“Resimlerim doğaya şükür duamdır”

KÜLTÜR SANAT Röportaj

Her fırça darbesi, tuvale yaptığım her dokunuş, doğadan aldığım ilhamı ifade etmenin ve ona minnettarlığımı göstermemin bir yolu, resimlerim doğaya şükür duamdır.

 Ressam Teymur Ağalıoğlu ile röportajımızda ilhamını doğadan alan sanat yaklaşımına ve “Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi” adlı retrospektif sergisine dair konuştuk. Eserlerinde doğadaki renkleri ve ışığı yansıtan Ağalıoğlu, sanat yaşamından 165 eserle kapsamlı bir seçki sunuyor yeni sergisinde. Sergi, 15 Ocak 2026’ya kadar Kazlıçeşme Sanat’ta ziyaretçileriyle buluşmaya devam edecek.

Serginizin adı “Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi”. Bu ismin anlamı nereden geliyor?

“Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi” isminin sanat yolculuğumun özünü ve felsefesini en doğru biçimde yansıtacağını düşündük. Doğa, her zaman sabırla dersler verir; gözlemleyen, anlamaya çalışan ve detayları fark etmeye niyet eden ressamlar için de en iyi öğretmendir. Benim resim anlayışım özellikle empresyonist geleneğin etkisiyle doğanın ışığını, renklerini, gölgelerle dans eden formlarını ve sessiz melodilerini anlamlandırmaya çalışmak üzerine kurulu. Her fırça darbesi, tuvale yaptığım her dokunuş, doğadan aldığım ilhamı ifade etmenin ve ona minnettarlığımı göstermemin bir yolu, resimlerim doğaya şükür duamdır. 165 eserden oluşan sergimle doğanın daima öğretici olduğunu ve dikkatle bakan gözlere sunduğu güzellikleri aktarmayı amaçlıyorum. 

Retrospektif serginizdeki eserleri oluştururken sizi hangi tema veya duygular yönlendirdi?

Ana ilham kaynağım her zaman doğa oldu. Ancak burada sadece fiziksel manzarayı yansıtmak değil, insanın doğa ile kurduğu duygusal ve ruhsal bağı da merkeze almayı hedefledim. Retrospektif yaklaşım, hem geçmişteki hem de son dönem eserlerimi bir araya getirerek izleyiciye doğanın sanat yolculuğumdaki rehberliğini göstermek için çok önemliydi. Bazı tablolar Haliç’in ışığını ve suyun yüzeyindeki yansımasını taşırken bazıları Anadolu köylerinin sıcak renklerini ve doğadaki basit ama güçlü formları yansıtıyor. Bu eserleri bir araya getirirken beni yönlendiren temel duygu, doğanın her an değişen enerjisini ve insan ruhuna dokunan yönlerini aktarabilmekti.

Resim yaparken sizi etkileyen anlar veya detaylar neler oluyor?

Resimlerimi çoğunlukla tabiatta yapıyorum. Mevsimsel zorluklar olabiliyor ama kışın soğuk ve rüzgârlı günleri ya da yazın kavurucu sıcak öğle vakitleri doğanın gerçek ruhunu gözlemleyebilmek için çok önemli. Beni en çok etkileyen anlar, doğanın küçük ve çoğu zaman gözden kaçan detaylarını fark ettiğim zamanlar oluyor. Bir yaprağın üzerindeki ışık kırılmaları, suyun kıyıya vuruşundaki ritim, hafif esen rüzgârın çiçekleri sallayışı… Bu detayları tuvale aktarırken onları birebir kopyalamak yerine gözlemlediğim enerji, his ve duyguyu taşımaya çalışıyorum. Aynı manzarayı tekrar çalışsam da her seferinde farklı bir renk, farklı bir ışık ve farklı bir duygusal vurgu ortaya çıkıyor çünkü doğa da sürekli değişiyor ve her an farklı bir hikâye anlatıyor. Bu yaklaşımım empresyonist geleneğin geçici ışık ve duygu anlayışından ileri geliyor.

Sanat yolculuğunuzda sizi dönüştüren, etkileyen deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

Beni dönüştüren deneyimlerimden biri çocukluğumdan itibaren doğada geçirdiğim vakitler oldu. Yaşamımın uzun bir dönemi Kafkasya’da geçti ve burada doğayla kurduğum yakınlık, sanata bakışımı derinden şekillendirdi. Türkiye’de ise Haliç kıyılarında ve Anadolu köylerinde geçirdiğim zamanlar doğanın farklı yönlerini gözlemlememi sağladı.

Sanat yolculuğumda TabiArt grubundan da bahsetmek isterim. TabiArt, çeşitli meslek dallarından dostların bir araya gelerek İstanbul’da ya da başka şehirlerin köylerinde, doğasında resim yapan sanat topluluğumuz. TabiArt’ta hem deneyimlerimizi paylaşıyoruz hem de farklı bakış açıları ortaya koyuyoruz.

Serginizi ziyaret eden izleyicilerin eserlerinizden hangi duygu veya farkındalıkla ayrılmasını umuyorsunuz?

İzleyicilerin sergiden çıkarken doğaya karşı daha dikkatli, meraklı ve şefkatli bir bakış geliştirmelerini umuyorum. Her tuval doğanın detaylarını, ışığını ve ritmini yansıtarak izleyicinin kendi iç dünyasındaki duygusal ritimlerini fark ettirebilir. Benim için önemli olan doğanın sunduğu ilhamın, sessiz güzelliklerin ve farkındalık duygusunun hissedilmesidir.

Bu vesileyle sergiyi şekillendiren küratörüm Ömer Faruk Şerifoğlu’na, “Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi” kataloğunu özenle hazırlayan Sabri Öztürk’e, kıymetli emekleri için sergiyi hazırlayan tüm ekibe ve Kazlıçeşme Sanat’ta sergiye ev sahipliği yapan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a teşekkürlerimi sunmak isterim. Doğa ve sanat arasındaki bu bağ izleyiciye onlar sayesinde ulaşıyor.

Teymur Ağalıoğlu kimdir?

Doğada resim yapma geleneğinin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden Teymur Ağalıoğlu, 1953’te Gürcistan’da doğdu. Sanat eğitimine 1976’da Bakü Devlet Ressamlık Okulu’nda başlayan Ağalıoğlu, 1981’de Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Sanatçının yoğun eğitim süreci, hem akademik ciddiyetini hem de doğayı anlama tutkusunu besleyerek izlenimci duyarlığı kendine özgü üslubuyla harmanlamasında belirleyici rol oynadı. Mezuniyetinin ardından Tiflis ve Moskova’da eserler ortaya koyan sanatçı, bu döneminde hem teknik ustalığını pekiştirdi hem de farklı ekollerden ressamlarla çalışarak uluslararası görme biçimi geliştirdi. 

1995’te Türkiye’ye yerleşen Ağalıoğlu, atölyesinde verdiği derslerle öğrencilerine açık hava resminin inceliklerini aktardı. Öğrencileri ve meslektaşlarıyla kurduğu TabiArt grubu, doğa karşısında resim yapma geleneğini canlı tutan, üretim odaklı bir sanat kolektifine dönüştü. TabiArt grubu hâlâ dünyanın ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde doğada resim yapma geleneğini sürdürüyor. Ağalıoğlu’nun beş yıl boyunca yönettiği Nefertiti Sanat Galerisi de İstanbul’un kültür yaşamında önemli bir durak noktası oldu.

Sanatçı, birçok kez katıldığı Uluslararası Plastik Sanatlar Fuarı ve İstanbul TÜYAP Sanat Fuarı’nda sanat üretimlerini geniş izleyici kitlesiyle buluşturdu. 2005’te Hollanda Vianen’deki House of Art Gallery’de açtığı kişisel sergisi sanatçıyı uluslararası görünür kılan sergilerinden biri oldu. 2011’de ABD’de düzenlenen Richeson 75 Small Works Yarışması’nda aldığı övgüye değer eser ödülü ve aynı yarışmada üç çalışmasının sergilemeye değer görülmesi, onun uluslararası arenada dikkatle izlenen bir ressam olduğunun yeniden göstergesi oldu. 2012’de New York’ta Agora Gallery’nin uluslararası yarışmasında üç yapıtının seçkiye alınması sanatçının başarısının devamı niteliğindedir.

Bugüne kadar otuzdan fazla kişisel sergi açan Ağalıoğlu, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve dünyanın farklı ülkelerinde gerçekleştirilen çalıştaylarda davetli sanatçı olarak yer aldı. Eserleri, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara Resim Heykel Müzesi, Denizli Belediyesi ve Alanya Müzesi’nin yanı sıra Malezya, Fransa, İngiltere, ABD, Avustralya, İsviçre, Hollanda ve Almanya’da özel koleksiyonlarda sergileniyor.

Ağalıoğlu, doğanın ışığını, hareketini ve anlık değişimlerini tuvale taşıyan izlenimci yaklaşımı, açık hava resmine bağlılığı ve renkler üzerinden kurduğu güçlü atmosferle çağdaş resmin saygın ve etkili isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

Yorum Yaz