Söz özgürlüğün ve müziğin

6 dakikada okunur

Filistin’de hukuka aykırı bir şekilde yerleşim yeri kurmak isteyen işgalciler, yıllardır Filistinlilerin evlerini yıkmaya, işkence ve baskı yapmaya, öldürmeye, topraklarına el koymaya devam ediyor. Filistinliler vatanlarından ayrılıp yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor. Vatanlarından güç zoruyla koparılan ve yıllar geçmesine rağmen hala yerinden edilmeye devam eden Filistinlilerin içinde olduğu ıstırap, birçok müzikte yeniden ve yeniden hayat buluyor. 21. yüzyılın yaşayan müzisyenlerinden Tunuslu Emel Mathlouthi Filistin’e adadığı konseriyle Ekim ayında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde dinleyicileriyle buluştu. 

Konserde Ma Lkit, Kelmti Horra, Thamlaton gibi sevilen birçok şarkısını zihinlere kazıdı. Aynı zamanda Yavuz Bingöl bir sürpriz yaparak Holm şarkısına bağlamayla eşlik etti ve ilerleyen saatlerde yine Yavuz Bingöl’le birlikte bir Türkçe şarkıyı, Sarı Gelin’i seslendirdiler. Bu türküyü Emel’in sesinden dinlemek olağanüstüydü. Kaddesh şarkısını seslendirmeden önce müzisyen arkadaşlarından birinin uzattığı bir yazıyı okudu, “Ne kadar acı, ne kadar keder var. Mutlu değiliz. Gazze için.” 

Büyüleyici bir performans

Mathlouthi’nin şarkılarını canlı dinlemek dijital ortamda dinlemekten çok daha farklı bir tat verdi çünkü vokalin yanı sıra perküsyon performansını da sergiledi. Şarkılarını söylerken bir yandan da trampet çaldı. Aynı zamanda kendini kaptırarak ettiği dansıyla ve bembeyaz kıyafeti üzerine kullandığı takılarıyla atmosferi mistik bir hâle getirmişti. Konserin oldukça başarılı ve sıra dışı bir reji yönetimi vardı. Müzisyenlerin hemen önünde, yerde bulunan sahne kamerasıyla, şarkılar için hazırlanmış videolara Emel’in sahnedeki silueti canlı bir şekilde yansıtılmıştı. Canlı silueti bazen direkt olduğu gibi bazen simetrik bazen ters şekilde farklı formatlarla videoya yansıtıldığı için konsere yeni bir boyut kazandırdı. Böylelikle müziği derinden, çok farklı bir atmosferde hissettirdi.

Kalbine dön, şarkıya dön

Konserin sonunda Filistin ve özgürlük hareketi için bir simge hâline gelen Naci En Palestina şarkısını saz ekibinin sahneyi terk etmesini bekledikten sonra, tek başına seslendirdi. Bu, Filistin’in yalnızlığını sahnede vurgulamak için miydi, bilinmez ama dikkat çekici bir detaydı. Diğer dikkat çeken bir detay ise, şarkıyı söylerken Gazze dahil olmak üzere bütün işgal bölgelerinden görseller, videolar kullanmasıydı. Yıllardır süregelen zulmün vesikası olan görseller ve videolardı bunlar. Bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla, yazarız duvarlara fırtınalı yazılar dizelerini sahnede adeta havaya yazdı. Dinleyiciler şarkıya eşlik ederken Filistin ve bütün vatansız, memleketsiz kalanlar için gözyaşı döktü. Işıklar açılıp konser bittiğinde ekibi geri geldi, Emel ve ekibi selam verirken seyirciler dakikalarca ayakta alkışladı. Emel Filistin’in acısını bizzat hissediyor. Hatta bütün vatansızların acısını bizzat hissediyor.  Şarkılarında kullandığı temalarla insanların sesi oluyor. 

Bu zulümler, yaşayanların zihinlerinde nasıl bir hasar bıraktı? Evler, sokaklar ve de gittikçe genişleyen halkalar şeklindeki şehir, artık kaotik bir düzene kurban gitti.  Sevdiklerini vatanlarını kaybeden insanlar yaşama nasıl kaldığı yerden devam edebilir? Bir çatı altında bulunmak o yere aidiyet hissettirmez. Oradaki anılar, sarf edilen dakikalar diri tutar yuvayı. Sokaklarını adımladığın, köşe başında nefeslendiğin yerdir memleket. Bir kere oradan çıkınca hiçbir şey eskisi gibi hissettirmez. Duvar aynı duvardır, çatı aynı çatı ama hissiyat aynı değildir. Emel bu acılara hüzünlü sesiyle eşlik ediyor. Ve adeta onlara şunu söylüyor: Eve dönmek mümkün olmasa da, kalbine dön, şarkıya dön.

Önceki Yazı

Şiir matbuata yakışıyor

Sonraki Yazı

“Sanatçı daima sessiz bir gevezelik içindedir”

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan