Sinemanın Buluşma Noktası: TRT 12 Punto

SİNEMA

Bu yıl 8’incisi düzenlenen TRT 12 Punto’nun geldiği noktayı, sektöre katkısını, 15 Temmuz Darbe girişiminin 10. yılına özel düzenlenen Kısa Film Yarışmasını ve daha fazlasını TRT Sinema Müdürü Faruk Güven ile konuştuk. 15 Temmuz Kısa Film Yarışması kapsamında çekilen 10 Kere Daha, 32 Dakika ve Dünyanın Bütün Şafakları filmlerini yönetmenleri Litros Sanat’a anlattılar. 

TRT 12 Punto, yedi yılda yalnızca bir senaryo geliştirme etkinliği olmaktan çıkarak uluslararası ölçekte tanınan bir ortak yapım ve proje geliştirme platformuna dönüştü. Her yıl dünyanın farklı ülkelerinden yapımcıları, festival yöneticilerini, satış ajanslarını ve sinema profesyonellerini İstanbul'da buluşturan organizasyon; senaryo danışmanlıkları, pitching oturumları, birebir proje görüşmeleri, paneller ve ustalık sınıflarıyla sinemacıların projelerini geliştirmelerine katkı sundu. Asghar Farhadi, Cristian Puiu, Ruben Östlund, Pawel Pawlikowski, Béla Tarr, Jasmila Žbanić, Elia Suleiman ve Andrey Zvyagintsev gibi dünya sinemasının önemli isimlerini ağırlayan TRT 12 Punto, Cannes, Berlin, Venedik, Sundance ve Toronto gibi büyük festivallerin temsilcilerini de devam eden projelerle buluşturarak Türk sinemasının uluslararası görünürlüğünü artırdı.

Platform, bugüne kadar onlarca kısa filmin üretilmesine ve yeni yönetmenlerin keşfedilmesine katkı sağlarken, TRT Sinema'nın uluslararası ortak yapım ağını da güçlendirdi. Kısa film yarışmaları, proje geliştirme destekleri, ortak yapım görüşmeleri, paneller ve ustalık sınıflarıyla her yıl kapsamını genişleten TRT 12 Punto, bugün sektörün önemli buluşma noktalarından biri konumunda. TRT Sinema Müdürü Faruk Güven, platformun yedi yıllık gelişimini, uluslararası başarılarını ve gelecek hedeflerini değerlendirdi. Dosyamızın devamında ise 15 Temmuz Kısa Film Yarışması kapsamında çekilen 10 Kere Daha, 32 Dakika ve Dünyanın Bütün Şafakları filmlerinin yönetmenleri Ömer Miraç Tunç ve Feyzi Baran ile yapımcı-senarist Mehmet Parmaksız, yapımlarının ortaya çıkış sürecini ve anlatmak istedikleri hikâyeleri paylaşıyor.

TRT 12 Punto büyüyerek yoluna devam ediyor

Faruk Güven (TRT Sinema Müdürü): TRT 12 Punto Senaryo Günleri’ne yedi yıl önce başladığımızda amacımız, senaryo seçimlerini düzgün bir şekilde yapan bir sistem kurmak ve Türk sinemasını dünyada temsil edecek içerikler üretmekti. Bu hedeflerimizi planlı, programlı ve sistematik bir şekilde yapmayı planlamıştık. O açıdan başlattığımız şeyi büyüterek devam ediyoruz. Etkinliklerimiz 9 güne yayılıyor. Verimli ve etkili bir şekilde faydalanılabilirse projeler için katma değeri yükselten bir noktaya geldi. Bir senaryo geliştirme ve ortak yapım platformu haline geldi.

Projeleri senaryo aşamasından seçiyoruz. Burada verdiğimiz senaryo danışmanlıkları o projelerin senaryolarını uluslararası bir gözle inceleyerek projeleri geliştirmeye yönelik dönütlerde bulunuyorlar. Gelen senaryo danışmanları; projeleri nasıl gördüğü, nasıl geliştirilebileceğini veya nelerin anlam ifade edip nelerin anlam ifade etmediğini kendi cephelerinden anlatıyor. 30 ülkeden 60 konuğu ağırlıyoruz. Konuklarımız arasında  ortak yapımcılar, satış ajansları, festival yöneticileri, fon yöneticileri, sinema genel müdürleri oluyor. Her biri proje sahipleriyle görüşüyor ve o projeye ne katabilirler ona bakıyorlar. 

Ülkemizde üretilen filmlerin hepsi festivallere gönderiliyor ve beğenisine sunuluyor. Festivallerde çok fazla başvuru oluyor. O başvuruların arasından filmin değerlendirilmesi, öne çıkması zor bir ihtimal. Ama biz Cannes, Venedik, Berlin, Sundance, Toronto gibi büyük festivallerin seçicilerini buraya davet ediyoruz. Onlara daha devam eden projelerin kurgu aşamasında 20 dakikalarını gösteriyoruz. Onlar o anda sormak istedikleri soruları soruyorlar, yönetmenlerle tanışıyorlar. TRT 12 Punto öncesinde problem buydu. Film yapılıyor ve festivallere gönderiliyordu. Ama ne olacağı belirsizdi. Festivaller o filmlere bakarken en başta açılış jeneriğindeki logolara da bakıyorlar. Nereden destek aldığını önemli bir nokta oluşturuyor. TRT 12 Punto markası olması, belli bir elekten geçtiğini gösteren bir işaret haline geldi.  Bizim davetimizle gelen festivallerin endüstri kısımlarının projelerimize destek olması ve logolarını koyması da hakeza ilk bakışta önemli bir artı oluyor. Filmi büyütüyor ve farkındalığı arttırıyor. 

Her sene dünya sinemasının ustaları Feriye’den geçiyor

Aynı çıtayı koruyarak her sene üstüne koyarak ilerlemek kolay olmuyor. Bu senede o çıtayı Asghar Farhadi ve Christi Puiu ile koruduğumuzu düşünüyorum. Aynı zamanda yapım kısmında ağırladığımız ödüllü yapımcılar da çıtayı koruduğumuzu gösteriyor. Biz iyi bir yönetmene ulaştığımızda  daha önceki senelerde jürimizde yer alan isimleri göstermemiz etkili oluyor. CV’miz sağlam. İstanbul’un ve sinemanın her zaman bir cazibesi var. Ama  12 Punto’nun jüri heyetinin temsiliyetinin yüksek olması davet götürdüğümüz yönetmenlerin, yapımcıların karar verme sürecinde etkisinin büyük olduğunu söyleyebilirim.

TRT 12 Punto projeleri dünya festivallerinde en ön sırada

Yurt dışı festivallerde başarımızın sırrının ne olduğu soruluyor. Birbirini besleyen bir sürecin sonucunda bu başarılara ulaşıyoruz dünya festivallerinde. Ruben Östlund’un Hüzün Üçgeni filmine ortak yapımcı olduktan sonra TRT Sinema markası Altın Palmiye aldı, Oscar’da üç dalda aday oldu. Bu süreçte kendi çapında ününü getirdi ve getirmeye de devam ediyor.  TRT 12 Punto için Hüzün Üçgeni’nin yapımcılarından biri deniyor. Onunla beraber diğer büyük yönetmenlerin projeleri geliyor. Biz büyük yönetmenler neler yapıyor arayışında oluyoruz ama o büyük yönetmenlerin yapımcıları veya ortak yapımcıları bir şekilde  hem Türkiye’den destek almak için hem de markamızla bir iş birliği yapmak için bizi buluyorlar. Her sene üzerine bir şeyler koyarak ilerlememizin başarıyı da rahat bir şekilde getirdiğini düşünüyorum.  

Biz planlamamıza, etkinliklerimiz ayın 19’unda bitiyorsa 20’sinde önümüzdeki sene neler yapacağımızı planlamaya başlıyoruz. Getirdiğimiz isimlerin yanı sıra plan çakışmaları, uyuşmazlıkları sebebiyle gelemeyen isimler oluyor. O isimlerin sonraki senede senelerde gelmesi içinde planlamamızı yapıyoruz. Güzel bir etkinlik süreci geçiriyor misafirlerimiz onlar buradan memnun ayrıldıktan sonra bizler hakkında çok güzel yorumlarda bulunuyorlar. Bahsediyorlar ve anlatıyorlar. Biz de o geri bildirimleri alıyoruz. Şöyle bir örnek verebilirim. Geçen sene Tayvan’dan content bir festivalden “Biz TRT 12 Punto’yu duyduk. Sizi 12 Punto deneyimini anlatmak üzere festivalimize davet ediyoruz” şeklinde  bir davet aldık. Tayvanlı bir yapımcıyla çalıştığımız herhangi bir projemiz yoktu. Ama onlar bizi duymuşlar ve davet ettiler. Gittim oraya, sunum yaptım, neler yaptığımızı anlattım. Çok ilgilerini çekti. Çok şükür TRT 12 Punto Dünya’nın bir ucunda da ses getiren bir etkinlik haline geldiğini gösteriyor. 

