Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
İstanbul kültür-sanat rotasının önemli ayaklarından biri şüphesiz Galata ve Karaköy bölgeleri. Özellikle son yıllarda burada bulunan tarihi yapıların restorasyonuna ağırlık verildi. Kültürel mirasın parçası olan bu yapılar farklı dönemlerde sanat galerisi olarak işlevleniyor. Kemeraltı Caddesi 25 numarada bulununan Galata Rum Okulu, bu tarihi atmosferin önemli unsurlarından biri olarak mayıs 2023’de yeni restore edilmiş yüzüyle bir eğitim ve kültür merkezi olarak kapılarını açtı.
Galata Rum okulu; yanında bulunan silik modern binalar arasında , neoklasik ve eklektik üslubuyla oldukça belirgin bir yapı. 1910 yılında İstanbul’un kozmopolit yapısını zenginleştiren Rum toplumuna hizmet etmek üzere kurulur. Osmanlı döneminin çok dinli ve etnik yapısı içinde, Rum topluluğunun eğitim ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen bu bina, zamanla İstanbul’un önemli eğitim kurumlarından biri haline gelir.Ancak, 20. yüzyılın başlarından itibaren, siyasi ve sosyal gelişmeler neticesinde azınlık okullarının birçoğu gibi, Galata Rum Okulu da işlevini kaybeder. Uzun yıllar boyunca kullanılmayan bu bina, 2012 yılında yeniden canlandırılır ve bugün bir kültür merkezi olarak çeşitli sergilere, etkinliklere ve sanatçıların çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.
Bu tarihi bina, yalnızca bir okul olarak değil, aynı zamanda İstanbul’un kültürel ve dini çeşitliliğini temsil eden bir simge. Bugün Galata Rum Okulu’nun üzerinde bulunduğu Kemankeş Caddesi, İstanbul’un çok kültürlü yapısına tanıklık eden bir diğer önemli nokta olan Surp Krikor Lusavoriç Ortodoks Kilisesi ve Getronagan Ermeni Lisesi gibi yapılarla çevrili. Az ileride Kılıç Ali Paşa cami , Tophane I. Mahmut Çeşmesi ve yeni açılan Tophane Kasrı ile bölge adeta bir açık hava müzesine benziyor. Bu yapılar, İstanbul’un tarihsel dokusunu daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor ve bizlere, bu şehrin bir zamanlar nasıl bir kültürel mozaik olduğuna dair ipuçları sunuyor.
İrfan Önürmen ve sanatı
Galata Rum Okulu şu günlerde çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden İrfan Önürmen’in “Bilinmeyen Neden” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Önürmen toplumun kolektif hafızasını sorgulayan ve bireysel varoluşun sınırlarını irdeleyen bir sanatçı olarak tanınıyor. Genellikle şeffaf tül ve farklı materyallerle çalışan sanatçı, eserlerinde belirsizlik, unutulmuşluk ve görünmezlik temalarını işleyerek izleyiciyi bu düşüncelere yoğunlaştırıyor. Önürmen’in sanatı, günümüz toplumunda hızla tüketilen anılar ve değersizleştirilen olaylar üzerinden bir yüzleşme amacını taşıyor. Kullandığı malzemelerle, toplumsal belleğin parçalanmışlığını ve bireysel kimliklerin bu parçalanma sürecindeki yerini sorguluyor.
Önürmen’in eserleri, bizi sadece gözlemlemeye değil, aynı zamanda düşünmeye ve hissetmeye de teşvik eden bir güç taşıyor. Bu sergide, sanatçının genellikle görmezden gelinen toplumsal olaylara ve bireylerin içsel çatışmalarına dair sanatsal bir anlatı sunduğunu görmek mümkün. İzleyiciyi saran ve onu düşündüren bu eserler, hem bireysel hem de toplumsal hafızanın üzerindeki sis perdesini aralayarak bize, geçmişin ve bugünün derinliklerine dair ipuçları veriyor.
“Bilinmeyen Neden” sergisi
Serginin adından da anlaşılacağı gibi, görünmez olanın ve toplumda bilinçaltına itilenin peşine düşüyor. Önürmen, burada unutulmuş ya da görmezden gelinen insan hikayelerine odaklanarak, izleyiciye derin bir sorgulama alanı sunuyor. Tül, plastik, alçı ve beton malzemelerle oluşturduğu katmanlı yapı, izleyiciye adeta bir perde arkasından geçmişin izlerini takip etme imkanı tanıyor. Sanatçı sergilerinde genellikle kullandığı tekniklerinin yanı sıra, zengin dağarcığına yeni bir malzeme daha ekliyor. Zımpara kağıdına yaptığı boya ve sürtmelerle oluşturduğu işleri de yer alıyor. Ve fakat Önürmen tuval resminden ve figürden asla vazgeçmiyor. İnsan, silikleşip parçalanıp ve belirsizleşse de her zaman resminin ortasında büyük bir sorunsal olarak kendini belli ediyor. Burada insa sloganlaşmayan ama politik bir imge haline geliyor.
Önürmen’in “Bilinmeyen Neden” sergisi, Galata Rum Okulu’nun büyüleyici atmosferinde, İstanbul’un geçmişine ve bugününe dair etkileyici bir anlatı sunuyor. Sergi, ziyaretçilerine, sadece sanatın görsel dünyasında kaybolmayı değil, aynı zamanda geçmişle hesaplaşmayı ve bireysel hafızalarının derinliklerine inmeyi de vaat ediyor. Bu anlamda, “Bilinmeyen Neden” sergisi, izleyiciyi adeta bir zaman yolculuğuna çıkararak, İstanbul’un hem toplumsal hem de bireysel hafızasına dair güçlü bir hatırlatma sunuyor.
Tophane ve Kemankeş Caddesi’nde zaman yürüyüşü
Galata Rum Okulu, İstanbul’un kalbi sayılabilecek bir noktada, Kemankeş Caddesi üzerinde yer alıyor. Bu cadde, şehrin geçmişine dair birçok ipucu sunan yapılarla dolu. Örneğin, Surp Krikor Lusavoriç Ortodoks Kilisesi, İstanbul’un en eski Ermeni kiliselerinden biri olarak burada yer almakta. Kilise, hem dini bir merkez hem de şehrin çok kültürlü yapısının bir sembolü olarak dikkat çekiyor. Hemen yakınlarda bulunan Getronagan Ermeni Lisesi ise, Osmanlı döneminde kurulmuş ve hala eğitime devam eden, bir eğitim kurumu. Bu okul, Galata Rum Okulu ile birlikte, İstanbul’un çok kültürlü tarihine dair önemli birer simge niteliğinde. Bölgenin bu denli zengin bir mozaiğe sahip olması kuşkusuz ticaret ağının ortasında yer almasından kaynaklanıyor. Karaköy’ün her zaman için Galata ve Beyoğlu ile eş zamanlı olarak, Endüstri Devrimi’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yansımalarına ilişkin önemli verileri barındıran bir kültürel arşiv niteliğinde olduğu göz ardı edilmez. Prof. Önder Küçükerman Karaköy’ü , bir liman bölgesi olma bağlamının ötesine taşıyarak, “medeniyete ilişkin yeni sayılan her türlü gelişmenin kent yaşamına kabul ve dahil edildiği bir kapı” olarak niteliyor.16. yy tarihlenen ve bir Mimar Sinan yapısı olan Kılıç Ali Paşa camii ve hamamı hala aktif ve bölgenin en güzel yapılarından. Daha eskiye gidersek XV. yy Fatih Sultan Mehmet’in top döküm merkezi olarak inşaa ettirdiği Tophane- Amire binası da burada yer alıyor. Şu anda kültür sanat sergi alanı olarak işlevlenmiş durumda. İşte bu caddede yürürken, yan yana yaşayan farklı toplumların ve zamanların izlerini görmek muazzam.
İstanbul’un bu eşsiz caddesi ve bölgesi , bir yandan geçmişin izlerini taşırken bir yandan da bugünkü İstanbul’un kültürel çeşitliliğine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu sokakları adımlarken, belki de Galata Rum Okulu’nda sergilenen “Bilinmeyen Neden” sergisinin anlamını daha iyi kavrayabiliyor ve İstanbul’un belleğine dair daha derin bir anlayış geliştirebiliyoruz.
Sergi 2 aralık 2024 tarihine kadar gezilebilir.
Yorum Yaz