“Asırlık Gece”: Toplumsal hafızaya ışık tutacak

SİNEMA

15 Temmuz'un 10. yılında izleyiciyle buluşan “Asırlık Gece”, gerçek olaylar ve tanıklıklardan yola çıkarak darbe girişiminin perde arkasını, milletin direnişini ve o gece yaşanan insan hikâyelerini ekrana taşıyor. Yapımcı Eyüp Gökhan Özekin, dizinin en büyük hedefinin toplumsal hafızayı canlı tutmak olduğunu vurguluyor.

“Asırlık Gece” seyirci ile buluşuyor. Miray Yapım imzası taşıyan dizi, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimini odağına alıyor. Doç. Dr. Hüseyin Aydın’ın aynı adlı kitabından uyarlanan yapım, darbe girişimini yalnızca kronolojik bir gece anlatısı olarak değil yıllar boyunca devletin kritik kurumlarına sızan örgütlü yapının harekete geçişini ve buna karşı verilen büyük direnişi gerçek olay örgüsüyle ekrana taşıyor. 15 Temmuz akşamı ilk üç bölümü ile TRT1 ekranlarından izleyiciyle buluşan yönetmenliğini Ahmet Toklu'nun yaptığı diziyi, yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin ile konuştuk.

“Asırlık Gece” hayırlı olsun öncelikle. Dizinin konusu ve kadrosundan bahseder misiniz?

“Asırlık Gece” dizisinde; MİT’e ulaşan kritik ihbarla başlayan süreçten Genelkurmay Karargâhı’ndaki işgal girişimine, Cumhurbaşkanımıza yönelik suikast planından tankların sokağa çıkışına, Özel Kuvvetler Komutanlığından TRT ve medya kuruluşlarının işgaline, camilerden yükselen selalardan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bombalanmasına kadar gecenin farklı cephelerini ele alıyoruz. Ancak bütün bu büyük olayların merkezinde insan var. Karar veren, direnen, korkusunun üzerine yürüyen ve gerektiğinde ülkesi için canını ortaya koyan insanların hikâyesini anlatıyoruz. Bu projenin en kıymetli taraflarından biri, o geceyi bizzat yaşayan insanlardan dinlememiz oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, o dönemde devletin en kritik noktalarında görev yapan isimler yaşadıklarını kendi ifadeleriyle anlattılar.

Kadromuzda Erkan Petekkaya, Seçkin Özdemir, Murat Aygen, Rüzgâr Aksoy, Altan Akışık, Yavuz Bingöl, Burak Sergen, Emir Benderlioğlu, Tolga Mendi, Soner Türker ve Gülsim Ali gibi birbirinden kıymetli oyuncular yer alıyor. Oyuncu seçimlerinde yalnızca fiziksel benzerliği esas almadık. Elbette gerçek kişilerin canlandırıldığı bir yapımda görünüş, beden dili ve ses tonu önemli. Fakat bizim için asıl mesele, oyuncunun canlandırdığı kişinin taşıdığı sorumluluğu, ruh hâlini ve o gecenin ağırlığını seyirciye hissettirebilmesiydi. Bu karakterlerin bir kısmı hâlen hayatta, bir kısmı ise milletimizin hafızasında çok güçlü bir yere sahip. Dolayısıyla oyuncularımızdan bir taklit ortaya koymalarını değil, o kişilerin karar anlarını, duruşlarını ve yaşadıkları psikolojik baskıyı anlamalarını istedik.

Birçok kahraman var 15 Temmuz gecesinden bize kalan. Dizide biz kimin hikâyesini izleyeceğiz?

O gecenin kritik noktalarında görev yapan önemli isimlerin gözünden takip ediyoruz. Her bölümde 15 Temmuz’un farklı bir cephesini ele alıyoruz. MİT’e yapılan ihbar, Genelkurmay Karargâhı, Özel Kuvvetler Komutanlığı, TRT ve Türksat’ın işgal girişimi, camilerden okunan selalar, zırhlı birlikler, donanmada yaşananlar ve meydanlardaki direniş kendi hikâye örgüsü içinde anlatılıyor. Yani her bölüm tek bir kişinin hayat hikâyesine değil, farklı kahramanların yollarının kesiştiği büyük mücadeleye odaklanıyor. Bazen bir komutanın aldığı kararın, bazen bir polisin direnişinin, bazen bir imamın okuduğu selanın, bazen de tankların karşısına çıkan bir vatandaşın nasıl büyük bir kahramanlığa dönüştüğünü izliyoruz.

Hikâyenin merkezinde 15 Temmuz gecesi var. Ancak o gecenin bir anda ortaya çıkmadığını da biliyoruz. FETÖ’nün yıllar içerisinde devletin kurumlarına nasıl sızdığına, darbe girişiminin hazırlık sürecine ve sonrasında yaşanan bazı gelişmelere de yer veriyoruz. Böylece seyirci yalnızca “Ne oldu?” sorusunun değil, “Bu noktaya nasıl gelindi?” sorusunun da cevabını görebilecek.

“Bu hafızanın canlı tutulması ve doğru anlatılması önemli”

Daha önce de 15 Temmuz ile ilgili yapımlar oldu. “Asırlık Gece”yi farklı kılan sizce nedir?

“Asırlık Gece”yi farklı kılan en önemli nokta, o dönemde devletin en kritik makamlarında bulunan ve 15 Temmuz gecesini bizzat yaşayan isimlerin başından geçenleri kendi anlatımlarıyla dinlememiz. Bu tanıklıkları gerçek arşiv görüntüleri ve dramatik canlandırmalarla bir araya getiriyoruz. 15 Temmuz’u tek bir kişi ya da tek bir olay üzerinden anlatmıyoruz. Prodüksiyon tarafında da çok ciddi bir çalışma yaptık. Atatürk Havalimanı, Genelkurmay Başkanlığı, Grand Yazıcı Otel başta olmak üzere, o geceyle özdeşleşen birçok gerçek mekânda çekimler gerçekleştirdik. Amacımız seyirciye sadece ne yaşandığını anlatmak değil, o gecenin atmosferini de mümkün olduğunca gerçek hâliyle hissettirmekti. Hikâyemiz yalnızca birkaç saatlik darbe girişimiyle de sınırlı değil. FETÖ’nün yıllar içinde devletin içine nasıl sızdığını, bu girişimin nasıl hazırlandığını ve karşısında nasıl büyük bir devlet-millet direnişi oluştuğunu da anlatıyoruz.

15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçti. Ama yaşananlar hâlâ çok taze. 15 Temmuz’u anlatmak sizce neden önemli?

Aradan 10 yıl geçmiş olması, bu konuyu geride bıraktığımız anlamına gelmiyor. Aksine zaman geçtikçe hafızayı korumak ve yaşananları yeni nesillere doğru bir biçimde aktarmak daha önemli hâle geliyor. Bugün 15 Temmuz’u bizzat yaşamamış veya o gece yaşananları hatırlayamayacak kadar küçük olan bir kuşak var. Bizim sorumluluğumuz, bu gençlere ne yaşandığını yalnızca tarihî bilgilerle değil, insanların yaşadığı korku, cesaret, fedakârlık ve dayanışma üzerinden de anlatabilmek. 15 Temmuz, milletimizin iradesine, devletimizin bağımsızlığına ve demokrasimize yönelmiş büyük bir saldırıydı. Buna karşı ortaya konulan irade ve kahramanlık ise dünya tarihinde çok az rastlanabilecek bir toplumsal duruş. Bu hafızanın canlı tutulmasını ve doğru anlatılması da oldukça önemli.

