki faaliyetlerden birisi de Sosyal İlimler Enstitüsü’ydü. Türk gençliğini farklı fikir akımlarının etkisinden kurtarmak ve sosyal bilimlerle donatmak üzere bir ‘Enstitü’ kurulması kararlaştırıldı.

Yabancı doktrinlerin piyasaya kurtuluş reçetesi olarak sunulmasının yanlışlığı ortadaydı. Artık yerli ilim adamlarının düşüncelerini Türk Milleti’nin hizmetine ve gençlerin gelişmesine tahsis etme zamanı gelmişti. Geleceğin ‘Büyük Türkiye İdeali’ ancak bu şekilde hayata geçirilebilirdi.

Enstitü, 1971-72 yılındaki ilk döneminde 36 öğrenciye sertifika verdi. Bina problemi yüzünden bir dönem eğitime ara veren enstitü 1974-75 öğretim yılında aralarında Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu 42 kişiyi mezun ediyordu. Yüksek seviyeli eğitimler,  teşkilatın 12 Eylül darbecilerince kapatıldığı 1980 yılına kadar devam etti.

MİLLİ SİNEMA

MTTB tarihinde ‘milli sinema tartışmaları’ problemlere cevap bulmak amacıyla yapılan faaliyetler içinde üzerinde en çok konuşulan konu oldu. Türk sinemasının 60. yılına girdiği ancak ne devlet yetkililerinin ne de entelektüel çevrelerin Türk sinemasına yeterince ilgi göstermemesine tepki olarak 9 Ekim 1972 tarihinde, Ömer Öztürk öncülüğünde MTTB Sinema Kulübü kuruldu.

10 Mart 1973 günü Üstün İnanç yönetiminde 4 yönetmen, Metin Erksan, Halit Refiğ, Duygu Sağıroğlu ve Yücel Çakmaklı ile iki sinema kuruluşu başkanı; Salih Diriklik ve Sami Şekeroğlu’nun katılımıyla sempozyum yapıldı. Dinleyici sıralarını yaklaşık bin kişinin doldurduğu sempozyum dört saat sürdü.

Sempozyum, basında da o tarihe kadar hiçbir sanat dalına nasip olmadığı kadar geniş yer buldu. Büyük gazetelerin hepsi olayı manşetten veya birinci sayfadan haber olarak verdi. Haftalık, aylık ve üç aylık dergiler konuyla ilgili uzun yazılar yayınladı.

MTTB Sinema Kulübü de sempozyumda konuşulanları “Milli Sinema -Açık Oturum-” ismiyle aynı yıl (1973) kitap olarak yayınladı.

Yücel Çakmaklı’nın öncülük ettiği MTTB Sinema Kulübü’nden yetişip Türk sinemasında markalaşan isimlerden biri de Mesut Uçakan oldu.

TEŞKİLAT YAPISI ve FAALİYET RAPORLARI

MTTB, güçlü ve profesyonel bir teşkilat yapısına sahipti. Teşkilatlanmada esnek ancak hiyerarşik bir düzen içinde çalışılıyordu. Amaç, birliğin ilkelerine uygun olan üniversite, akademi ve yüksekokullarda kurulmuş ve kurulacak olan dernekler ile Türkiye dışındaki Türk öğrencilerin kurduğu ve kuracağı cemiyetleri bir araya getirmekti. Birliğin Türkiye’nin yanı sıra sınır ötesi ve küresel düzeyde de faaliyetleri vardı.

Üniversite gençliğinin kurduğu öğrenci derneklerini bir çatı altında toplayan MTTB, her dönem yaptıklarını rapor haline getirerek yayınlayan şeffaf bir yapıya sahipti.

MTTB kitabını hazırlarken Birliğin bizzat hazırlayıp yayınladığı “MTTB Tarihi” ile her dönem hazırlanıp kalın birer kitap şeklinde yayınlanan faaliyet raporları esas alındı. Metinlerin anlaşılması için yer yer sadeleştirmeye gidildi. 2000’li yılların başlarında farklı üniversitelerde yapılan yüksek lisans ve doktora tezleri ile yayınlanmış kitaplardan da istifade edildi. MTTB’de görev almış üst düzey genel merkez yöneticileri ile röportajlar yapılarak yaşanmış olayların bire bir ilk ağızdan anlatımına yer verildi.

MTTB’nin KAPATILMASI

MTTB, 1970’li yılların ikinci yarısında Türkiye’nin dört bir yanında güçlü bir teşkilat ağına sahip olmuş, üniversite gençliğinin yanı sıra 250’yi aşan şube sayısı ile orta öğretim öğrencilerinin de yuvası haline gelmişti. MTTB’nin 57. Genel Kurulunda 1980 yılında yapılan seçimle Genel Başkanlık görevini Vehbi Ecevit üstlendi. Ancak Vehbi Ecevit 12 Eylül 1980’de yapılan darbeye kadar sadece 12 gün görev yapabildi. Ülkeyi her türlü saldırıya karşı koruması gereken askerler terörün büyümesine göz yumuyor, işler çığırından çıkınca da sivil hükûmeti, sivil toplum kuruluşlarını alaşağı ederek ülke yönetimine el koyuyorlardı.

12 Eylül 1980 darbesiyle “dernek ve siyasi partilerin faaliyetlerine son verilmesi” kararı kapsamında MTTB de kapatıldı. Vehbi Ecevit, MTTB’nin fiilen görev yapan son Genel Başkanı oldu.Onun kısmetine de Birliğin hukuken kapatılma sürecini takip etmek düştü. Sıkıyönetim ve askeri yetkililerle yapılan görüşmeler sonucu tüzük değişikliği ile Milli Türk Talebe Birliği’nin devam etmesi mümkün iken kanuna karşı hile yapılarak Birliğin kapatılması yoluna gidildi.

Yorum Yaz