Mehmet Doğan’ın vefatının 40. gününde; kırklara karışan hatıralar

EDEBİYAT

 

 

Kendisiyle yetmişli yılların başında Hareket/Dergâh yayınlarında tanıştım. İlk yazılarımız Hareket dergisinde, ilk kitaplarımız Dergâh Yayınları’ndan çıktı. Onun “Batılılaşma İhaneti”,(1975) benim “Tekkeler ve Zaviyeler”(1977)

 

Dr. Mehmet Doğan tarafından 07. 08. 1978 tarihinde Ankara’da kurulan Türkiye Yazarlar Birliği Derneği’ne ne zaman üye oldum? Tam olarak bilmiyorum. Ancak kuruluşundan itibaren davet edildiğim faaliyetlerine bazen konuşmacı, bazan düzenleyici bazen dinleyici olarak katıldığımı, 1990’lı yıllarda bir dönem yönetim kurulu üyeliği görevi verildiğini hatırlıyorum. TYB’deki arkadaşlarımızın yarım yüzyıla yaklaşan bir zaman dilimi içinde istikrarlı olarak yürüttükleri faaliyetlerden biri de tertiplenen sempozyumlar/bilgi şölenleridir. Çok farklı konularda değişik şehir ve ülkelerde gerçekleştirilen söz konusu etkinlikler bugün de devam etmektedir. Burada size Türkiye Yazarlar Birliği’nin tertiplediği ilk sempozyumla ilgili bazı hatıralarımı kısaca takdim etmeye çalışacağım.

 

Birliğin kurulduğu günlerde bizim cenahta konuşulmaya başlanan konulardan biri de Hicrî 1400’ün, bir diğer ifade ile Hicrî XV. asrın yaklaşması sebebiyle “Neler yapabiliriz?” sorusu ile ilgili idi. Yeni bir yüzyıl, yeni bir müceddid, yeni bir hamle.. Taze bir umut.. Tarih belli:  1 Muharrem 1400, yani 21 Kasım 1979.

 

Kitap ve dergi yayınlayanlar, üniversitede özellikle tarih bölümlerinde görevli olanlar, kültür kuruluşlarına emek verenler söz konusu soru ile az veya çok ilgileniyorlardı. Nitekim bugünden düne doğru bakılınca 1980 ve takip eden yıllarda  birçok faaliyet yapılmış, dergiler özel sayılar çıkarırken  asra ithaf edilen eserler yayınlanmış, İslâm dünyasının meseleleri bu vesileyle yeniden ele alınıp, farklı açılardan enine boyuna tartışılmıştır.  Mesela, Samiha Ayverdi’nin Hicri 1400 için kaleme aldığı kitap ”Kölelikten Efendiliğe” ismini taşıyor.  Hekimoğlu İsmail’in ”Müslüman ve Para” adlı kitabının alt başlığı şöyle: Hicrî 15. Asır İçin. Bendenizin Necmeddin Kübra’dan tercüme ettiğim “Tasavvufî Hayat” isimli eserin ilk sayfasında yayınevinin düştüğü şöyle bir  not vardır: “Hicrî 1400’ün manevî değerine…”

 

Suriyeli Fethi Yeken’in 1981 de basılan ve on sene sonra Türkçesi yayınlanan eserinin adı ise şöyle: “Hicrî 14. Asırda Beynelmilel Tuzaklar Karşısında İslâm Alemi.

 

Diyanet ve Nesil dergilerinin özel sayılarını hatırlıyorum/saklıyorum.

 

TYB’de, söz konusu etkinlikler çerçevesinde  “Hicrî On Beşinci Asrı Kutlama Toplantısı” başlığıyla 29 Mayıs 1982 Cumartesi günü Ankara’da Odalar Birliği Konferans salonunda İlmî Seminer tertiplemişti.  Muhsin Mete kardeşim telefonla arayarak bir tebliğ ile katılmamı teklif ettiler. Eyvallah dedim. O günlerde meşgul olduğum konuyu biraz daha geliştirerek sundum. Aynı metin ufak değişikliklerle 1985 tarihinde yayınlanan ”Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi” isimli eserinde yer aldı.

 

Burada sempozyum kelimesinin kullanılmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Bu tip toplantılara ne ad verelim, panel mi, seminer mi,  sempozyum mu? Yoksa bu yabancı kelimeler yerine daha yerli bir kelime mi bulalım sorusu o gün de bugün de sorulmaktadır. Birliğin çıkardığı broşürün başlığında “toplantı” kelimesi var, aynı sayfada “ilmi seminer” ifadesi de var. Zamanla sempozyum yerine bilgi şöleninde veya tartışmalı ilmî toplantıda karar kılanlar da oldu.

 

TYB’nin tertiplediği –bildiğim- ilk sempozyum bu olduğu gibi benim de tebliğ ile katıldığım ilk akademik toplantı budur. Oturum başkanları, tebliğ sahipleri ve tebliğ başlıklarını elimizdeki efe meradan sıralayalım. Vefat edenleri rahmetle yaşayanları hürmetle analım:

 

1.Oturum

 

Başkanlar: Yavuz Bülent Bakiler-H.Rıdvan Çongur

 

Şerafeddin Gölcük (Doç. Dr.) Erzurum İslâmî İlimler Fak. Öğretim Üyesi - Kur’ân-ı Kerim’de Hicret

 

Ahmet Debbağoğlu (Dr. İstanbul İ.T.İ.A. Öğretim Ü.) - Hz. Peygamber’in İktisatla İlgili Hadisleri

 

Süleyman Hayri Bolay (Doç. Dr. A.Ü. İlahiyat F. Öğretim Ü.) - Yabancılaşma Karşısında İslâm

 

Ahmet Gürtaş (Diyanet İşleri Başkan Yrd.) - 15. Hicrî Asrın Başında  Türkiye’de Din Eğitiminin Durumu ve Geleceği

 

 

  • Oturum

 

 

Başkan Prof. Dr. Şaban Karataş

 

Erol Güngör (Prof. Dr. İ.Ü. Edebiyat Fak. Öğretim Ü.) - 15. Hicrî Asrın Başında Türkiye’de Gelişmekte Olan Tasavvuf Hareketi

 

Mustafa Kara (Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü Öğretim Ü.) - Tasavvuf Tarihinde Hicretin Yeri ve Tasavvuf Eğitiminde Seyahatin Değeri

 

Ahmet Kabaklı (Yazar, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı) - Ahmet Cevdet Paşa’da Hicret

 

 

  • Mehmet Doğan (Yazarlar Birliği Genel Başkanı) - 15. Hicret Asrında Yazarın Sorumluluğu

 

 

Mehmet Hatiboğlu (Prof. Dr. A.Ü. İlahiyat Fak. Öğretim Ü.) - 15. Hicrî Asırda Oryantalizmin Hedefleri

 

Tertip Heyeti

 

 

  • Cemal  Çiftçigüzeli (Genel  Başkan Yardımcısı)

 

 

Necmeddin Turinay (Genel Sekreter)

 

Muhsin Demirel (Mali sekreter)

 

Kimler vardı?

 

Sempozyuma dinleyici olarak Ankara’dan birçok insanın/bürokratın/üniversite öğrencilerinin katıldığını söyleyebilirim. Tebliğ sahipleri, oturum başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin dışında kimler gelmişti diye bir soru sorulursa fotoğraflara bakarak birkaç isim verebilirim: Beşir Ayvazoğlu, İhsan Sezal, Mustafa Ruhi Şirin, Mehmet Çınarlı, Hulusi Kılıç.

 

Erol Güngör tebliğ başlıklarında görüldüğü gibi alanımla ilgili olan tek tebliğ, Erol Güngör’e ait. Erol Güngör o günlerde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde sosyal psikoloji alanında en genç ve istikbal vadeden en meşhur profesörlerinden biri idi. 1981 yılında neşrettiği “İslâm’ın Bugünkü Meseleleri” isimli eseriyle konu üzerinde düşünmek isteyenlere geniş bir ufuk ve bazı konularda tartışma alanı açmıştı. O günlerde ise üzerinde çalıştığı konu “Tasavvufun Bugünkü Meseleleri” idi. YÖK’ün kurulmasıyla birlikte Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Güngör,  ne yazık ki kısa bir müddet sonra vefat edecektir. (24 Nisan 1983) Tebliği de söz konusu kitabın sonunda yer alacaktır. Sempozyum başladığında tebliğlerin özetleri elimizde idi. Güngör, Özet’e şöyle başlıyordu: “Bu tebliğ İslâm tasavvufu hakkında sosyolojik açıdan yapılan bir araştırmanın son bölümünü teşkil etmektedir. Araştırmanın esas tezi şudur: Tasavvuf hareketleri, tarihte ya çok dünyevî bir hayatın yarattığı huzursuzluklara karşı manevi ihtiyaçların şiddetle hissedildiği zamanlarda yahut bir dinin çok şekilci bir manzara kazanması üzerine onu spiritüel kaynaklarına çekme maksadıyla gelişmektedir. İslâm tasavvufu bu genel şemanın özel bir halini teşkil eder.”

 

Sempozyuma sunular, tebliğler daha sonra Arapça ve İngilizce özetleriyle, fotoğraf ve değişik  hüsn-i hat örnekleriyle  süslenerek  İsmet Keten’in kapak kompozisyonu ile yüz küsür sayfalık bir kitap olarak basılmıştır. (1983) Erol  Güngör’ün  ayrıca İstanbul’da yayınlanan Millet gazetesinde 1 Haziran 1982 tarihinde “Yeni Bir Anlayış” başlığıyla  bir değerlendirme yazısı çıkmıştır. Ahmet Kabaklı’nın sempozyumla ilgili yazısı ise 5 Temmuz 1982 tarihli Tercüman gazetesinde yayınlanmıştır.

 

Mehmet Doğan ile katıldığım son Bilgi Şöleni ise Ahmet Hamdi Tanpınar’la ilgili idi ve 14-15 Ocak 2022 tarihinde  Yıldırım Belediyesi ile Türkiye Yazarlar Birliği’nin Bursa’da tertiplediği toplantıda oldu. Tebliğimin başlığı şöyle idi: “Bursa’da Zaman”ın Dervişleri Yahut Cemâlî Celâlî Tecelliler

 

(Yoksa bu ülkemizde katıldığı son sempozyum mu idi?) Bildiriler Yahya Aydın’ın editörlüğünde basıldı. Merhum dostumuz ise tebliğine Tanpınar’ın, ömrünün son günlerinde tamamladığı anlaşılan mısraları ile başlamıştı. Biz de onunla, o hüzün dolu mısralarla bitirelim:

 

Selâm Olsun

 

Selâm olsun bizden güzel dünyaya

 

Bahçelerde hâlâ güller açar mı?

 

Selâm olsun sonsuz güneşe, aya

 

Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

 

 

 

Hepsi güzeldi kar, tipi, fırtına

 

Günlerin geçişi ardı ardına.

 

Hasretiz bir kanat şakırtısına

 

Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

 

 

 

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,

 

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,

 

Dönmeyen gemiler olduk açıktan,

 

Adımızı soran, arayan var mı?...

 

 

Yorum Yaz