Dünyadaki savaşları bilge edebiyatçılar durdururlar

7 dakikada okunur

Kötülüklerden iyiliklere, yanlışlıklardan doğruluklara, çirkinliklerden güzelliklere doğru, uzun bir yürüyüşe çıkan Anadolu insanına, bin yıllık tarihi boyunca, edebiyatın dorukları, kılavuzluk yapmıştır. Yüzyılların içinde oluşan, yüzyılların içinden süzülerek gelen, zengin edebiyat Mekke kültürünün, en önemli ve en değerli hazinesidir. Edebiyatla düşünce hayata, hayat düşünceye yansıtılır. Edebiyatın amacı, hayatı yaşanır kılmak, kolaylaştırmak ve güzelleştirmektir.

İnsan hayatını değersizleştiren, seküler dünyanın savaş yüzyılları, yaşı ve işi ne olursa olsun, bütün insanları askerleştirmiştir. İki dünya savaşını gören, Arnold Toynbee’nin Daisaku Ikeda ile yaptığı nehir söyleşide: “Bir asker için insan öldürmek, sivil olduğu dönemde cinayet sayılacakken, savaşta bir görev olmaktadır. Bu temel ahlak kuralının böylesine tersine çevrilişi, dehşet vericidir ve ahlak bozucudur’’ demektedir. Gökten ölüm yağdıran savaşlar, her genci bomba yüklü bir ölüm makinasına dönüştürmüştür. Toplu ölümlere ve öldürmelere karşı, bir “Savaş Hukuku”, bir “İsyan Ahlakı’’ olmalıdır.

Dünyayı dehşete düşüren, çevresine ölüm saçan, hayata düşman insanın, karşısına hayata dost insanı çıkarmak, edebiyatların ve edebiyatçıların görevidir. Edebiyatı hayat için bilen edebiyatçılar, çağlarının savaşlarından sorumludurlar. Savaş yüzyıllarından, barış yüzyıllarına, edebiyatçılarla geçilecektir. Hayatı yaşanır kılmanın, sırları edebiyatta gizlidir. Edebiyatın bütün alanları, edebiyatçıların yüzyıllar sonrasını gören, insanlara bilgi ve bilgelik kazandıran, eşsiz ve gizemli ilham atölyeleridir.

Edebiyatçıların romanları, hikâyeleri, şiirleri, günlükleri, denemeleri, oyunları ve mektupları, bütün insanlığın, bilgi ve bilgelik dünyasını derinleştirmiştir. Edebiyat alanları arasında, bir insanda bütün insanlara seslenen, bir insanla bütün insanları, düşünmeye ve eyleme çağıran mektupların, dünya bilgi ve bilgelik tarihinde ayrı bir yerleri ve önemleri vardır. Düşüncelerini yazdığı mektuplarla açıklayan İmam Rabbani’den, mektupları dünyaya serptiği tohumlar olarak gören Nuri Pakdil’e kadar, pek çok düşünce ve eylem öncüsü, düşüncelerini anlatmada mektuptan yararlanmıştır.

Mektup yazmayı bir ısınma hareketi olarak gören, sabahları çalışmaya başlamadan önce mektup yazan, John Steinbeck mektuplarına, “Altmış yılda arkasında bıraktığı izler’’ olarak bakmaktadır. Yirmi birinci yüzyılda da edebiyatın zirveleri, yalnızca mektuplarıyla değil, gezi izlenimleriyle, günlükleriyle, denemeleriyle, oyunlarıyla, çevirileriyle, şiirleriyle, sıradışı davranışlarıyla, arkasında izler bıraka bıraka geleceğe doğru ilerlemektedirler. Dünyada düşünce ve eylem sevdalısı insanlar, geriye dönüp baktıklarında, bir edebiyatçının bıraktığı izlerden, nasıl yararlandıklarını açıkça göreceklerdir.

Türkiye’de ve bütün ülkelerde, Amerika’nın Vietnam’ı, Irak’ı uçaklarla, Rusya’nın Çekoslovakya’yı, Ukrayna’yı tanklarla kan gölüne dönüştürdüğü bir dönemde, genç kuşaklar haksızlıklara isyan etmede, savaşlara karşı çıkmada, Bertrand Russell’dan, Jean Paul Sartre’a, düşünürlerin ve edebiyatçıların, tutumlarından ve davranışlarından, çok etkilenmişlerdir. Amerika ve Rusya geçen yüzyılın sonunda, yol açtıkları savaşları, gelen yüzyılın başında tekrarlamaktadırlar. Yirmi birinci yüzyılda da devletlerin başlattıkları savaşları, bütün dünyanın edebiyatçıları, ayağa kalkarak durduracaklardır.

Erdem Bayazıt’ın “Kelimeler tank gibi geçer adamın yüreğinden / Harfler harp düzeni almıştır mısralarda” dizeleri, edebiyatçıların görev ve sorumluluklarını, en vurucu sözcüklerle, en öz ve en yalın anlatımıdır. Dünyanın bütün eğitim kurumlarında, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi, Muhyiddin İbnü’l-Arâbi, Shakespeare, Victor Hugo, Goethe, Tagore, İonesco, Antoine de Saint-Exupêry ve Albert Camus köşeleri oluşturulmalıdır. Edebiyatı sevmeyenler, insanları sevmezler. Edebiyattan uzaklaşanlar, hayattan uzaklaşırlar. Edebiyat hayattır, hayat edebiyattır. Edebiyat hayata, hayat edebiyata canlılık kazandırır.

Edebiyat kitapları toplumların yollarını, “Yitik Cennet”e çıkaran, eşsiz yol haritalarıdır.

Dünyada Cennet’i aramayanlar, bütün dünyayı Cehennem’e dönüştürürler.

Cennet Adem’in ve Havva’nın çocuklarının, ana yurdudur, baba evidir.

 

Önceki Yazı

Vahşi yaşam bir seyahat değildir

Sonraki Yazı

Eurovision güncelleniyor

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan