Tekno Çöl sakinleri

Köşe Yazıları

“Gerçeğin çölü” Baudrillard’ın sözüdür. Simülasyon tanımını Borges’in “Haritacılar” adlı öyküsünden hareketle açıklar. Gerçekle gerçekten türetilmiş arasındaki farkın belirsizleşmesine vurgu yapar. Şu anda içinde yaşadığımız Tekno Çöl başlangıçtaki gerçekle hiç ilişkisi kalmamış kendilerinin birer simülasyonuna dönüşmüş görüntü veya modellerle kurulmaya devam ediyor. Dünyada bilimin önemli bir kısmı gerçeğin saklanmasına hizmet ediyor. 

 

Teknolojinin bizim bildiğimiz kadarı bile artık fütursuzca insan dostu olmayan uygulamalar sergiliyor. Doğallıktan uzaklaştırılmış gıdalar işin vahametini idrak etmek için tek başına yeterli. Kitaplar ve filmler teknoloji yardımıyla kurulacak ortamın nelere gebe olduğunu anlata anlata bitiremiyor. “Black Mirror” dizisi örneğin yıllar öncesinden başımıza gelecekleri şoke eden öykülerle canlandırdı. O zaman hadi canım artık denen şeyler şu anda bir taş atımı uzakta bizi bekliyor. Bu yazımda bir dizi ve bir filmden söz edeceğim. Böylece Hizbullah milislerinin çağrı cihazlarına önceden yerleştirilen patlayıcıların arka arkaya infilak etmesiyle onlarca kişinin ölmesi ve binlerce kişinin yaralanması vakasına doğru açıdan bakabilmeyi deneyeceğim.  

 

2019 yılında “The Capture” adlı İngiliz dizisi dikkatleri çekti. “Black Mirror” tadı veren sahnelerle dijital manipülasyonun varabileceği noktaları ve yanlış eller tarafından kullanıldığında vereceği müthiş hasarı gözler önüne serdi. Devlet, polis gücü, gizli servisler, bunların içerisindeki kirli ve gizli düzeni, uluslararası ilişkiler ağını kullanılıyor. 2022’de çekilen 2. sezonun merkezinde ise dedektif Rachel Carey var. İlk sezonda keşfettiği gizli güçleri çökertmek üzere tehlikeli ve gizli bir göreve atılmıştır ve bu yolda ilk sezondaki gibi tek başınadır. Ve yine ortalıkta gerçekleri olduğundan bambaşka gösterebilme gücüne sahip yepyeni ve tehlikeli bir teknoloji vardır.  

 

2016 yılında Stephen King’in romanından filme çekilen “Frekans” Clayton Riddell kariyerinin zirvesini yaşayan ünlü bir yazardır. Son romanının sunumunu yapmak için Boston'a gitmesi gerekir. Sunum günü gelir, ancak o esnada çevresinde garip olaylar yaşanmaya başlar... Cep telefonlarından yayılmaya başlayan bir sinyal insanları kana susamış varlıklara dönüştürmektedir. Küçük bir grup hayatta kalmak için her şeyi göze almak zorundadır. 

 

Zombiliği hemcinslerini çiğ çiğ yemek isteyen bir yamyamdan ziyade gerçeği aslından ayırd edemeyen, kafası ve görüşü sık sık bulanıklaşan, kendi orjinal fikri olmayan birine, Homo NPC’ye dönüşmek olarak düşünürsek bu süreci şu anda yaşıyoruz. Çağrı cihazlarının patlaması esas portrenin içerisinde bir nokta. Sürekli olarak arızalı gerçek parçacıklarının sadmesine maruz kalıyoruz. Saklanacak yer bulmak zor. Analog odalar da sanıldığı kadar koruyucu değil artık. Tekno çölün sınırları belirsiz. Çıkış yerleri varsa da bulmak o kadar kolay değil. Teknoloji kullanımından bütünüyle sıyrılmak ta öyle. Acilen vaha imal eden birimlere katılmak gerekiyor.

 

Yorum Yaz