Kral Şakir Dünya’yı fethedecek

//
18 dakikada okunur

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde Karikatür-Animasyon alanında büyük ödülün sahibi olan ünlü karikatürist Varol Yaşaroğlu: “Amacım daha çok Dünya’da markalaştırmak. Onu da şu anda hem Disney Plus’ta yayımlanan filmimizin 150 ülkede yayımlanması hem değişik dillerde 23 ülkede 8 ayrı lehçede yayımlanmamız ile sağlıyoruz. İspanyolca, Urduca, İngilizce ve birçok dilde hem YouTube tarafından hem de dünyadaki diğer kanallar nezdinde çok büyük bir bombardımana başlayacağız yakın zamanda. Kral Şakir Dünya’yı fethedecek” diyor. 

Animasyon ve karikatür sanatları günümüzün yükselen ve en çok ilgi duyulan alanları arasında yer alıyorlar. Bunu özellikle sinemada etkin bir şekilde görmek mümkün. Varol Yaşaroğlu ise animasyon ve karikatürün bugünkü seviyesine gelmelerinde, hikayeleri ve çizimleri sayesinde önemli katkılar sunan bir sanatçı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde Karikatür-Animasyon alanında ödüllendirilen Varol Yaşaroğlu, “Acı çekmek insanı bir olgunluk seviyesine getirip farkındalık seviyesinin artmasını sağlar. Ben o acıyı, sonuç odaklı değil de keyifli geçirilecek bir yolculuk düşüncesine dönüştürdüm. Gençlere de tavsiyemdir, bir şeyi yapacaksanız o yolculuğun tadını alın. Çünkü amaç aslında yol. Yol edeptir derler ya ona inanıyorum” diyor. Varol Yaşaroğlu, sanat dolu yaşamını ve animasyon ile karikatür alanındaki yeni çalışmalarını Litros Sanat’a anlattı. 

Deprem bölgesinde çocuklarla bir araya geldiniz. Yeni filminiz Kral Şakir Mikrop Avcıları Cumburlop’u onlarla buluşturdunuz. İzlenimlerinizi nelerdir?

Bu etkinlikleri Acun Ilıcalı ile gerçekleştirdik. Onunla “Kral Şakir Mikrop Avcıları Cumburlop” daha vizyona girmeden önce, özel gösterimini deprem bölgesinde yapalım dedik. Osmaniye ile başladık. Osmaniye benim için çok anlamlı çünkü; deprem öncesinde de oralardaydım, bir ay önce Gaziantep’teydim. Osmaniye’ye de daha önce üç kez gitmiştik. Orada inanılmaz bir yoğun ilgiyle karşılaşmıştık. Kral Şakir hayranı çocuk o kadar fazla ki Osmaniye’de. O yüzden ilk Osmaniye’deki çocuklar ile buluşmak beni inanılmaz mutlu etti. O gün hava yağmurluydu, spor salonunun içerisinde yaptık. Hem civardaki hem de çevre çadır kentten çocuklar geldi. 2500 üzerinde çocuk, aileleriyle oradaydı. O coşku, çocukların her şeyi unutup hayal dünyasının içerisinde sevdikleri karakterler ile birlikte olmaları… O mutluluğu gördüğümüzde dedik ki bu etkinlikler tam da bu yüzden çok kıymetli. Psikolog ve öğretmenler ile deprem bölgesinde nasıl hareket etmeliyize dair yakın ilişki içerisindeyiz. Psikologlar çocukların ciddi anlamda orada bir psikolojik desteğe ihtiyaç olduğunu her daim söylüyorlar.

Sanat yaşama sevincini tetikliyor

Sanatın iyileştirici gücü burada devreye giriyor işte. Bu tür görsel sanatların insanların iyileşmesi açısından gerçekten çok büyük potansiyeli var. Sanatın olağanüstü durumların ötesinde de iyileştirici bir gücü var. Atatürk’ün de söylediği gibi: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir.” Çünkü ciddi anlamda yaşama sevincini tetikleyen, yaşamı anlamlı kılan bir şey sanat. Bu anlamda oradaki çocuklara, “Kral Şakir Mikrop Avcıları Cumburlop” ile dokunduğumuzda çocukların gözlerinden ve anne babaların sevinçlerinden o iyileştirici gücü hissediyoruz. Bunu sürdürülebilir kılmak istiyoruz. Orada ihtiyaç olan şey şefkat… Yanlarında olduğumuzu bilmek istiyorlar. Bir ara yanlış anlaşıldık mesela. “Malatya’ya gelmeyecek misiniz?” diye tepki gösterildi. Ben bu tepkiyi bile olumlu algıladım çünkü yanlarında olduğumuzu hissetmek istiyorlar. Biz zaten başından beri bütün belediyeler ile konuşup deprem bölgelerinde olmak istediğimizi belirttik. O anlamda bu hep sürecek. Bu sene “Grafi2000” ekibi olarak TOÇEV ile bağışlarımızı oraya yapma kararı aldık. Aynı zamanda sene boyunca deprem bölgesine, çocuklara yönelik etkinliklerimiz ve projelerimiz olacak. Türkiye’nin bir kültür mozaiği olduğunu anlamamız ve o kültür mozaiğini yakından tanımamız lazım. Türkiye’yi yaklaşık 5 senedir dolaşıyorum. O kadar güzel yerler, manzaralarla karşılaşıyorum. Yurt dışına gitmeye gerek yok. Tatil amaçlı gidilir ya… Hayır; burada o kadar görülecek, kültürünü içimize çekebileceğimiz geleneklerimiz, yemeklerimiz, tarihi eserlerimiz var ki… Kültürümüz inanılmaz zengin, bunları deneyimlemek çok hoş bir şey.

Kral Şakir ve arkadaşları bir animasyon karakter olmalarının dışında, çocuklar üzerinde öğretici ve belirleyici etkilere de sahipler. Peki Kral Şakir bu hikâyesinde çocuklara neyi öğretmeyi amaçlıyor?

“Mikrop Avcıları” filmimizin içerisinde eğlenebilmelerini sağlayacak çok fazla şarkı var. Aslında Kral Şakir sadece bir eğlence unsuru değil. Filmde çok eğleniyor bir macera yaşıyor ama örneğin “Mikrop Avcıları”nda; pandemi ortamında Dünya insanı nasıl davrandı, ne tür önlemler aldı ve bundan sonrasında nasıl hareket etmeliyizin sinyalini veriyor. El yıkamadan tutun da insanların panik hallerine… Birçok durum tespiti var filmde. İkinci yarısında da “Temiz Deniz Temiz Dünya” şarkısının başı çektiği bir denizlerimizi nasıl temiz tutmamız gerekire yönelik ciddi bir mesaj veriliyor. Yani ebeveyn çocuğunu sinemaya götürdüğünde şunu biliyor; burada eğleneceğiz ama çocuğumun yaşayacağı sürdürülebilir bir dünyaya ilişkin çok güzel mesajlar alacağım ve çocuğuma, kendime bir iyilik yapmış olacağım. Bu benim için çok önemli.

Yol hedeftir derler , ona inanıyorum

O zaman en başa dönersek; karikatür hayatınıza nasıl girdi? Daha doğrusu bu alanda bir kariyer yapma fikri sizde nasıl oluştu?

Çocukluğumdan beri çiziyorum. İlk göz ağrım olan “Pembe Panter”i çizerek başladım. Hep hayalim açıkçası “Pembe Panter” gibi bir çizgi film yapmaktı. Birçok insan küçüklüğünden beri hayalini kurmuş olduğu şeyi gerçekleştiremeyebilir ama ben bu yolculuğumu hep zevkli bir şekilde geçirdim. Zordu da aslında. Animasyon sektörü olmayan bir dünyada ya da çok değer görmeyen karikatür çizgi dünyasında yol alıyorsunuz. Hep onu söylerim; acı çekmek insanı bir olgunluk seviyesine getirip farkındalık seviyesinin artmasını sağlar. Ben o acıyı, sonuç odaklı değil de keyifli geçirilecek bir yolculuk düşüncesine dönüştürdüm. Gençlere de tavsiyemdir, bir şeyi yapacaksanız o yolculuğun tadını alın. Çünkü amaç aslında yol. Yol hedeftir derler ya, ona inanıyorum. 

 

 

 

(Hüsna Köşger ve Varol Yaşaroğlu)

Yetenek; tutku ve meraktır

Sizce karikatür öğrenilebilir bir şey mi? Bir kursa gidip de kazanılabilecek bir sanat zanaat yetisi midir?

Yeteneği tutku ve merak olarak görüyorum. Bir şeye çok tutkulu ve meraklıysanız bu ister istemez sizde bir yeteneğe dönüşüyor. Saatlerce çizsem hiç sıkılmam, orada kendimi kaybederim. Çizdikçe daha çok çizesim geliyor. Öyle olunca da ustalık dönemine geçmek de… Hani hep bir kuraldan bahsederler ya şu kadar saat geçtikten sonra ustalık dönemi oluşur diye, o zaten otomatik olarak gerçekleşiyor. İşin sırrı şu; tutkulu ve meraklıysan evet, iyi bir karikatürist olmaman için hiçbir neden yok. Hele ki şu anda bu yapay zeka döneminde. Burada önemli olan şey senin bakış açın. Bakış açın eğer çok güzel eserler vermek ise önünde yapay zeka ve bilgisayar teknolojileriyle birlikte sonsuz araçlar var. Çizer ve animasyoncular için inanılmaz bir derya durum var şu anda. Olmaması için hiçbir neden yok. 

