Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Yazar Ali Güney, Litros Sanat Gazetesi’nin yeni sayısında konuğumuz olarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı: “Gençlik yıllarımdan itibaren yayıncılık ve hikâye yazarlığı hayatım oldu. Bugün ise sosyal inovasyon, kültür yönetimi, bilim-toplum ilişkisi ve yayıncılık alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum. Aslında yaptığım işlerin ortak noktasını; bilgiyi toplumla buluşturmak, farklı disiplinler arasında bağlantılar kurmak ve insanların birlikte düşünme-üretme kapasitesini artırmak olarak özetleyebilirim…"
Yayıncılık, hikâye yazarlığı, sosyal inovasyon ve kültür yönetimi alanlarında yürüttüğü çalışmalarla dikkat çeken bir isim Ali Güney. Bilgi ile toplum arasında köprü kurmayı hedefleyen çok yönlü bir yazar. Akademik birikimini sahadaki uygulamalarla buluşturan Güney, bugün Sosyal İnovasyon Ajansı Direktörü olarak gençlik, kültür ve sosyal kalkınma alanlarında önemli projelere öncülük ediyor. Litros Sanat Gazetesi için gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide; yayıncılık serüvenini, sosyal inovasyon çalışmalarını, edebiyat dünyasına bakışını ve gençlere dair gözlemlerini konuştuk.
Sizi kısaca daha yakından tanıyabilir miyiz?
1990 yılında Konya'da doğdum. Konya’nın güzel bir ilçesi, dağlık bölgelerinden Bozkırlıyım. 2012 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği eğitimimin ardından, nükleer enerjinin çevresel etkileri üzerine ilk yüksek lisansımı tamamladım. Daha sonra insan-doğa-teknoloji meselesini sosyal bir perspektiften ele aldığım ikinci yüksek lisans çalışmamı felsefe alanında tamamladım. Bir arayıştı sanıyorum bu çalışmam. İtiraf edeyim, felsefe eğitimi almak bana haddimi bildiren bir deneyim oldu. Çok şey öğrendiğim, merakımı yönetmeyi ve tutarlı bir söylem inşa etmenin yollarını keşfettim. Bildiklerimizin sınırlılığını fark etmek ve doğru sorular sormayı öğrenmek açısından dönüştürücü bir süreçti benim için. Gençlik yıllarımdan itibaren yayıncılık, hikâye yazarlığı hayatım oldu. Bugün ise sosyal inovasyon, kültür yönetimi, bilim-toplum ilişkisi ve yayıncılık alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum. Aslında yaptığım işlerin ortak noktasını; bilgiyi toplumla buluşturmak, farklı disiplinler arasında bağlantılar kurmak ve insanların birlikte düşünme-üretme kapasitesini artırmak olarak özetleyebilirim. Hikâyemizi keşfettikçe daha çok anlarız ya birbirimizi, öyle.
“Toplumsal sorunlar tek bir kurumun çözebileceği kadar basit değil”
Bize Sosyal İnovasyon Ajansı’ndan bahseder misiniz? Ajansın kuruluş amacı ve çıkış noktası ne idi?
Sosyal İnovasyon Ajansı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğinde kurulan, toplumsal sorunlara yenilikçi çözümler geliştirmeyi amaçlayan bir yapı. Gençlik, sivil toplum, kültür endüstrileri, sosyal girişimcilik, araştırma alanlarında projeler yürütüyoruz. Ben de inovasyon ajansı direktörü olarak stratejik planlamadan program geliştirmeye, paydaş ilişkilerinden ekip koordinasyonuna kadar geniş bir hizmet alanı olan yapıda önemli bir sorumluluk üstleniyorum. Özellikle sosyal inovasyonun akademi, kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında bir verimlilik işlevi görmesini çok değerli buluyorum. Çünkü toplumsal sorunlar artık tek bir kurumun veya disiplinin çözebileceği kadar basit değil. Ortak aklı, farklı uzmanlıkları ve sahadaki deneyimi aynı masada buluşturmak gerekiyor. Aklımızdan geçenler ile başımızdan geçenler arasındaki farkı birbirine yaklaştırmaya gayret ediyoruz.
“Gençler yalnızca proje katılımcısı değil…”
Ajans olarak faaliyetleriniz ve gelecek projeleriniz nedir?
Yayıncılık Yaz Okulu, Creathon Konya, Sosyal Kalkınma Forumu gibi vizyon etkinliklerimiz var. Son dönemde gençlik çalışmaları, sivil toplum kapasitesinin güçlendirilmesi ve sosyal etki alanındaki akademik üretimin teşvik edilmesine yönelik programlara ağırlık veriyoruz. Uluslararası Sosyal İnovasyon Yaz Okulu, araştırma çağrı programları ve gençlerin yerel yönetim süreçlerine katılımını destekleyen çalışmalar bunlardan bazıları. Gelecek dönemde sosyal inovasyon literatürünün gelişmesine katkı sunacak yayın faaliyetlerini artırmayı, uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi ve özellikle gençlerin fikirlerini somut projelere dönüştürebilecekleri uygulama alanlarını genişletmeyi hedefliyoruz. Gençlerin yalnızca proje katılımcısı değil; çözüm tasarlayan, uygulayan ve karar süreçlerine katkı sunan aktörler hâline gelmelerini önemsiyoruz. Sosyal inovasyonun sürdürülebilirliği de ancak bu sahiplenme duygusuyla mümkün olacaktır.
“Konya bu potansiyeli taşıyor”
Bunun dışında Konya’daki çalışmaları genel olarak nasıl anlatırsınız bize?
