ŞİİRSEL VE GERÇEKÇİ BİR YÖNETMEN: MAİ MASRİ

4 dakikada okunur

1959 doğumlu olan Mai Masri’nin babası Batı Şeria’nın Nablus şehrinden annesi ise Amerika’nın Teksas eyaletinden. Doğu ile Batı’nın vuslatının ürünü olan yönetmenin yaşam dinamiklerinde bu ikili halin izlerini görmek olasıdır. San Francisco Eyalet Üniversitesi ve UC Berkeley’de sinema eğitimi gören yönetmen, daha sonra Lübnan’a gelip kariyerine burada başladı. 

Onun Lübnan’a geldiği dönem İsrail’in Lübnan’ı işgal ettiği döneme rastlar. Hem Lübnan iç savaşı hem İsrail işgalinin yıkıcı etkilerinden ötürü o dönem Lübnan’daki çoğu yönetmen gibi Mai Masri de belgesellerle kendini var eden bir sinemacı oldu. Bu dönemde kocası Jean Chamoun ile birlikte dönemin fotoğrafını çeken, bölgedeki yıkımda çocuklar ve kadınların yaşadıklarına odaklanan Moloz Altında (1983), Kır Çiçekleri (1986), War Generation – Beyrut (1988), Askıdaki Düşler (1992) ve In the Shadows of the City (2000) filmlerinin hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini yaptılar. Ateşin Çocukları (1990), Zamanına Göre Bir Kadın (1995), Shatila’nın Çocukları (1998), Hayallerin ve Korkuların Sınırları (2001), Beyrut Günlükleri (2006), 33 Gün (2007) filmleri onun sinemasının kilometre taşı belgeselleridir. 

FİLMLERİ DÜNYA ÇAPINDA İZLENDİ

Filmleri dünya çapında gösterildi ve festivallerde 90’ın üzerinde uluslararası ödül kazandı. Filmleri aralarında PBS, BBC, Channel 4, France 2, France 3, SBS, RTBF, YLE, RTP, ZDF, NHK, GLOBO, RAI TV ve Al-Jazeera Documentary Channel’ın da bulunduğu dünya çapında 100’den fazla televizyon kanalında gösterildi.

İlk uzun metrajlı filmi 3000 Gece (2015), dünya prömiyerini Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yaptı ve uluslararası alanda gösterime girerek 28’den fazla ödül kazandı. Filmde yeni evli öğretmen Layal, bir terör saldırısına karıştığı iddia edilen genç bir adamı arabasına aldığı için tutuklanır ve 8 yıl hapis cezasına çarptırılır. Hapishanede hamile olduğunu öğrenir ve bebeği doğurmaya karar verir. Fakat İsrail ile Filistin arasındaki savaş tüm şiddetiyle sürerken, Filistinli siyasi mahkûmların İsrailli ağır suçlularla bir arada tutulduğu bu hapishane hayatta kalmanın giderek zorlaştığı bir yere dönüşecektir. 

Kadınları ve çocukları konu alan filmleriyle, insani ve şiirsel yaklaşımıyla tanınan Mai Masri’nin filmografisi Filistinli olmanın ve Lübnan’ı savaş zamanında görmenin gerçek ve bir o kadar da şiirsel bir fotoğrafıdır.

Önceki Yazı

KÜLT PROJELERİN MİMARI: OSMAN SINAV

Sonraki Yazı

YAPIMCI KİMDİR, YAPIMCILIK NEDİR?

Son Yazılar

Bir ailenin duygusal otopsisi

2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen Justine