Sinemada dijitalleşme nerede duruyor?

SİNEMA

Dijitalleşmenin sinema üzerindeki etkileri, etik tartışmalar ve yeni üretim biçimleri üzerinden masaya yatırılıyor. “Dijital hayat” temasıyla 19-23 Aralık tarihlerinde düzenlenecek 6. Esenler Film Festivali kapsamında dijitalleşme ve sinema ilişkisini mercek altına aldık. Festivalin direktörü Suat Köçer bizlere temanın neden “dijitalleşme” olarak seçildiğini ve festivalde sinemaseverleri bu eksende ne beklediğini anlattı. Akademisyen ve yönetmen Bünyamin Duranoğlu ise yapay zeka ve sinema ilişkisine dair düşüncelerini anlattı.

Kadın, göç, çocuk, umut ve aile temalarıyla düzenlenen Esenler Film Festivali bu yıl 6. kez “dijital hayat” temasıyla sinemaseverlerle buluşacak. Dijitalleşmenin her aşaması her bir alanda ayrı bir tartışma konusu oluyor. Hayatımıza sirayet ediyor. O anlardan biri de sinema alanı. Hem de buradaki tartışmalar birçok sektörü, sinemanın alanını etkiliyor. Sosyolojik yankıları da oluyor. Yapay zekanın hayatımıza neler kattığının miktarı her geçen gün artıyor. Yapay zeka ile diziler yapılıyor, filmler çekiliyor. Çekilen görüntüler yapay zeka ile düzenlenip yepyeni bir görüntü oluşturuyor. Var olan filmlerden hareketle yeni filmler yapay zeka ile yapılıyor. Birçok tartışma bu noktalardan doğuyor. Esenler Film Festivali’nin “dijitalleşme” temasının sebebini, festivalde sinemaseverleri bu noktada neler beklediğini festival direktörü Suat Köçer’e sorduk. Yapay zeka ve sinema ilişkisinin boyutlarını ise bu alanda çalışan yönetmen ve akademisyen Bünyamin Duranoğlu’na sorduk. 

Tarihe kayıt düşmek adına “dijitalleşme” temasını seçtik

Suat Köçer (6. Esenler Film Festivali Direktörü): Festivalin temasını bu yıl iki önemli sebepten “dijitalleşme” olarak belirlemeye karar verdik. Birincisi; dijitalleşme sürecinin sosyal hayattaki sebep olduğu değişim ve dönüşümler. İkincisi de sinema sektörü başta olmak üzere kültür sanat alanındaki profesyonel yaşamda şu anda yol açtığı değişiklikler ve geleceğe dair birtakım kaygılar ve olası negatif ihtimaller. İki ana motivasyon bizi şu anda büyük bir hızla sosyal hayatı, çeşitli alanları değişime ve dönüşüme götüren dijitalleşmeyi tartışmaya götürdü. Hem sosyal hayattaki değişimlerin hem de sinema sektöründeki değişimlerin pek çok kişiyi, pozisyonu derinden etkilediğini ve zaman içerisinde bu etkileşimin de giderek artacağını düşünüyorum. Başta endüstrinin bileşenleri olmak üzere bu bileşenlerin etrafındaki çarpanlar da ciddi bir biçimde bu değişimden nasiplenecek. İşin teknolojik ayağı, sektör ayağı, etik ayağı  ve hukuk ayağı herkesin üzerinde düşünmesi gereken noktalar. Dolayısıyla filmlerle, panel ve söyleşiler ile dijitalleşme meselesini tartışmak, konuşmak ve olası sonuçlarıyla ilgili olarak da tarihe kayıt düşmek adına “dijitalleşme” temasını tercih ettik.

Çeşitli etkinlikler dijitalleşme konusu tartışmaya açılıyor

Dijitalleşmenin iki ayrı tarafına dikkat çeken iki filmimiz var. Ebedi Sen (Eternal You) filmi dijitalleşme sürecinin bir ailede yol açtığı psikolojik ve sosyolojik sonuçlara odaklanıyor. Gerçek Ötesi (Post Truth) belgeseli ise dijitalleşme sürecinin bizzat kendisini ele alıyor. Bu iki yapımla meselenin iki ayrı tarafına seyircinin dikkatini çekmek istedik. “İmkan ile Etik Arasında Yapay Zeka” panelinde; yapay zekanın hukuki ve etik tarafını tartışacağız. Herkesin kendini yapay zekanın değişim ve dönüşümüne adapte ettiği bir ortamda biz meselenin hukuki ve etik tarafının olduğunu, bunun da en az işin teknik tarafları kadar hayati olduğunu savunuyoruz ve bunu tartışmaya açıyoruz. “Yapay Zeka: Yol Arkadaşı mı Yol Ayrımı mı?” başlıklı söyleşimizde ise sinema sektörünün genç ve usta isimleri bugüne kadar dijitalleşmenin sinemayı hangi ölçüde etkilediğini ve bundan sonraki süreçte nasıl etkileyeceğini dair öngörülerini konuşacağız. “Rüya İçinde Rüya: Yapay Zeka” başlıklı sunumda ise  Hüseyin Çay, yapay zekanın post prodüksiyon sürecinde ne tür kolaylıklar sağladığını ancak bu kolaylıklar karşısında bizden sektörün aktörlerinden ne tür eksiltmeler yaptığını ve gelecekte de ne yapacağını tartışacak. Çünkü yapay zeka artık sadece filmlerin yapım aşamasında değil, post prodüksiyon aşamasında da çok önemli bir aktör haline geldi ve mesleğindeki pozisyonunu değiştirmekten mesleğini kaybetmeye kadar uzanan geniş bir skala var karşımızda. Hüseyin Çay bize sunumda bu fotoğrafı çekecek ve bu fotoğrafın ne anlama geldiğini  anlatmaya çalışacak.

Yapay zeka pozitif bir enstrümana evrilebilecek

Bir dönem televizyon, video, internet ortaya çıkıp toplumları etkilediyse yapay zeka da aynı geleneğin bir devamı. Bireyi de toplumu da derinden etkileyecek. Sanat dallarını da etkileyecek. Burada önemli olan bu noktada nasıl pozisyon alacağımıza dair iyi düşünmemiz gerektiğidir. Doğru pozisyonu aldığımızda yapay zekanın pozitif bir enstrümana evrilebileceği kanaatindeyim. Kendi bulunduğumuz mevziyi kaybetmek değil o mevziyi değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu her şeyi çözecektir. Yapay zeka; insanın söz konusu olduğu bir yerde insanı yok sayarak var hiçbir şekilde var olabilecek bir güçte değil. İnsanla bağımızı koparmadığımız sürece, insanı var eden en temel motivasyonları, olguları kaybetmediğimiz sürece ne yapay zeka ne de başka bir şey insanı hiçbir süreç ortadan kaldıramaz.        

Tartışmalar yapay zekanın üretken kısmı içinde olmalı

Bünyamin Duranoğlu (Yönetmen ve akademisyen): Sinemada yapay zeka ekseninde bir dönüşümü konuşmak çok geniş bir alan hakkında düşünmek demek. Neredeki dönüşümden bahsetmeliyiz? Üretim araçlarından mı? Seyir kültüründen mi? Sinemanın tarihine baktığımızda teknolojinin birçok biçiminin evrilerek bütünleşmesiyle bir kıvama ulaştığını ve bugünkü anladığımız yere gelip sinemayı tanımlamamıza etki ettiğini görebiliriz. Haliyle bu dönüşüm devam ediyor.  İlk elden şunu söylemek lazım. Üretim sürecinde dijital araçların kullanılmasıyla- kamera, kurgu ve görsel efekt süreçlerinden bahsediyorum- bilgisayarlar aktif olarak kullanılıyordu. Bu geçiş sürecinde sinemanın ne olduğu, dijital araçlarla üretilen ürünlerin sinema olup olmadığı gibi bir sürü tartışma yaşandı ve nihayetinde bu yenilikler benimsendi. Bu teknolojiye bağlı tekniklerini bazılarının üretim sürecini hızlandırmak adına yapay zeka ile kullanılması özellikle görsel efekti kısmında daha yaygın. Buraya getirdiği hız ve maliyet verimliliği çok önemli.  Bunun haricinde özellikle sinemayı tanımlayışımız sanırım seyir kültürü üzerinden büyük salonlarda filmlerin kitlesel olarak tüketilmesi üzerinden tanımlanıyor. Pandemi döneminde eve kapanıp ev içi tüketim şeklinde devam eden film izleme pratiği, internet üzerinden özellikle cep telefonu gibi küçük ekranlardan da filmlerin izlenebilmesi, seyircinin anlatıyı istediği yerden kesebildiği daha parçalı bir deneyim halini almış durumda. Yapay zekadan evvel böyle bir kırılma vardı. Şimdi tartışma -özellikle sosyal medyadaki görünümüyle- bazı üretken yapay zeka araçlarının gerçekçi ve ikna edici videolar üretebilme yeteneğiyle bu parçalı seyir kültüründe hikaye anlatımı için bir kıvam tutturabilme ihtimali üzerinden  sürüyor. Ben bunun başarılacağını düşünüyorum. Geri kalan her şey dijital dönüşümün başlangıcındaki tartışmalarla aynı. Meselenin etik boyutları da biraz genel yapay zeka tartışmaları içinde tartışılıyor ama daha üretken yapay zeka sınırları içerisinde tartışılmalı. 

Araçlar çeşitleniyor

Sinema halk eğlencesi olarak ortaya çıkıp sanat olarak algılanabilme mücadelesi verdiği uzun bir yolculuğa sahip. Diğer sanatlara göre daha kısa bir tarih belki ama baktığımızda böyle bir kırılma ilk ayırt edici nokta. Sanat olarak algılanana kadar her bir teknolojik gelişim dalgasında- (ses, renkli film, CGI) ortaya çıkan yenilikler bir çeşit muhafazakarlıkla karşılaşmış. Bunu normal görmek gerekir. Şu anda oluşan algı yapay zeka ile üretilen şeylerin çer çöp olduğu ve bunların asla sinema olarak değerlendirilecek bir seviyeye gelemeyeceği üzerine. Biraz da acaba bu seviyeye gelirse nasıl adapte  olunacak tedirginliği diyelim. Bütün bunları internet temelli seyir kültürü ve değişen seyirci profilinden ayrı düşünmemek gerekiyor. Dediğim gibi, üretim bandının çeşitli evrelerinde bilgisayarı ve buna bağlı teknikleri zaten kullanıyoruz. Yapay zeka bu anlamda araçlarımızın biraz daha çeşitlenmesi anlamına geliyor. Şimdilik sadece -biraz da panikle- estetik bütünlüğe ve yeterliliğe dair fikirler tartışılıyor.  Bunun haricinde insan bütün bu kültürü ve yapay zekanın temelindeki mantığı ve algılamayı ortaya çıkaran aynı insan. Temel çatışmaları, anlam arayışı, hikaye anlatma- dinleme ihtiyacı aynı yerde duruyor. Sinemanın ekonomi-politik yönü, üretim bandındaki mali hegemonyanın ne olduğu ve nasıl dönüşeceği, ortaya çıkan yapay zeka araçlarına kimin nasıl ulaşacağı vd.  başlı başına değerlendirilmesi gereken konular.

Rabia BULUT
Rabia BULUT

Editör ve sinema yazarı. Lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitede Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yaptı. “Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek ...

Yorum Yaz