Âlim Kahraman: 50 Yılın Emeği

Köşe Yazıları

Âlim Kahraman’ın yazarlığının 50. Yılı, 2024. Tanıyanlar bilir, hiçbir zaman kalem heyecanını yitirmemiş bir dil ustasıdır Kahraman. Yarım asır boyunca Türk Edebiyatı’na deneme, öykü ve semt-profili sahalarında çok sayıda eser kazandıran ve sürekli yeni eserlere yönelik bir gündemle yol alan bir yazardan söz ediyoruz. Biyografi alanında da pek çok eseri olduğunu belirtmeden geçmemeliyim. Misal, “Mehmet Akif Tutuşmuş Bir Yürek, Adanmış Bir Hayat” (2020),  şairimiz üzerine yazılmış en okunası kitaplardan biridir. 

Karşılaşmasam da dünyamda bir yeri oldu

Yazı hayatına başladığı tarihlerden itibaren metinlerine aşinayım Kahraman’ın. Mavera, Yönelişler, Yedi İklim ve Kaşgar dergilerinde yazılarını okurdum hep ama ne yazık ki o yıllarda bir türlü karşılaşma şansına sahip olamadım. Uzun yıllar bir ayağı yurt dışında yaşamanın da payı var bunda. Gerçi karşılaşmasam da yazar olarak dünyamda bir yere sahip oldu hep. Öğretici, tekrar düşmeyen ve çok açılı denemelerinden her zaman yararlanmışımdır. Yılların ardından, 2020’de telefonla ulaştım kendisine, daha sonra yüz yüze de sohbet ettik. 

Öykücü yönünün, denemeciliğinin gölgesi altında kalmasına izin vermiş bir yazardır Kahraman. Bunun sebebi de sanırım uzun yıllar öğretim görevlisi olarak faaliyet göstermesidir. 

Bir öykü yazarı olarak Kahraman’ın deneme yazımına verdiği ağırlığı önemsiyorum, klişelerle değil derin bir bilgiyle yazıyor ne de olsa. Yine de, okumalarımın bende oluşturduğu bir temenniyi dile getirmeden geçemeyeceğim: Keşke öyküye daha bir ağırlık verebilse… Kurguya dâhil bir ‘‘Araştırmacı’’nın esere yazdığı önsözde ‘‘kitabın gerçek okuyucularının her birinin aynı zamanda onun sahibi olduğu’’nu belirttiği “Geçit” (2011),  Türk Edebiyatı’nın çarpıcı postmodern öykü kitaplarından biridir.  

Son öykü kitabı “Bak Bahar Gelmiş” (2021), iç açıcı ayrıntılarla örülüdür, zaman zaman yürek sızısına yol açsa da. Öyküler kırk yıl öncesinin Kula’sına bağlı bir köye, bir kültürün, aile ilişkilerinin sahnelerine taşıyor sizi. Her metin hem kendine has bir bağımsızlığa sahip hem de diğer metinlerle ilintili. Eli kerpetenli dayılar, pazara gideceği zaman İngiliz süvarilerinin at kıyafetini andıran pantolonlar giyen amcalar, bir mücevhere sahipmiş gibi yanı sıra gezdirilen kasabalı, farklı giyimli teyze çocuğu, sebepsizce avlunun ortasında yatıp kalan Alabacak isimli öküz, yuvarlak dipli çinko emaye kapları başına geçirerek dolaşan köyün delisi Hakkı dayı, “Dalağaç’’ namlı, gideni “yeşil bir tufan gibi’’ karşılaya tarla, zengin bir Türkçenin oluşturduğu bir cazibeyle sizi bazen sıla parçaları bulduğunuz bir dünyaya dahil ediyor. Anlatıcımız, babasının vefat ettiği yıla kadar hasat zamanı geldiğinde, bu tarlanın ana yola bakan yüzündeki bağda, bağ çubuklarının öne doğru kavis yaparak oluşturduğu, yaprakların gölgelik vazifesi gördüğü çadırlardan en geniş tavanlı ve en yüksek olanını kendine ev yapıp, küçük bir yaygı ve bir yastıkla oraya yerleşmektedir. Uzandığı yerde, birbirine seslenen ağustos böceklerinin hiç dinmeyen cırcırları eşliğinde izlediği, tavandan sallanan salkımlardan süzülen ışıkla şekillenir geleceğin yazarına götüren imgeler. 

Birikimini paylaşmakta cömerttir

Kahraman’ın yakından şahit olduğum bir meziyeti de yılların birikimini paylaşmakta gösterdiği cömertlik. Kendisiyle sohbete daldığınızda, çok önemli bir bilgiyi birden öylesine söylediğini duyarsınız. Tercüman Gazetesi’nin Cevizlibağ’daki binası konusunda bana anlattıkları bunun bir örneği. Meğer binanın projesi Kemal Ilıcak'ın talebiyle, romanın anlatıcısı ve başkahramanı Hayri İrdal'ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” için hazırladığı projeden uyarlanmış. Bunu öğrendikten sonra, 80’lerde yıllarca önünden geçtiğim binayla, enstitü binası arasında niye bugüne kadar bir bağ kurmadığımı sorup durdum kendime.

Keşke Âlim Kahraman’ın öğretici ve edebi zevki geliştiren eserleri bütün kütüphanelerde yer alsa da kuşakların istifadesine sunulsa… Şüphesiz onu okurken bu 50 yıllık serüveni hep üretken ve canlı kılan tutku okurunu da kuşatıyor ve kendi yapıp ettiklerine dair düşüncelere sevk ediyor. Dilerim gelecek yıllarda da kalemi gönlünce akar ve bizler onun duru dilinin sunduğu yeni eserlerle bilincimizi tazelemeyi sürdürürüz.

Yorum Yaz