Voleybolla çocuklara yaşamın kendisini anlattım

KÜLTÜR SANAT

Yazar Elif Engür’ün kaleme aldığı, Erdoğan Oğultekin’in rengarenk çizimleriyle hayat bulan  “Voleybol Güncesi” serisi çocuk edebiyatı ile sporun kolektif ruhunu VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle bir araya getiriyor. Çocuklara takım ruhunu ve sabretmeyi aşılayan Elif Engür, “Çocuklara voleybol sayesinde yaşamın kendisini anlatmaya çalıştım” diyor.

Voleybol, sahanın ortasında yükselen o beyaz filenin çok ötesinde, aslında hayata dair en zarif ve en keskin derslerin verildiği sessiz bir öğretmendir. Diğer pek çok sporun aksine voleybolda, topu sahiplenip tek başınıza zafere koşamazsınız. Burada bencilliğin duvarları, oyunun ilk kuralıyla yıkılır. Top size geldiğinde ona yalnızca bir kez dokunma hakkınız vardır. O kısa saniyede yapabileceğiniz tek şey, topu bir arkadaşınıza en doğru şekilde emanet etmektir. Bu, sadece bir pas değil, bir güven beyanıdır. Topun yere düşmemesi için verilen o kolektif mücadele, bir ruh birliğidir. Çünkü voleybolun yazılı olmayan ancak kalplere kazınan o ilk kuralı der ki: “Bu sahada bencilliğe yer yoktur.” Aslında sahada ‘ben’ yoktur, sadece ‘biz’ vardır. Kendi sınırlarını aşmak, bir arkadaşının eksiğini tamamlamak ve o topu havada tutmak için ruhunu ortaya koymak... İşte voleybol, tam da bu yüzden sahadaki bir oyundan çok, hayatın kendisidir.

VakıfBank Kültür Yayınları’ndan ilham veren bir seri

Yazar Elif Engür’ün kaleme aldığı, Erdoğan Oğultekin’in rengarenk çizimleriyle hayat bulan  “Voleybol Güncesi” serisi de çocuk edebiyatı ile sporun bu kolektif ruhunu VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle bir araya getiriyor. Altı genç kızın voleybol sahasındaki mücadelesini odağına alan VakıfBank Voleybol Okulu’nun disiplinli ama sevgi dolu atmosferinde geçen maceralar, serinin ilk kitabı “Vazgeçmek Yok” ve ardından gelen ikinci kitabı “En Güzel Doğum Günü” ile çocukların dünyasına dokunuyor. Bu kitaplar sadece servis atmayı ya da blok yapmayı değil ayrıca takım olmayı, beraber kaybetmenin ağırlığını omuzlamayı ve birlikte kazanmanın tarif edilemez coşkusunu da anlatıyor.

Gerçek bir kahramanın sesi: Zehra Güneş

Ancak bu serinin sayfaları arasında sadece kurgusal karakterler değil, hepimiz için ilham kaynağı olan gerçek bir kahraman da dolaşıyor: Zehra Güneş. Dünya çapındaki gururumuz Zehra, çocuklara ve genç arkadaşlarına en samimi haliyle sesleniyor: “Genç arkadaşlarım merhaba, ben Zehra Güneş. Sizden biri, tamamen! Aynı yolları yürümüş, aynı korkuları yaşamış, defalarca kaybetmiş ama asla pes etmemiş; VakıfBank’ın sevgi ve güven ortamında büyümüş Zehra ben.”

Zehra Güneş’in bu güçlü “hoş geldin” mesajıyla taçlanan serinin ikinci kitabında heyecan daha da artıyor. Yaz tatilinden dönen gençler yeni sezona, yeni hedeflere hazır. Ancak asıl soru şu: Karşılaşacakları zor durumların altından yine el ele vererek kalkabilecekler mi? Arkadaşlıkları sınandığında onları bir arada tutan o “takım olma” büyüsü galip gelecek mi? Voleybolun sadece bir oyun değil, bir paylaşma sanatı olduğunu kanıtlayan bu serüveni yazar Elif Engür’den dinledik.

Altı kız çocuğunun gelişim süreçlerinin hikâyesi

VakıfBank Voleybol Okulu’nun disiplinli ama sevgi dolu atmosferinde geçen altı genç kızın voleybol sahasındaki mücadelesini okuduk. Bu hikâyeyi sadece bir spor anlatısı değil de, bir “büyüme ve var olma yolculuğu” olarak tanımlayabilir miyiz? Kitabın temel omurgasını sizden dinlemek isteriz…

Voleybol sporunu anlatma kısmı çalıştığım yayın evinin fikriydi. Çocukların ilgisini görünce çok yerinde bir talep olduğunu fark ettim. Çok severek kaleme aldım. Ben çocuklara tek başına somut bir bilgi aktaramıyorum. Sanırım bu annelikten kaynaklanıyor. Çocuklara bir şeyler anlatırken onların gelişimlerine yardımcı olacak değerleri mutlaka aralara serpiştiriyorum. Farkında, faydalı ve mutlu insanlar olma yollarında birazcık da olsa işlerini kolaylaştırmak istiyorum. Bu kitap midi voleybol takımında oynayan altı kız çocuğunun arkadaşlıkları, paylaşımları ve gelişim süreçlerini oluşturan tüm yaşanmışlıklarının hikâyesidir. Spor yapmanın da çocukların hayatlarına kattıklarını keyifli ve öğretici şekilde anlatmaya çalıştım.

Başarının yolu emek vermekten geçiyor

Kitapta teknik voleybol bilgilerinin ötesinde paylaşmak, sabır ve kolektif başarı gibi kavramlar dikkat çekiyor. Bir yazar ve bir anne olarak önceliğiniz neydi aslında?

Hiçbir zaman amacım, çocukları sadece güldürmek ya da bilgi vermek olmadı. Çocuklara hayata dair bir şeyler anlatmak istiyorum. Kendilerinin farkında olmalarını, adaletli olmalarını, başarının yolunun emek vermekten geçtiğini ve asıl güzel olanın da bu olduğunu bilmelerini istiyorum. Spor yapmak bu kitapta voleybol oynamak, bu söylediklerimin hepsini anlatıyor. Ayrıca spor yapmak çocukların hayatlarının daha düzenli olmalarını, daha iyi beslenmelerini ve boş teknolojiden de uzak durmalarını sağlıyor.

Spor yapan çocukların karar verme mekanizmaları daha hızlı ve sağlıklı

Günümüzde dijital dünyanın kuşatması altındaki çocuklara voleybol gibi fiziksel ve disiplin odaklı bir sporu anlatmanın karakter gelişimindeki yerini siz nasıl tanımlarsınız peki? Sahadaki hızlı muhakeme yeteneğinin, çocukların sosyal ve akademik hayatlarına yansımasını nasıl gözlemliyorsunuz mesela?

Sporun çocukların karakter gelişimlerindeki yeri çok iyi bildiğim bir konu. Yıllardır spor yapan iki çocuk annesiyim. Bu sebeple sporun çocuklarımı nasıl etkilediğini gözlemleyebildim. Öncelikle sosyalleşiyor çocuklar. 'Birlikte' takım olmayı öğreniyorlar. Hem galibiyeti hem yenilgiyi hazmetmeyi ve bu duyguları paylaşmayı öğreniyorlar. Spor yapan çocuklar daha disiplinli oluyorlar. Gözlemlediğim bir şey daha var, spor yapan çocukların karar verme mekanizmalarının daha hızlı ve daha sağlıklı olduğu. Önemli maçlarda çocuklar çok kısa sürelerde bazen saliseler içinde takımları için en doğru kararı vermeye çalışırlar ve bu kararı uygularlar.

Kitabınızın en çarpıcı mottosu: “Voleybolda bencilliğe yer yoktur.” Bu ifadeyi bireysel başarının kutsandığı günümüz dünyasında, toplumsal bir barış manifestosu olarak okuyabilir miyiz? Voleybol sahası, hayatın provası mıdır?

Evet, aynen söylediğiniz gibi. ‘Voleybolda bencilliğe yer yoktur’ cümlesi kitabın özünü yansıtıyor. Bugün dünyada yaşanan savaşlar, kötülükler insanların bencilliklerinden kaynaklanmıyor mu? Bugünün çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu hatırlarsak çocuklara anlatmamız gereken bazı şeyler var. Ben voleybolu hayatla ilişkilendirdim. Çocuklara voleybol sporu sayesinde yaşamın kendisini anlatmaya çalıştım.

 

Yorum Yaz