Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Dünyanın kaderini güneşin etrafındaki dönüşünden ziyade kendi etrafında dönüşü belirliyor, diyebiliriz. Şöyle ki güneşin doğup batması, yılların hatta yüzyılların geçmesi insanlık tarihinde birtakım gelişmeleri, yenilikleri meydana getirse de dünyanın kendi etrafında dönüşünü onaylarcasına tekerrür eden olguların gölgesinde yaşamımızı sürdürüyoruz. İnsanın kişisel tarihi de bu yörüngenin pek dışına çıkmıyor.
Sigmund Freud “Musa’nın ayırdığını İsa yeniden birleştirdi,” demişti. Şüphesiz çok önemli bir tespitti bu. Pagan toplumlardaki insan-tanrı homojenleşmesinin; tevhid inancıyla heterojen hale geldikten yaklaşık bin yıl sonra Hristiyanlıkla birlikte tekrar eski haline dönüşmesini kastediyordu.
Hristiyanlıktaki İsa Peygamber’e bu konuda en büyük desteği Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg verdi. Pagan toplumlarda görülen insan ve tanrıyı aynı bedende birleştirme, daha açık ifade edersek; insanın kendi kendini tanrılaştırdığı “pagan-birey”lik sürecine girmiş olduk. Pagan-birey toplumunun panteonu olarak kabul edilebilecek mecra ise sosyal medya. Burada sosyal medyayı şeytanlaştırmak gibi bir amacımız yok. Çünkü taşlamak için sürekli şeytana ihtiyaç duymak, kişinin kendini masumlaştırması yolunda en ucuz savunma yöntemlerinden biri.
İnsana tanrısal nitelikler yüklemenin şahını, dijital toplum yaptı. Pagan kültürdeki, insani nitelikler taşıyan tanrıyı kendi kimliğine taşıdı. Bireysel paganizm oluştu ya da pagansal bir bireysellik. Her birimiz “insan-tanrı” olduk. Kimselerin yan gözle bakamadığı, bakana hemen haddini bildiren kişilerden oluşuyor toplum. Buna zıt şekilde kendine yaptığı yatırım azalıyor kişilerin. Kendisine değer verdiğini düşünürken ne kadar değersizleştirdiğinin farkında değil. Görünür olmak için çıldırıyor.
Herkesin “tanrı-insana” dönüştüğü pagan-birey toplumda yine herkes bir tek kendine “iman ediyor.” Müthiş bir kabul görme ve görünme savaşı sürüp gidiyor. Instagram Afrodit, Helen, Zeuslarla dolu. Filtreli güzellik standardını yakalamış profil fotoğrafları Fidias’ın elinden çıkmış tanrı ve tanrıça heykelleri gibi. En az saygı duyulan özellik ihtiyarlık, en gözde nitelik ise gençlik. Bilgelik bir kokteyle dönüştürülüp pazarlanmış, herkes bir yandan arz-ı endam ederken diğer yandan elindeki bardaktan bir yudum bilgelik alıyor. Chuck Palahniuk’un Gösteri Peygamberi’nde ifade ettiği gibi İsa artık parfüm kullanan bir metroseksüel. Ya da sokaklar marka giymiş İsalarla dolu. Tek tek herkes panteondan çıkmışcasına kendine odaklı. İnsanlık en başa döndü. Güneşten çok kendi etrafında dönüyor insan. Panteondan rastgele seçtiği bir tanrıyla kimliğini özdeşleştirerek modernleşti. Dindarı, ateisti, muhafazakarı, seküleri hiç fark etmiyor. Böylesi bir kendine odaklı, görünme çılgınlığının insanı esir etmesi kadar yalnızlaştırması da kaçınılmaz. Böylesi bir yalnızlıkta başkasına sağır ve dilsiz olmak, varılan son nokta.
Cemiyet olamayan ve cemaat kalmakta ısrar eden, özneleşme kabiliyetini gösteremeyen kişiler bu pagan-birey kavramını ısrarla benimsiyor. Böyle toplumlarda sadece ölü ruhları hedef alan binlerce virüs var. Onlardan biri de irşad virüsü. Bu virüsün belirgin semptomlarından biri tribünlere oynamak. İçinde bulunduğu grubun tribününü keşfeden şahıslar, bir tek kendini zeka küpü zannederek kalabalıklara sesleniyor. O haftanın irşad konusunu gündeme bakarak belirliyor. Sonra irşad süreci başlıyor. Etrafa ışık saçan storyler... Etrafı aydınlatmakla görevli pagan-bireyler...
Işık saçanların neden olduğu karanlık her yeri kaplıyor.
Yorum Yaz