“Acıyı istismar etmeden yaşananları tüm gerçekliğiyle anlatmaya çalıştık”

15 Temmuz gibi yakın tarihin en kritik olaylarından birini ekranlara taşırken en büyük sorumluluğunuz neydi?

En büyük sorumluluğumuz, gerçeğe ve o gece bedel ödeyen insanlara karşı duyduğumuz sorumluluktu. Şehitlerimizin, gazilerimizin, şehit yakınlarımızın ve o gece görev başında olan insanların yaşadıklarını bir dramatik malzeme olarak görmedik. Acıyı istismar etmeden, kahramanlığı abartılı bir gösteriye dönüştürmeden ve yaşananları tüm gerçekliğiyle anlatmaya çalıştık. Yakın tarihi anlatmanın zorluğu da burada başlıyor. Çünkü anlattığınız kişilerin aileleri, arkadaşları ve silah arkadaşları hayatta. Toplumsal hafızadaki görüntüler ve tanıklıklar hâlâ çok canlı. Bu nedenle her sahnenin araştırmaya dayanmasına, dramatik gerekliliklerle tarihî gerçeklik arasındaki sınırın korunmasına büyük önem verdik. Bizim için mesele yalnızca etkileyici bir yapım ortaya çıkarmak değildi. Doğru, saygılı ve gelecek nesillere karşı sorumluluğunu bilen bir eser ortaya koymak.

“Asırlık Gece”nin bir doküdrama. Doç. Dr. Hüseyin Aydın’ın eserinden uyarlanıyor dizi. Dizinin hazırlık sürecinde hangi kaynaklardan, tanıklıklardan ve arşivlerden faydalandınız?

Hazırlık sürecinde oldukça kapsamlı bir araştırma yürütüldü. Resmî raporlardan, kamuoyuna yansıyan dava dosyalarından, arşiv görüntülerinden, haber kayıtlarından, telsiz ve telefon trafiğine ilişkin bilgilerden ve o gece görev başında bulunan insanların anlatımlarından yararlandık. Gazilerimizle, şehit yakınlarımızla, siyasetçilerle, bürokratlarla, komutanlarla ve olayların doğrudan tanıklarıyla özel görüşmeler gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hüseyin Aydın’ın “Asırlık Gece” isimli eseri, projenin ana omurgasının oluşturulmasında önemli bir yol gösterici oldu.

“Ekibimiz bu projenin sıradan bir dizi olmadığının bilincinde”

Ekip ve oyuncularla nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

Oyuncularımıza canlandıracakları kişilerle ilgili geniş kapsamlı dosyalar hazırlandı. Arşiv görüntüleri, konuşmalar, röportajlar, fotoğraflar ve ulaşılabilen tanıklıklar incelendi. Gerçek kişileri canlandıran oyuncularımız yalnızca fiziksel özellikler üzerinde değil, karakterlerin beden dili, konuşma biçimi, görev anlayışı ve kriz anlarındaki tutumları üzerinde de çalıştı.

Askerî sahnelerde rütbe düzeninden hitap biçimlerine, silah kullanımından karargâh içerisindeki hareket sistemine kadar birçok konuda danışmanlardan destek alındı. Sanat, kostüm, makyaj ve görüntü ekiplerimiz de dönemin gerçek görüntülerini ayrıntılı biçimde inceleyerek hazırlıklarını gerçekleştirdi. Bütün ekibimiz bu projenin bunun sıradan bir dizi olmadığının bilincindeydi. Çünkü canlandırdığımız olaylar çok yakın bir tarihte yaşandı ve toplumun büyük bir bölümü tarafından bizzat görüldü. Bu bilinç, kamera önündeki oyuncudan kamera arkasındaki teknik ekibe kadar bütün çalışma arkadaşlarımızda vardı.

Çekimler ne kadar sürdü? Hâlâ devam ediyor mu?

Projenin çekimlerinden önce oldukça uzun ve ayrıntılı bir araştırma, senaryo ve tasarım süreci yaşadık. Çekimlerimizi ise farklı bölümlerin ihtiyaçlarına göre etaplar hâlinde gerçekleştirdik. Ana çekimlerin büyük bölümünü tamamladık. Bununla birlikte böyle kapsamlı bir projede kurgu, ses tasarımı, görsel efekt, arşiv görüntülerinin yerleştirilmesi ve renk düzenleme gibi teknik süreçler de çekimler kadar önemli. Yayın takvimiyle paralel olarak çekimlerimiz ve post prodüksiyon çalışmalarımız devam ediyor.

“Çekimler gerçek mekanlarda yapıldı”

Çekimler nerelerde gerçekleşti? Sinemada “hafıza mekânları” yaratmak çok önemlidir. Kritik mekânları yeniden inşa ederken nelere dikkat ettiniz?

Hikâyenin ağırlık merkezini Ankara ve İstanbul oluşturuyor. Marmaris’te ve Eskişehir’de de çekim planımızı da o gece yaşanan kritik noktaların ihtiyaçlarına göre şekillendirdik. Gerçek mekânlarda çekim yapabildiğimiz yerlerin yanı sıra, güvenlik ve fiziksel şartlar nedeniyle çekim yapılamayan alanları özel setler ve uygun mekân düzenlemeleriyle yeniden oluşturduk. Genelkurmay Karargâhı, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Ankara Emniyeti, MİT, TRT, hava üsleri, karargâh odaları ve diğer kritik noktalarda çekimlerimizi gerçekleştirdik. Bazı mekanlar için arşiv görüntülerinden, fotoğraflardan ve tanıklıklardan faydalandık. Mekânların yalnızca mimari olarak benzemesi yeterli değildi. O gecenin atmosferini, ışığını ve kaosunu da yansıtmamız gerekiyordu. Sanat ekibimiz; kapılardan koridorlara, masa düzenlerinden duvarlardaki işaretlere, kullanılan araçlardan askerî detaylara kadar titiz bir çalışma gerçekleştirdi. Çünkü bu mekânlar artık milletimizin ortak hafızasının birer parçası. Seyirci o koridoru veya meydanı gördüğünde, daha önce izlediği gerçek görüntülerle arasında bir bağ kurabilmeli.

Kalabalık sahneler, çatışmalar ve o gecenin kaotik atmosferi sette nasıl oluşturuldu?

Kalabalık sahneler projenin en zor bölümlerinden biriydi. Çünkü o gece yalnızca büyük bir insan kalabalığı yoktu; aynı anda hareket eden tanklar, askerî araçlar, polis ekipleri, ambulanslar, uçaklar ve helikopterler vardı. Bir taraftan sokaklarda ne olduğunu anlamaya çalışan insanlar, diğer taraftan hain darbe girişiminin oluşturduğu büyük bir belirsizlik yaşanıyordu. Bu sahneleri çekerken geniş figürasyon ekiplerinden, özel efektlerden, görsel efektlerden ve gerçek görüntülerden yararlandık. Ancak yalnızca kalabalık göstermek istemedik. Kalabalığın içerisindeki insan davranışlarına odaklandık. Tankların önünde darbeye dur diyen kahramanlarımızı, yaralı birini taşıyan, tankın önünde duran, telefonuyla yakınlarına ulaşmaya çalışan veya çevresindekileri yönlendiren insanları göstermeye çalıştık. Ses tasarımı da kaotik atmosferin oluşturulmasında çok önemliydi. Uçak sesleri, silah sesleri, telefon trafiği, ezanlar, selalar, anonslar ve insanların sesleri bir araya geldiğinde gecenin ruhu ortaya çıkıyor. Kaosu anlaşılmaz bir görüntü yığınına dönüştürmeden, seyircinin olayları takip edebilmesini sağlayacak bir anlatı düzeni kurmaya çalıştık.

“Milletimizin ortak hafızasına karşı taşıdığımız bir sorumluluk”

Eklemek istedikleriniz var mı?

“Asırlık Gece” çok büyük bir emeğin ve çok hassas bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıktı. Başta şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimiz olmak üzere, bilgilerini ve tanıklıklarını bizimle paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Bu projede görev alan oyuncularımıza, yönetmenimize, senaryo ekibimize, danışmanlarımıza ve kamera arkasında büyük bir özveriyle çalışan bütün ekip arkadaşlarımıza da ayrıca teşekkür etmek isterim. Biz bu yapımı yalnızca bir televizyon projesi olarak görmedik. Milletimizin ortak hafızasına karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak değerlendirdik. Temennimiz, seyircimizin “Asırlık Gece”yi izlerken yalnızca geçmişte yaşananları hatırlaması değil; millî iradenin ve birlik olmanın kıymetini bir kez daha hissetmesidir. Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum…

“Kameramızı sürekli insana çevirmeye çalıştık”

Dizinin yalnızca bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda bir insan hikâyesi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle söyleyebiliriz. Hatta bizim için projenin temel noktası tam olarak budur. Tarih, yalnızca tarihlerden, kurumlardan ve büyük kararların sonuçlarından oluşmuyor. O kararları alan veya o kararların sonuçlarıyla yüzleşen insanlar var. “Asırlık Gece”de büyük siyasi ve askerî gelişmeleri anlatırken kameramızı sürekli insana çevirmeye çalıştık. Çünkü seyircinin o geceyi anlayabilmesi için yalnızca hangi binanın ne zaman işgal edildiğini bilmesi yetmez. O binanın içerisinde insanların ne hissettiğini, nasıl karar verdiğini ve neyi göze aldığını da görmesi gerekir.

Bugünün Türkiye’sine baktığınızda “Asırlık Gece”nin verdiği mesajın en önemli yönü nedir?

Bence yapımın en önemli mesajı, birlik duygusudur. 15 Temmuz gecesi farklı siyasi görüşlerden, farklı şehirlerden, farklı yaşlardan ve farklı hayat tarzlarından insanlar aynı ortak iradede buluştu. Ülkelerine ve iradelerine sahip çıkmak için meydanlara yöneldi. “Asırlık Gece”, millet iradesinin ve toplumsal birlikteliğin karşısında hiçbir karanlık planın kalıcı olamayacağını anlatıyor.

"Geceler vardır, dirilişe gebedir..."

İlk tanıtım yayınlandı. "Geceler vardır, dirilişe gebedir..." sloganıyla yola çıkan bir yapım var karşımızda. "Asırlık Gece", geleceğin görsel arşivine sanatsal açıdan nasıl bir imza bırakacak?

“Geceler vardır, dirilişe gebedir…” sözü, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz gecesinin anlamını ve milletimizin ortaya koyduğu büyük direniş ruhunu son derece güçlü ve veciz bir biçimde ifade eden sözlerinden biridir. Biz de bu sözü projemizin merkezine yerleştirdik. Çünkü 15 Temmuz, Türkiye’nin en karanlık gecelerinden biri olarak başlamış; Cumhurbaşkanımızın kararlı liderliği, milletimize yaptığı tarihî çağrı ve aziz milletimizin sarsılmaz iradesiyle büyük bir bağımsızlık ve kahramanlık destanına dönüşmüştür.

Sanatsal açıdan amacımız, yaşananları yalnızca yeniden canlandırmak değil; o gecenin duygusunu, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan kararlılığı ve milletimizin yazdığı kahramanlık destanını gelecek kuşaklara aktarabilecek güçlü bir görsel dil oluşturmaktı. Görüntü yönetiminden sanat tasarımına, müzikten ses kullanımına, oyunculuklardan gerçek arşiv görüntülerinin yerleştirilmesine kadar bütün unsurları ortak bir hafıza oluşturacak şekilde tasarladık. “Asırlık Gece”nin, gelecek yıllarda 15 Temmuz’u anlamak isteyenlerin başvuracağı önemli görsel eserlerden biri olmasını arzu ediyoruz. 

 

Merve Yılmaz ORUÇ
Merve Yılmaz ORUÇ

Gazeteci. 28 Şubat 1991 tarihinde İstanbul Eyüpsultan’da doğdu. Evli ve bir çocuk annesi. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden 2013 yılında mezun oldu. Önce sektörel bir der ...

Yorum Yaz