Ahşap oyuncaklar geçmişe dokunuyor

/
10 dakikada okunur

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Adnan Karagülle “Davetlerle gerçekleşen etkinliklerde çocuklar ve ebeveynlerle kurulan diyaloglar, bir ‘öykü kitabı’na done olabilecek nitelikte. Üstelik sadece çocuklarla değil, ahşap oyuncaklar birçok yetişkinin geçmişindeki anılara dokunuyor ve onlarla birlikte geçmişe, çocukluk anılarına yolculuk ediyoruz” diyor.

Geleneksel sanatlarla ilgili olan ilk haberimi cam sanatını icra eden Ahmet Karaahmetoğlu ile yapmıştım. Bu deneyim, geleneksel sanatları ne kadar tanımadığımı ve ne kadar uzak olduğumu bana gösterdi. Sonrasında yaptığım geleneksel sanat haberleriyle birlikte bu sanatlara olan ilgim ve merakım arttı. Ancak her sanat dalının ortak bir derdi olduğunu fark ettim: unutulmaya yüz tutmuş olmaları. Her bir sanat, çok yetenekli ustalara emanet edilmiş durumda ve onların amacı sanatlarını gelecek nesillere aktarmak, unutulmalarını önlemek. Belki de hepimizin dert etmesi gereken bir konu. Yaptığım haberler sayesinde geleneksel sanatlara olan algım daha da derinleşti ve bu sanatlar daha fazla dikkatimi çekmeye başladı. O yüzden şimdi ilgimi Ahşap Oyuncak Sanatçısı Adnan Karagülle’ye yönelttim. Litros Sanat’ın bu sayısında kendisiyle ahşap oyuncak yapma sürecini ve bu sanatı nasıl ileriye taşıyabileceğimizi konuştuk. Onun için ahşap oyuncaklar sadece oynamak için değil, aynı zamanda geçmişten geleceğe taşınan değerli bir mirasın devamlılığı olduğunu öğrendik.

Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Adnan Karagülle, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından Geleneksel Ahşap Oyuncak Yapım Ustası olarak tanınmaktayım. 1962 yılında Sinop’un Gerze ilçesinde doğdum. Emekli olduktan sonra, hala memleketim olan Gerze’de yaşıyorum. Deniz Karagülle ile evliyim ve Eylül adında bir kızım var.

Ahşap oyuncak yapmaya nasıl başladınız?

Henüz çalışma hayatım devam ederken, emeklilik sonrası için bir hobi geliştirme isteğiyle ahşap oyuncak yapımına başladım. Genç yaşlarda da el işçiliğine yatkınlığım fazlaydı. Ankara’da, evimizin karşısındaki apartmanın bodrum katını atölye haline dönüştürdüm ve ufak tefek makineler almaya başladım.

Ahşap oyuncak yapım sürecinizde hangi adımlar yer alıyor?

Önce basit objeler yaptım. Ancak zamanla ruh halim kendiliğinden oyuncak yapmaya evrildi. İlk olarak, arkadaşlarımın çocuklarının çizdiği resimlerin karikatürize edilmiş oyuncaklarını kestim. Hep beraber onları monte ettik, boyadık ve süsledik. Oyuncakların yapımında doğal olarak Karadeniz yöresine ait olan çam, göknar, kayın, dut, ceviz gibi ağaçları kullanıyorum.

Günümüzde pek çok farklı oyuncak türü mevcut, ancak en sağlıklısının ahşap oyuncaklar olduğunu söyleyebiliriz. Peki, aileler tarafından ahşap oyuncaklara nasıl bir ilgi var? Ahşap oyuncakların değeri fark edilmeye başlandı mı? 

Evet, sağlıklı olan ahşap oyuncaklardır ve günümüzde eskisinden daha fazla ilgi gördükleri söylenebilir.

Oyuncaklarla geçmişe yolculuk yapılıyor

Ahşap oyuncaklarınızın çocuklar üzerindeki etkileri hakkında geri dönüşler alıyor musunuz? 

Yaklaşık 15 yıldır oyuncak yapıyorum. Bu arada Anadolu El Sanatları Derneği (ANELSANDER) üyesiyim. Derneğimiz bünyesinde ve başka davetlerle gerçekleşen etkinliklerde çocuklar ve ebeveynlerle kurulan diyaloglar, bir öykü kitabına done olabilecek nitelikte. Üstelik sadece çocuklarla değil, ahşap oyuncaklar birçok yetişkinin geçmişindeki anılara dokunuyor ve onlarla birlikte geçmişe, çocukluk anılarına yolculuk ediyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı olma süreciniz nasıl gerçekleşti?

Oyuncak yapmaya başladığım birinci yılında, çocuk müzesi kurucusu olan değerli bir hocam ve konuyla ilgili akademisyenlerle yolumuz kesişti. Eşimin oluşturduğu bu diyaloglar beni Bakanlık sanatçısı olma yoluna soktu. Gerekli süreç ve prosedürler işledi ve kart almaya hak kazandım.

Geleneksel sanatlar sürdürülebilirliğe katkı sağlar

Geleneksel el sanatlarını korumanın ve yaşatmanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geleneksel el sanatlarının korunması, gelecek nesillere bu kültürel mirası aktarmanın ve değerlerini sürdürmenin bir yoludur. Bu sanatların öğrenilmesi ve yaşatılması, sanatçıların ve zanaatkârların yaşam biçimlerinin devamını sağlar. Genellikle doğal malzemeler kullanılarak yapıldığı için çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlar ve geçmişten geleceğe taşınan değerli bir mirasın devamlılığıdır.

Oyuncak yapım ustası hem sanatçı hem eğiticidir

Ahşap oyuncak sanatının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl ileriye taşınacak?

Aslında hem olumlu hem de olumsuz bir –iki cümle edebilirim sanırım. Birçok insandan oyuncak yapımını öğrenmek konusunda yardım isteği alıyorum. Çeşitli yaş gruplarına bu konuda kurs da verdim/veriyorum. Ben artık kendime usta diyorsam, birkaç kişinin kendi atölyelerinde oyuncak yapıyor olduğunu gördüğüm içindir. Elbette bu çok gurur verici. Bu kişilerin çoğunun kadın olması da ayrıca kıymetli. Ama bir de kısa yoldan para kazanmak isteyenler var ki, bunlardan özellikle uzak duruyorum. Bizim kitlemiz çocuklar. Çocuklarımız söz konusu olduğunda  oyun ve oyuncağın onların ilk dili ve iletişim kurma yolu olduğunu bildiğimiz için  önem sıramız değişiyor.  Bir oyuncak ustası öncelikle tüccar değil bir nevi eğiticidir. Ve bu bakış açısını öncelliyerek atölyesine girer. Ve o zaman herhangi bir tahta, oyuncak olarak can bulur.

Ahşap oyuncak yapımında teknolojinin rolü nedir? Geleneksel yöntemlerle teknolojiyi birleştiriyor musunuz?

Elbette önemlidir. Ben, geleneksel yöntemlerle el yapımı oyuncaklar yapıyorum.

Gelecekte hayata geçirmek istediğiniz projeler veya yeni fikirler var mı?

Elbette. Örneğin, “Engelsiz çocuklara nasıl oyuncaklar yaparak ulaşabiliriz?” sorusu var. Henüz yanıtını bilmiyorum. Belki bir müze oluşturulabilir veya bir okul kütüphanesinde ahşap oyuncaklar bulundurulabilir. Çocuklar bu oyuncakları alıp oynadıktan sonra yenisiyle değiştirebilirler. Buna benzer, biraz ütopik gelen düşüncelerimiz var. Gerçi bu amaçla bir-iki okul kütüphanesine oyuncak gönderdim.

Sosyal medyanın sanatınıza nasıl etkisi oldu? 

Evet, biraz tanınır oluyorum. Bu sayede sizinle bu platformda iletişim kurabiliyoruz. Teşekkür ederim.

Önceki Yazı

Hakikatin peşinde bir ömür “Ayşe Şasa”

Sonraki Yazı

Adapazarı Ticaret Müzesi’nin özel hikâyesi

Son Yazılar

Onun mirası tebessümü ve dostluğuydu

Şehit Mustafa Cambaz anlatılırken tebessümünden, kediseverliğinden, fotoğrafçılığından ve mücadelesinden bahsediliyor. Onun mücadelesi doğduğu andan başlıyor 15

Yazının nabzı vardır

Yazar Zeki Bulduk: “Yazı, yaşamaktan daha sahici geliyor bana. Yazıyı pek değiştiremeyiz ama anıları bile farklı