Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Esenler’de gerçekleşen ve bu sene #radyohafizadir temasıyla düzenlenen Radyonun Yıldızları Ödül Gecesi, sanat ve radyo dünyasının usta isimlerini aynı sahnede buluşturdu. Onur Ödülü’nün sahipleri Fatih Kısaparmak ve Bedia Akartürk geceye damga vururken, birbirinden değerli konukların da duygu ve düşünceleri Litros Sanat’ta.
13 Şubat Dünya Radyo Günü’ne özel olarak düzenlenen Radyonun Yıldızları Ödül Töreni, bu yıl 5’inci kez sanat ve radyo dünyasının seçkin isimlerini bir araya getirdi. Esenler Belediyesi tarafından organize edilen gece, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde sanatçıları ve radyo programcılarını aynı sahnede buluşturdu.
Bu senenin Onur ödülleri Fatih Kısaparmak ve Bedia Akartürk'e verildi. Gecede Bedia Akartürk ödülünü Tevfik Göksu'nun elinden alırken Fatih Kısaparmak geceye sağlık sorunları sebebiyle katılamadı. Biz de bu anlamlı gecede onları daha yakından tanımanız için hayat hikâyelerini sizler için derledik.
Öte yandan geceye dair duygu ve düşüncelerini paylaşan spiker Cüneyt Özdemir, sanatçı Ömer Çelik ve radyo programcısı Mert Erdoğan; hem gecenin atmosferini hem de Radyo Esenler’e dair değerlendirmelerini Litros Sanat için anlattı.
Sanatın, mikrofonun ve emeğin alkışlarla taçlandığı bu özel gece, bir kez daha radyonun birleştirici gücünü gözler önüne serdi.

Bir ömürlük türkü ve bir asırlık alkış
4 Şubat 1941’de, İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya gelen Bedia Akartürk’ün sesi daha çocuk yaşlarda dikkat çekti. Henüz hayatın başındayken fark edilen o güçlü ve berrak ses, onu Ödemiş Musiki Cemiyeti’ne taşıdı. Amatör olarak başladığı müzik yolculuğu, aslında çok daha büyük bir hikâyenin ilk satırlarıydı.
Radyo imtihanlarına girebilmek için yaşını 5 yaş büyütmesi ise onun kararlılığının en somut göstergesiydi. Bu cesur adım sonucunda büyük bir başarı elde ederek İzmir Radyosu’na kabul edildi ve böylece profesyonel sanat hayatı başladı.
Dokuz yıl boyunca TRT İzmir Radyosu’nda aktif olarak görev yaptıktan sonra TRT Ankara Radyosu’na tayin oldu. O yıllarda Anadolu’da cızırtısız dinlenebilen yegâne istasyon olan TRT Ankara Radyosu’nda seslendirdiği “Yumurtanın Kulpu Yok” türküsüyle adını tüm Anadolu’ya duyurdu. Radyodaki emisyonlarına aralıksız devam ederken sahne ve gazino çalışmalarına da başladı. TRT Ankara Radyosu’ndayken defalarca Anadolu Turnesi’ne çıktı; Türkiye’nin dört bir yanını dolaştı ve türkülerini doğduğu topraklarda, Anadolu insanıyla kucaklaştırdı.
Adıyla Anadolu'nun sınırlarını aştı
Ünü zamanla Anadolu sınırlarını aştı. Başrolünü oynadığı 7 sinema filmiyle sesi ve görüntüsü Avrupa’ya ulaştı. Türkiye’yi, o yıllarda kimseye nasip olmayan uluslararası Paris Olympia sahnesinde üstün bir başarıyla temsil etti.
İlk taş plağını İzmir Radyosu’nda çalıştığı dönemde çıkardı. Ardından birçok firma ile sayısız 45’lik, longplay ve kaset çalışması yaptı. Sanat hayatı boyunca 5 CD ve 1 görüntülü CD yayımladı. En son “55. Sanat Yılı” isimli CD çalışmasını dinleyicileriyle buluşturdu.
TRT Ankara Radyosu’nda 20 yıl aralıksız çalıştıktan sonra emekli oldu ve sahne çalışmalarına ağırlık verdi. Türkiye’nin her yerinde büyük sevgi gören sanatçı, yaptığı hizmetlerden dolayı 8 ilde fahri hemşehrilik beratı aldı.
Sanat hayatını sayısız plaketle onurlandırdı
Sanat yaşamı boyunca sayısız ödüle layık görüldü ve hâlâ ödüller almaya devam etmektedir. İzmir Fuarı’nda 10 yıl aralıksız çalışması nedeniyle 1 altın taç aldı. “Emmioğlu” ve “Zühtü” türküleri ile 2 altın plak; “Hey Gidi Koca Dünya”, “Köprüden Geçti Gelin”, “Zahidem”, “Zülüf Dökülmüş Yüze”, “Niye Çattın Kaşlarını” ve “Mühür Gözlüm” türküleri ile 1 altın bağlama kazandı. Tahta kaşık hediyeli “Konya Bülbülü-1” albümü ile altın kaşık ve platin CD aldı. Çeşitli televizyon ve gazetelerin düzenlediği “En Çok Sevilen Sanatçı” anketlerinde birincilikler elde etti ve sahne aldığı kurumlar tarafından sayısız plaketle onurlandırıldı.
2008 yılında, müziğe başladığı ilk yer olan İzmir-Ödemiş’te “Bedia Akartürk Sanat Müzesi” açıldı. Bu müzede sanatçının albümleri, gazete haberleri, sahnede giydiği Anadolu motifleriyle bezeli elbiseleri, aldığı ödüller ve tamamını kendisinin yaptığı 26 yöre bebek sergisi yer alıyor.
Sanatçının özel ve sanat yaşamını anlatan, Tolgahan Vurgun tarafından kaleme alınan “Turnanın Türküsü: Bedia Akartürk” isimli bir biyografi kitabı da bulunuyor.
Anadolu’nun güzelliklerini hem yurt içinde hem yurt dışında başarıyla temsil eden Bedia Akartürk, sanat hayatına hâlen aktif olarak devam ediyor.

Sazın diline düşen sevda ve halkın gönlündeki taht
1961 yılında, Elazığ’ın Maden ilçesinde dünyaya gelen Fatih Kısaparmak’ın yaşam yolculuğu, sanatın farklı dallarında süzülen bir şiir gibi başladı. Henüz ilk yıllarında müziğe duyduğu tutku, onu Ankara Devlet Konservatuvarı’nın kapısından içeriye taşıdı; TRT Ankara Radyosu’nda müzik çalışmalarına katılırken aynı zamanda Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde resimle de ilgilendi. Böylece sanat, onun için sadece bir ifade aracı değil, hayatının ayrılmaz bir parçası oldu.
Orta öğrenimini Ankara Deneme Lisesi’nde tamamlayan Kısaparmak, eğitimine İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam etti. Üniversite yıllarında edebiyatla da iç içe oldu; çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri, makaleleri ve röportajları yayımlandı. “Dil Folkloru Açısından Harput Ağzı” ve “Ve Ağır Sevdam” adlı eserleriyle edebiyat ve folklor alanında da iz bıraktı.
Çağdaş halk müziğinin öncüsü
1985 yılı, onun için önemli bir dönüm noktasıydı. Besteci, söz yazarı ve yorumcu kimliğiyle profesyonel müzik hayatına adım attı. İlk albümü “Kilim” ile geniş kitlelere ulaştı. Bu başarıyı yeni albümler takip etti; toplamda 19 albüm yayımladı ve 300’den fazla besteye imza attı.
Fatih Kısaparmak, yalnızca bir yorumcu değil; “Çağdaş Halk Müziği” ve “Özgün Müzik” akımlarının kurucuları arasında yer alan bir sanatçıdır. Türkü formundaki bestelerin TRT Halk Müziği Repertuvarı’na kazandırılmasında önemli rol üstlenmiş, çağdaş türkülerin genç kuşaklara aktarılmasına katkı sağladı.
Sanatını toplumsal dayanışma için de kullanan Kısaparmak, birçok yardım ve dayanışma konseri düzenledi. Türkiye’nin yanı sıra ABD, Rusya, Çin, Avustralya, İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Hollanda, Belçika, İsveç, Venezuela, Bosna-Hersek, Kazakistan, Özbekistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde konserler verdi.
“Fahri Doktora” unvanına layık görüldü
Ulusal televizyonlarda hem tek başına hem de eşiyle birlikte müzik ve söyleşi programları hazırlayıp sundu. Kültürel amaçlı vakıf ve derneklerde, ayrıca futbol kulüplerinde yöneticilik yaptı.
Çeşitli kurumlar tarafından birçok ödüle layık görülen sanatçıya, halk müziğine ve kültürel çalışmalara katkılarından dolayı Fırat Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi.
1991 yılında Şebnem (Ergür) Kısaparmak ile evlenen Fatih Kısaparmak’ın bu evlilikten Ozan ve Kaan adında iki erkek çocuğu dünyaya geldi.
Sanatının köklerinden kopmadan, Anadolu’nun kültürel zenginliğini müziğiyle yaşatmaya devam eden Fatih Kısaparmak, hem besteleri hem de sahnedeki güçlü yorumuyla Türk halk müziğinin önemli isimlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Radyo hiçbir zaman bitmeyecek
Cüneyt Özdemir (Spiker): Öncelikle Esenler Belediyesi’ni ve Sayın Başkanımız Mehmet Tevfik Göksu’yu tebrik ediyorum. Yıllardır geleneksel hâle gelen “Radyonun Yıldızları” ödül töreni, camianın çok önemli isimlerini bir araya getiriyor. Değerli sanatçıları, kıymetli radyo programcılarını aynı çatı altında buluşturan çok özel bir organizasyon.
