Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Haldun Dormen, 97 yaşında hayata veda etti. Yazdığı oyunlar, müzikaller ve kitaplar, yönettiği oyunlar, hocalığı ve çok yönlü kimliğiyle Türk tiyatrosunun unutulmaz bir ismi olan Haldun Dormen’i anlatan herkes, onun özgün yönüne ve bitmeyen enerjisine dikkati çekiyor.
‘Yaparsın şekerim’... Evet, galiba onu tanımlanın en kolay ama bir o kadar da en dolu dolu yoludur bu iki kelime. O iki kelimenin içerisinde öyle anlamlar yüklüdür ki; bir şeye karşı ümitsizseniz dahi, o his hemen kayboluverir. O andan itibaren artık ‘Ben yapamam’ diye bir cümle yoktur hayatınızda. İşte Haldun Dormen; çevresindeki herkese, bu hissi en yüksek şekilde aşılamayı başarmış bir sanatçıydı. Belki de ona sadece sanatçı demek hatta en büyük yol arkadaşlarından Nevra Serezli’nin de söylediği gibi sadece birkaç cümleyle anlatmak, yapılabilecek en büyük haksızlıklardan olacaktır. Dormen Tiyatrosu’yla modern Türk tiyatrosunda bir ekolü başlatan sanatçı, devlet konservatuvarında verdiği derslerle sadece sahnesinde yetiştirdiği isimlere değil, genç tiyatro sanatçısı adaylarına da bilgilerini aşılamıştı. Bugün müzikal denilince akla ilk gelen eserler hep onun imzasını taşır. “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Lüküs Hayat”, “Geceye Selam” ve daha niceleri... Bir müzikali 30 yıl kapalı gişe sahnede oynatabilmek, vodvilde uzmanlaşmış bir yönetmen olmak; Nevra Serezli, Suna Keskin, İzzet Günay gibi sayısız ismi tiyatroyla buluşturmak... Haldun Dormen 97 yıllık ömrünü; araştırarak, okuyarak ve eser üreterek geçirdi. Onu anlatan dostları ve öğrencileri Suna Keskin, Nevra Serezli, Sefa Zengin ve Kerem Atabeyoğlu; “Haşarı, muzip, yaşsız bir çocuktu. Bir gün bile umutsuz olduğunu görmedim. Olağanüstü çalışkanlığı, disiplini, dost sevgisi, gençlere ve gençliğe yüksek inancı, paylaşımcı öğreticiliği, dünyanın en tatlı patronu ve hocası olması onu eşsiz kılan özelliklerinden. Tiyatro rejisi, rejide kullandığı tarzlar, taktikler, prensipler çok farklıydı. Bu yönü, onu son derece güçlü kılan ve onu seven herkesi de güçlendiren özelliğiydi.” şeklinde anlattılar.
Haldun sayesinde tiyatrocuyum
Suna Keskin: Tabii ki üzüntümüz çok büyük. Yeri doldurulamaz, doldurulamayacak bir sanat insanını kaybettik. Dost, arkadaş, yoldaş, ağabey, hoca, her şeyden öte bir insandı. Gözü, gönlü, yüzü, kafası aydındı. 32 yıllık bir arkadaşlığımız var. Eğer bu meslekte varlık gösterdiysem, onun sayesindedir. İlk oyunumu Dormen Tiyatrosu’nda oynadım. Oyuncu olma nedenimdir. O nedenle çok çok minnettarım. Büyük bir zenginlik benim için. Haldun'un hoca’m, dostum, yönetmenim, arkadaşım, meslektaşım olması çok önemli ve değerli.
Ömrüm Haldun’la geçti
Nevra Serezli: Haldun benim başlangıç noktam, ilk tiyatro hoca’m, arkasından tiyatroda yönetmenim. Turnelere gittik, ilk oyunların heyecanını paylaştık. Yıllarca Dormen Tiyatrosu'nda çalıştım. Sonra ikinci Dormen kuruluşunda da Çılgın Sonbahar oyunuyla 1991 senesinde, sonra da Şahane Züğürtler’de beraber oynadık. Bu büyük bir başarıydı.
Aynı zamanda sosyal yaşantımda görüştüğüm arkadaşım ve dostumdu. Gezmeye, eğlenmeye gittiğim, çoluk çocuk görüştüğümüz aile dostumuzdu. Eşim Metin’in de aynı şekilde... İngiltere'de turneye gittiğim bir hocamdı, büyüğümdü. Onun için bendeki yeri çok fazla. Sadece bir duayen tiyatrocu olarak değil; ömrüm, Haldun'la geçti.
Yolun Yarısı müzikalini benim için yazdı
Benim yaptığım işleri takip ederdi, oyunuma gelirdi. Ben onun başladığı yeni prodüksiyonlara, oyunlara gitmeye çalışırdım. Zaten Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikali dolayısıyla büyük bir bağımız vardı. Sonra Geceye Selam adlı müzikali yazdı. Onda da yine beraber çalıştık. Benim için; Yolun Yarısı adlı müzikali yazdı.
Haldun’u birkaç cümleyle anlatmak, ona haksızlık olur. Çünkü; tiyatro rejisi, rejide kullandığı tarzlar, taktikler, prensipler, dostluğu, arkadaşlığı, eğlencesi, disiplini çok farklıydı. Kulis adabını öğretmesi çok önemli. Kendisinden önce gelmiş büyük sanatçılara karşı saygısı, sonuna kadar korkunç derecede yüksekti.
Bütün Türk oyuncuları ve Amerika'daki oyuncuları, sonuna kadar takip ederdi. Yaptıkları işleri bilirdi. Bize de bahsederdi. Biz de onun sayesinde bilgi sahibi olurduk. Tabii o zamanlar dünyada bilgiye bu kadar çabuk ulaşamıyordunuz. Google'lar vs.ler yoktu ama Haldun'a ulaşabiliyordunuz.
Hep eliyle, deftere yazardı çalışmalarını. Sonuna kadar da öyledir, bilgisayara yazıp yazdıklarını öyle kullandığını hiç zannetmiyorum. Hep eski usul yazdığını düşünüyorum. Yazısı gözümün önünde. Çok da güzel ve muntazam bir yazısı vardı. Yani size teksti verdiğinde, yazısını çok rahatlıkla okuyabilirdiniz.
Kitapları vardı, çoğunda bizlerden, benim anılarımdan, bildiğimiz anılardan bahsederdi. O yüzden de çok yakın hissediyorsunuz. Düşünün, basılmış bir kitap okuyorsunuz ve sizle ilgili bir şey geçiyor orada. Hepimizi de böylece ölümsüzleştirmiş oldu.
Onun bir gün bile umutsuz olduğunu işitmedim
Sefa Zengin: Haldun Dormen’i tek kelimeyle tarif edeceğim: Eşsiz. Onu kaybetmenin en üzücü yanı, ondan bir tane daha olmayışı. Gerçek bir cumhuriyet aşığı, Atatürk sevdalısı, modern Türkiye’nin en önde gelen yüzlerindendi. Zekası, zarafeti, olağanüstü çalışkanlığı, takdir yetisi, nüktedanlığı, disiplini, dost sevgisi, gençlere ve gençliğe yüksek inancı, paylaşımcı öğreticiliği, dünyanın en tatlı patronu ve hocası olması onu eşsiz kılan özelliklerinden sadece birkaçı. Umutla kurduğu ilişkisi, kesinlikle araştırma konusu olur.
Çünkü Haldun Ağabeyden bir kez bile umutsuz olduğunu işitmedim. Bu yönü, onu son derece güçlü kılan ve onu seven herkesi de güçlendiren özelliğiydi. Türkiye sadece bir sanatçısını değil dev bir sanatçısını, muhteşem bir insanı, harikulade bir yön çiziciyi kaybetti. Öğrencisi, oyuncusu ve dostu olma onuruna erişmek hayatım boyunca taşıyacağım en büyük nişane olacak. Ölümsüzlük diğer tüm özelliklerin gibi sana çok yakışacak Haldun Ağabey.
Kuşaklar boyu unutulmayacak bir isim bıraktı
Kerem Atabeyoğlu: Bir gün tiyatroda prova sırasında elektrikler kesildiğinde Haldun Dormen, bir an bile es vermeyip zifiri karanlıkta prova yapmaya devam etmişti. Aklımız çıkmıştı. Durdurulamaz bir insandı. Başarıyla da başarısızlıkla hiç ilgilenmez, üzerinde durmazdı. O gün yaptığı iş, oyun, çeviri, reji başarıya ulaşsa da uluşmasa da gözü daima “ertesi gün” yapacağı işte olurdu. Haşarı, muzip, yaşsız bir çocuktu. Öldüğünü duysa adım gibi eminim, onu da pek umursamaz, “Öldümse öldüm şekerim, n’apalım!” derdi ve mutlaka eklerdi: “İşinizi yapmaya devam edin, akşama oyun var.”
Dormen bir ömre 20 ömür sığdırarak, onurla, gururla, çok çok çok sevilerek, sayılarak geçip gitti dünyadan. Ardında kuşaklar boyu unutulmayacak bir isim bırakarak. Şimdi Peter Pan’ın dediği gibi, “Bize bolca peri tozu, biraz da kumaş boyası lâzım.” Haldun Ağabeyin ömrü boyunca yarattığı sihri, onsuz sürdürmeye çalışabilmek için. Aziz hâtıranız önünde, saygıyla, sevgiyle, minnetle ve daha şimdiden özlemle eğiliyorum Hoca’m.
6 Altın Portakal ödüllü tiyatro duayeni
Haldun Dormen’in adını duyunca akla ilk gelen, tiyatrodaki üstün başarısıdır şüphesiz. Ancak onu aynı zamanda, iki ayrı filmle toplamda 6 Altın Portakal Ödülü’ne sahip bir yönetmen olduğunu ne kadar biliyorsunuz?
Haldun Dormen; ilk olarak Güner Sümer’in yazdığı Bozuk Düzen oyununu sinemaya taşımıştı. Salih Güney, Belgin Doruk ve Müşfik Kenter’in başrolü oldukları filmde; bir ailenin öyküsü anlatılıyordu.
Haldun Dormen beyaz perdeye “merhaba” diyor
Bu film yarıştığı Antalya Altın Portakal’da yönetmen Haldun Dormen’e; en iyi film, en iyi senaryo ve oyuncusuna, yardımcı dalda en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandırdı. Bir sonraki filmiyse; tamamı tiyatro oyuncularından oluşan kadrosuyla, Güzel Bir Gün İçin oldu. Tolga Aşkıner, Metin Serezli, Ayfer Feray, Erol Günaydın ve Haldun Dormen’i izlediğimiz filmin senaryosu, Erol Günaydın’a aitti.
Dormen’i ilk kez beyaz perdede izlediğimiz bu filmin yönetmeni de, yine kendisiydi. En iyi komedi filmi, en iyi senaryo ve oyuncusuna, yardımcı dalda en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandırmıştı.
Haldun Dormen’i çocuklara sevdiren rol: Pertev
Ancak o her zaman tiyatroda daha mutlu oldu. Yeşilçam’da da varlık gösterdi ama tiyatroda özellikle de müzikallerde bir marka haline geldi. Dormen’i yıllar yıllar sonra televizyonda da seyrettik. O projesi, 1990’lı yıllarda dünyaya gelen çocukların en sevdiği sit-comlardan biri olan, reytinglere damga vuran Dadı’ydı.
The Nanny dizisinden uyarlanıp Kenan Işık’ı da kadrosunda bulunduran dizide; Haldun Dormen’i Uşak Pertev rolüyle seyretmiştik. Sahne hakimiyeti ve reji koordinasyonu; sit com komedisini de şahane bir şekilde kameraya yansıtmasını sağladı. Ve bir nesil onu, Pertev olarak tanıyıp benimsedi.
Dormen dizi yayınlandığı dönemde yaptığı açıklamada; “Uşak Pertev karakterini, bütün sevimliliğine rağmen ‘‘masal tipi’’ olarak sahte ve kabul edilmez gibi görmüştüm. Oysa Dadı'nın bütün tiplerinin arasında, Pertev de yerini bulmuş ve inanılmaz bir sempatiyle karşılanmıştı... Dadı televizyonda yayınlandığı sürece Haldun Dormen'den fazla Pertev olarak tanınacağımı, kabul etmekten başka çarem yoktu. Uşak Pertev'in fendi kırk yıllık Haldun Dormen'i yenmişti.” yorumunu yapmıştı.
Yorum Yaz