Kısa film keşif kısmı

Kısa film ayağımızla sektöre atılmak isteyen insanlara bir seçenek sunuyoruz. Bu zamana kadar 66 tane kısa film ürettik. Bizim orada yapmak istediğimiz sinema yapmak isteyen arkadaşları keşfetmek ve bunu da başardığımızı düşünüyorum. Onların uzun metraja geçtiklerinde ellerinde güzel portfolyo olmasını istiyoruz. Gençlere ulaşma kısmını bu noktadan başardığımız kanaatindeyim. Kısa filmini çekip uzun metrajına hazırlananların da TRT 12 Punto bünyesinde devam etmesini önemsiyorum. Kısa film kısmımız bizim keşif kısmımız diyebilirim.    

Toplumsal meselelerle ilgili ürünler ortaya koymak da misyonumuza dahil

Ünlü bir yönetmenle Filistin konulu bir film üzerine çalışıyoruz. Daha çekimleri başlamadı. O film gerçekleşirse çok iyi bir film olacağını düşünüyorum. Jasmina Zbanic ile Oscar’da yer alan Srebrenitsa Katliamını anlatan Neredesin Aida? filminin ikinci filminin TRT olarak ortağıyız. Çekimleri bitti. 2027 yılında o filmi konuşuyor olacağız. Srebrenitsa soykırımı, Filistin, 15 Temmuz gibi meseleler bizim için önemli. Sinema alanında ürünler ortaya koymak da bir misyonumuz. Srebrenitsa soykırımının yıldönümünde 11 Temmuz’da  Neredesin Aida? filmi 4 farklı TRT kanalında gösterildi. Festival yolculuğunu, vizyon yolculuğu filmlerin ses getiren noktaları ama kalıcılığı böyle zamanlarda izlenmesi, o meseleleri anlatmasında kendini gösteriyor.  

15 Temmuz’un anlatılması çok kıymetli

15 Temmuz zihinler halen çok kalıcı ve gerçek bir noktada onu söyleyebilirim. Bu tür konularda senaryo yazmak zor oluyor. Bu konularda iyi senaryo, iyi proje bulmak oldukça zor. Çünkü herkesin zihninde canlı bir noktada. Yarışma kapsamında başvuran 36 proje arasından üç proje seçtik. Seçtiğimiz üç projenin de farklı özellikleri var. Genellikle 15 Temmuz ile ilgili bir proje yazın dediğimiz zaman bizlere 15 Temmuz akşamı, köprüde, Çengelköy’de olanların anlatıldığı projeler geliyor. Ama biraz daha farklı bakış açıları lazım. Yarışma kapsamında çekilen On Kere Daha, Dünyanın Bütün Şafakları ve 32 Dakika  filmlerimizin bu açıdan başarılı olduklarını düşünüyorum. On Kere Daha; 15 Temmuz akşamı yaşanan bir olayı, 32 Dakika  15 Temmuz sonrasında bir genç üzerindeki sosyolojik ve duygusal etkisini, Dünyanın Bütün Şafakları ise Suriye’deki Sednaya hapishanesindeki 15 Temmuz akşamından nasıl etkilendiğini ve Türkiye’deki bir darbe girişiminin Suriye’de ne kadar yıkıcı bir etkisi olacağını anlatıyor. 15 Temmuz’da filmlerimizi sinemaseverlerle buluşturacağız. Umarım seyirciler beğenir. Bu tarz içeriklerin üretilmesi gerekiyor. Filmler yapıldıktan sonra yıl boyunca hem ülkemizin farklı yerlerinden hem dünyadan gösterilmek üzere bizden isteniyor. Çünkü sinema kalıcı bir eser. Ortaya çıkardığımız eserler yıllar boyunca TRT ekranlarında yayınlanacak ve insanlara dokunacak. Hikayelerin, hikayelerimizin anlatılması çok kıymetli.   

TRT 12 Punto sadece yönetmenlere yapımcılara yönelik bir etkinlik değil sinemaseverlere de yönelik. O yüzden paneller ve ustalık sınıfları yapıyoruz. Her birini de gerçekten ince düşünerek planlıyoruz. O yüzden değerli Litros Sanat okuyucularını, sinemaseverleri etkinliklerimize bekliyoruz. Ayrıca kendi hikayelerini yazmaya devam etsinler ve seneye Ocak ayında da TRT 12 Punto’ya başvursunlar.

10 Kere Daha filmi özel bir film

Ömer Miraç Tunç (Yönetmen): 10 Kere Daha, 15 Temmuz'da şehit olan, bir terlik atölyesinde çalışan işçinin, şehit olduktan sonra berzah âleminde yeniden dünyaya dönerek aynı geceyi tekrar yaşamasını ve bir kez daha meydana gidip şehit olmayı seçmesini anlatan bir hikâyeyi konu alıyor. Hem 15 Temmuz olması hem de konuyu bu şekliyle ele alması bakımından hassas bir konu. Filmimiz Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Cennete giren hiç kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Ancak şehit, gördüğü aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister. ” hadis-i şerifine dayanıyor.

Bizim filmimizde de temiz, güvenilir ve etrafıyla ilişkisi iyi olan terlik işçisi şehit oluyor ve tekrar dünyaya dönmek istiyor. Bu zamanda aynı ana geri dönme fikrini Koş Lola Koş, Bugün Aslında Dündü filmlerinden görmüşlüğümüz var. Şehitlik gibi zor bir konuyu hem çekerken hem de kurgularken biraz zorlandık. Çünkü kültürümüzde ve dinimizde şehitlik hassas bir yerde duruyor. Filmde bir yazı yazarken, müzik kullanırken çok dikkat etmemiz gerekti. Bu sebeplerle 10 Kere Daha filmi özel bir film. Her aşamasında içinde biri olarak heyecanlandığım ve çıkan işten memnun olduğum bir film oldu.

Ülkemizde ve dünyamızda şehitlik özel ve hassas bir konu. Şehitlerimizi seviyoruz ve onların aileleriyle özel bağ kuruyoruz. Filmimizde şehit karakterinin yürüyüşünü, iş hayatını, ev düzenini, ailesiyle ilişkisini görüyoruz. Dekorda,  kıyafetlerde, oyuncu seçimlerinde bir şehidi anlattığımız için çok dikkatli olduk. Şehit olmaya münevver bir insan ne yer, ne içer, biriyle diyaloğu nasıldır, şakaya nasıl güler hassas noktalardı. Filmi izlediğimizde aldığımız kararlardan çok memnun olduğumuzu söyleyebilirim.   

Bu sene 15 Temmuz’un 10. yılını idrak ediyoruz. Filmimizin adı da  10 Kere Daha. 15 Temmuz Türkiye siyasi ve kültürel tarihinde bir kırılma noktası denilebilecek bir zaman. Önemli bir hadise. Ülkemiz 15 Temmuz’dan önce ve 15 Temmuz’dan  sonra farklı bir hal aldı. Bu sebepten ötürü resme, müziğe, sinemaya yani sanat dünyasına tesir etti. Ancak 15 Temmuz hakkında çok fazla film yapılmadı. Hassas bir konu olması ve yeterince üzerinden zaman geçmemesinden dolayı böyle olduğunu düşünüyorum. Bundan 50 yıl sonra  15 Temmuz ile ilgili güzel filmler yapılacağına inanıyorum. Ama şu an bunun için erken bir zamandayız. Senaryo aşamasında zorlandığımız yerler oldu. Örneğin askerlerin halkla, halkın askerlerle diyaloğunu yazmak  o kısımlardandı. Yazamadığımız noktalar oldu. Çünkü kimseyi gücendirmek istemedik. Şu anda 15 Temmuz ile alakalı yeterli çalışmanın yapıldığına inanmıyorum. Bu konuda sanatsal çalışmalar artarsa sevinirim.  

 Bilinen hikayeleri çekmek istemedik

Mehmet Parmaksız (Yapımcı - Senarist): Dünyanın Bütün Şafakları  filmimiz gerçek bir hikayeye dayanıyor. O anı anlatan bir video izledik ve çok etkilendik. Filmimiz Suriye’deki Sednaya hapishanesinde geçiyor. Bu hapishaneye düşen Türkmen Suriyeli karakterimizin hikayesini anlatıyoruz.

Ocak ayında yarışmaya başvurduk, Nisan ayında sonuçlar açıklandı. Biz Mayıs ve Haziran aylarında filmi çektik. Normalde bir reklam yönetmeni olduğum için hızlı bir şekilde sete çıkmaya alışkınım. Filmde çalıştığım ekipte sürekli birlikte işler yaptığım bir ekip olduğu için kolay bir set oldu. Oyuncu tarafı bizim için daha önemliydi. Çünkü film Suriye’de geçtiği için ana oyuncularımızın ana dili Arapça olan kişiler olması gerekiyordu. Aynı zamanda Türkçe bilmeleri ve iyi oyunculuk yapmaları gerekiyordu. O kısımlar bizim için daha zorlayıcı oldu. Bu noktada da TRT’den destek aldık. Bizi yardımcı olabilecek birisine yönlendirdiler. Ülkemizde bir Suriye diasporası var onların içinde de çok yetenekli insanlar var. Onlarla iletişime geçtik ve oyuncu kısmını gönül rahatlığıyla çözdük.

2017 yılında Türk Telekom’a 15 Temmuz ile ilgili büyük bir reklam filmi çekmiştik. Bu yarışma karşımıza geldiğinde farklı bir hikaye çekebileceksek girelim diye düşünerek başvurduk. Bilinen hikayeleri çekmek istemedik. Filmimizle ortaya koyduğumuz fark; 15 Temmuz’da Türkiye olan güvenin sadece umudun Türkiye'de olmadığı, Türkiye dışında da somut anlamda ülkemize güvenen birçok insan olduğunu görmektir. Sadece kalben desteklemek olarak değil elini taşın altına koyarak desteklemek şeklinde olduğunu gördük. Slogan gibi görünüyor ama Türkiye Türkiye’den daha büyük olduğunu anlattığımız hikayeyle somut bir gerçek olduğunu anlattık.    

32 Dakika’da  şehit ailelerinin anlaşılma haklarını dile getirdik

Feyzi Baran (Yönetmen): Biz hak temelli işler yapan bir ekibiz. 32 Dakika filmimiz var olan insan haklarına olan uzaklığımızı anlatıyor. Günümüzdeki en büyük problemlerden biri hakikate olan uzaklığımız ve yabancılaşmamız. Hakikate olan yabancılaşmamızı filmimizle görünür kılmak istedik. 

Film süreçleri normalde alışık olduğumuz üzere uzundur ama bu filmin süreci hızlı oldu. Burada TRT’nin kurumsal desteğinin olması çok kıymetli. İşler onların desteğiyle hızlandı ve bugüne geldi. Biz Diyarbakır Sinema Ofisi olarak işlerimizin çoğunu Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çekiyoruz. İlk defa bir filmi İstanbul’da çekmiş olduk. Bu bağlamda çekimler bizim için hem çok zorlu hem de çok kolay oldu. Zorluğu sinema anlamında bilmediğimiz bir yerde çekim yaptık. Kolay olan kısmı ise burayı çok iyi bilen bir yapım ekibiyle çalıştık. Günün sonunda iyi mekanlarda çekilmiş bir film ortaya çıktı.

32 Dakika filmimizde biz hak temelli bir yerden yaşama hakkı bağlamında baktık. Yaşama hakkının ıskalandığını düşünüyorum. Bir yakınımızı kaybetmiş, yas yaşamışızdır. Cenaze sahibinin evinde ilk zamanlarda insanlar olur ama sonrasında o insanlar eksilir. Sonrasında bir tek başınalık ve sessizlik kalır. Kaybın verdiği boşluk hissi başka bir duyguyu tetikler. Yas beraberinde birçok tramvayı beraberinde getirir. Nerede durursanız durun bu yasın travması kolay bir şekilde geçmez. Kahramanlarımız şehit oldu. Ama onların çocukları babasız, eşleri kocasız  kaldı. Peki biz onları anladığımızı söylüyoruz. Ama onları anlamıyoruz. Çünkü biz onların kaybettiklerini kaybetmedik. Biz onları yalnız bırakmamanın çok kıymetli bir duygu olduğunu düşündüm. Filmim de şehit ailelerinin anlaşılma haklarını dile getirmek istedim.    

 

Rabia BULUT
Rabia BULUT

Editör ve sinema yazarı. Lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitede Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans yaptı. “Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek ...

Yorum Yaz