Sanatla soluklanıyoruz

9 dakikada okunur

Her sayının vazgeçilmez köşesi Sanat Ajandası’nın yeni rotaları okuyucularımızı bekliyor. Rotada Mayıs’ta AKM’de gerçekleşecek Hami­yet Yüceses konseri ve “Kadim Kokular”, “John Crax­ton: Işığın Peşinde”, “Scordatura İstanbul” isimli üç güzel sergi de İstiklal Caddesi’nde sanatseverleri bekliyor.

“Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? Mağrib mi yoksa makber mi yâ Râb!” Abdülhak Hamit Tarhan’ın eşinin ölümünün ardından yazdığı “Makber” şiirini onun sesinden okuduğunuzu fark etmedim sanmayın. “O kim?” diye soran olursa da kırılırım. Hamiyet Yüceses’ten bahsettiğimi musikişinas okuyucularımız anladı elbette… Cumhuriyet döneminin kadife sesli sanatçısı Hamiyet Yüceses, 5 Mayıs Cuma günü Atatürk Kültür Merkezi’nde Sanatçı Eda Karaytuğ ve tiyatro oyuncusu Tamer Levent’in sunumu ile anılacak. Yüceses’in bir döneme damga vuran şarkılarını özleyenler bu etkinliği mutlaka not etmeli.  Benim ev kolonyadan, parfümden ve tütsüden geçilmiyor. Kokuya ayrı bir düşkünlüğüm var. Tıpkı atalarımız gibi. Siz de benim gibi “koku olmadan olmaz” diyenlerdenseniz. Size uygun bir sergi ile karşınızdayız. “Kadim Kokular Sergisi” , Beyoğlu Belediyesi ve Koku Kültürü ve Turizm Derneği katkıları ile İstiklal Sanat Galerisi’nde 14 Nisan itibariyle kapılarını koku severler için açtı. Sergi, nisan ayı sonuna kadar gezilebilecek. Yolu İstiklal’e düşenlere bir diğer sergi haberi ise Meşher’den. “John Craxton: Işığın Peşinde” isimli sergi 5 Nisan itibari ile kapılarını açtı. Britanyalı ressamın eserlerini görmek isteyen sanatseverler 23 Temmuz’a kadar sergiyi gezebilecek. Sanat rotasını Taksim’de bitirmek ya da başlatmak isteyenler Fransız Kültür Merkezi’nde İstanbul’u farklı şekilde görmek isteyenler için hazırlanan “Scordatura İstanbul” sergisini ziyaret edebilir.

Yüceses’i anma programı AKM’de

O hafızalara kadife sesi ile yerleşti, aşkın ve ayrılığın yaşanmışlıklarına melodi olup yaşamımızda baş köşede oturttuğumuz sanatçıların arasında yer aldı. O Hamiyet Yüceses, Cumhuriyet döneminin unutulmaz sanatçılarından. Musikişinasların tabiri ile “kadife sesli” bir sanatçı. Okuduğu gazeller, şarkılar yürekte hançer izi bıraktı. “Ben küskünüm feleğe”, “Makber”, “Kadifeden kesesi” ve ismini bile unuttuğumuz binlerce şarkıya ses verdi. 500 kadar taş plak, 37 adet 45’lik ve 8 long playe imza atan, farklı dönemlerde iki kez “Ses Kraliçesi” seçilen Yüceses yaşadığı dönemin yıldızlarından…. Hamiyet Hanım, AKM’de 5 Mayıs’ta anılacak. “Anılar ve Hikayeler Hamiyet Yüceses Şarkıları” isimli etkinlikte sanatçı Eda Karaytuğ, Yüceses’in şarkılarına ses verecek, oyuncu Tamer Levent ise Hamiyet Yüceses’in hayatından önemli anları kendine has üslubu ile seyircilere aktaracak.  Türk Sanat Müziği şöleninin yaşanacağı etkinlikte, Hamiyet Yüceses’in sanat hayatına damga vurmuş şarkılar, olaylar, hatıralar yad edilecek. 

Kokuyu takip edin

Güzel kokunun sevdirildiği peygamberin ümmeti olmak ne güzel. Baharatlar, çiçekler sayesinde binbir tane güzel koku elde edebiliyorsunuz. Tarih boyunca da güzel koku hep insanoğlunun hayatında var olmuş. Kimi zaman bir güç simgesi olan kokular kimi zaman da tütsüler sayesinde mistik anların demirbaşı olmuş. Kokunun tarihsel serencamını ve formüllerini merak edenler  için bu haber. Beyoğlu Belediyesi, Koku Kültürü ve Turizm Derneği işbirliği ile “Kadim Kokular Sergisi”nin kapılarını koku seven sanatseverler için 14 Nisan’da açtı. İstiklal Sanat Galerisi’ndeki sergide, Anadolu başta olmak üzere Mısır, Mezopotamya ve Rodos kökenli koku ve tütsüleri, özel formülleri ile bulabilirsiniz. Yolu İstiklal’e düşenler bu harika sergiyi kaçırmasın.

John Craxton’un eserleri Meşher’de

Ömer Koç ismi sanatta cömertlik ve muhteşem eserlerin koleksiyoneri olmakla hep yan yana. Litros Sanat’ın bu sayısında da bir sergiden bahsederken onun isimini anmadan geçemeyeceğiz. İsitklal Caddesi’ndeki Meşher Sanat Galerisi’nde yeni bir sergi açıldı. “John Craxton: Işığın Peşinde” isimli sergi, Britanyalı ressam ve tasarımcı John Craxton’ın yaşamını ve eserlerini tanıtan Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliği taşıyor. 5 Nisan’da kapılarını açan serginin küratörlüğünü John Craxton’ın arkadaşı Ian Collins üstlenmiş. Sergi, Craxton’ın yaşamında yaptığı çeşitli eserlerden bir seçki sunuyor. Sergide anıtsal bir duvar halısı, tablolar, çizimler, baskılar, kitap tasarımları ve kişisel eşyaları da dahil olmak üzere Craxton’ın geniş yelpazedeki 200’e yakın eseri yer alıyor. “John Craxton: Işığın Peşinde” sergisinde, çeşitli koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerin yanı sıra John Craxton Estate’ten sonra en fazla sayıda Craxton eserine sahip olan Ömer Koç Koleksiyonu’ndan 44 eser yer alıyor. Ömer Koç, sanat dünyasındaki farkını bu sergiye de katkısı ile göstermiş oluyor. Yolunuzu mutlaka Meşher’e düşürün.

Bir başka açıdan İstanbul

Şairlerin, aşıkların, yazarların, seyyahların dilinden düşmeyen bir şehir İstanbul. Bizim de yaşarken kimi zaman kızdığımız çokça aşık olduğumuz şehir. Herkesin İstanbul’u kendisine özel, kendisine biricik. Bu biricikliğin yansıması da işte tam da bu noktada sanatı meydana getiriyor. İstanbul’a farklı fakat sanat dolu bakmak isteyenler için  bir sergi önerisi ile geldik. Fransız Enstitüsü’nün ev sahipliğinde “Scardatura” isimli sergi İstanbul’a dair işitsel ve görsel bir gezinti imkanı sunuyor. Sergi, Ressam Patrick Singh ve müzisyen Jérôme Fohrer’in kesişen, ortak ama ikili bakışları, sizin dünya şehri İstanbul’u farklı bir şekilde görmenizi ve dinleminizi sağlayacak. Sergi, 22 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.

Önceki Yazı

Düşünce eylem için bilinir

Sonraki Yazı

İnsanlar artık inanmadıkları bir hikayeyi izlemiyorlar

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde