Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Öyle bir müzisyen düşünün ki ani vefatıyla insanları derinden etkilesin, ülkeleri, hatta kıtaları birbirine bağlasın. Ölüm haberleri, bir hafta öncesinden sosyal medyada esrarengiz bir biçimde dolaşmaya başladı. Ona ne olduğu hakkında gerçek bilgiye ancak birkaç gün sonra ulaşabildik. Durumu ağırdı, yoğun bakımdaydı ve komadaydı. Kalbi durmuş, uzun süren müdahalenin ardından yeniden çalıştırılmıştı. Ancak geçirdiği süreç son derece yıpratıcıydı. Ne yazık ki 19 Şubat 2026’nın erken saatlerinde müzik dünyasının yakından takip ettiği Suriyeli ud sanatçısı ve besteci Nazih Borish (Abu al-Rish) aramızdan sessizce ayrıldı, geride büyük bir boşluk bırakarak.
Nazih 1982 yılında Suriye’nin Lazkiye kentinde doğdu. Müziği seven bir ailede büyümesi çok küçük yaşlarda udu eline almasını sağladı. Bu yüzden ud bir enstrümandan çok oyuncaktı onun için. On üç yaşında profesyonel olarak sahnelere çıktı ve kısa sürede, bir müzik gezgini olarak dünyanın en prestijli sahnelerinde yıldız gibi parlamaya başladı. Müziğini özgün bir biçimde geliştirdiği teknikle geleneksel formların ve üslupların ötesine taşıyarak ud icra tarihine benzersiz bir virtüöz olarak imza attı. Onun udunda farklı coğrafyaların ve türlerin müzikal çeşitliliği ve zenginliği vardı. Arap ve Türk müziği makam geleneğinin yanında Flamenko, caz, blues ve Hint müziğinden beslendi. Bu etkileri harmanlayarak müziğine modern bir ruh kattı ve çalgısının sınırlarını bambaşka bir seviyeye taşıdı.
Hiç şüphe yok ki bu çok katmanlı dinleme pratiği Nazih’in müzikal karakterini şekillendirdi. Çaldığı melodilerde tarihsel ve kültürel çağrışımları hemen fark edersiniz. Onun sahnesinde Endülüs’ün estetik mirasını, Elhamra Sarayı’nın görkemini, Suriye’nin Lazkiye kıyılarında yankılanan Akdeniz ezgilerini, Flamenko’nun ritmik enerjisini ve bugünün dünyasının müziksel duyarlıklarını aynı ses evreninde duyarsınız. Mesela 7 Kasım 2023’te Montreal’deki bir konserin adını “Damascus-Cordoba, the rope route” [Şam’dan Kordoba’ya uzanan ses köprüsü] olarak belirlemesi onun müziğindeki anlam dünyasını anlamak adına önemlidir. Çünkü Şam, Arap dünyasının klasik müzik ve kültür merkezi, Kordoba ise Endülüs’te İslam’ın altın çağı ve müzik mirasıyla bilinmektedir.

Suriye’de 2005 yılında Ud Okulu kurarak öğretmen kimliğini ve kuşaklar arası müzik aktarımını pekiştirerek birçok öğrenci yetiştirdi. Yanına udunu, hatıralarını ve hayatın zorluklarını alarak Kanada’da yeni bir müzik yolculuğuna çıktı. 2016’da Montreal’e taşındı ve burada sanat kariyerini geliştirdi. Constantinople Topluluğu ve Kanada Arap Orkestrası ile konserler verdi. 2017-2018 sezonunda Montréal Senfoni Orkestrası programında yer aldı. Birçok prestijli sahnede Ayham Abou Ammar, Didem Başar, Gabriel Evangelista, Joseph Khoury, Kiya Tabassian, Omar Abou Afach gibi daha pek çok müzisyenle performans sergiledi. 2017’de Festival du Monde Arabe de Montréal sahnesindeydi. 2019’da Aga Khan Museum’da performans gerçekleştirdi. Kanada’nın önde gelen kontrbas sanatçısı Roberto Occhipinti ve perküsyonist Nick Halley ile konserlere çıktı.
2021’de yayımlanan ve on bir eserden oluşan Tellerin kökleri: Arap uduyla bir müzik yolculuğu başlıklı albüm, sanatçının yıllara yayılan müzikal birikimini bütünlüklü bir çerçevede ortaya koyar. Lesley Mitchell-Clarke, kayıtlar üzerine kaleme aldığı tanıtım yazısında şu ifadeleri kullanır: “Albümün adını taşıyan parça [Roots of Strings], egzotik baharatlarla dolu, İspanya, İberya, Portekiz ve Arap yarımadasının yerel müzikleriyle kurulan derin ve eski ilişkiyi keşfediyor. Ardından gelen Ataba (Bayati taksim) derinden etkileyici, zengin ve parlak tonlara sahip. Borish’in ustalığı nefes kesici. Bu evrensel müziği Sultanahmet Câmi, Tac Mahal veya Carnegie Hall’un duvarlarında yankılanırken duyabiliyorum…” Bu estetik çerçeve 7 Mayıs 2025’te Halifax’ta gerçekleşen Nazih Borish Trio konserinde sahne üzerinde somutlaşır. Sanatçı, udunun büyüleyici tınılarını St. George Mülteci Sponsorluk Komitesi yararına icra ederek müziğini toplumsal ve sanatsal bir ifade alanından insanî bir dayanışma zeminine taşır.
Onu yakından takip eden, tanıyan ve Doha’da 2025’te düzenlenen Katara Ud Festivali’nde aynı sahnede müzik yapma fırsatı yakalayan bir udî olarak söylemeliyim ki Nazih’in her taksiminde oldukça güçlü bir teknik kapasiteye, âdeta bir makineyi andıran serilikteki mızrabıyla dinamik, kusursuz, hayranlık uyandıran bir icraya şahit olursunuz fakat bu onu anlatmaya yetmez. Onun eşsiz nağme yağmuru altındaki yüksek duygusal yoğunluk da ruhunuzu fazlasıyla besler. O, kadim Arap müzik kültürünün içinden yetişen bir müzik dâhisiydi. Aynı sahnede Doğu ve Batı onun udunda birleşmişti. Keza 2024’te Amsterdam’daki Ud Festivali’nde dinleyiciler bu hayranlık uyandıran armoniye tanıklık edebiliyordu. Uluslararası sahnelerdeki olağanüstü icrasıyla pek çok udîye ilham oldu. Türkiye’de de onun müziğine duyulan sevgi büyüyerek devam ediyor.
Muhammed el-Qasabji, Riyad al-Sunbati, Farid al-Atrash, Jamil Bashir ve Munir Bashir gibi unutulmaz ustaların izinden yürüyen Borish, Arap udunun çağdaş mirasını yaşatarak bu geleneğin içinde kendine mahsus bir ekol inşa etti ve dünya müziğine özgün yorumuyla kalıcı bir katkı sundu. Zarif, gönül ehli sanatçı kırk dört yaşında aramızdan ayrıldı. Udun telleri sustu ama müziği ve sanatı öğrencilerinin parmaklarında, birlikte çaldığı müzisyenlerin hafızasında, onu dinleyenlerin kalbinde yaşamaya devam edecek. Bıraktığı büyük ses mirasının yankısı sonsuza dek sürecek. Ancak geride kalan ailesi, o güzel evlatları ve sevenleri için yas asla bitmeyecek. Hoşça kal efsane…
Yorum Yaz