Konya, köklü kültürel birikimi ile yenilikçi yaklaşımları bir araya getirebilen önemli şehirlerden biri. Vizyoner şehir yöneticileri ve rol model projeleri ile dikkat çeken güçlü bir kuluçka merkezi olduğunu düşünüyorum. Ben zamanla bir çekim merkezine de dönüşeceğine inanıyorum. Kültürel alanda örnek çalışmalar ile çokça konuşulan bir şehir. Gelenek ile yeniliğin aynı anda var olabildiği şehirler, geleceğin kültürel ekosistemlerini daha güçlü biçimde inşa edebiliyor. Konya'nın da bu potansiyeli taşıdığı kanaatindeyim.
“Hem saha hem metin odaklı üretimlere gayret ediyorum”
Kitap çalışmalarınız hakkında bilgi paylaşır mısınız?
Hikâye kitabımın ismi Grafen Bulut. Çelişkilerimiz üzerine odaklanan bir eserdi. İnsan olmanın karmaşıklığına, modern hayatın açmazlarına ve bireyin iç dünyasındaki gerilimlere dikkat çekmeye çalışmıştım. Yanı sıra, bilim ve toplum ilişkisi üzerine çeşitli yayınlar hazırladım. Bir dönem (2019-2024 yılları arasında) Mahalle Mektebi dergisinde hikâye editörlüğü görevini üstlendim. Şimdilerde Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği bünyesinde çıkan Olağan Hikâye dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürütüyorum. Bilim merkezleri ve kültür yönetimi ile ilgili çalışmalarımız da sürüyor. Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Marcus Graf ile birlikte editörlüğünü üstlendiğimiz Kültür-Sanat-Yönetim isimli eser yeni baskısıyla raflarda. Teorinin pratiğe yol açtığını düşünerek hem saha hem metin odaklı üretimlere gayret ediyorum.
“Kitaplarımın ortak noktası, bilgi ile toplum arasındaki ilişki”
Yazdığınız kitapların ortak noktası nedir diye sorsam? Ayrıca bahsettiğiniz “Kültür-Sanat-Yönetim” eserinizi de biraz daha açsak...
Aslında farklı disiplinlerde görünseler de kitaplarımın ortak noktası, bilgi ile toplum arasındaki ilişkiyi güçlendirme çabasıdır. Hikâyemize yabancı olmamak için beş benzemezi bir araya getirmek değil yaptığım. Bilakis, keşişim kümelerinin sınırlarında volta atıyor gibi hissediyorum. Kültür-Sanat-Yönetim kitabı da bu anlayışla ortaya çıktı. Sanat ve kültür yönetimi alanındaki çağdaş teorileri ve uygulama örneklerini bir araya getirerek bu alanda çalışanlara bir başvuru kaynağı sunmayı amaçladık. Temel bir metin olsun istedik. Bölüm yazarlarımız çok değerli isimler. Yanı sıra Marcus Hoca’yla çalışmak da öğretici. Bir serginin arkasındaki planlama süreçlerinden kültür politikalarına, izleyici geliştirme stratejilerinden kurum yönetimine kadar pek çok başlığı ele alan bu çalışma, aslında kültür-sanatın hakkında konuşurken güncel politiği değil de uzmanlığı konuşma çabamızdan doğdu.
“Bir umutsuzluk içerisinde değilim”
Sizce gençlere dair bakışınız nedir, gözleminiz nedir, eksiklik nerede yaşanıyor ya da neyi son derece iyi yapıyor ve algılıyorlar? Düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Gençler hakkında bir soruyu cevapladığımıza göre zannediyorum o eşiğe bizde geldik. Artık genç değiliz de hakkında konuşuyoruz. İşim ve dergicilik çalışmaları nedeniyle gençlerle çok sık bir aradayım. O yüzden keskin yargılardan korkuyorum. Ama açık söyleyeyim, bir umutsuzluk içerisinde değilim. Çok heyecanlı, çok bilgili bir ekip de yetişiyor. Hepimizi ceplerinden çıkarırlar. O yüzden kendi kusurlarım hakkında konuşsam daha iyi. Büyürken beni tedirgin eden şeylere bu kadar çok odaklanmasam daha iyi olurmuş.
“Hikâye merkezli bir yayıncılık anlayışıyla”
GYY görevini yürüttüğünüz Olağan Dergisi nasıl gidiyor? Bize dergiden, içeriklerinden ve kapsadığı, hitap ettiği alandan bahseder misiniz?
Olağan Hikâye Dergisi, hikâye merkezli bir yayıncılık anlayışıyla yoluna devam ediyor. Hikâyeyi sadece edebî bir tür olarak değil; insanı ve hayatı anlamanın güçlü araçlarından biri olarak görüyoruz. Ve toplumsal karşılığını da güçlendirmeyi önemsiyorum. Kültür politikalarından eğitim politikalarına “hikâye”nin önemli bir rolü olacağına inanıyorum. Dergimizde öykülerin yanı sıra söyleşilere, inceleme yazılarına ve eserlere ilişkin değerlendirmelere yer veriyoruz. Yayın kurulumuz alanında uzman ve güçlü isimler. Derneğimizin de dilimizi zenginleştirmekle ilgili bir hayali var. Biz de dergi ile hem genç kalemlere alan açmaya hem de nitelikli edebiyat üretimini desteklemeye çalışıyoruz. Okurla yazar arasında sahici bir bağ kurulmasını önemsiyoruz. Hikâyeler ile yenilik inşa edebiliriz. Kim bilir, belki de o günleri de görürüz.
Yorum Yaz