Nereye bakıyor bu çocuklar?

EDEBİYAT

Artık bebekler için bile kitaplar yazılıyor. Pek çok anne, oyuncak yerine çocuğuna kitap almayı tercih ediyor. Çünkü bebek anlamasa da dinlemese de ona okumak çok değerli. Zekâ gelişiminin kayda değer kısmı, insanın hayatının ilk altı yılında tamamlanıyor, bu bilgi herkesin malumu. Yani bir annenin bebeğine her gün okuduğu o satırlar, ileride kuracağı düşüncelerin, hayallerin ve karakterinin temelini oluşturuyor. 

Hem bakın, “Her çocuk, insanlığın yeniden doğuşudur.” diyor Hermann Hesse. Bu sözüyle, insanlığın tazelenme gücünü çocuklukta gördüğünü fısıldıyor.

Peki bugün çocukluk nasıl bir biçim alıyor? Yazar, yeniden doğuşumuzu bugün nasıl yorumlardı sizce? Bir zamanlar çocukluk, rüzgârla yarışan ayakkabılar, toza bulanmış dizler ve akşam ezanına kadar süren oyunlar demekti. Şimdi çocuklar parmak uçlarında büyüyor. Ekran, yeni parklarımız. Kahkahalar artık sokaklarda çınlamıyor, dijital odaların içinde yankılanıyor. 

Dijital çağ, çocukluğa hızlı, renkli ve neredeyse görünmez bir kimlik kazandırıyor. Dilerseniz bir araştırma sonucuna bakalım: Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2024 yılına ait  “Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” bu dönüşümün somut bir fotoğrafını sunuyor. “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”, 6-15 yaş aralığındaki çocukların dijital dünyadaki alışkanlıklarını ortaya koyan bir çalışma olarak, çağın çocukluğunu rakamlarla anlatıyor.

Alice hududu belirsiz bir evrende!

2021’de yüzde seksen üç olan internet kullanımı, 2024 itibariyle yüzde doksan ikiye çıkmış görünüyor. Yani artık neredeyse her çocuk çevrimiçi. Üstelik internete giren çocukların yüzde doksan yedisi bu eylemi düzenli olarak sürdürüyor. Ekran, günün doğal bir parçası hâline gelmiş durumda. Durun, bitmedi! Araştırma, çocukların ekranda geçirdiği süreyi de ortaya koyuyor. Hafta içi çocukların %42,9’u, hafta sonu ise %53,6’sı günde iki saatten fazla internette zaman harcıyor. 11-15 yaş grubunda bu oran hafta sonunda daha da artıyor. Artık çocukların gün ritmi, çevrimiçi saatlerle ölçülüyor. Çocukların en çok yaptığı etkinliği tahmin etmek güç değil. Minikler, ekrana dalıp giderken en çok video izlemekten keyif alıyor. Bunu yüzde yetmiş beş ile ödev yapmak veya çevrimiçi derslere katılmak, oyun oynamak takip ediyor. 

Kitap okumak ekrandan koruyor

Ekranın panzehrini tahmin edersiniz: kitaplar. Kitap okuma alışkanlığı olanlar ekrandan daha uzun süre ayrı kalabiliyor. Türkiye’de lise öğrencileri arasında gerçekleştirilen yüksek katılımlı bir çalışmada, internet bağımlılığı yaygınlığı %15,5 olarak tespit edildi. Çalışmanın sonuçlarına göre, günlük ortalama üç saatten fazla internet kullanan bireylerin, üç saatten az kullananlara göre üç kat daha fazla bağımlılık riski taşıdığı belirlenmiş durumda. Benzer şekilde, üç saatten fazla çevrimiçi oyun oynayan çocukların bağımlılık riski artıyor. Düzenli kitap okuyanların ekran bağımlılığı ihtimali ise düşüyor. Düzenli kitap okumayan gençler, okuyanlara göre bir buçuk kat daha fazla bağımlılık tehdidi altında. Her iki araştırmanın sonucunda da internet bağımlılığı riskini azaltmada kitap okumanın kritik bir öneme sahip olduğunun vurgulandığını da eklemek faydalı olacaktır.

