Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Sık sık tekrarladığım ifadelerden biridir: “Tarihî şehirler meşherdir” Evet, tarihî şehirler bir sergi salonudur. Her sokak, her yapı, her kitabe bu serginin çok değerli bir parçasıdır. Oturup, dikkatle bakmak, okumak, anlamak, sevmek, korumak gerekir. Tarihî şehirlerin abidelerini basit turistik bilgilerle anlamak mümkün değildir. Bu ciddi iş için kitaplar okumak, ehil rehberlerin söylediklerine kulak vermek ve insanlık tarihinin geçmişini merak etmek gerekir.
Bilindiği gibi Bursa bu tarihî şehirlerimizden biridir. Yüzyıllara şahitlik eden çok önemli yadigârları barındırmaktadır. Yangın, deprem gibi farklı sebepler ve değişik zamanlarda bu yadigârların bir kısmı yok olmakta bir bölümü de ne yazık ki insanlar tarafından yok edilmektedir. Yok edilme işleri Balkan savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nın zor şartları altında başlamış, İstiklâl harbi sonrası devam etmiştir. Bu dönemde tarihî eserlerin bakım ve onarımı için malî kaynak bulmak giderek zorlaştığı için kendi yapılar kaderlerine terkedilmişlerdir. İmar, ihya, tamir ve bakım için imkânlar yeterli olmadığından bazı eserler resmen satılmıştır.
1946 yılında ise bu mühim konu ile ilgili şehrimizde bir dernek kurulmuştur: Eski Eserleri Sevenler Kurumu. Bu dernek ile şehrimizdeki tarihî eserlerin korunması farklı bir safhaya geçmiştir denebilir. Bir yıl sonra Menâfi-i umûmiyyeye hâdim = kamu yararına hizmet eden kurum statüsü kazanmıştır.
Kurucu üyelerini, rahmetle anarız:
Bu isimlerden özellikle Kâzım Baykal ile bu kurum adeta özdeşleşmiştir. Vefat ettiği 1993 yılına kadar bu asil yolun gönüllü yolcusu olmuştur. Derneğin kongrelerinde o yıl içinde yapılan işler bir rapor halinde basılarak üyelere takdim edilmiştir. Dolayısıyla Derneğin faaliyetlerinin detay bilgileri elimizin altındadır. Toplanan ve harcanan paralar kuruşuna kadar belgelenmiştir.
Derneğin, onararak hizmete sunduğu bazı binalar şunlardır:
|
|
|
Yorum Yaz