Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
Editör Akif Kuruçay: “Aletler konusu ülkemizde önceden hiç işlenmemiş. Dolayısıyla önümüzde oldukça bakir bir alan vardı. Burayı biraz açmakta fayda görüyorum: Merkezine nesneleri, objeleri alan maddi kültür araştırmaları, özellikle Avrupa’daki literatürle kıyaslandığında ülkemiz açısından oldukça yeni bir alan sayılabilir. Bu türden araştırmalar insanlık tarihini, kültürle, gündelik yaşam pratikleriyle temellendirerek uygarlığı farklı bir aks üzerinden okumamızı yani yeni, alternatif bir tarih inşasını mümkün kılıyor.”
Türkiye’de el aletleri üzerine yayımlanan ilk kitap Alet İşler, KANCA etiketiyle İngilizce olarak uluslararası okurla buluşmaya hazırlanıyor. Editörü Akif Kuruçay ile kitabın hazırlık sürecini, yaklaşımını ve kapsamını konuştuk.
El aletlerine ilginiz nasıl başladı?
Eskiden beri kültür tarihine ilgi duyarım. Bu yönde okumalarım da olmuştur. Eve gelen tamircilerin elinde gördüklerim veya günlük hayatın akışı içinde bir yerlerde gözüme ilişenler dışında aletlerin hayatımda belirgin bir yer kapladığını söylemem güç. Ama ilginçtir evimde birçok işi görebilecek donanımda bir alet kutum var. Bunların bir kısmını bir taşınma esnasında arkadaşımın önerisi ve teşvikiyle, kendi kitaplığımı yapmak için temin etmiştim. Gerçekten de yaklaşık bir hafta 55 m2’lik evimin odaları tam teşekküllü bir marangoz atölyesine dönmüştü. Çekiçler, tornavidalar, penseler… Öncesinde çivi çakmamış biri olarak, aletler üzerine deneyime dayalı ilk düşünceler o âna tekabül eder. Elektrikli vida sıkma matkabını kullanırken bitap düştüğümüzü, “eskiden bu işleri nasıl yapıyorlarmış ya” diyerek aramızda tartıştığımızı hatırlıyorum. Parçaları monte ederken bende yalancıktan bir ustalık duygusu uyandıran o aletin ikide bir şarjı bitiyordu mesela. Hemen ileride, yerde bir tornavida sessizce duruyordu. Onunla hiçbir şey yapamayacağımı kesinkes anladım, böylece sınırlarımı fark ettim. El mahareti, beden gücü, yaratıcı zekâ ve deneyimden bağımsız bir ustalıktan bahsedilemeyeceğini o tornavidanın sessizliği bana öğretti. Kitaplık dışında, masamı, oturma desklerini, dolaplarımı da o küçücük evin içinde elde yaptık. Bu deneyim, alet kutumdaki aletlere sevgimi, ilgimi artırdı. Ancak bu ilgiyi arzu ettiğim düzeyde pratik boyuta taşıyamadım ne yazık ki.
Alet İşler kitabının hikâyesi sizin açınızdan nasıl şekillendi? Bu projeye nasıl dâhil oldunuz?
Bir dergi projesinde birlikte çalıştığımız değerli ağabeyim tasarımcı Ömer Onay sayesinde. Ne iş yaparsa yapsın mesleğinde duayen insanlara büyük saygım vardır, kendilerinden mutlaka bir şeyler öğrenmeye çalışırım. Ömer ağabey o insanlardan biri. Bana alet resimleri kullanarak yaptığı birkaç tasarımını göstermişti. KANCA Koleksiyonu’nu da ilk o zaman duymuştum. Daha sonra Alper Kanca’yla tanıştım ve onun davetiyle Gebze-Şekerpınarı’ndaki fabrikaya giderek el aleti koleksiyonunu gezdim. Alper Bey, önceki çalışmalarımdan haberdardı, bana düşündükleri kitap projesinden bahsetti. Böylece kitap süreci başladı. Koleksiyonun oluşmasında büyük emekleri olan Bayram Çiçek’in bilgisi, konuya yaklaşımı ufuk açıcı oldu. Alper Bey de ne istediğini kararlı, net biçimde ifade edebilen, ayrıca fikirleri geliştirme noktasında son derece istekli, esnek yapıda biriydi. Çekirdek kadroyu bu şekilde kurduk. Kitap başından sonuna bu kadroyla yürüdü. Toplantılar, hararetli tartışmalar, adresten adrese gidip gelmekten başı dönmüş listeler, akla hayale gelmedik başlıklar, revizeler, öneriler…
Kitapta tarih, edebiyat, arkeoloji, sosyoloji gibi farklı alanlardan 44 yazı bulunuyor. Neden disiplinlerarası bir yaklaşım tercih ettiniz?
Öncelikle, aletler konusu ülkemizde önceden hiç işlenmemiş. Dolayısıyla önümüzde oldukça bakir bir alan vardı. Burayı biraz açmakta fayda görüyorum: Merkezine nesneleri, objeleri alan maddi kültür araştırmaları, özellikle Avrupa’daki literatürle kıyaslandığında ülkemiz açısından oldukça yeni bir alan sayılabilir. Bu türden araştırmalar insanlık tarihini, kültürle, gündelik yaşam pratikleriyle temellendirerek uygarlığı farklı bir aks üzerinden okumamızı yani yeni, alternatif bir tarih inşasını mümkün kılıyor. Hayatımızda yer tutan bütün nesneler aslında maddi kültür dairesinin içinde yer alır. Ancak ben el aletlerini, doğal olarak bu kümenin öne çıkan en güçlü objeleri olarak değerlendiriyorum. Zira, el aletleri insanın zekâsıyla, eylemiyle, çabasıyla, emeğiyle doğrudan ilişki hâlinde olan objeler. Dolayısıyla, insanın yaratıcı vasıflarını ortaya çıkaran; ürettikleri sayesinde, uluslara, toplumlara bir karakter kazandıran bu nesnelere, aletlere odaklanmanın uygarlık sahnesinde kendi pozisyonumuzu anlayabilmek adına büyük önem arz ettiğini düşünüyorum.
Alet İşler kitabında, üretimde kullanılan temel aletlere odaklandık ve daha çok bir kültürel fenomen olarak işledik. Bunun için de farklı disiplinlerden faydalandık. Kitabın hazırlık aşamasında disiplinlerarası çalışmanın, halkbiliminin, folklorun, bunun yanında arkeolojinin, sanat tarihinin, edebiyatın, dinî geleneğin ve buna benzer pek çok şeyin maddi kültür araştırmalarındaki önemini, hayati rolünü bizzat görmüş olduk.
Kitapta yer alan yazılar oldukça bilimsel ve akademik kaynak niteliğinde. Bu konu başlıklarını siz mi belirlediniz, yoksa yazarlara mı bıraktınız?
İşe başlarken ne kadar açılabiliriz, bunu denedik. Herkes aklına gelen konuları yazdı. Uzun listeler oluşturduk. Bu listede en olmayacak öneriler bile vardı. Dediğim gibi amaç hayal gücünü zorlamaktı. Avrupa’da bu konuda yayımlanan hacimli çalışmaların önemli örneklerini temin ettik. Bizde bir tane bile örneği olmayan bu yayınlar üzerinde çalıştık. Ülkemizde benzer çalışmaların dahi yaygın olmaması, kaynakların azlığı, bu ilginç konuyu araştırma aşamasında birtakım zorluklarla karşılaşmamıza bir nedendi. Kimi yazarlarımızı, konuyla ilgili yayını olan hocalarımız arasından seçtik. Projemizi anlattık, seve seve kabul ettiler. Uzun soluklu fikir alışverişleri neticesinde, konu başlıklarını birlikte belirledik. Özellikle bazı başlıklarda tabiri caizse yazar aradık, çünkü hiç yazılmamış. Örneğin mezar taşlarında, sanat ve el aleti bağlantısı içeren; minyatür, Batı resmi, Türk resmi, modern sanat alanındaki yazılarımız tamamen bizim kurguladığımız çizgide ilerledi.
Kısaca, kitabımızdaki konular başta oluşturduğumuz listenin üçte birine denk gelir. Burada şunu özellikle söylemek isterim: Türkistan’dan Balkanlar’a, özellikle Anadolu coğrafyası dâhilinde, alet zenginliğine işaret eden dağınık ama bir o kadar köklü bir üretim/zanaat terminolojisiyle karşılaşmak ilginç bir deneyimdi. Bugüne dek pek girilmemiş bir alanda iyi niyetli bir çabayla Alet İşler kitabını kültür dünyamıza kazandırdık ancak, deryada bir damladan ibaret. Arkası gelmeli.
Alet İşler'i İngilizcede yayımlama hazırlığı içerisindesiniz. Uluslararası okura hitap ederek neyi hedefliyorsunuz?
Evet, Alet İşler’in İngilizce versiyonunu hazırladık. Böyle bir adım, Alper Kanca’nın vizyonu ve kıymetli destekleriyle mümkündü. Kitabın adı; Tools, Tales, and Turks. Görüleceği üzere çalışmayı Anadolu ve Türk coğrafyasını odağına alan bir bakışla kurguladık. Yerel bir koleksiyonun sınırlarını aşarak tüm dünyaya seslenen evrensel bir hikâyeye dönüşmesi heyecan verici.
@AletIsler adlı sosyal medya hesabınız da ilginç, eğlenceli ve bilgilendirici. Bu hesabı kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
Evet. Sosyal medya çağın dili. Gençlerin, okumuş yazmış kesimin, eğlence arayanların, öğrenmek isteyenlerin vakit geçirdiği bir mecra. Kitapla ulaşabileceğiniz kesim belli, sosyal medya sürprizlere daha açık bir yer. X ve Instagram’daki hesaplarımızda kitap içeriğiyle paralel olarak, aynı perspektifte, ancak mecranın ruhuna uygun, hafif, özet, vurucu paylaşımlarla insanları aletlerin dünyasına çekmeyi amaçlamıştık. Belki bu ilginç ve zengin dünyayı daha yakından tanımak isteyen birileri çıkar. Kazma, kürek, balta, keser, çekiç… Bunların insanlara eğlenceli geleceğini düşünmezdim. Şimdi öyle değil. Paylaşımlar ilgi çekiyor. Biz de eğleniyoruz.
Yorum Yaz