İnternet, çocuklara bilgiye ulaşma, öğrenme ve kendini ifade etme alanı sunuyor fakat aynı zamanda sınırları belirlenmemiş bir evrenin kapılarını da aralıyor. Bu noktada sorumluluğun büyüğü ailelere ve eğitimcilere düşüyor. Sonra da çocuklara okumayı sevdirecek kitaplara... 

 

Çocuk kitapları artıyor

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin 2025 yılının eylül ayında yayımlanan kitaplara ilişkin bandrol verileri, Türkiye’de yayıncılığın genel tablosunu ortaya koyuyor. Verilere göre, yayımlanan kitapların yarısından çoğunu eğitim yayınları oluşturdu. Yetişkin kurgu edebiyat yayınları yüzde on, çocuk kitapları ise yüzde on beşlik bir paya sahip. 2025 yılının ocak-eylül dönemine baktığımızda bazı kategorilerde büyüme, bazılarındaysa düşüş göze çarpıyor. Yetişkin kültür yayınları, geçen yıla göre yüzde otuz oranında azaldı örneğin. Eylül 2025 verilerine baktığımızda, düşüşün sürdüğünü görmek mümkün. İthal yayınlarda da kayda değer bir düşüş yaşanmasına karşın, akademik ve eğitim yayınları küçük bir artışla dengede kalmış görünüyor. Yetişkin kurgu, çocuk ve gençlik kitapları toplamda yüzde beş oranında büyürken, yayımlanan kitap sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde iki oranında azalmış bile.

Çocukluğumuzun hayal bahçesinde zamansız kitaplar

BBC Culture, 2023 yılında eleştirmenler, yazarlar ve akademisyenlerle yaptığı anketle “Tüm Zamanların En İyi Yüz Çocuk Kitabı”nı belirledi. Ortaya çıkan liste, çocukluğun saf hayal gücüne, masumiyetine ve unutulmaz karakterlerine uzanan nostaljik bir yolculuk gibi. Ama dikkat çekici bir ayrıntı var: Listenin çoğu, eskimeyen kitaplardan oluşuyor. Zamanın tozlu raflarından çıkan klasikler, hâlâ kalpleri fethediyor. Maurice Sendak’ın 1963 tarihli Vahşi Şeyler Ülkesinde adlı kitabı, çocukluğun asi ruhunu bir rüya sahnesine dönüştürürken Lewis Carroll’un 1865’te kaleme aldığı Alice Harikalar Diyarında, mantığın sınırlarını çizen dünyaya sihrin zarif bir başkaldırısı olarak karşımıza çıkıyor. Astrid Lindgren’in Pippi Uzunçorap’ı ise özgürlüğün ve neşenin ta kendisi, kural tanımaz bir kahraman, hâlâ modernliğin simgesi.

En sevdiği kitap Küçük Prens olanlara müjde!

Antoine de Saint-Exupéry’nin ölümsüz eseri Küçük Prens, 1943’ten bu yana dünyanın en çok okunan kitapları arasında varlığını koruyor. Listede de ilk beşe giren yıldızlar arasında. Felsefi bir yolculuk öyküsünü J. R. R. Tolkien’in Hobbit’i takip ediyor. Philip Pullman’ın Kuzey Işıkları ise modern çocuk edebiyatında altın bir pusula gibi, masumiyet ile bilgelik arasında gidip geliyor. C. S. Lewis’in Aslan, Cadı ve Dolap’ı inancın ve hayalin sınırlarını bulanıklaştırdıkça daha çok sevilmiş gibi. Roald Dahl’ın Matilda’sı ise, zekânın gücüne inanan küçük bir isyanın hikâyesini uzun zamandır anlatmaya devam ediyor.

Yorum Yaz