Zamanın mirası: İpek Yolu

/
15 dakikada okunur

“Zamanını Aşan Miras: İpek Yolu” sergisi sebebiyle bir ara gelen sanatçılar Meryem Bediei (İran), Safiye Bayuk (Türkiye), Hisam Selmo (Suriye), Kamoliddin  Shomansurov (Özbekistan) İpek Yolu’nun sanatlarındaki etkisini Litros Sanat’a anlattı.

Tarih akar mı dersiniz? Tarih akar hatta oluk oluk sanatı, kültürüyle insanların zengin dimağlarına akar. Tarih, kültür, sanat bu üç kavram İpek Yolu’nun asırlara uzanan gövdesinde buluşur. İpek Yolu nedir diye soranlara bir güzergah düşünün asırlardır geçtiği bölgelerin medeniyet izlerini taşıyan ve olağanüstü tarihsel ve kültürel zenginliği barındıran koca bir miras birikimidir demek daha yerinde bir cevap olur. İpek Yolu, tarihine inecek olursak milattan önce 3000-2000 yıllarına kadar uzanan, Asya’yı Avrupa’ya, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan ticaret yolu olmasının ötesinde bir kültür taşıyıcısıdır. Peki biz durduk yere neden İpek Yolu’ndan bahsetmeye başladık. Geçtiğimiz günlerde yani 1 Haziran’da Bahariye Sanat Atölyeleri tarafından “Zamanını Aşan Miras: İpek Yolu” adlı uluslararası bir sergi düzenledi. Heyecan verici bu sergi büyük İpek Yolu Projesi üzerineydi. Aslında bu güzel etkinliği sergi ile sınırlandırmamak lazım. Çünkü sergininin açılışından sonra iki gün boyunca süren sempozyumda Türkiye, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Tataristan’dan yetkin bilim ve fikir adamlarının katıldığı tarih, kültür ve sanat oturumları gerçekleştirildi. İpek Yolu bu sefer tüccarları değil sanatçıları bir araya getirmişti. Bizlerde İpek Yolu güzergahında yer alan ülkelerden gelen sanatçıların eserlerinden oluşan bu sergiyi ve sanatçıları kaçırmak istemedik. Sizler ve sanat adına kendilerine icra ettikleri sanatlarında İpek Yolu’nun tarihsel mirasının bir etkisinin olup olmadığını sorduk. Buna ek olarak da medeniyetler güzergahı olan İpek Yolu içerisinde bu güzergahın bir parçası olan ülkelerini ve sanatlarını kendi perspektiflerinden baktıklarında nasıl konumlandırdıklarına dair bir soru yönelttik. Bakalım kadim medeniyetlerin sanatçıları ne dedi?

Sanat  canlı bir zattır

Meryem Bediei (İran): Ben başta olmak üzere bu bölgede yaşayan sanatçılar üzerinde İpek Yolu’nun etkisi büyüktür. Çünkü sanat canlı bir zattır. Zaman geçtikçe ve bu güzergah içerisinde bir yerlere uğradıkça bu canlı zat bir çocuk gibi büyüyor ve bir  medeniyet gibi zenginleşiyor. İnsanlarla yaşayarak da kendini geliştiriyor.  Sanat bu topraklarda hep Bir alışveriş içerisindedir. O yüzden İpek Yolu’ndan gelen tüm kültürler, adetler  her şey bizim sanatımıza etkisi mevcuttur. Mesela renkler, çizimler, düşünceler ve  semboller. Bir belli bir formda olan sanat İran’a geliyor ve İran’dan Türkiye’ye geçiyor. Ve siz bu sanata baktığınızda nerelerden geçtiğini görmüş oluyorsunuz. Çünkü bütün ülkelerin topraklarında bu sanatın etkisi görüldüğü kadar bu ülkelerinde tesiri bu sanatlar üzerinde mevcuttur. Tabii ki de benim sanatımda da etkileri vardır. Bu etkilere örnek verecek olursak renkler, şekiller, fikirler ve inançlar. Bizim sanatımızda yani İranlı sanatçıların eserlerinde her şey  renklidir. Mesela İran minyatürüne baktığınızda gece diye bir şey yoktur. Örneğin bir hikaye anlatacaksınız ve zaman olarak gece olmalı gökyüzü laciverttir ama her şey ona rağmen çok aydınlıktır.  Bir cennet gibi mesela bunlar benim sanatımda da görünüyor. Her şey renkli ve mutludur. Aslında biz olmayan bir dünyayı tasavvur ediyoruz.

Sanatımız her şeye açık

İran, bu güzergahın yani İpek Yolu’nun neredeyse ortasında duruyor. Bizim kültürümüzde ve sanatımızda şöyle bir şey var biz gelen her şeye açığız. Onlarda etkilendik ve etkiledik diyebilirim. İran sanatında hem doğu hem de batı sanatını görebilirsiniz. Türkler, Anadolu topraklarına İran’dan geçerek geldiler. Bundan dolayı bir etkileşim içerisinde oldular topraklarla. 

 

İpek Yolu kültürel ve manevi bir güzergah

Safiye Bayuk (Türkiye): Bize İpek Yolu ile ilgili projeye dahil olacağımız söylendiği zaman ben okumalarımı çok fazla yoğunlaştırdım. Tabii ki de o dönemde  ticaret kervanı çok fazla. O yüzden bizim sergimizde ticaret ile ilgili ayetler ve hadisler çok fazla çalışılmış. Ama ben daha çok manevi ve kültürel etkileşimden yola çıkarak eserimi hazırladım. Çünkü İpek Yolu sadece ticaret değil aslında manevi ve kültürel bir güzergah. Bu nedenle ben tasavvufu ele alarak eser hazırlamaya niyetlendim ve eserim bu minvalde ortaya çıkardım.

Türkiye kozmopolitik bir mozaiğin parçasıdır

İpek Yolu için çok farklı kültürlerin birbirlerinden etkileşim içerisinde olduğu bir güzergah.  Türki Cumhuriyetlerden başlayarak Osmanlı için önemli iki başkent olan İstanbul ve Konya, Selçuklu dönemi olmak üzere mimari anlamda ve kendi sanatımdan yola çıkarak hat sanatında ve diğer sanatlar açısından  çok estetik ve muhteşem eserlerin olmasını çok etkileyici. Bu güzergahtaki ülkelerin ve şehirlerin  bir ruhu var ve hepsinin çok önemli ve muhteşem eserlere ev sahipliği yapıyor. Bu kadar zenginliğin bir sanatçı için çok fazla malzeme  barındırıyor. Ayrıca İpek Yolu koca bir mozaiğe benziyor. Bu güzergahta bulunan her ülkenin de bu kozmopolitik mozaiğin bir parçasıdır. Türkiye’de bu parçalardan biri.  Hatta İpek Yolu sadece sanat değil ilim, bilim ve diğer birçok disiplin için ilgililerine çalışma alanları sunuyor. Bir sanatçıyıda burada ilham olacağı gibi ilhamda alacağı bir pozisyon veriyor.

İpek Yolu hikaye taşıyıcılığı yapmıştır

Hisam Selmo (Suriye): Hasan Çelebi’nin öğrencisiyim. Sergide birbirinden muazzam eserler var. İpek Yolu bilindiği üzere Asya’dan Batı’ya uzanan büyük bir güzergah.  Bu yol ticaret kadar kültür sanat içinde önemli hatta kültürel taşınımın daha da önemli olduğunu söyleyebiliriz. Mimari tarihin daima kalıcı imzalarındandır. Ayrıca bu yol ile sadece sanat, ipek değil İslam’da taşınmıştır. Hat sanatı  da İpek Yolu’nun etkisiyle kültürel taşıyıcı yoluyla zenginleştirildi. İpek Yolu sadece sanatı değil sanatla beraber fikri de beraber taşıdı. Hatta şöyle diyebiliriz bu güzergah bir  hikaye taşıyıcılığı yaptı.  Bunu da burada ki sanatçıların eserlerinde de görebiliyoruz. Kısacası bu sergi İpek Yolu güzergahında bulunan ülkelerin ve hikayelerinin temsili diyebiliriz. 

İstanbul ve Halep için İpek Yolu ayna olmuştur

Halep medeniyet açısından çok eski bir yerleşim yeri bu yüzden ipek Yolu içinde önemli bir yere sahip. Ayrıca Halep çok önemli bir ticari merkezi konumunda. Araplar içinde Halep  önemli bir konuma ve yere sahip.  Halep ve İstanbul ipek yolunun vazgeçilmez pazarlarından biridir. Şöyle bir benzetme yapsak yanlış olmaz diye düşünüyorum İpek Yolu Halep ve İstanbul’un birbirine aynası olmuştur.

Sanatımızın İpek Yolu ile kadim bağları var

Kamoliddin  Shomansurov (Özbekistan): Benim sanat alanımda İpek Yolunun çok güzel örnekleri, izleri vardır. Bildiğiniz gibi İpek Yolu Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan bir yol bundan dolayı bizim sanatımızın bu güzergah ile kadim bağları  vardır. Özbekistan, İpek Yolu’nun merkezi diyebiliriz. Kervan yolu Semerkand’dan geçtiği için Semerkand daha önemli bir konumdadır. Coğrafya açısından baktığımızda Semerkand üzerinden geçen kervanlar Taşkent üzerinden ve Buhara’dan geçtiği için bu lokasyon çok önemlidir. Bildiğimiz gibi İpek Yolu sadece ticaret için değil türlü sektörlerin alanların da uğrak yeri olmuştur. Bunlar içerisinde sanatçılar da vardır. İpek Yolu doğudan batıya doğru gittiği için bizim sanatçılarımız nasıl ki İran’a, Çin’e giderek yenilikleri almışlarsa onlarda aynı şekilde almışlardır. Dolayısıyla Özbekistan’da saydığım şehirler ipek yolundaki sanatın geliştirmesi için çok önemli noktalarda olduğunu günümüzde de görmekteyiz.

İpek Yolu’nun bitmeyen büyüsü

İnsan için sanatında, medeniyetin de merkezi içinde taşıdığı özdedir. Asırlara damgasını vurmuş ve tarih boyunca bölgesi ile sınırlı kalmayıp Avrupa’ya kadar uzanan kadim İpek Yolu tarihi ve istikbali bir öneme sahiptir. Okullarda çocuklara hep ticari işlevi ile anlatılan İpek Yolu sanatçılarında değerlendirmeleri üzerine medeniyet taşıyıcılığı da yapmıştır.  Gelin elinize bir fırça alın ve sizlerle yeni bir dünya yaratalım.  İsfahan’dan renkleri ve mimari süslemeleri alalım. Buhara’nın sadelik içinde ki görkemini, Halep’in medeniyet taşlarını, İstanbul’un eskimeyen büyüsünü alalım. Öyle bir güzergahtan bahsediyoruz ki bu coğrafyaya kaç dünya sığar bilmiyorum. Sanatı, bilimi, ilmi, edebiyatı ile renklere bir ton, şiirlere kimi zaman bir ağıt kimi zaman bir özlem olarak düşmüş. İpek Yolu tekrardan canlandırılmaya çalışılırken kozmopolitik bu  medeniyet sanat elçileri bugünlerde İstanbul’da bir araya geldi. Yarın da bu güzergahın diğer incilerinde parlatılmış bir şekilde başta bu coğrafya olmak üzere daha sonra da tüm dünyaya doğunun ışıltısını taşıması dileğiyle…

 

Önceki Yazı

Esenler’e özet bakış ve önerdiklerim

Sonraki Yazı

Gazze’nin önemli olduğunu hissettirmeliyiz

Son Yazılar

Onun mirası tebessümü ve dostluğuydu

Şehit Mustafa Cambaz anlatılırken tebessümünden, kediseverliğinden, fotoğrafçılığından ve mücadelesinden bahsediliyor. Onun mücadelesi doğduğu andan başlıyor 15

Yazının nabzı vardır

Yazar Zeki Bulduk: “Yazı, yaşamaktan daha sahici geliyor bana. Yazıyı pek değiştiremeyiz ama anıları bile farklı