"Dert olmadan film olmaz"

SİNEMA Güncel

 Sinema Genel Müdürü Birol Güven’le hem sinemayı hem festivalleri hem de yapay zekanın sinemayı nasıl etkileyeceğini konuştuk. Film yapmış olmak için film yapılmaması gerektiğini vurgulayan Güven: “Dert olmadan film olmaz. Bir derdini anlatmak isteyen insanların önünde hiçbir engel duramaz” diyor.

Son yıllarda izleme alışkanlıklarının değişmesiyle insanların beyaz perdeden uzaklaştığı, buna bağlı olarak da sinemanın eski popülerliğini yitirdiği yönündeki tartışmalar, pandemi sonrası yaygınlaştı. Bunun üzerine bir film çekmenin ekonomik zorluğu da eklenince, sinema salonlarında boy gösteren film sayısı oldukça azaldı. Bu durum kimi çevrelerce “Sinema öldü” yorumuna sebep olsa da kimileri bunu “Sinema ölmez, ancak boyut değiştirir” yorumuyla açıklıyor. Tüm sektörlere olduğu gibi sinema sektörüne de giriş yapan yapay zekanın etkisi ise sinemacıların kafasını karıştırıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven’le hem sinemayı hem festivalleri hem de yapay zekanın sinemayı nasıl etkileyeceğini konuştuk. İnsanlar nasıl izlerse izlesin, bu yüzyılın sinema yüzyılı olacağını söyleyen Güven; “Güçlü sineması olan ülke, güçlü ülke olacaktır” diyor.  

Pandemi ve ardından gelen hızlı dijitalleşmenin sonucu sinema izleyicisinde bir düşüş yaşandı. Sinema Genel Müdürü olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?

 Sinema derken herhalde sinema salonlarından bahsediyorsunuz, çünkü sinema seyircisinde düşüş yok. İnsanlar hiç olmadığı kadar çok film izliyor. Bunun nedeni de sinemanın dijitalize olması ve insanların cep telefonundan bile film izleme imkanına sahip olmaları. Dolayısıyla dünya tarihinin en fazla film içeriği tüketilen dönemindeyiz. Bu yüzyılda içerik her şeyden önemli ama sinema salonlarında film izleme alışkanlığımız yok oluyor maalesef. Yeni nesle cep telefonundan izledikleri şeylerin film olmadığını anlatmak zorundayız. Film ancak büyük beyaz perdede, yüksek ses tasarımıyla, karanlıkta ve birlikte izlenir. Araştırmalar beyaz perde dışında izlenen filmlerin ancak yüzde 60’ının tam olarak algılanabildiğini gösteriyor. Bir filmi yüzde yüz anlamak istiyorsak beyaz perdede seyretmek zorundayız.

Önce kendi ülkende başarılı olacaksın

Türk sineması dünyada nasıl bir konumda? Son yılların bir analizini yapabilir misiniz?

Kendi ülkesinde çok başarılı olmayan bir sinemanın uluslararası başarısından söz edemeyiz. Önce kendi ülkemizde salonları dolduracak filmler yapacağız ki uluslararası marketlere açılalım. Ama bu söylediklerim ana akım sinema filmleri için geçerli. Arthouse filmlerimizin festival yolculukları hiç fena değil. Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu gibi üstat sinemacıların yanında uluslararasında adlarını duyurmaya başlayan genç bir jenerasyon var. Hepsi de çok yetenekli sinemacılar

Bir konuşmanızda gençleri ve çocukları beyaz perdeyle tanıştırmak istiyoruz demiştiniz. Bunun için neler yapıyorsunuz?

Mevzuat değişikliği yaparak hediye biletin önünü açtık. Turkcell gibi büyük firmalar bir bilet alana bir bilet bedava vererek seyircinin salonlara gitmesini teşvik ediyor. Ayrıca sinema görmemiş çocuk kalmasın kampanyasıyla 1 milyon 200 bin çocuğu beyaz perdeyle tanıştırdık.

Çözüm, ortak yapımlarda

Sinemamız Yeşilçam yıllarında halkla beraber büyüyen bir sinemaydı. Devlet sineması diye bir şey yoktu ve hala yok. Bunun avantaj ve dezavantajlı yönleri neler?

Türkiye’de sinema üretimi özel sektörün ve bağımsız sinemacıların üstünde. Bakanlığımız bu konuda sadece düzenleyici, denetleyici ve destekleyici konumda. Bu, Yeşilçam döneminde de böyleydi. Ben bunun çok sağlıklı bir yöntem olduğunu düşünüyorum. İyi günde kötü günde sinema endüstrisinin  gerçek sahibi sinemacılardır. 

Sinema destekleri bağımsız sinemanın can suyu. Sinema Genel Müdürlüğü son yıllarda desteklerini artırsa da bir film çekmek için yine de yeterli değil. Hem Sinema Genel Müdürü olarak hem de eski bir yapımcı olarak sinemacılara nasıl bir yol izlemelerini önerirsiniz?

Son yıllarda maalesef film çekme maliyetleri çok yükseldi. Tek başına Bakanlığımızın verdiği destekle film çekmek mümkün değil. Film çekmek isteyenlerin çok iyi finansal plana ihtiyaçları var. Yapımcı mutlaka başka kaynaklar da bulmalı. Bir de şunun altını çizmek lazım; Türkiye’de çok fazla küçük film yapılıyor.  Herkes ‘küçük olsun benim olsun’ diyor, oysa yapmamız gereken daha az ve daha büyük filmler çekmek. Çözüm, ortak yapımlarda.

Türkiye’de sinema sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce en büyük zorluklar neler?

Dert. Dert olmadan film olmaz. Film yapmış olmak için film yapmamak lazım. Bir derdini anlatmak isteyen insanların önünde hiçbir engel duramaz.

Festival kelimesini kullanmak kritere bağlanacak 

 Ülkemizde gerçekleştirilen kısa veya uzun metraj film festivalleri sinemaya ne gibi katkı sunuyor? 

Tıpkı filmlerimiz gibi festivallerimizin de sayısı çok fazla. Bizim çok festivale değil uluslararası marka olacak az sayıda büyük festivale ihtiyacımız var. İnşallah buna da bir çözüm bulacağız. Bu etkinliklerde “festival” kelimesini kullanmak bir kritere bağlı olacak.

Esenler sinemacıların bir araya gelmesine vesile oluyor

Ülkemizde festivaller sayıları çok olsa da başlıyor ama köklenemiyor. Esenler Film Festivali ise 5. kez yapılacak. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Esenler Film Festivali sinemanın eğitim boyutuna da önem veren çok etkili bir festival. Festivaller derdi olan insanların dertleşme yeridir. Esenler bu sinemacıların bir araya gelmesine, yeni filmler üretmesine vesile oluyor. Her yıl kurumsallaşma yolunda sağlam adımlarla ilerledikleri için onları takdir ediyorum. 

Yapay zekayı iyi kullananlar  işimizi elimizden alacak

Yapay zeka ve sinema meselesine gelecek olursak, siz de bu alanda çalışmalar yapıyorsunuz. Hem bu çalışmalardan bahsedip hem de yapay zekanın sinemaya olumlu veya olumsuz etkilerini anlatabilir misiniz?

Yapay zeka nasıl mühendisin, doktorun, bankacının, borsacının, vergi müfettişinin kapasitesini artırdıysa sinemacının da kapasitesini artıracak. Artık film yapmak daha kolay olacak. Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı, sinemacılar işsiz kalacak mı sorusuna da şöyle cevap vermek isterim, yapay zeka işimizi elimizden almayacak ama yapay zekayı çok iyi kullanan birisi işimizi elimizden alacak.

Bu yüzyil sinema yüzyılı olacak 

Küresel olarak sinemanın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde sinema endüstrisinde ne gibi büyük değişimler bekleniyor? 

İnsanlar filmleri nasıl seyreder, cep telefonundan mı yoksa VR gözlüklerinden mi bilemem ama bu yüzyıl kesinlikle sinema yüzyılı olacaktır. Güçlü sineması olan ülke, güçlü ülke olacaktır. En iyi içerikleri üreten ülkeler dünyayı da yönetir. Sinema bağımsızlık meselesidir. 

Yorum Yaz