Kaotik bir dünyada barışı arayan adam: Antonio Guterres

Röportaj

Gerçek liderler, barış için mücadele eden savaşçılardır. Kaotik ve kutuplaşmış bir dünyada Genel Sekreter sıfatıyla değil, insan kalarak barışı aramak, hatırlatmak, hatırlatmak ancak cesurların işidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “2025 yılı Atatürk Uluslararası Barış Ödülü”nün sahibi oldu.

 Gözlerini dünyaya açtığı sene, şiddetsiz direnişin sembolü Mahatma Gandhi ölmüştü. Barış ve bağımsızlık haklarını savunan bir liderin dünyadan ayrıldığı yıl, başka bir çocuk dünyaya gelmişti. Tarihin ironisi belki de tam burada başlıyordu… Eskiler der ki; çocuklara verilen isimler, insanın karakterini, hayattaki rolünü hatta kaderini etkiler. İsim kimliktir, insan adıyla yaşar. Bu yüzdendir belki de dünyada bütün dillerde en çok “cesur” anlamına gelen isimler verilir çocuklara. Cesaret bazen isimden doğar nitekim. Çünkü insan ismini seçemez ama zamanla ismi, insanı seçer.

Cesaretten doğan isim 

En iyi öğrenci olmak, en mükemmel başbakan seçilmek, en cesaret verici adam ödüllerini almak; bunların hiçbiri dünyada süren düşmanlığı bitirmeye yetmiyor. Barış ne bir erkek çocuğunu çağırırken çıkan sestir ne de iki hecelik bir kelime. Barış, bir kelimeden çok daha fazlasıdır. Belki de bu yüzden ebeveynleri ona “Antonio” adını koymuştur. Antonio, Latincede değerli ve cesur anlamlarına geliyor. Türk-İslam alemindeki Mehmet ve Ahmet isimleri gibi; güven, cesaret ve emanet duygusunu temsil ediyor. İşte tam da burada Antonio, başka bir memlekette, başka bir dinde yetişmiş olsa da bu kıymetli anlamla dünyaya kafa tutmuştur. O da değerli bir savaşçı gibi, dünyadaki zulme karşı mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler’in dokuz yıldır görev yapan dokuzuncu Genel Sekreteri, Antonio Guterres olarak.

Dünya, Antonio Guterres gözlerini açtığı günden bu yana pek değişmedi. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden kısa bir süre sonra doğmasına rağmen, savaş dünyada hiç bitmedi. Dünya kendi etrafındaki turunu tamamlarken, bir yerlerde çocuklar açlıktan ölüyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor, hayvanlar katlediliyor, iklim ihmallerle bozuluyor, kurşun masumiyeti öldürüyor, bombalar evleri yıkıyor, insanlar “yaşamak” için sevdiklerini geride bırakıp umuda koşuyor... Acı olan şu ki, Antonio Guterres bütün bu olup bitenlerle büyüdü. Acı olmayan ise, Antonio Guterres’in bütün bu olup bitenlerle mücadele etmek için var gücüyle savaşmasıydı. Boşuna değildi belki de “cesur savaşçı” anlamına gelen ismi taşıması.


Teknik mühendislik okudu sosyal mühendis oldu

Antonio Guterres, 30 Nisan 1949’da Portekiz’in Lizbon kentinde doğmuş, siyaset ve uluslararası diplomaside önemli izler bırakmış bir devlet adamı. Dokuz yıldır Birleşmiş Milletler’in dokuzuncu Genel Sekreteri olarak görev yapıyor. Eğitim hayatına mühendislik alanında başlayan Guterres, Lizbon’da Fizik ve Elektrik Mühendisliği diploması aldı. Daha sonra Lizbon Teknik Üniversitesi’nde Sistem Analizi ve Planlama üzerine lisansüstü eğitimini tamamladı. Teknik bir altyapıdan gelmesine rağmen, toplumsal sorunlara ve sosyal adalete duyduğu ilgi onu siyasete yöneltti.

Siyasi kariyerine 1970’li yıllarda Portekiz Sosyalist Partisi’nde başlayan Guterres, kısa sürede partinin önde gelen isimlerinden biri haline geldi. 1995–2002 yılları arasında Portekiz Başbakanı olarak görev yaptı. Bu dönemde sosyal politikalar, yoksullukla mücadele ve Avrupa Birliği ile ilişkiler öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Ulusal siyasetteki görevlerinin ardından uluslararası alana yönelen Guterres, 2005–2015 yılları arasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak çalıştı. Bu görev süresince mülteci krizleri, zorunlu göç ve insani yardımlar konusunda küresel ölçekte etkin bir rol üstlendi. Üç çocuğu, üç torunu olan Antonio Guterres, sağduyu ve iyi niyet dilleri dışında aynı zamanda Portekizce, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşuyor.

2016 yılında Ban Ki-moon’un ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçildi Antonio Guterres. Görev süresi boyunca iklim değişikliğiyle mücadele, barış süreçleri, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarının korunması gibi konulara öncelik verdi. Şefkatli, kapsayıcı ve çok taraflılığa dayalı yaklaşımıyla tanınan Guterres, günümüzün karmaşık küresel sorunlarına çözüm arayan en etkili uluslararası figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

“Biz kaotik bir dünyada yaşıyoruz” 

Guterres, bir sosyalist olarak; başta ABD olmak üzere Batılı büyük güçlerin baskısının eksik olmadığı bir göreve geldi. 66 yıl sonra o koltukta oturan ilk Avrupa kökenli başkan oldu. Kendisi de biliyordu ki 1946’da Birleşmiş Milletler’in ilk Genel Sekreteri olan Norveçli Trygve Lie’dan bu yana büyük güçler, bu makamın nasıl çalışması gerektiğine sürekli müdahale etmişti. Bu müdahaleler Lie’yi yıldırmış, ikinci görev süresinin başında istifaya zorlamış ve itibarını zedelemişti. Ondan sonra gelen yedi genel sekreter de doğulu ya da batılı büyük güçlerin baskısı altında görev yapmak zorunda kalmıştı. Guterres de büyük baskılar altında çalışmaya devam ediyor.

“Birleşmiş Milletler savaştan doğdu, bugün burada barış için olmalıyız” derken de adil bir dünya inşası için “biz kaotik bir dünyada yaşıyoruz” diye haykırırken de o, o teknik bir mühendis değil, sosyal bir mühendis olmayı tercih etti Guterres.

Dünya liderleri onu ne kadar dinliyor, sözlerine ne kadar ehemmiyet veriyor; o her konuya eşit mi bu başka bir dosyanın konusu. Ancak şu çok açık ki Guterres; kimi zaman iklim krizi için, kimi zaman masum çocuklar, kadınlar, savaşlar ve hayvanlar için, barışta birleşemeyen ama meclislerde birleşen dünya liderlerine soyadından müsemma bir cesaretle hakikati haykırdı ve hâlâ haykırıyor.

Barış ismini taşıyan savaşçı olur mu?

Çünkü hakikat ve gerçekler ancak haykırıldığında gündem olur. Kürsü, sayın liderlerin sıradan konuşmalarından çok daha fazlasıdır. “Gücün hak yarattığı bir dünya mı, yoksa herkes için haklar dünyası mı?” sorusunu sorarken de Guterres, aslında bir hak arayışının peşinde olmayı hiç bırakmadı.

76 yılı geride bırakan Antonio Guterres, belki de dünyadaki en çok trajediye tanıklık eden isimlerden biri. Belki de bu yüzden en sık kullandığı kelimeler “utanç” ve “felaket”... Ama o, uluslararası topluma sürekli gerçeği haykırmaktan vazgeçmedi. Hakikat ve gerçek için savaşıyor. “Barış” ismini taşıyan birinden savaşçı olur mu demeyin. Barış için de savaşmak gerekir. Gerçek liderler, barış için mücadele eden savaşçılardır. Dünyanın durumunu Genel Sekreter sıfatıyla değil, insan olarak insana anlatmak çok da kolay bir iş değildir. Dünyanın yaşayan en büyük canilerinden biri olarak gördüğü İsrail için “Dünya İsrail’den korkmamalıdır” demek de cesarettir; iki yüzlü Batı dünyası karşısında bunu söyleyebilmek de. Mülteci toplantısında Tevbe Suresi’nden alıntı yaparak hoşgörünün yüzyıllar önce inançlı-inançsız tüm insanlara indiğini hatırlatmak da.

2025 Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün sahibi Antonio Guterres

Doğmadan 18 yıl önce “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini dünyaya ilan eden Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkede barış ödülüne layık görülmesi de boşuna değil. Öyle kolay bir iş de değildir kaotik bir dünyada barışı aramak. Barışı haykırmak, barışı hatırlatmak ve barış olabilmek. Antonio Guterres, dünyada yaptığı ve yapmaya çalıştığı barış ve istikrarın gelişimi adımlarına katkılarından dolayı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, 25 yıl aradan sonra yeniden takdim edilen “2025 yılı Atatürk Uluslararası Barış Ödülü”nün sahibi oldu. Antonio Guterres belki dünyaya barışı tek başına getiremeyecek; ama ateşi söndürmek için bir damla su taşımak bile bazen yeğdir.

Yorum Yaz