Doğu’nun Yedinci Oğlu Üzerine Yazılmış 12 Kitap

22 dakikada okunur

2000’lerin başında henüz çocukken duydum adını ilk defa Sezai Karakoç’un. Lise yıllarımda Türk şiirinin yaşayan en büyüğü olduğunu öğrendim onun mektebinden geçen şair ve yazar abilerimizden. Cesaret verdi bize bu bilgi. İslami hassasiyeti ve idealleri olan bir şairin Türk şirinin yaşayan en usta ismi olması sanatın ve dolayısıyla edebiyatın herhangi bir ideolojik grubun tekeli altında olmadığı fikrini verdi. İlk defa lise son sınıfta Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenim merhum Asım Gültekin ve dostum şair Mahmut Feyzi Erdal ile ziyaretine gittik yayınevinde. Ne kadar kaldık hatırlamıyorum. Hatırladıklarım ise Asım abinin sonsuz hürmeti ve saygısı, bizim heyecanımız ve Sezai Karakoç’un sükuneti. Asım abi bir rüya görmüş. Bir tren, oldukça sakin hatta tenha bir tren. Sanırım hareket halinde. O trende Sezai Karakoç ve İkinci Yeni şairlerinden ya Cemal Süreya ya da Ülkü Tamer belki de Turgut Uyar… Hangisiydi? Sanki Cemal Süreya idi. Asım abi belki de benim şimdi eksik hatırladığım bu rüyasını kısaca Sezai Bey’e anlatıverdi. Yine üslubunca çok inceden bir gülümser gibi oldu ve kısa ve tek cümlelik bir cevap verdi. Sonrasında olabildiğince nazikçe bize hâl hatır ve meşguliyetlerimizi sordu. Hep duyduğumuz gibi az konuşuyordu, çok şey anlatıyordu. Daha doğrusu sükuneti ile çok şey anlatıyordu. Kısa bir ziyaretti. Pek uzun kalmadık. Hafızamı zorluyorum da sanki bir ziyaret daha oldu ama emin olamıyorum. Belki de ilk ve tek görüşüm buydu. Bir yaz günü tanışmıştım kendisiyle. Şimdi bir sonbahar günü aldık kavuşma haberini. Bir planımız vardı gençlerle. 2021 sona ermeden ziyaret edecektik Sezai Bey’i. Nasip olmadı. Şehzadebaşı Camii haziresine defnedildi. İnşallah istirahatgahında ziyaret etmek nasip olur.
Büyük insanları -ve verdikleri eserleri- nedendir, üzerine çok şey söylenebilir, bizleri terk ettikten sonra kıymetlerini anlıyoruz. Sezai Karakoç da şiir, deneme, tiyatro vb. birçok türde toplamda 57 eser verdi bizlere. Şimdi bu eserleri baştan ve tekrar okuma zamanıdır.
Sezai Karakoç hakkında şu zamana kadar çok şey yazıldı, çizildi. Eserlerin kimisi Sezai Bey’in poetikası ile ilgili kimisi fikir adamlığı ve aksiyon adamlığı ili alakalı. Bu eserlerden dikkat çeken 12’sini sizlere sunmak, hatırlatmak istedim. Keyifli okumalar dilerim.

Sezai Karakoç Kuşağı: İkinci Yeni
Zafer Acar

“Bu kitabı yazmaya, bir fikri savunmak, ispatlamak için değil, tam aksine ödünç ve üstelik yancı kafalardan kurtulup kendime ait bir sonuca varmak için başladım. Yolumu kesen ilk soru şuydu: Sezai Karakoç, II. Yeni’nin nesi oluyor ve neresinde duruyor? Konuyla ilgili temel kaynakları, eleştiri kitaplarını bir bir taradım. Derken bu soru evirilip tersine döndü: II. Yeni, Sezai Karakoç’un nesi oluyor ve neresinde duruyor? Çalışmamın sonuna doğru beni ikna eden aritmetik cevaba ulaştım, şöyle: II. Yeni, Sezai Karakoç’un alt kümesidir.” Şair Zafer Acar, Sezai Karakoç’a ve 1950’lerden bu yana Türk şiiri üzerindeki etkisi hep çok konuşulan İkinci Yeni’ye yepyeni bir gözle bakmayı teklif ediyor. Şiirin ve eleştirinin merkezinden gelen bu teklif, her halükârda cesur ve dikkate değer.

Koşu Bittikten Sonra da Koşan Atlı Sezai Karakoç
Abdulvehap Ballı

Bilge insanlar, bir yol üzeredirler. Yalnızdırlar bu yürüyüşte, çoğu zaman bir başına; ama onurludurlar ama gururlu ama vakur. Almayı bilmezler, vermeye meyyaldirler. Hayatlarını kutlu bir davaya vakfetmişlerdir. Bu duruş, onların en büyük sermayesidir. Tüm toplumu vebal altında bırakabilecek bir sorumluluğu tek başına omuzlamanın vermiş olduğu bir izzet halidir bu. Üzülerek ifade etmek gerekirse toplum, çoğu zaman bu neviden insanlara ve getirdiği mesaja bir cüzzamlı muamelesinde bulunmuştur. Uzak durmayı, mümkünse kaçmayı, değilse kulak tıkamayı yeğlemiştir. Kulak tıkadıkları bilgelerdir, feylesoflardır, sanatçılardır; kulak tıkadıkları yaratılış esprileridir, varoluş gerekçeleridir, hayatı anlamlı kılan sesin kendisidir. Sezai Karakoç, böyle bir isimdir.

Doğu’nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç
Turan Karataş

Sezai Karakoç, kültürel bakımdan çorak ve tek-sesli bir ortamda, kökleri bu toprağa ait düşünce, yaklaşım ve edebî eserlerle dönemini ve kendisinden sonra gelen pek çok nesli derinden etkilemiş ve halen de etkilemeye devam eden önemli bir kültür ve siyaset adamı. Kendi kültür havzasından, bir noktaya gelmiş olan isimlerin hemen hemen tamamına yakınına dokunmuş, etkilemiş ve onların istikametini bulmalarında rol oynamış bir ismin, duygusal yaklaşımdan uzak, serinkanlı bir biyografik çalışmasının olmaması elbette düşünülemez. Turan Karataş’ın çalışması, işte bu boşluğu dolduran, Karakoç hakkındaki en temel eserlerden biridir. Çalışma Karakoç’un hayatını, eserlerini, şiirini, sanat anlayışını ve genel olarak İslam dünyasına bakışını konu edinmektedir.

Sezai Karakoç Eleğimsağmalarda Gökanıtı
Ali Haydar Haksal

Üstat Sezai Karakoç, İslam düşüncesinin, sanatının ve şiirlerinin Mehmed Akif ve Necip Fazıl’la birlikte, yüzyılımızın en önemli isimlerindendir. Ana doğrultuyu oluşturuyorlar. Ali Haydar Haksal, sorumluluk bilinci, sanatçı duyarlılık ve yaklaşımı ile İslam medeniyet düşüncesinin ve sanatının önemli ismi Üstat Sezai Karakoç’u anlatıyor. Sezai Karakoç, İslam medeniyetine çok yönlü bakış getiren bir düşünür. Kavram kargaşasına açıklık getiren ve İslami bir öz ile bakan yeni ses ve ruh. Sanat ve düşüncesinde özgün bakışlar bulunmakta. Gelenekten yeni bir gelenek üreten bir düşünür. Leyla ile Mecnun mesnevi geleneğine katıldığı gibi Hızır ile Kırk Saat bu geleneğin yeni bir açılımı…

Sezai Karakoç Dirilişe Çağıran Adam
Fikri Kula

Sezai Karakoç, başta şiir olmak üzere, hikâye, piyes, deneme, inceleme-monografi, hâtıra, günlük köşe yazısı ve düşünce alanlarındaki eserleri, çevirileri ve dergiciliği ile Türk edebiyat ve fikir dünyasının en önemli şahsiyetlerinden biridir. Kaynağını İslâm’dan alan, gelenekten beslenen ve geleceğe uzanan sanatı ve düşüncesi ile Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatına damga vuran Karakoç, öncü ve ufuk açıcı kimliği ile kendisinden sonrakileri etkilemiştir. “Diriliş” adıyla sistemleştirdiği görüşü ile “düşüncede, inanışta, edebiyat ve sanatta, aksiyonda diriliş” hedeflemiş ve hayatı boyunca bu uğurda çalışmayı vazife bilmiştir. Hayatı boyunca tüm düşünce, sanat ve edebiyat, siyaset faaliyetleri ile İslâm medeniyetinin yeniden ihyası için çalışmış ve tüm insanlığı, özellikle de Müslümanları birleşerek dirilmeye ve insanlığı diriltmeye çağırmıştır.

Sezai Karakoç
Mahfuz Zariç

Elinizdeki çalışma şairin gösterdiği özü bulma hedefine dönük olarak kaleme alınmıştır. Sezai Karakoç’un bütün eserlerini dikkate alan inceleme eserleri olmakla birlikte mevcut çalışmaların önemli bir kısmı, şairin şiirlerindeki bazı imgeler ve duyarlıklarla; düşünce yazılarındaki bir veya birkaç kavramla veya yazarın sadece bazı cepheleri ile ilgilidir. Bu çalışmada ise Karakoç’un elli altı kitabının tamamı, yayımlanmış hatıraları ve Pazar Postası’ndaki yazıları tek elden bütüncül bir değerlendirme ile incelemek; metinlerindeki nüanslara ışık tutmak, şair ve düşünür Karakoç’un görüş, duyuş ve duyarlıklarını, acı ve öfkelerini, uyarı ve önerilerini, tarihi ve psiko-sosyal saptamalarını, sembol dünyasını ve dünyayı semboller üzerinden okumasını tespit etmek, onun tabiriyle “saf ben”inini bulup çıkarmak hedeflenmiştir.

Yoktur Gölgesi Türkiye’de: Sezai Karakoç
Sıddık Akbayır

Türk edebiyatının önemli isimleriyle ilgili yazdığı kitaplarla tanınan Sıddık Akbayır, bu kez İkinci Yeni hareketinin ve edebiyatımızın büyük şairlerinden birini kaleme alıyor: Sezai Karakoç. Kitapta, şairin yaşadığı dönem, hayatı, eserleri, fikirleri, poetikası; Cemal Süreya, Necip Fazıl, Gülten Akın, Hilmi Yavuz gibi edebiyatçılarla ilişkisi, hakkında yazılmış tüm kaynaklar da taranarak akademik bir bakışla ve sürükleyici bir dille söz konusu ediliyor. Elinizdeki yapıtı, literatürde hakkında yazılmış eserlere, yapılan araştırmalara bir katkı olması umuduyla, yaşayan en büyük şair ve düşünürlerimizden birine, Sezai Karakoç’un 80. yaşına armağan olarak yayımlamaktan onur duyuyoruz.

“Felsefe Sıfır Din Bir’di” Sezai Karakoç
Metin Önal Mengüşoğlu

Mengüşoğlu’nun hatıralarla yüklü kaleminden vücut bulan bu eserde, Karakoç’un tefekkür eserlerinin aydınlatılıp tahlil edilmesinin yanı sıra Üstadın bir medeniyeti omuzlayan şiirleri de özgün ve özge tespitler ışığında ışığa kavuşup açığa çıkarılıyor. ‘Mahalli frekansları’ da uyumlu söz ve ses efektleri içeren Mengüşoğlu’nun ‘dava şuuru’yla kelimelere aksettirdiği bu hayati ögeler barındıran biyografik eserin Diriliş okurlarına da hitap eden bireysel-tarihsel bir boyutu olduğunu, yazarın bunu deneme formu içinde gerçekleştirdiğini ve ortaya samimi, sahici ve sahih bir Sezai Karakoç portresi çıktığını söylemek mümkündür. İslami hassasiyetlere sahip ve İslam davasına gönül vermiş bir şairin kaleminden Üstadın şiir sanatı ve tefekkür iklimi hassas dokunuşlar ve farklı tespitlerle İslami bir çerçeveye kavuşuyor.

Leyla ile Mecnun’un İki Şairi Fuzuli ve Sezai Karakoç
İlhan Genç

Konfüçyüs, “Güzel birine duyulan aşk uyarınca insanın zihnine bakıp orada ne görmüşse ona göre davranma aşkına henüz şahit olmadım” der. Elinizdeki kitap, Konfüçyüs’ün görmedim dediğinin ne anlama geldiğini İslam inancının ululuğu ile kavramaya çalışan, Türk şiirinin iki müstesna ismi Fuzuli ve Sezai Karakoç’un Leyla ile Mecnun’ları üzerine mukayeseli bir inceleme. Mecnun için Leyla’ya, Leyla için Mecnun’a bakmayı işaret ettiği gibi, Türk şiirinin kendine has seyrinin de bir ifadesi. Ülkemizde mukayeseli edebiyat incelemelerinin durumu düşünüldüğünde, ele aldığı konu kadar ele alış yöntemiyle dikkate değer. Burada Yunus’u anmamak olmazdı: Söz ıssı sözün alır, suret toprakta kalır / Her kim bu halı bilir, kendi özünden vaz gelir / Aşk benliğim iletti, akıl dört yana dağıttı/ Yunus’a yükü yetti, bilmeyene az gelir.

Sanat ve Düşünce Dünyasında Sezai Karakoç
Şakir Diclehan

Karakoç’un, Necip Fazıl gibi alim, sanatkâr, şair ve iz bırakan insanlar hakkındaki değerlendirmelerine sayfalar açarken, mümkün mertebe tekrarlardan kaçınılmıştır. Eserde, önce hayatını ve sanatını, şiire ait düşüncelerini “İkinci Yeni” diye adlandırılan akımla ilişkisini, onun sanat ve düşünce dünyasında nereye oturtulması gerektiğine dair kanaatlerimizi belirterek söylenmesi gerekenleri, adeta bir kuyucu titizliği ile işleyerek dile getirmeğe ve kaleme almaya çalıştık. Her kesimin zevkle okuyup sonuna kadar elden bırakmayacağı akıcı bir üslubu, yeni kuşakların anlayabilecekleri sade bir dili, zarafet ve inceliği önceleyerek okuyucuda oluşacak bir tiryakilikle ve onun bam teline dokunmak suretiyle değişik bir atmosferin peşinde olduk.

Kırılan Işık Olsun
Fatih Arslan

Karakoç, keşfedilmemiş, rehin alınmış bir coğrafyanın anahtar kelimelerini hisseden ve bizim de bulmamızı isteyen, bize yol gösteren ketum bir kültür eylemcisidir. İmge içinde imge üretebilen fraktal bir sarmal; her kelimeyle onlarca kavramı çağıran bir doygun muterizedir. Sürgünde, esir kentte, yalnızlığın dağındaki mahrum insan saadet anının hayaline gark olmak için mütevekkil bir inzivaya çekilir. Nihayeti, bedene mahkûm edilmiş ruhumuzun asli özgürlüğüne kavuşması adınadır. İnsanı ezen, içen, sömüren nefsi tutsaklık aynı zamanda bu esaretten çıkarıp dirilişe eriştirecek; kurtaracak olansa insanın, özülkenin/Allah’ın gölgesini veya yansımalarını fark etmesiyle felaha erişecektir. Yükseklere düşmek dirilmenin ön şartıdır; çünkü düşmek seçilmiş olmak ve dolayısıyla o ruh fetretine gönüllü olmaktır.”

Sezai Karakoç
Mehmet Çelik – Yakup Çelik

Şiirleri, hikâyeleri, tiyatroları ve düşünceleriyle Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinen Sezai Karakoç, edebiyatımızın gelecek nesillerini etkileyen önemli bir değeridir. Sezai Karakoç’u şair ve düşünür olarak değerlendirmek, iki yönünü birlikte ele almak gerekir. Her ne kadar onun düşünceleri ile şiiri hep yan yana ve kol kola ise de şairliği hep bir adım önde olmuştur. Nitekim yazılarında dahi şairliğinden gelme sezginin ve söyleyişin izlerini görmek mümkündür. Elinizdeki kitap ünlü şair ve düşünür Sezai Karakoç’a armağan olmak üzere hazırlanmıştır. Kitapta Sezai Karakoç’un hayatı, şairliği, sanat ve edebiyat görüşü, düşünce adamı yönü ve diğer özellikleri değerli akademisyenler ve yazarlar tarafından kaleme alınıp incelenmiştir.

Önceki Yazı

“Müzisyen Olmasaydım Oyuncu Olurdum”

Sonraki Yazı

Yeni Bir Bob Marley Filmi

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan