Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
571 Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) filminin yapımcısı Murat Kaya: “Filmde, İslam’ın doğuş yıllarında Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan sahabeleri ve müşrikleri izleyiciyle buluşturuyoruz. Hikayemiz bir dede ve torunun yolculuğuyla başlıyor. Bu anlatım tercihimizle özellikle çocuk izleyicilerin hikâyeyi dinlerken kendilerinden bir parça bulmalarını ve İslam tarihini bir çocuğun gözünden, en saf ve anlaşılır haliyle deneyimlemelerini hedefledik” diye konuştu.
Peygamber Efendimizin hayatını anlatan ilk animasyon filmi olan 571 Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), 10 Nisan’da vizyona girecek. Filmde Lina adlı karakterin dedesiyle çıktığı yolculukta Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatındaki önemli dönüm noktaları anlatılıyor. Mekke’de vahyin gelişiyle başlayan süreç; İslam davetinin baskı ve zorluklar altında büyümesi, hicretle birlikte Medine’de kardeşlik ve adalet temelli bir toplumun inşasıyla devam ediyor. Ardından Bedir, Uhud ve Hendek gibi önemli mücadeleler, Hudeybiye Antlaşması ve Mekke’nin fethiyle birlikte barış, merhamet ve hakikatin yeniden hâkim olması anlatılıyor.
Yapımcılığını Murat Kaya’nın yaptığı filmin yönetmenliğini ise Yunus Emre Çakır üstlenirken senaryoyu Ali Hakan Kaya ve Sinem Doğangönül kaleme aldı. Filmin yeni nesillere güzel bir örnek olacağını belirten Murat Kaya’ya merak ettiklerimizi sorduk.
571 Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) filminiz, Peygamber efendimizin hayatını anlatan ilk animasyon film… Fikir nasıl ortaya çıktı? Neden böyle bir animasyon filmi çekmek istediniz?
Yerli animasyon üretiminde aktif olarak projeler geliştiren bir ekibiz ve son dönemde özellikle biyografi ile tarih odaklı anlatımlara yönelmiş durumdayız. İslam tarihini konu alan yapımların sayısının oldukça sınırlı olduğunu görüyoruz. Elbette Çağrı filmi hepimizin hafızasında çok özel bir yere sahip; ancak yerli üretim anlamında, özellikle animasyon alanında bu hikayelerin yeterince anlatılmadığını düşünüyoruz. Biz de İslam’ın doğuşunu, kendi kültürümüz ve anlatım dilimizle, daha geniş kitlelere ulaştırabilecek bir formatta ele almak istedik. Bu düşünceyle yola çıktık ve ortaya bu alanda ilk olma özelliği taşıyan animasyon filmimiz çıktı.
Bugüne kadar yapılmaması bir eksilik miydi sizce?
Evet, bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Yerli yapımlar son yıllarda büyük bir gelişim içinde ve biz de bu alandaki boşluğu elimizden gelenin en iyisini yaparak doldurmak istedik. Dini bir konu ele alındığında çok daha hassas ve titiz bir yaklaşım gerekiyor. Bu süreçte aldığımız danışmanlıklar ve pedagojik destekler işimizi daha sağlıklı bir şekilde geliştirmemizi sağladı.
Alanında uzman isimlerin görüşlerine başvurduk
Bu çok büyük bir sorumlulukta yüklüyor olmalı size. Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Hangi kaynaklardan beslendiniz?
Bu süreci büyük bir sorumlulukla ele aldık. Senaryo aşamasında kapsamlı araştırmalar yaptık ve alanında uzman isimlerin görüşlerine başvurduk. Animasyon tarafında da karakter ve mekân tasarımlarında danışmanlarımızın yönlendirmeleri ve ekibimizin yetkinlikleri bizim için çok kıymetliydi. Ayrıca filmimiz genel izleyiciye hitap etse de animasyon olması sebebiyle çocuk izleyicilerin doğru şekilde anlayabilmesi için pedagojik destekler de aldık.
Çocuk izleyicilerin kendilerinden bir parça bulmalarını istedik
Filmde hangi karakterleri göreceğiz? Özellikle bir kız çocuğu üzerinden bunu anlatmanızın nedeni nedir?
Filmde, İslam’ın doğuş yıllarında Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan sahabeleri ve müşrikleri izleyiciyle buluşturuyoruz. Hikayemiz ise bir dede ve torunun yolculuğuyla başlıyor. Bu anlatım tercihimizle özellikle çocuk izleyicilerin hikâyeyi dinlerken kendilerinden bir parça bulmalarını ve İslam tarihini bir çocuğun gözünden, en saf ve anlaşılır haliyle deneyimlemelerini hedefledik.
Peygamber efendimizin tasvir edilmemesi konusunu filmde nasıl ele aldınız?
Filmimizde, dini hassasiyetler gereği Peygamber Efendimizi ve ailesini doğrudan tasvir etmedik. Anlatımı güçlendirmek adına bazı sahnelerde yalnızca O’nun bakış açısından bir perspektif sunduk. Bu konuda en başından itibaren büyük bir özen ve saygı ile hareket ettik.
Peygamberimizin hayatındaki önemli dönüm noktalarını ele aldık
Genel hikâyede Peygamber efendimizle ilgili hangi olaylar işleniyor?
Filmimizde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatındaki önemli dönüm noktalarını ele alıyoruz. Mekke’de vahyin gelişiyle başlayan süreç; İslam davetinin baskı ve zorluklar altında büyümesi, hicretle birlikte Medine’de kardeşlik ve adalet temelli bir toplumun inşasıyla devam ediyor. Ardından Bedir, Uhud ve Hendek gibi önemli mücadeleler, Hudeybiye Antlaşması ve Mekke’nin fethiyle birlikte barış, merhamet ve hakikatin yeniden hâkim olması anlatılıyor.
Mekke’den İstanbul’a yolculuk
Mekan seçimlerinde nelere dikkat ettiniz? Hangi mekanlarda geçiyor?
Filmimizde mekân seçimlerini yaparken tarihsel doğruluk ve atmosferin inandırıcılığına büyük önem verdik. Hikâye; Mekke ve Medine başta olmak üzere Kabe çevresi, Hira Dağı, Erkam’ın Evi, Ebu Talib Mahallesi, Akabe, Sevr Mağarası ve Mescid-i Nebevi gibi önemli mekanlarda geçiyor. Ayrıca savaş sahneleri de dönemin ruhuna uygun alanlarda kurgulandı. Final bölümünde ise anlatıyı Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve İstanbul gibi sembolik tarihi mekanlarla daha geniş bir perspektife taşıdık.
Çocuklar bu filmi izlediğinde o döneme dair neler öğrenecek?
Çocuklarımız bu filmi izlediklerinde, Mekke’deki zorluklardan Medine’de kurulan kardeşlik ve dayanışma ortamına uzanan süreci tanıma fırsatı bulacaklar. Aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) merhamet, adalet ve affedicilik gibi temel değerlerini sadece öğrenmekle kalmayıp, duygusal olarak da hissedebilecekler.
Bu tür filmler genç nesilleri de düşündüğümüzde toplumları nasıl etkiler?
Bu tür filmler özellikle genç nesillerin hem geçmişi daha iyi anlamasına hem de empati kurabilmesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda İslam’ın sabır, dayanışma, adalet ve merhamet gibi değerlerini örneklerle göstererek, daha bilinçli, sorumluluk sahibi ve hoşgörülü bireylerin yetişmesine katkı sağlar.
Ne kadar bir zamandır bu film üzerine çalışıyorsunuz? Özel teknikler kullanıldı mı?
Yaklaşık 2 yıldır bu projenin içindeyiz diyebilirim. Süreç boyunca elimizden geldiğince en güncel ve gelişmiş teknolojileri kullanmaya özen gösterdik. Özellikle Motion Capture (MoCap) teknolojisinden faydalandık; yani gerçek insanların hareketlerini dijital karakterlere aktardık. Bu da animasyonun çok daha doğal, akıcı ve canlı olmasını sağladı.
Tüm sahnelere büyük bir titizlikle yaklaştık
En çok hangi sahneleri kurgularken zorladınız?
Zorlandık demekten ziyade, tüm sahnelere büyük bir titizlikle yaklaştık diyebiliriz. Dini hassasiyetler nedeniyle özellikle Peygamber efendimizin ve sahabelerin yaşadığı zorlukları aktarırken çok dikkatli olduk. Savaş sahneleri ise hem teknik hem de karakter yoğunluğu açısından detaylı bir çalışma gerektirdi. En önemli önceliğimiz, duyguyu doğru ve saygılı bir şekilde yansıtabilmekti.
Film hangi yaş grubu için tasarlandı? Bir çocuk filmimi yetişkinlerinde ilgisini çekecek mi?
Filmimiz genel izleyici kitlesine hitap ediyor. Animasyon olması sebebiyle öncelikli olarak çocuklara yönelik bir yapım gibi görünse de anlatım dili ve duygusal yapısıyla yetişkinlerin de keyifle ve ilgiyle izleyebileceği bir film. Ailelerin hep birlikte izleyebileceği, her yaştan izleyiciye dokunabilen bir anlatım kurmayı hedefledik.
10 Nisan’da vizyonda!
Film ne zaman vizyona girecek? Uluslararası dağıtımı da olacak mı?
Filmimizin Türkiye’deki vizyon tarihi 10 Nisan 2026 olarak planlandı. Uluslararası gösterimlerimiz ise 7 Mayıs 2026 itibariyle başlayacak. İlk etapta Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, Danimarka, İsveç ve Norveç’te vizyona girmesi planlanıyor. Bununla birlikte daha fazla ülkede gösterime girebilmek ve projeyi global ölçekte izleyiciyle buluşturmak adına çalışmalarımız da devam ediyor.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Bu proje bizim için sadece bir animasyon filmi değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Yaklaşık 2 yıllık bir emeğin ürünü olan bu yapımda hem teknik kaliteyi hem de anlatımın hassasiyetini en üst seviyede tutmaya çalıştık. İzleyicilerin sadece bir film izlemekle kalmayıp, aynı zamanda güçlü bir duygu ve bağ kurarak salondan ayrılmalarını umut ediyoruz. Bu hikâyeyi en doğru ve en etkileyici şekilde anlatabilmek bizim için en büyük motivasyondu. 10 Nisan’da herkesi bu yolculuğa ortak olmak üzere sinemalara davet ediyoruz.
Yorum Yaz