Kendi içindeki ödül önemli

Tabii bir de bu verdiğiniz emeklerin karşılığını alma noktası var: Ödüller. Motivasyon açısından etkili oluyor değil mi bir sanatçı için?

Oluyor ama kişisel görüşümü sorarsanız benim için çok önemi yok gerçekten. Biz ödül de alıyoruz. Gittiğimiz yerlerde insanlar inanılmaz beğeniyor, sinema filmimiz belki tüm zamanların en çok izlenen filmi oluyor. Bunlar güzel şeyler. Ama benim asıl motivasyonum iç motivasyonum. Öz motivasyonum her şeyden çok daha değerli. Başkalarına bağlı bir motivasyon açıkçası daha ikinci planda kalıyor. Zaten öz motivasyonunuz varsa o enerjiniz karşı tarafa da geçiyor. O zaman zaten otomatik olarak insanlar tarafından da seviliyorsunuz. Bu hep söylenir ya; bir insan kendisini severse insanlar da sever. Eğer sen kendini sevmezsen, başkaları da sevmez. Bence buradaki durum da aynı. Ödül senin kendi içindeki doyum olmalı. Benim ödülüm daha çok o oluyor.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde Karikatü-Animasyon alanında büyük ödüle layık görüldünüz. Ödülünüzü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldınız. Neler hissediyorsunuz?

Benim için çok önemli. Kral Şakir baktığınızda halkın sinema salonlarını doldurmaları ve lisanslı ürünlerimize olan ilgileri ile gerçekten Türkiye’nin bir numaralı çocuk ve aile markası konumuna dönüştü. Bu ödülü zaten halktan almıştık hatta en son yapılan bir Türkiye geneli araştırmada da verilerle ortaya konuldu. Bunun devletimiz nezdinde de ödüllendirilmesinden tabii ki onur duyduk. Bu çok güzel bir şey, sonuçta göz ardı da edilebilirdi. Çok mutlu olduk.

 

 Dünya’da markalaşmak amacındayım

“Kral Şakir”in ve arkadaşlarının yeni bir öyküsü gelecek mi ya da başka karakterler üzerinden bir projeniz olacak mı?

“Kral Şakir”in yeni sinema filmi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz aslında. Ayrıca  live-action türünde bir sinema filmi fikrimiz daha var. Ünlü oyuncular ile “Kral Şakir” karakteri bir araya geliyor. “Space-Jam”den beri olan bu türdeki filmleri ”Tom ve Jerry”, “Sünger Bob” da yaptı. Bunu deneyimlemek istiyoruz. Hatta Disney Plus da bunu çok sıcak bakıyor, olgunlaşmasını bekliyor. Umarım hem sinemada hem dijital platformlarda böyle değişik yapımları “Kral Şakir” nezdinde yapmayı sürdürürüz. Bunu önemsiyorum; sinema da yaşasın, dijital platformlar da çok gelişsin. “Kral Şakir” dünyanın en büyük Metaverse platformlarından birisi The SandBox ile iş birliği yaptı. The SandBox, Türkiye’de “TurkishVerse” açtı. İşin içerisinde “Muhteşem Yüzyıl” ve “Galatasaray Spor Kulübü” de var. Yeni mecralarda da yer alacak. Bunun dışında “Kral Şakir’in Maceraları” adıyla tema parklar açılacak. Çok yakın zamanda uluslararası bir eğlence merkezi bizimle dünya çapında bir proje düşünüyor. Onun hazırlıkları var şu anda. Bundan sonraki amacım daha çok Dünya’da markalaştırmak. Onu da şu anda hem Disney Plus’ta yayımlanan filmimizin 150 ülkede yayımlanması hem değişik dillerde 23 ülkede 8 ayrı lehçede yayımlanmamız ile sağlıyoruz. İspanyolca, Urduca, İngilizce ve birçok dilde hem YouTube tarafından hem de dünyadaki diğer kanallar nezdinde çok büyük bir bombardımana başlayacağız yakın zamanda. Kral Şakir Dünya’yı fethedecek.

Önceki Yazı

İstanbul’da çiçeklerle kokulu karşılaşmalar

Sonraki Yazı

İstanbul ilham kaynağım

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan