Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
DÜNYEVİ DEĞİL RUHANİ
Kara kedi Antik Mısır’da yeniden doğuşu simgelerdi. Bizans sanatında kedi şımartılır, dahası kutsallaştırılırdı. Yüzler, ciddi ifadeler ve abartılı fiziksel özelliklerle betimlenirdi. Figürün aslını yansıtmak amaçlar arasında bulunmazdı. Kitapta bunun nedeninin, sanatçıların konularını dünyeviden ziyade ruhani bir atmosfer içine yerleştirmek istemelerinden kaynaklanması olarak ifade ediliyor.
GERÇEKÇİ KEDİLER
Sanat, bilim, edebiyat ve felsefe tarihinin yükseliş dönemi Leonardo da Vinci ve Johannes Vermeer gibi büyük sanatçıların yaşadığı Rönesans’tı. Realizmi temel alan Rönesans sanatında insanın veya kedinin gerçeğe en yakın şekilde resmedilmesi, dini imgelemden çok daha önemli bir konumdaydı. Michelangelo ve Tiziano gibi sanatçılar da söz konusu geleneksel eğilimlerden uzak durdu, bunun yerine formları üç boyutlu göstermek adına yeni teknikler kullanmayı tercih etti.
PİCASSO’NUN KEDİLERİ
Kübizm, 20’nci yüzyılın başında ortaya çıktı ve sanat dünyasında büyük bir kargaşa meydana getirdi. Kitapta, “Kübist sanatçılar perspektif, ton ve renklerden yararlanarak bir derinlik algısı oluşturmaya çalışmak yerine konularını, geometrik şekilleri beklenmedik düzenlerde bir araya getirerek aynı anda birkaç farklı açıdan gösterdi” deniliyor. Picasso’nun da sıklıkla resmettiği kedi formlarını tuhaf bakış açılarından gösterdiği ve en ünlü Kübist olduğu söyleniyor.
Bu dikkat çekici kitapta Fride Kahlo ve Pop Art’ın öncü isimlerinden Andy Warhol örneklerine de yer veriliyor.
Yorum Yaz