Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi

-I-
Bir gün geliyor ki, sırtını yasladığın bir duvar olmadan da yaşanabileceğini, çünkü hayatın sana hediye edilmiş bir mucize olduğunu fark ediyorsun. İşbu sebep, şair Gülten Akın’dan cesaret alarak ben de “Kestim Kara Saçlarımı”.
Kesince kara saçlarımı, dünya yerinden oynamasa da benim için dünyanın merkezi değişti. O idrak anının gerçekleşme hikayesinde bana kılavuzluk yapan ise bir roman kahramanı, Günay Rodoplu oldu; Alev Alatlı’nın Or’da Kimse Var mı? nehir roman dörtlemesinin baş karakteri. Onun sayesinde kadınlık ve erkeklik hallerinin de üzerinde olan “insanlık” hallerini keşfettim, dünyaya farklı bakmaya başladım. Beni otuzlarıma taşıyan roman karakteridir Günay Rodoplu, bilinsin isterim.
-II-
Tecrübeyle sabittir ki, kadınlar için yirmiler, isyan yaşlarıdır. Her şeye itiraz edersin; ailene, topluma, düzene… Ama asıl otuzlardır zor olan. Zira yirmilerin uçarılığı gittiğinde elde vardır hüzün. Değiştirmen gerekenin kendin olduğunu idrak etmene de vardır daha. Saçlarındaki tek tük beyazlar, göz kenarlarındaki tek tük çizgiler, seni telaşlandırmaya başlamıştır. Aldanmışsındır, evet, kırgınsındır bu yüzden hayata karşı ve geri dönüşlerin olmadığını çoktan idrak etmenin huzursuzluğunu yaşıyorsundur. Öyle çok şey eksilmiştir ki hayatından, yerine ne koyacağını bilemediğin; arkadaşlıklar, aşklar, gelecek hayalleri… Oysa neler neler talep etmişsindir ve fakat ne kadar azına sahip olmuşsundur; kabullenmekte, elindekiyle yetinmekte zorlanırsın. Yenilgileri fark edişler, zamana serzenişler… İşte öyle bir zamanda tanıdım ben Günay Rodoplu’yu.
Bu nehir romanın ilk kitabı Viva La Muerte’ yi okuduğumda çok sarsılmıştım. Romanın başkahramanı Günay Rodoplu’nun şahsında zihnimde açılan o geçitte yürürken, felsefenin ve siyasetin erdemi birlikte kucaklayabileceğini ve ağız dalaşlarıyla ucuzlatılmadan derinlik kazanabileceğini öğrendim.
Romanın başkahramanı Günay Rodoplu’nun hayat karşısındaki o dik duruşu, otuzlu yaşlarımda benim de duruşum oldu. Kadınlar ayrıntı bolluğunun içinde büyük resmin bütününü görmeyi ihmal edebiliyorlar. Oysa bu genç şair kadın, gördüklerini tahlil ediyor, sorgulayıcı akıl yürütüşleriyle beni peşinden sürüklüyordu.
Peş peşe, su içer gibi okudum dörtlemenin diğer üç kitabı Nuke Türkiye, Valla Kurda Yedirdin Beni ve O.K. Musti Türkiye Tamamdır romanlarını da. (Yaklaşık yirmi yıl sonra 2013’te seriye Or’da Hâlâ Kimse Var Mı? üst başlığıyla Beyaz Türkler Küstüler romanı eklenmiş olsa da, ben bu beşinci romanın diğerlerinden farklı olarak münferit okunması gerektiğini düşünüyorum.) Kitapların anlatımı, dili ve kurgusu değildi beni etkileyen; Günay Rodoplu’nun bakış açısıyla bana işaret ettikleriydi.
Alev Alatlı’nın şahsiyetinden doğmuş olan Şair Günay Rodoplu, bir bakıma yazarın hayalindeki Türkiye idi. “Her yasal hak helal değildir,” mottosunu yazdığı kitapların satır aralarına serpiştiren, bir münevver olarak insanın kendi kendisini muhakeme etme gücüne dayalı olan “ahlâkî vicdan” sorgulamasını yapan, bu sorgulamayı Günay Rodoplu karakteri aracılığıyla okurlarının da yapmasını isteyen, tıpkı karakteri gibi düşünen, düşündüğünü konuşan, konuştuğu gibi yaşayan Alatlı’nın sesi, benim de iç sesime dönüşmüştü zamanla. Böylece ben de bir Günay Rodoplu olmuş, onunla bütünleşmiştim. Şunu fark ettim ki meğer hassas bir terazisi varmış insan olmanın, insanlığın devamı olmanın, hepimizin hepimizden sorumlu olduğunu idrak etmenin.
Günay Rodoplu bende kalıcı izler bırakmıştır, şahsiyetimin şekillenmesinde bir yol haritası çizmiştir bana. Kim bilir, benim gibi daha kaç kadının yolculuğunda deniz feneri oldu ve olmaya devam edecek. O yıllarda kalıpların içine sıkıştırılmaya çalışılan dine ve siyasete, haksız kanonlaşmaya müsait edebiyata at gözlüğü ile bakmayışımı, kalbim ile aklımın sesini vicdanıma katık edebilmiş olmayı, solcu veya sağcı yaftalamalarının sığlığını yaşıtlarıma göre çok daha erken fark edip her şeyden önce “insan” olmak diyebilmiş olmayı Günay Rodoplu’ya borçluyum. O genç yaşta ölen, ülkesini o kocaman yüreği ile kucaklayabilen şair kadına.

Bugün artık ellilerini süren bir yazar olarak; otuzlarını karşılamaya hazırlanan her kadına Günay Rodoplu’nun dünyaya bakan gözlerini ödünç almalarını tavsiye ederim.
-III-
Ve şimdi yine Gülten Akın’a döneceğim. Kurgu bir şair kadın olan Günay Rodoplu ile gerçek dünyada kadınlık menifestosunu yeniden yazma cesaretini gösteren şair kadın Gülten Akın’dan doğma ben, evet;
“kestim kara saçlarımı / bir şeycik olmadı, deneyin lütfen / aydınlığım deliyim rüzgarlıyım / günaydın kaysıyı sallayan yele / kurtulan dirilen kişiye günaydın / şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi / bir yaşantı ile karşılayanlara / gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum.”
Ama illa ki bu yazı, bilgeliyle beni otuzlarıma taşıyan Günay Rodoplu’nun yıllar evvel not ettiğim, şu sözleriyle son bulmayı hak ediyor:
“Zekâ, cesaret ve iyi niyetin birleştiği noktaya erişmek istiyorum. Bir şeyden korkacaksam, parasızlıktan değil, kendi gerçeğimi bulamamaktan korkmak istiyorum. Parça başı doğrularla avunmak yerine, bütünü kucaklamak istiyorum. Ağzımdan çıkan her sözün, her kelimenin doğru olmasını istiyorum. Kişiliğimin temelini içtenlik oluştursun istiyorum. Gevezelik etmektense yapmayı, yaptığımla söylediğimin bir olmasını istiyorum. Kusuru başkasında aramaktansa, kendimde aramak istiyorum. Alçak gönüllü, ama yapıcı olmak istiyorum. Az ve öz konuşmak istiyorum. Davranışlarım bütün ulusların gelecek kuşaklarına örnek olacakmışçasına yaşamak, ağzımdan çıkan her kelime dünyayı etkileyecekmişçesine özenle konuşmak istiyorum. Bana yapılmasını istemediğimi başkalarına yapmak istemiyorum. Ama karşılıklılık istiyorum. Kötülüğü iyilikle karşılamak istemiyorum. Çünkü o zaman iyiye vereceğim bir şey kalmıyor. İyiliği iyilik, kötülüğü adalet karşılasın istiyorum. Bayağılığı değil, yüceliği ululamak istiyorum. İçimden herkese gürül gürül duygudaşlık aksın istiyorum. Benden üstün olanları kıskanmamak, onlarla eşitlenmek için gayret göstermek istiyorum. Alçaklarla karşılaşınca da, yine dönüp kendime bakmak istiyorum. Çünkü biliyorum ki, türdeşlerimizle paylaşmadığımız niteliğimiz yoktur. İftiradan uzak durmak, bu söylediğimin doğru olduğunu sahiden biliyor muyum diye kendime hiç durmaksızın sormak istiyorum. Herkese karşı nazik olmak, herkesin hatırını saymak, sadık ama kimsenin yardakçısı olmamak istiyorum. Hepsinden öte hayatın her anını ciddiyetle, saygıyla karşılamak istiyorum.”
Her insanın hayatı, onun hatırlayanların hayatı ile sınırlıdır. Bu dünyadan bir Alev Alatlı geçti. (1944-2024) Ama o, yıllar evvel yazdığı Or’da Kimse Var Mı? nehir romanının kahramanı Günay Rodoplu’nun şahsında sayısız insan ömründen çok daha fazla yaşayacak, hatırlanmaya devam edecek.
Yorum Yaz