Her yıl 13 Şubat Dünya Radyo Günü’ne özel olarak bu anlamlı gecede bir araya gelme fırsatı buluyoruz. Bu nedenle Esenler Belediyesi’ni yürekten kutluyor, başkanımız Mehmet Tevfik Göksu’yu radyoya ve radyo programcılarına verdiği desteği takdirle karşıladığımı özellikle ifade etmek istiyorum.
Elbette radyo hiçbir zaman bitmez. Hâlâ kitlesel iletişim araçları arasında insanların en kolay ve en rahat şekilde ulaşabildiği iletişim aracı radyodur. Arabamızda var, cep telefonumuzda var, evimizde var, uyduda var… Kısacası her yerde bizimle. Bu yüzden ilk haberleri, ilk gelişmeleri çoğu zaman radyodan dinliyoruz.
Radyo Esenler dijital farkını ortaya koyuyor
Bu arada Radyo Esenler’de dijital alandaki istikrarlı çizgisini yıllardır sürdürmeye devam ediyor. Özellikle dijital radyo yayıncılığı konusunda ortaya koyduğu çalışmaları ayrıca tebrik ediyorum.
Daha nice Radyonun Yıldızları törenlerinde bir arada olmayı temenni ediyor, bu gecede emeği geçen herkese çok ama çok teşekkür ediyorum.
Radyocularımıza manevi bir güç katıyor
Ömer Çelik (Sanatçı): Radyolar, ülke çapındaki kültürel yapıyı dinleyicisine en hızlı, en kolay ve aracısız şekilde ulaştıran en önemli iletişim araçlarından biridir. Bu anlamda Radyo Esenler’in çok kıymetli bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum.
“Radyonun Yıldızları” projesine gelince; sesleri milyonlara ulaşan radyocularımıza manevi bir güç kattığına inanıyorum. Bu vesileyle Esenler Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Tevfik Göksu’ya ve kıymetli ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Bu etkinliğin, radyo emektarları için manevi değeri yüksek bir ödül olduğunu düşünüyorum.
Radyo Esenler’in uzun yıllar boyunca kültürel yapımıza önemli katkılar sunmasını temenni ediyor; emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.
İyi ki radyo var!
İyi ki Radyo Esenler var!
Daima var olun.
Radyonun hafızası hiçbir zaman bitmeyecek
Mert Erdoğan (Radyo Programcısı): Radyo… Radyo Esenler’de ve Esenler Belediyesi’nin bu yılki temasında da olduğu gibi, gerçekten de büyük bir hafızaya sahip. Zamanında insanlar savaşları radyodan dinledi. Barış haberlerini radyodan aldı. Eurovision Şarkı Yarışması’nda şarkıların seçim sürecini yine radyodan takip etti.
Radyo Esenler’de Sanatın Sesi programımıza konuk olan Atilla Atasoy da hatırlayanların bildiği gibi, 1976 yılında yarışmaya nasıl katıldıklarını, oyların nasıl kullanıldığını, hatta posta yoluyla oy atıldığını anlatmıştı. İşte radyo böyle bir tanık. Böyle bir hafıza.
İlk şarkılar, ilk heyecanlar, ilk hitler… İnsanlar aşklarını da şarkılarını da radyodan dinledi. O zamanlar dijital bir dünya yoktu. Bir şarkı radyoda çaldığında insanlar onu bulabilmek için çaba harcardı. Çünkü radyo, müziğin kalbinin attığı yerdi.
Ve ben inanıyorum ki radyonun hafızası hiçbir zaman bitmeyecek.
Yeni kuşakları radyoyla buluşturmaya devam ediyoruz
Bugün hâlâ çok önemli haberleri, kültürel etkinlikleri, kültür-sanat programlarını radyo aracılığıyla insanlara ulaştırıyoruz. Radyo Esenler bu noktada gerçekten çok büyük bir misyon üstleniyor. Uzun yıllardır düzenlenen “Radyonun Yıldızları” ödül gecesiyle, radyo programcılarıyla gerçekleştirilen etkinliklerle, kültür-sanat yılı kapsamında hayata geçirilen projelerle radyoya verilen değeri güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Ramazan programlarıyla, bayram yayınlarıyla bu hafızayı daha da zenginleştiriyor.
Bu vesileyle Esenler Belediyesi’ne ve Sayın Mehmet Tevfik Göksu’ya sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Çünkü radyonun yaşayan bir değer olduğunu biliyor ve bu değeri daha da ileri taşımak için büyük bir çaba gösteriyor. Gençlere radyoyu sevdiriyor, yeni kuşakları bu hafızayla buluşturuyor.
Ben de üç dönemdir burada kültür-sanat programları yaparak bu hafızayı büyütmeye, yeni kuşaklara, yeni isimlere ve yeni insanlara ulaştırmaya çalışıyorum. Radyo Esenler’in bir parçası olmak benim için büyük bir mutluluk.
Radyo gerçekten de büyük bir hafıza.
Ve o hafızayı doldurmak, büyütmek, geleceğe taşımak bizim elimizde. Radyoya gönül verenlerin ve bu sektörde emek veren herkesin Dünya Radyo Günü kutlu olsun.
Yorum Yaz