İyi bir kültür sanat organizasyonu için…

//
26 dakikada okunur

Litros Sanat 73. yeni sayısında, “İyi ve doğru bir kültür sanat organizasyonu nasıl yapılmalı? Bu temadaki etkinliklerde dikkat edilmesi gereken en önemli fiziki ve teknik noktalar neler? Bu noktaları hangi önemli detaylar oluşturuyor? Türkiye’de gözden kaçırılan konular neler?” sorularına yanıt arıyor. Bunu yaparken de sektörden birçok önemli isim görüş ve yorumlarıyla bize eşlik ediyor. Buyurun o halde herkesi yakından ilgilendirdiğini düşündüğümüz dosya haberimize… 

Bienal, trienal, sergi, sergi söyleşisi, panel, seminer, sanatçı söyleşisi, moderatörlü oturum, basın toplantısı, fuar, festival… Formatı, ölçeği ya da içeriği ne olursa olsun iyi ve doğru bir kültür sanat organizasyonu diğerlerinden kolay bir şekilde ayırt edilebiliyor. Söz konusu organizasyonların niteliği, sürdürülebilirliği ve tekniği çok önemli çünkü. Tüm bu bütüne giden yolda da; kapsayıcılık, çeşitlilik, doğru başlık, doğru tanım, doğru etkinlik, doğru görevlendirme, doğru ekip oluşturma, doğru duyuru, doğru davet, eğer görevlendirme oylama ise doğru seçim, katılımcı çeşitliliği gibi detaylar da bize yol gösteriyor… Peki hal böyleyken İyi ve doğru bir kültür sanat organizasyonu nasıl yapılmalı? Bu temadaki etkinliklerde dikkat edilmesi gereken en önemli fiziki ve teknik noktalar neler? Bu noktaları hangi önemli detaylar oluşturuyor? Türkiye’de gözden kaçırılan konular neler? Bu sorulara Litros Sanat’ın yeni sayısında yanıtlar arıyoruz… Sorularımıza da kültür yöneticisi Recep Tuna, Switch Event Marketing kurucusu Esra Doğruyol, küratör ve festival direktörü Tahir Ün, kültür sanat editörleri Begüm Kakı, Damla Merve Pekdoğan, Uğur Ugan, Anadolu Ajansı Kıdemli Kültür Sanat Muhabiri Aişe Hümeyra Akgün, Mürekkep Haber Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Çifci, Türkiye Gazetesi Kültür Sanat Şefi Murat Öztekin, yazar Ege Işık Özatay ve yazar-öğretim görevlisi Ahmet Berk Duman cevaplar veriyor… 

Gerçek bir iş bölümü başarının anahtarıdır

Recep Tuna (Kültür Yöneticisi):

Ölçeği ne olursa olsun, yapılacak her iş için önce kavramsal çerçeveyi ve odaklanan içeriği ifade eden bir metnin yazılması taraftarıyım. Malum söz uçar, yazı kalır. İyi tanımlanmış bir iş, onun gerçekleştirilmesi için gerekli insan kaynağını da ortaya koyar. İkinci önceliğim ise iş bölümü. İnsanların becerilerine göre yapılmış bir iş bölümünün, başarının gerçek anahtarı olduğunu düşünüyorum. Tabi iş kalemlerinin sorumluluğunu alanların, gereğini yapması kaydıyla. Bir ekip oluştuğunda, en önemli konu ise açık iletişimdir. İşin gereği herhangi bir konu önem seviyesine bakılmadan muhakkak açık bir şekilde tartışılmalı. Bu konuda ekibin tüm üyelerinin ekibe öncülük edenler tarafından cesaretlendirilmesi gerekir. Ne mutlu ki artık her türlü ayrımcılığa açıkça cephe alınan bir dönemdeyiz. Bunun için de çeşitlilik ve kapsayıcılık çok önemli. Ayrıca cinsiyet dengesine de çok önem veriyorum. Hatta yaptığım işlerde kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Türkiye’de ise pandemi sonrası kültür ve sanat üretimi ve tüketiminde yeni bir dönemdeyiz. Artık işler karma biçimde yapılıyor. Yıllardır bu alanda çalışan bizler, tüm yeniliklere uyum sağlarken yılların getirdiği bilgi ve görgü birikimimizi de sektöre yeni adım atanlarla cömertçe paylaşmalıyız. Liyakatin önemi her işte kendini gösteriyor. Egolarımızı kontrol altında tutmak da bir o kadar önemli. Bence bir insana gerekli olan ego seviyesi, onu yeni güne başlamak üzere yataktan kalkmaya hareket ettirecek kadar olandır. Sonrası açık iletişim, etkileşim ve iş birliği ile kendisinden gelir. 

Etkinlik yönetimi bilen kişilerle koordine halinde çalışılmalı

Esra Doğruyol (Switch Event Marketing Kurucusu):

Bizler öncelikle yapacağımız etkinliklerin hitap etmek istediği kitle konusunda araştırmalar yapıyoruz. Bu doğrultuda etkinliğin konseptini belirlemek üzere, konunun uzmanlarını çalışmaların içine dâhil ediyoruz. Etkinliğin başarısında ekip arkadaşlarımızın çalışma prensibi en önemli kalemlerden biri. Organizasyonun tasarım aşaması tamamlandıktan sonra, beklediğimiz çıktıları bize iletmesine aracılık edecek ekip arkadaşlarımızla kapsamlı eğitimler yürütüyoruz. Ekibin bilgili ve işinin ehli olması bizim en çok dikkat ettiğimiz unsurlardan. Türkiye’de ise kültür sanatla bir şekilde bağlantılı olan kişilerin aynı zamanda konunun organizasyonunu da üstlendiğini görüyoruz. Etkinlik yönetimi becerisi ve uzmanlığı olmayan kişilerin organizasyonları yapmaya kalkıştığını ve en fazla birkaç denemeden sonra, aslında potansiyeli olabilecek etkinliklerin yok edildiğini gözlemliyoruz. O sebeple kültür sanat konusunda etkinlikler yapılırken mutlaka etkinlik yönetimi bilen kişilerle koordine halinde çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Organizasyonun içeriğine göre daha uzun vadeli düşünülerek başından itibaren bu yatırımın yapılmasının iyi olacağı görüşündeyim.

Etkinliğin sürdürülebilirliği önemlidir

Tahir Ün (Küratör ve Festival Direktörü): 

Özellikle organizasyonun yapılacağı kentin, bölgenin bu tür bir etkinliğe ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi önemli. Bunu izleyici potansiyeli anlamında önemserim. Diğer yandan, mümkün olursa, yerel STK’larla belli ölçüde iş birliklerinin etkinliği güçlü kılacağını düşünürüm ama bunun çok kolay olmadığını ve zaman zaman hayli sancılı bir sürece evrilebildiğini de söyleyebilirim. Etkinliğin sürdürülebilirliği önemlidir. Bu nedenle, etkinliğin organizasyonunun vakıf benzeri kurumsal yapılar bünyesinde olması ideal olandır. Ne yazık ki, yerel yönetimlerle yapılan iş birliklerinin gerek etkinliğin sürdürülebilirliği gerekse bağımsız yapısı üzerinde çok olumlu yansımadığı söylenebilir. Son 7-8 yıldır düzenlediğimiz VideoArt.Ist ya da IZDOC –İzmir Belgesel Festivali gibi iki uluslararası etkinliği küçük bütçelerle ve yalnızca mekânsal iş birlikleriyle bağımsız ruhla ve gönüllülük esasıyla sürdürmekteyiz. Türkiye’de etkinlik düzenleyen bağımsız kültür sanat inisiyatiflerinin ya da STK’ların varlıklarını sürdürebilme noktasındaki ekonomik zorluklar ve fon arayış süreçleri sancılı olmakta. Kaldı ki bunların pek çoğu aynı noktada birleşen eş-dost-arkadaş gruplarıdır ve ortak paydaları aynı heyecanı paylaşmaktır. Bu noktada yerel yönetimlerin merkezi otoriteden mutlak bağımsız destekleri yaratıcı sektöre katkı sunacaktır.

SANAT YAZARLARI NE DİYOR?

Yönerge ve eser açıklamalarının olmaması bir problem

Yusuf Çifci (Mürekkep Haber Genel Yayın Yönetmeni):

Benim için sergi ya da bienallerde en önemli problem yönergeler ve eser açıklamaları. Çoğu zaman eser açıklamaları çok uzun oluyor ve oldukça küçük puntolar tercih ediliyor. Kapsamlı bir sergiyi düşündüğümüzde birçok ayrıntıyı bu yüzden kaçırabiliyorum. Uzun açıklamalar ile yazı fontu dışında kısa ve yetersiz açıklamalar da sergi gezerken canımı sıkan detaylar arasında. Çoğu zaman eser hakkında hiçbir bilgi olmuyor yahut sadece eserin yapıldığı malzeme yazılıyor. Şüphesiz burada izleyicinin hayal gücü önemli ama yine de eser hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak istiyorum. Yine aynı şekilde sergiyi daha doğru gezmek için yönergelerin yer alması da bir sanatsever olarak beni mutlu ediyor.

Konuya aşina uzmanların organize etmesi gerekiyor

Murat Öztekin (Türkiye Gazetesi Kültür Sanat Şefi): 

Bir bienal ve sergide öncelikle küratöryal ekibin fikri çerçeveye hakikaten kafa yormuş olmalarını bekliyorum. Zira her şey bundan doğuyor. Eserlerin sanatseverle yakınlaştığı sergileme tekniklerini mühim görüyorum. Teknolojiyle bağ kurup teşhire renk katan unsurlar da beni heyecanlandırıyor. Sanatın yerel kültürle pazarlıksız, samimi bağının yanında sergilendiği mekânla kurduğu irtibat da işin mana dünyasını genişletiyor. Özellikle bu tarihî bir mekansa ziyaret hoş bir tecrübeye dönüşüyor.  Bunlar için sadece sanatçı network’ü olan kişilerin değil, temas edilen mevzu ve sanat sahasına aşina uzmanların faaliyetleri organize etmesi gerekiyor.

Sergiden bir yayınla ayrılmayı arzu ediyorum

Ege Işık Özatay (Yazar):

Bir sergiyi izlediğimde küratöryel bakış açısı yani masa başı çalışmasıyla ilgileniyorum. İşlerin mekanla ve birbirleriyle nasıl bir ilişki halinde olduklarını incelemek, serginin sorduğu sorulara ve araştırdığı cevaplara tanıklık ediyor olmak yani serginin kavramsal çerçevesi beni en az sanatçının görüşü ve işlerinin üretim aşaması kadar etkiliyor. Bu nedenle olacak sergiden çıktıktan sonra mutlaka oradan elimde bir yayınla ayrılmayı arzu ediyorum. Çalışmalar kadar yazınsal kısım da benim için büyük değer taşıyor. 

Basın gezilerinde zaman yönetimi doğru şekilde kullanılmalı

Uğur Ugan (Kültür Sanat Editörü):

Bir kültür sanat takipçisi ve aynı zamanda editörü olarak sanat organizasyonlarından temel beklentim içerikle organizasyon alt yapısının örtüşmesi ve katılımcılarına kapsamlı bir program sunması. Örneğin bienalleri kıstas alacak olursak dünyadaki örneklerine benzer bir şekilde kentin hem atmosferik hem tarihi unsurlarıyla bütünleşik bir yapı içerisinde programın dinamize edilmesi gibi bir beklentiden söz edebilirim. Özellikle kapalı mekanlara sıkışan sanat izleyicileri için outdoor işlerin sergilenmesi ve kentin ruhuna uygun olarak birden çok mekâna yayılan sanat eserlerinin sunulması, sanatla halk arasında kurulan bariyerin kaldırılmasına da olanak tanımış oluyor. Bir diğer önemsediğim konu ise özellikle basın gezilerinde programın zaman yönetiminin doğru şekilde kullanılması yönünde. Bir sanat organizasyonuna katılan ve birkaç günü kapsayan etkinliklerde organizasyon yöneticileri tarafından programın önceden iyi düşünülüp tasarlanmış olması o etkinlikten maksimum verimi alma adına çok önemli. Buna benzer bir paralellikte yine herhangi bir sanat organizasyonunun ki bu panel, seminer, sanatçı söyleşisi, moderatörlü oturum ya da basın toplantısı olsun, etkinlik yöneticileri tarafından çağın hızına uygun bir şekilde verilmesi, düşünülen temel mesajın dışına taşmayarak kısa tutulmasını örnek verebilirim. 

Etkinliklerin yer bilgileri açık ve net olmalı

Begüm Kakı (Kültür Sanat Editörü):

Takip ettiğim etkinliklerde içeriğin yanı sıra teknik unsurlar besleyici olabileceği gibi eksikliği ile olumsuz durumlara da sebep olabiliyor. Öncelikle bu unsurlar ulaşılabilirliğe katkı sağlamalı. İlki fiziki ulaşılabilirlik. Etkinlik mekânları izleyiciyi davet etmeli. Mesela birden çok merkezli etkinliklerin (bienal, fuar, festival vb.) yer bilgileri açık ve net olmalı. İstanbul’da henüz yeni dönüştürülmüş bir mekân etkinliğe dahil edildiğinde buranın yer bilgisi, ulaşım hattı ayrıntılı paylaşılmalı. Bu konuda en iyi örnek Tersane İstanbul’da düzenlenen CI’a ulaşımda kafa karışıklığı yaşanması. Örneğin deniz ulaşımının ayrıntıları belirsizdi ancak bu sene bu sorun büyük ölçüde çözüldü. Bilgilendirme metinleri de nitekim bir diğer unsur. Özellikle kapsamlı sergilerde sergiye, eserlere dair açıklayıcı bilgilerin yer almaması ya da düzensiz verilmesi olumsuz bir durum. Etkinliklerde bir diğer eksiklik konuşmalarda simultane çeviri eksikliği oluyor. Bu eksiklik konuşmaya katılımda çekince yaratıyor. Konuşmalardan devam edersek uzun süren soru cevap bölümleri. Çoğu zaman sürenin uzaması dikkatin ve konunun dağılmasına neden oluyor. Moderatörlerin buna dikkat etmesi önemli. Teknik unsurlar etkinliklerin katılıma açık, anlaşılır ve kapsayıcı olmasında destekleyici olmalı.

Mekandaki hava izleyicinin verimliliğini etkiliyor

Ahmet Berk Duman (Yazar ve Öğretim Görevlisi)

Bir kültür sanat etkinliğinde kapalı mekânlardaki oyun/sahne alanlarındaki havalandırma sistemlerinin tasarımları ve bakımlarına dikkati önemli buluyorum. Çünkü bu hususun, olası bir yangında dumanın tahliyesindeki güvenlik önlemleri için olduğu kadar başka mühim detayları da hatırlattığını düşünüyorum. Bu durum; solunan havanın kalitesini ve sıcaklıkla birlikte nem dengesini düşündüğümüzde saatlerce odakta kalınan alana yönelik izleyici ve performans sahibinin verimliliğini artıran bir unsur.

Söyleşi veya toplantılar oturmalı bir salonda yapılmalı

Damla Merve Pekdoğan (Kültür Sanat Editörü):

Bir kültür sanat yazarı ve izleyicisi olarak organizasyon açısından baktığımda teknik bir aksaklık olarak sanırım en çok dikkatimi çeken şey künye eksikliği oluyor. Bir serginin anlaşılması için sadece bir sergi metni her zaman yeterli olmayabiliyor veya bir sergiyi gezerken bir eseri daha fazla incelemek isteyebiliyoruz. Bu durumda sergiye veya sanatçıya ne kadar hâkim olursak olalım eserin künyesinin yer alması o esere olan bakışımızı değiştirebiliyor. Özellikle karma sergilerde künyeye yer verilmesinin daha büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Birçok eserin karmaşık yapıda yer aldığı bu sergilerde eser künyelerine yer verilmediği durumlarda kafa karışıklığı yaşayabiliyorum. Bir diğer dikkatimi çeken durum ise eğer bir toplantıya katılıyorsak ve burada bir söyleşi de olacaksa, mekân müsaitliğine göre oturmalı bir salonda yapılmasının önemi. Bazen müzelerde veya galerilerde yeterli alan olmasına rağmen bir-iki saat boyunca ayakta kalabiliyoruz. Bu da o anda yorucu bir hâle dönüşüp dikkatimizin dağılmasına sebep olabiliyor. Çok ilgimizi çekecek bir etkinlikte dahi bitap düşüp dikkat dağınıklığı yaşayabiliyoruz. Bu sorunlar belki bizim gibi bu işin içinde olan kültür sanat yazarları ve izleyicileri için çok büyük problemler teşkil etmese bile zaten sınırlı olan kültür sanat izleyicisini daha çok içeri almak istiyorsak düzeltmemiz gereken durumlar olarak karşımıza çıkıyor.

Gecikmeler izleyiciye ve basın mensuplarına nazikçe açıklanmalı

Aişe Hümeyra (AA Kıdemli Kültür Sanat Muhabiri): 

Herhangi bir kültür sanat etkinliğinde; panel, söyleşi veya sergi açılışı öncesinde belirlenen program akışına uyulması benim için en önemli hususlardan biri. Çünkü İstanbul gibi çok yoğun ve telaşesi yüksek olan bir şehirde yaşıyoruz ve maalesef bir gazeteci olarak bazen kaybedecek 5 dakikamız dahi olmuyor. Bu anlamda belirlenen açılış saatinin gecikmeden gerçekleştirilmesi mühim bir konu. Fakat genelde bu program akışına uyulmuyor. Gecikmenin birçok nedeni de olabiliyor ya kokteyl süreleri uzuyor ya da protokol konuklarının gelmesi bekleniyor. Ama bu, programı takip eden izleyici ve basın mensupları için gerçekten anlamsız ve yorucu bir durum. Bu gecikme, haberin o güne değil, yarın yayınlanmasına neden olabiliyor. Ayrıca gazeteci veya izleyici birkaç program takip edebilecekken, o gün zaman akışının aksaklığından tek bu programa mahkûm kalabiliyor. İstanbul gibi metropol şehirlerde dakiklik gerçekten önemli. Program akışında gecikme varsa bunu gelen misafirlere ve gazetecilere aktarmak da gerekiyor. Ama ilçe belediyeleri veya vakıf etkinliklerinde bu bilgilendirme yapılmıyor. O gün gerçekleştirilecek program ne kadar mühim olursa olsun bu sebeplerden dolayı benim gözümde bir değeri kalmıyor. Özellikle sanat programlarında bu tür hassasiyetlerin daha fazla gösterilmesi kanaatindeyim. Gecikmenin nedeni izah edilmeli, gelen izleyiciye bu durum nazikçe aktarılmalı. Gecikme zaten önemli nedenlere bağlıysa bizler bunu anlayışla karşılayacağızdır.

Önceki Yazı

Bursa ve İstanbul’da sanat rotaları

Sonraki Yazı

Bir değirmendir bu dünya

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde