Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Piyanist Tuluyhan Uğurlu: “Biz Babil’i anlamadığımız için Bağdat’ın bombalanmasını televizyon karşısında cips yiyerek seyrettik. Biz Babil’in felsefesini anlamadığımız için Gazze’de binlerce çocuk öldü ve bunları sadece kınamaktan öteye geçemedik. Babil bilinci bizde olsaydı Mezopotamya’da bu kadar acı yaşanmazdı. Bu nedenle Babil’i çok önemsiyorum ve eserlerimden birinin Babil olmasını istedim.”
Piyanist Tuluyhan Uğurlu albümlerini peş peşe müzikseverlerle buluşturdu. Nisan ayında "Tuluyhan 2.0 Zaman Yolcusu" ve aradan geçen bir aylık aranın ardından "Tuluyhan Uğurlu 3.0 Babil"i dinleyicisinin beğenisine sunan Uğurlu, “Ben bir zaman yolcusuyum. Görüp şahit olduğum her anı anlatmak istiyorum. Onun için Babil’i anlatıyorum. Bundan sonraki albümde Buhara’yı anlatacağım. Bir zaman yolcusunun yaşadığı pek çok şeyi insanlarla paylaşacağım” diyor. Hem yeni hem de eski eserlerini yeni düzenlemeleriyle sunan Uğurlu, dinleyicilerini medeniyetler arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Dijital müzik teknolojilerini eserlerinin önemli bir parçası olarak gördüğünü belirten Uğurlu, yeni albümlerinde geçmişin izlerini elektronik altyapılarla yeniden yorumlarken; Babil’den Anadolu’ya, özgürlük mücadelelerinden kedilere uzanan geniş bir hikâye evreni kuruyor.
"Tuluyhan 2.0 Zaman Yolcusu", Nisan ayında çıkmıştı. Aradan geçen bir aylık aranın ardından şimdi "Tuluyhan Uğurlu 3.0 Babil" müzikseverler ile buluştu. Öncelikle bu albümler arasında bir bağlantı var mı?
Yıllardır çok yoğun konser programlarım vardı. Stüdyo çalışmalarımı biraz ihmal ediyordum. Geçtiğimiz Kasım ayında yine konserden konsere koşarken düşüp sağ elimi incittim. Hayatımda ilk kez başıma gelen bir durumdu bu. Belli etmedim ama gerçekten çok üzgündüm. Doktorum küçük hareketlerle sağ elimi güçlendirmemi istedi. Bu arada tuşesi daha hafif olduğu için dijital klavyelerle egzersizlere devam ettim. Zaten yıllardır dijital müzik teknolojileri ile haşır neşirim. Belki de bu ülkenin elektronik dünyayı klasik müzik dünyası içine sokan ve bunu harmanlayan ilk müzisyenlerinden biriyimdir. Çok zengin bir sentezleyici ve ses kütüphanelerim var.
Dijital klavyelerle çalışırken aklıma eski eserlerimi yeniden düzenleme fikri geldi. Bu arada yeni besteler birbiri peşi sıra notalara dökülmeye başladı. Tüm bu eserleri 21. yüzyıl dinleyicisi ile buluşturma fikri bana çok cazip geldi. Bu yeni müziklere yabancı şirket ilgi duyunca albümleri hazırlamaya karar verdim. Önce "Tuluyhan 2.0 Zaman Yolcusu" ardından "Tuluyhan Uğurlu 3.0 Babil" sanatseverlerle buluştu.
2.0 ve 3.0, teknoloji ve yazılım dünyasındaki büyük güncellemeleri ve sınıf atlamaları çağrıştırıyor. Sizin müziğinizdeki karşılığı nedir?
2.0 ve 3.0 sadece benim değil, gelişmekte olan Türkiye’nin arzu ettiğim noktalara ulaşmasının isteğidir, rüyasıdır. Kendimi Türkiye’den farklı görmediğim için bu ifadeleri kullanıyorum. Albümlerimdeki sürekli artan rakamlar Türkiye’nin gelişimi ile paralel olarak yürüyecek. 2.0 büyük alaka görünce “Tuluyhan 3.0” adıyla Babil’i çıkardım. Çok da başarılı oldu.
“Ben bir zaman yolcusuyum”
"Tuluyhan 2.0 Zaman Yolcusu" albümünden de bahsetmek isterim. Bu albüm eski ve yeni eserlerimden derlenen özel bir seçki. İsmini de bundan dolayı mı “Zaman Yolcusu” seçtiniz? Nasıl bir çalışma oldu?
Ben bir zaman yolcusuyum. Görüp şahit olduğum her anı anlatmak istiyorum. Onun için Babil’i anlatıyorum. Bundan sonraki albümde Buhara’yı anlatacağım. Bir zaman yolcusunun yaşadığı pek çok şeyi insanlarla paylaşacağım. İnsanlar medeniyeti ayrışık zannediyorlar, örneğin ABD başkanı Trump çok kolay bir şekilde İran’ı yok etmekten bahsediyor. Halbuki insanlık medeniyeti bir bütündür. Sen İran’ı yok edersen, oturduğun yerde buharlaşmaya başlarsın. İran insanlık medeniyetinin bir parçasıdır. Trump maalesef bunun bilincinde değil, zaten Amerikalıların çoğu da kendilerinden başka bir şey hakkında bilgi sahibi değiller. Trump o nedenle kolayca böyle lafları söyleyebiliyor.
Teknoloji benim müziğimin ciddi bir parçasını oluşturuyor. Bu konuda Türkiye’deki en donanımlı insanlarla birlikte çalışıyorum. Onların kurmuş oldukları sistemler ve benim için hazırladıkları sistemleri bire bir şekilde kullanmaya çalışıyorum. Bu konuda Ceyhun Kuru ile çalışmak ciddi manada fark yaratıyor.
Biliyorsunuz ben piyano çalmaya, beste yapmaya çok küçük yaşımda başladım. Aceleciyim, sıkıntılıyım. Bu yüzden sahnede sürekli doğaçlama çalıyorum. Dinleyiciye sürekli değişen ruh halimi bir an evvel yansıtmak istiyorum. Müziğin bir duygu seli olduğuna, benim kalbimden, karşıdakinin kalbine geçtiğine inanıyorum ve sahnede bunu bir an evvel gerçekleştirmek istiyorum. Çalıştığım bu yeni teknolojilerle tek başıma kimseyi beklemeden müziğimi geliştirebiliyorum. Tüm orkestraya hâkim olup istediğimi anında yapabilmek müzikteki yeni teknolojilerle mümkün ve bu beni çok rahatlatıyor.
“Önemli olan geleceğe mesaj birakabilmek”
Albümün temel amaçlarından biri zamansız melodilerinizi yeni nesil elektronik altyapılarla genç kuşaklara ulaştırmak olduğunu okudum. Günümüz dünyasının müzik tüketim hızını düşündüğünüzde, “Zaman Yolcusu” gençlerle nasıl bir frekans yakaladı?
Albüm çıkışı ile ilgili büyük duyurular yapmadım. Sosyal medya tanıtımları, hazırlanan videolar, dijital müzik platformlarının tanıtımları ile sakin bir yol izledik. İstiyorum ki, birileri bir şeyler dinlerken bunları keşfetsinler. Dijital müzik platformları okyanus gibi, içine herkes bir şeyler atıyor. Tuluyhan’ın eserleri de şimdi o deryanın içinde dolaşıyor. Güzel yanı dinleyen herkesin yazarak ya da telefonla beni araması. Fazla konuşmayan Z kuşağından da kısa ama çok güzel mesajlar alıyorum. “Abi seni tanımamışım bu benim ayıbım” veya “Müziğin çok güzel, ben seni 20’li yaşlarda sandım, iyi yakalamışsın güncel müziği gibi” heyecan verici mesajlar geliyor. Özellikle elektronik eserler gençlerin çok ilgisini çekiyor.
Yurt dışından da çok beğeni alıyorum ama biraz daha zamana ihtiyacımız var. Bunlar uzun soluklu eserler… Örneğin bundan 30 yıl önce yaptığım şu anda dijital platformlarda paylaşılan eserlerim bugün hala dinleniyor, tıklanıyor. “Sofya'da Dans” veya “İstanbul Kanatlarımın Altında” içindeki birçok eserim 1 milyonun üzerinde dinleyici sayısına ulaşmış. Müzik bugünden yarına olacak bir şey değil. Bundan 400 yıl sonra da anılmak istiyorsanız eserleriniz kalıcı olmak zorunda. Aceleye gerek yok. Önemli olan geleceğe mesaj bırakabilmek... Sanatseverlerin dijital alkış sesleri geliyor. İnanın bu müziklerin önü çok açık.
“Anadolu’nun tınısını, güzelliklerini anlatıyor”
Albümün kapanış parçası "Son Söz" adını taşıyor. Ancak bu albümden hemen bir ay sonra “3.0 Babil” geldi. Bu "Son Söz", aslında yeni bir albümün ilk cümlesi mi demek oluyordu?
Dedim ya, ben bir zaman yolcusuyum. Zamanlar arasında dolaşmak hoşuma gidiyor. “Son Söz” Anadolu’nun tınısını, güzelliklerini anlatıyor. Ama yolculuk bitmiyor. Anadolu’dan çıkıp Babil’e uzanıyorsunuz…
“Bir sonraki albümde Buhara’yı hatırlatmak istiyorum”
Ve "Tuluyhan Uğurlu 3.0 Babil” albümü. Bu albümde kaç eser var? İsimleri paylaşır mısınız?
Albümde 12 eser var. Kendimi anlattığım “Ben Tuluyhan” ile başlıyor. Beş yaşında yazdığım bir eser var. Rahmetli Cemal Reşit Rey bu eseri dinleyince “Bu çocuk yurt dışında eğitim almalı, bu çocuk bir deha” demişti. Yıllar önce yazdığım bu eseri annem için yeniden düzenledim. Onun adı da “Benim Annem”. Türk kahvesi benim en sevilen eserlerimden birisidir. Yaklaşık 35 yıl önce Eskişehir'de bir konserde aniden ortaya çıkan bir doğaçlama eserdir. Hepsi birbirinden farklı 12 eser yer alıyor.
Babil’i anlamadığımız için Gazze’de çocuklar ölüyor
Albüme adını veren Babil tarihe baktığımızda çok önemli bir şehir. Babil eseri nasıl ortaya çıktı? Babil üzerinden verilmek istenen bir mesaj var mıdır?
Babil farklı bir şehir, ne kadarı doğru bilmiyoruz ama dünden bugüne gelen efsaneleri var. Aslında herkes aynı lisanı konuşurken ve herkes birbirini anlarken, çok dilli bir sistem devreye girdi, bir sabah insanlar birbirini anlamamaya başladılar. Harut ve Marut, Danyal Peygamber, Marduk, Kraliçe Ametis, Nebukadnezar çok çeşitliliğin merkezi.
Nebukadnezar eşinin bir tek sözü ile asma bahçeler yaptırıp, ona dilediği şehri inşa eden çok önemli bir mimardır. Biz Babil’i anlamadığımız için Bağdat’ın bombalanmasını televizyon karşısında cips yiyerek seyrettik. Biz Babil’in felsefesini anlamadığımız için Gazze’de binlerce çocuk öldü ve bunları sadece kınamaktan öteye geçemedik. Babil bilinci bizde olsaydı Mezopotamya’da bu kadar acı yaşanmazdı. Bu nedenle Babil’i çok önemsiyorum ve eserlerimden birinin Babil olmasını istedim.
Bir sonraki albümde Buhara’yı da hatırlatmak istiyorum. Çok yazık, biz Türk dünyasının anlayamadığı bir şehir. Çünkü Buhara akıl ve hikmetin, bilimin çıktığı kaynak. Onun büyüsünü ve atmosferini algılayamadığımız için geri kaldık. Türk dünyası olarak bunu anlamamız gerekiyor. Buhara’yı da çok iyi anlamamız anlatmamız gerekiyor.
Albümde yer alan “Özgürlüğün Savaşçıları" birileri için mi yazıldı?
Dünyanın her yerindeki özgürlük savaşçıları için yazdım ancak son nokta her zaman bizim Kurtuluş Savaşı şehitlerimiz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yüce ruhuna ithaf ettiğim bir eserdir. İşte onlar bizim özgürlük savaşçılarımızdır.
“Kediler benim canlarım”
Dikkatimi çeken diğer bir eserde Cats Of Tuluyhan oldu… Kedilerle olan ilişkiniz nasıldır? Çok eğlenceli bir parça olmuş. Özellikle kedi dostlarının çalma listesinde olacak bir parça…
Kediler olmadan hayat olur mu, üç beş tane dünya güzeli ile oynamadan güne başlamam. Kediler benim canlarım, onlar için bir eser yazmayı çok istiyordum, denk geldi galiba.
TULUYHAN 2.0 ve 3.0 BABİL ile başlattığınız bu yenilikçi serinin devamı gelecek mi?
Haziran ayında bir tekli çıkarmayı düşünüyorum. Sanıyorum temmuz gibi 4 eserden oluşan bir EP çıkaracağım. Ondan sonra da Buhara gelecek.
“Itri elektronik alt yapılarını bizden iyi kullanırdı”
"Tuluyhan 2.0 Zaman Yolcusu" albümünde Türk musikisinin en büyük dehalarından birine selam durduğunuz "Muhteşem Itri" eseri yer alıyor. Klasik Türk müziğinin köklü ismini 21. yüzyılın elektronik altyapılarıyla yeniden inşa etmek nasıl bir deneyimdi?
Ben zaten yıllardır bu çalışmaları yaparım, sahnede Bach’ın Toccata ve Füg’ünü çalıp, onu Salat-ı Ümmiye’ye bağladığım konserlerim oldu. Piyano ile Sala’yı çalıp sonra bir hafıza Sala okuttum defalarca. Bence Büyük Itri bugün yaşasa 21. Yüzyılın elektronik alt yapılarını hepimizden iyi kullanırdı. “Muhteşem Itri” isimli eser albümün en çok beğenilen çalışmalarından birisi.
Zaman zaman bana saygı duyduğum müzisyenler “Itri’den sonra bu ülkenin yaşayan en büyük bestecisi sensin” diyorlar. Bu beni onurlandırıyor. Ben de kendi müziğimle Itri’nin müziğini bir arada kullanmaya çalışarak “Muhteşem Itri” isimli eseri yazdım.
Yorum Yaz