YKY'de son çıkanlar

EDEBİYAT

Yapı Kredi Yayınları eylül ayında birçok yeni kitap çıkardı. Yapı Kredi Yayınları'nın çıkardığı bu kitaplara gelin bir de birlikte bakalım:

Mumlar sonuna kadar yanar

“Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla.

İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.”

İkinci Dünya Savaşı ortalığı kasıp kavururken artık yaşlanmış ve münzevi bir hayat sürmekte olan General Henrik tam kırk bir yıl önce bir anda ortadan kaybolan gençlik arkadaşını beklemektedir. Çocukluğunda ve gençliğinde sıkı bağlar kurduğu bu dostun ölmeden önce yanıtlaması gereken sorular vardır. İlk kez 1942’de yayımlanan ama asıl yazarın ölümünden sonra keşfedilerek birçok dile çevrilen Mumlar Sonuna Kadar YanarMárai’nin kuşkusuz en çok ses getiren romanı.

Dostluk, kıskançlık, ihanet ve insan doğası üzerine uzun süre unutulmayacak bir meditasyon.

Dipten akan bir gerilim ve zarif biçimde örülmüş moral ve metafizik sorgulamalardan

oluşan çerçevesiyle parlak bir roman.

The New York Times BookReview

Sándor Márai insana rahat vermeyen, muhteşem bir hayalet romanı yazmış; hakikati

kendileri için bir arafa dönüştüren sağ kalanların ağıtı…

Thomas Wirtz, Frankfurter Allgemeine

Şeytanı gördüm

Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından James Baldwin, roman ve öykülerin yanı sıra, tek bir türün kalıplarına sığmayan, bir anlamda kendi türünü icat eden düzyazı kitapları kaleme aldı. Sinema üzerine alışılmadık bir kitap olan Şeytanı Gördüm de bunlardan biri. Baldwin ele aldığı filmler kadar, bu filmleri ilk kez izlediği zamanı ve ortamı, filmlerin üretildikleri siyasal ve toplumsal koşulları da irdeliyor, sinemaya gitmenin hangi arzu ve yasaklarla yan yana düştüğünü keşfediyor. Film eleştirisiyle “sinema anıları”nı birleştiren, Amerika’daki ırk sorununa sinemanın aynasından bakan, Baldwin’in kendi kısa sürmüş Hollywood macerasıyla ve hayatının başka dönemlerinden anekdotlarla zenginleşen özel bir kitap.

Amerikan sinemasında siyahların temsil edilme biçimlerinin gizlediği önyargı, korku ve fantezileri keskin bir eleştirellikle ele alan Şeytanı Gördüm, Baldwin’in doğumunun yüzüncü yılında ilk kez Türkçede.

Kışkırtıcı bir tartışma.

SaturdayReview

Bu ülkenin en iyi deneme yazarı. Baldwin’in gücü, üstünde iyi düşünülmüş, iğneleyici alaycılığında ve Amerikalıların kendilerini ülkelerinden korumalarını sağlayan kalınlaşmış deriyi kat kat soymaktaki ısrarında yatmıştır her zaman.

The New York Times Book Review

Vanya dayı 

Behçet Necatigil’inAnton Çehov’dan çevirdiği Vanya Dayı adlı oyun, 60 yıl sonra gün ışığına çıkıyor. Necatigil arşivindeki kayıtlarda, Almancadan çevirdiği oyunlar listesinde adı geçmesine rağmen kopyası bulunamayan oyun, yıllar sonra, Başar Başarır’ın Kâmuran Yüce arşivinde yaptığı çalışmayla ortaya çıkarıldı. Yıldız Kenter, bu çeviriyi Kent Oyuncuları tarafından sahnelenmek üzere Necatigil’den istemiş, 1964 yılında çevrilen oyun ancak 1978 yılında sahneye konmuştu.

Necatigil çevirisiyle ilk kez yayınlanan Vanya Dayı’nın önsözünü Cevat Çapan yazdı.

Vanya Dayı, Çehov’un olgunluk döneminin öbür oyunları Martı, Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi gibi insan olmanın, günümüz dünyasının gerçeklerini hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan anlamanın, sevginin ve nefretin yarattığı çelişkilere karşın çalışmaya ve geleceğe güvenmenin bir belgesi olarak değerlendirilebilir.”

Daktilo günlük

Günlükler 1970 - 1999

Daha önce yayımladığımız Sen Buranın Kışındasın (1964-1967) ve İskandil (1968-1969) adlı günlüklerin ardından 1970-1999 yılları arasında yazılmış Daktilo Günlük ile Hulki Aktunç günlükleri sona eriyor.

Bu kitapta da yine ülke sorunlarıyla dolu sancılı gün­lerin izleri, parlak bir yazarın arayışları öne çıkıyor. Dönemin edebiyat ve sanat çevrelerinin çekişmeleri, yayın dünyasındaki gelişmeler, özellikle Kemal Tahir çevresinde beliren entelektüel oluşum, dönemin poli­tik hatları ve Türkiye Defteri günleri bu son cilde ayrı bir özellik katıyor. Anılar, öyküler, şiirler, desenler ve elbette sıkı dostluklarla yüklü bir kitap Daktilo Günlük.

“Günlükleri birbirine karışmış bir adam”dır Hulki Aktunç. Öyküler, yazılar yazılırken günlükler de evle iş arasında çatallanmış. Evde büyük defterlere, dışarı­da cep defterlerine, işyerinde daktilo kâğıtlarına yazılı günlerin bir derlemesi olan kitaba Daktilo Günlük adını yazar vermiş.

Günlük tutmayan bir yazar düşünemiyorum; bu işi yap­mamak bir tür “görevden kaçma” gibi geliyor bana; kendine ve okura karşı bir sorum disipliniyle davranmak, günlüğü cayılmaz kılıyor.

 Rüyalar, Evliyalar, Kehanetler

Hoca Sadeddîn Efendi’nin Selîmnâme’si

Rüyalar, Evliyalar, Kehanetler Osmanlı tarihyazımında I. Selim’in kişiliğinin efsane­leştirilmesi olgusunu en iyi temsil eden metin olan Hoca Sadeddîn Efendi’nin Selîm­nâme’sini ele alıyor. Erdem Çıpa, altı Selîmnâmeyazmasını karşılaştırarak metinsel farklılıkları belirlediği çalışmasıyla, Sadeddîn’inSelîmnâme’sinin Latin harfleriyle hazırlanmış ilk eleştirel basımını okura sunuyor.

Hoca Sadeddîn Efendi’nin “gelecek kuşaklara bir not” (yâd-dâştiçün) ve “zamanın sayfalarında bir hatıra” (sahîfe-i rûzgârdayâdigâr) olarak kaleme aldığını belirttiği Selîmnâme’si bir mukaddime ve Selim’in yaşamından aktarılmış tarihsel ve menkıbevi on iki kısa hikâyeden oluşuyor.

Selîmnâme’de Hoca Sadeddîn, Selim’in tartışmalı eylemlerini meşrulaştırmayı ve Selim’in imajını iyileştirmeyi amaçlayan hikâyelerle Selim’in ermiş, kâhince, hatta mehdi benzeri niteliklerini vurguluyor, sultanın mucizevi eylemlerine, evliyalık vasıf­larına dikkat çekiyor, Selim’i rüyalar aracılığıyla geleceği görebilen, sezgisel öngörüleri olan bir ermiş olarak betimleyerek onu yüceltiyor.

Selim’in kimliğini çevreleyen doğaüstü işaretler, askeri zaferlerine eşlik eden mu­cizeler, önsezilerine dair göndermeler, rüyalar, gaipten mesaj veren evliyalar ve keha­netleri konu alan anlatısıyla Sadeddîn Efendi’nin Selîmnâme’si okuru doğaüstü güçlere sahip bir sultanın dünyasına götürüyor.

Cogito 114 - 115: Gelecek

3 aylık düşünce dergisi Cogito Yaz-Güz 2024 sayısında “Gelecek” temasına eğiliyor.

İçindekiler:

GüçsalPusar: Endişe ile Umut Arasında Gelecek: Bloch ve Heidegger

Ernst Bloch: Umut Hayal Kırıklığına Uğrayabilir mi?

Toros GüneşEsgün: Bir Gelecek Kipi Olarak Hayal Kırıklığı: Nietzsche ve Adorno’dan Karasu’ya

FredricJameson: Sosyalistlerin Neden Ütopyalara İhtiyacı Var?

Beverley Best: Ütopya Sorunu: Kapitalizm, Depresyon ve Temsil

EvrimKaya: Gelecek Resimleri, Tasvir Yasağı, Tasvir Yorgunluğu

FrédéricNeyrat: Geleceği Ele Geçirmek: Öngörü Toplumları Çağında Zaman ve Politika

PınarÜzeltüzenci: Bugünü Yarınla Disipline Sokmak: Bir Şantaj Aracı Olarak Gelecek

BriohnyWalker: Kırılgan Zaman: Kuir Antroposen Gelecekler

NazlıÖkten: Sosyal Bilimlerin Geleceğini Umutla Düşünmek: Dağa Hoş Geldiniz

EmreŞan: Gelecekte İnsan ve Makine Etkileşimini Hangi Modelle Düşüneceğiz?

  1. Arif Koşar: Marx, Otomasyon ve Çalışmanın Geleceği

Gelecek dosyasının Odak bölümünde, yaşayan en etkili filozoflardan biri kabul edilen Fransız filozof Quentin Meillassoux var.

İtfaiyeci fil bombo 

“Uyan uyan! Görev başına! Yangın çıktı!”

Karga Nero gak gak gaklayarak İtfaiyeci Fil Bombo’nun hortumunu gagaladı. Ormanda yangın çıkmıştı!

İtfaiye sirenini duyan orman halkı hemen yola koyuldu.

Peki yangın neden çıkmıştı?

Filiz Özdem İtfaiyeci Fil Bombo kitabında ormanlarımızı korurken dayanışmanın önemini tatlılıkla anlatıyor.

Yorum Yaz