Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Odak 2025 çalışmasına geçmeden önce Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) ile ilgili birkaç kelam etmekte fayda var. KÜME geçtiğimiz yıl kurulan kültür sanat tabanlı ve iddiası olan bir vakıf. Selçuk Bayraktar’ın kuruculuğunu yaptığı T3 Vakfının bir anlamda kültür, sanat ve toplum alanlarında öne çıkan versiyonu denebilir. Vakfın ismindeki kültürden sonra gelen medeniyet kavramı bilindiği üzere sosyal bilimleri de içine alan kapsayıcı bir kavram. Şehirle doğrudan ilgili. Şehirciliğin de önemli düşünürleri arasında kabul edilen İbn Haldun “Şehir medeniyetin kabıdır” diyerek şehirle medeniyet arasındaki yakın ilişkiye vurgu yapar. Dolayısıyla vakfın kısaltılmış ismi olan KÜME, bu anlamda da kapsayıcı bir isim tercihi olarak karşımıza çıkıyor.
KÜME sadece bir kültür kuruluşu değil. T3’ün de KÜME’nin de mütevelli heyet başkanı Selçuk Bayraktar. Bu yönetim açısından önemli ve stratejik. Çünkü teknolojiye meraklı gençlerde başta olmak üzere diğer kesimlerde de ciddi bir karşılığı var. Bu durum teknoloji ve kültür sanatı medeniyet şemsiyesi altında bir hareket oluşturabilir. Bununla birlikte KÜME’nin içinde hem mütevelli de hem de Yönetim Kurulu Başkanı olan Abdullah Eren bir sosyal bilimci. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji mezunu. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nda hakikaten önemli işler yaptı, yönetim tecrübesi edindi. Şimdi daha büyük bir kuruluş olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın başkanlığını yapıyor. Yönetimde de sosyal bilim kökenli arkadaşlar var.
Bütün bunları şunun için söylüyoruz. Vakfın iddialı olmasının altı hiç de boş değil. Bilindiği üzere iddianın gerçekleştirmesinde iki boyut önem taşır; finans ve insan kaynağının sağlam olması. Bizce KÜME’de söz konusu bu gerekli şartlar yerine getirilmiş. Bunu hem insan kaynağı yatırımlarından hem de ilk çalışmalarından anlıyoruz. Sözü de oraya getireceğiz. Kültür ve sanatla doğrudan ilgili, son derece yeni ve şimdiye dek yapılmamış bir deneyim olan Odak 2025 çalışması hakikaten iddianın altının dolu olduğunu gösteriyor.
Burası doğru ama şunu da bilmemiz gerekir ki kültür sanat alanı teknoloji kadar kolay olmaz. Zira teknolojide yapar geçersiniz, sonucuna odaklanırsınız, gerekirse değiştirirsiniz. Unutma- mamalı ki sosyal bilimlerin dinamikleri ve işleyişi çok farklıdır. Bu sebeple kültür sanatın konumlandırılmasına ilişkin özel bir strateji takip etmek gerekir.
KÜME, kültür sanat alanında insan yetiştirmeye yönelik özel çalışmalar yapıyor. Bu çerçevede sadece güzel sanatlar öğrencilerine tahsis ettikleri bir burs programı var. Şimdiye dek hiçbir kuruluş bu öğrencileri hedef alan özel bir burs programı yapmamıştı. Bu da insan kaynağı yetiştirme açısından vakfın bu alana ne kadar önem verdiğini gösterir.
Gelelim KÜME’nin kültür sanat sahnesine çıkarttığı en önemli çalışması olan Odak 2025’e. Çalışmanın sunuş yazısında ilgili adım olarak “Türkiye'deki kültür ve sanat faaliyetlerini sistematik bir biçimde derleyerek uzun vadeli bir kültürel hafızanın inşasına yönelik ilk adımı ODAK projesiyle atıyoruz.” diyerek ve şimdiye dek hiç yapılmayan bir formatta 2025’in kültür sanat dökümü çıkardılar. Hakikaten büyük bir emeğin olduğu çalışmayı inceleyince anlaşılıyor. Buradaki güzellik ise bu envanterin ülke çapında çıkarılmasıdır. Diğer bir önemli husus ise; kültür sanat etkinliklerinin bizatihi kendine odaklanılarak tam bir objektivite ile bunun yapılmasıdır. Başka bir husus ise harmanlamanın da özenle yapılmış olmasıdır.
Odak 2025’de İnfografik etkinlik görselleri çok yerinde bir uygulama olmuş, birçok veriyi aynı anda gösterebiliyor. İnfografik üzerinden bir okuma ise çok daha derleyici toplayıcı olur. Dijitalinden de bakabiliyor oluşumuz önemli bir avantaj. Bu da çalışmanın en önemli ayırıcı özelliklerinden olmuş. Bunun yazılım destekli bir sistemle yapılmış olması ise önemli ve işin niteliği ile ilişkilidir
Şimdiye dek kültür sanata ilişkin yılın değerlendirmesine yönelik yayınlar sistemli ve objektif bilgilerden büyük ölçüde mahrum bırakılmıştı. Herkes kendi zaviyesinden bakıyor, diğerini önemsemiyor, yok hükmünde bile görenler vardı. Gerçekte ise kültür sanatın konum olarak ayrıştırıcı yönü değil birleştirici tarafı önem taşır. Ayrıştırıcı yönü ise toplum ve devlet açısından tehlikelerle doludur.
Netice olarak kültür sanat alanındaki dağınıklığın ve veri eksikliğini giderecek bir sistemin kurulmuş olması son derece sevindiricidir. Ayrım gözetmeksizin tüm verilerin işlenmesi işin hem objektivitesini hem de eksiksiz olduğunu gösterir. Yılın kültür sanat panoraması mahiyetindeki bu çalışmanın bir başka açıdan önemi ise her yıl yenilenecek olmasıdır. Tabi ki bu vesile ile metodoloji de kendini geliştirecektir. Bu çalışma aslında bir derleme olmanın ötesinde, veriye dayalı, analiz edilebilir ve sürdürülebilir bir YZ tabanlı izleme altyapısı olarak görünüyor.
Odak 2025 neye odaklanıyor?
Eskiden özellikle kültür sanat alanında hazırlanan yıllıklar vardı. Türkiye Yazarlar Birliği ve Çocuk Vakfı tarafından hazırlanan yıllıklar belli bir düzeyin üzerinde idi. İşin içine YZ girince komplike bir işin daha kolay hazırlanması mümkün hale geldi. Bu sebeple hem devamlılık hem de verilerin karşılaştırılması ve infografik tekniği ile verilmesi son derece yararlı olmuştur.
Odak 2025’te öncelikle ay ay kültür sanat dökümünün detayları ile verilmesi kültür sanat adına hafıza oluşturacak ve devamlılık arz edecek bu çalışma bize; bu hafızadan uzun süre mahrum bırakılmışlığın ne anlama geldiğini ifade ediyor. Bununla birlikte kültür sanat yaklaşımında objektif olmanın da ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Zira şimdiye dek bunu maalesef sağlayamadık, bu sebeple de derin uçurumlar oldu. Şimdi bunun kıymetini bilip devamlılığını sağlamak için üzerimize düşeni yapmalıyız.
Sözgelimi yıl içinde “Kaybettiklerimiz” bölümünde objektif bir harmanlama var. Niyazi Sayın’dan Hasan Çelebi’ye, Ferdi Tayfur’dan Muazzez Abacı’ya, Selim İleri’den Ayhan Küçükboyacı (Balık Ayhan)’ya. İlhan Şeşen’den Filiz Akın’a Etem Çalışkan’dan Sırrı Süreyya Önder’e, Nihat Genç’den Pınar Kür’e geniş bir panorama çizildiğini görüyoruz. Bu sadece bahsedilen bölümün bir kısmı. Güzel bir harmanlama bizce. Bunu her alanda görmemiz mümkün.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ülke çapındaki Kültür Yolu Festivallerine geniş yer ayrılmış. Doğru mu doğru. Merkezden organize edilerek ülke çapında yapılan bu tür bir çalışma ilk olma özelliğinde. Yılın iyi bir resmini çizmek için özenildiği görülüyor. Tek eksik; bu çalışmanın nasıl bir bütçe ile yapıldığı konusundaki eksik bilgidir.
Çalışmada her ayın başında temel konularla ilgili önemli konulara dair yazılar var. Bunlar da niteliği artırıcı rol oynuyor. Sinema başlığı altında, o yıl içerisindeki festivaller, etkinlikler, sayısal veriler ortaya konarken TRT 2’nin kültür sanat alanındaki konumunun da altının çizildiğini görüyoruz.
Türkiye genelindeki kültür ve sanat faaliyetlerini günlük takip ederek bütüncül bir yapıda görünür kılınması ve projeye özel geliştirilen yazılım altyapısı birçok analiz çalışmasına da zemin teşkil edecektir. Türkiye çapındaki kültür ve sanat etkinliklerinin bir metodolojik devamlılık içinde izleniyor, güncelleniyor ve arşivleniyor olması şimdiye dek yapılmayan bir çalışma olduğunu belirtmek gerekiyor. Bunun aynı zamanda kültür sanat alanında çalışan farklı paydaşlar için kapsayıcı bir referans niteliği olması hedefleniyor. Bu projeyle kültür sanat alanında üretilen verinin akademi, kamu ve sektör paydaşları için bir kaynak hâline gelmesini düşünülüyor. Proje, kültür politikaları oluşturmak hedefine de bir altyapı sunarak devamlılık arz eden bir kültürel hafıza oluşturmayı amaçlıyor.
Son olarak şu konuya değinmekte fayda var. Kültür sanat camiasının bazı kesimlerinde çok duyduğumuz, konuştuğumuz ama hiç yazmadığımız bir eleştiri var. İKSV ayarında bir kuruluşun hedeflendiği ama çıkarılamadığı konusudur. Bu türden bir benzetmenin ne kadar incitici olduğunu, rahatsızlık verdiğini iyi bilenlerdeniz. Ancak Kültür Medeniyet Vakfı burada yazdığımız şekilde yapılan çalışmalarda bu “düzeyi” ve bununla ilgili “vizyon ve hedefi” çoktan tutturduğu şeklinde. Elbette yürünecek daha çok yol var ama biliyoruz ki usul, imkanlar ve insan kaynağı olarak doğru bir başlangıç yapılmış oluyor. Biz biliyoruz ki doğru başlangıç yapanların arkası gelir.
Yorum Yaz