“Harika Çoçuk”tan Virtüöz Piyaniste: 80. Yaşında İdil Biret

11 dakikada okunur

Anne tarafında birçok amatör müzisyen bulunan İdil Biret’in iyi bir müzik eğitimi almış, çok iyi derecede piyano çalan annesi Leman Biret, onun parmaklarındaki ustalığa ve kulağındaki hassasiyete temas eden bir öğretmen olmuştur âdeta. 12 Kasım 1941’de Ankara’da doğan ve olağanüstü bir kabiliyete sahip küçük İdil, annesinin teyzesinden söz ederken onun Dârülbedâyi’de ve Dârülelhân’da musiki hocalığı yapmış bestekâr Leon Hancıyan’dan dersler aldığını belirtir. Kendisiyle yaptığımız bir kişisel görüşmede şunları anlatır: “Anneannem olsun annemin teyzesi -ki ben tanımadım- ama hem Beethoven hem Brahms, hem Chopin dinliyorlar fakat Dede Efendiyi de Itri’yi de biliyorlardı.”[1] Bununla birlikte çocukluk yıllarında evlerinde Osmanlı/Türk müziği dinlemediğini ancak Paris’e gittiğinde öğretmeni Nadia Boulanger’in Biret’e köklerini canlı tutması ve onunla bir ilişki kurması üzerinde ısrarla durduğunu söyler ve ailesinden Türk müziği plakları göndermelerini ister. Plaklar arasında halk müziğine ait olanlar da vardır.

Şimdi kısa hikâyemizin başına gelelim. Ankara, İstanbul ve Paris arasında kurulacak müzik hattı, İdil Biret’in dünyaca ünlü bir isim olmasını sağlayacaktır. Aslında Fransa’ya gitmeden önce erken yaşta sahne yıldızı oluvermişti küçük İdil. Ankara’ya gelen Monique Haas, Lazare Lévy, Devy Erlih Lélia Gousseau ve Hermann Scherchen gibi çağın önde gelen sanatçılarının karşısında piyanosunu dinletme fırsatı bulmuştu bile. İşte tam bu sırada önemli bir gelişme yaşanır. Biret’in icrasına hayran kalan konser piyanisti Lazare Lévy bir rapor kaleme alır.[2] Bu rapor, İdil Biret’le ilgili yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulü ve ailesiyle birlikte Paris’e gidişinin, o uzun yolun başlangıcı olur. Ancak İdil, “eşsiz kırattaki bir pedagoga emanet edilmesi gereken bir istidat. Böyle pedagog ancak yurt dışında bulunabilir. Yavru, bu yaşta yurt dışına tek başına gidemez. Ana baba onunla birlikte gurbete çıkmaya hazırlar. Fakat yol nerede? İşte bu son soruların cevabını ancak resmî makamların ilgisi verebilecektir.”[3] Biret üzerine ilk yazılardan birini kaleme alan Kösemihal’in öngörüsü oldukça yüksekti. 1947’de konuyla ilgili sesler şiddetlenmiş, “İdil Kanunu” tasarısı hazırlanmaya başlamıştı.[4] Üstün yetenekli çocukların devlet tarafından burslu olarak özel bir eğitim programı amacıyla yurt dışında yetişmelerini düzenleyen 1948 tarihli ve 5245 sayılı özel yasa “İdil Kanunu”, piyano branşında İdil Biret’i ve kemanda Suna Kan’ı ilk öncüler olarak yurt dışına yollayacaktı. Böylelikle geleceğin “solist” sanatçıları seslerini tüm dünyada büyük bestecilerin eserleriyle, dolduracakları plaklarıyla duyuracaktı. Ancak yasanın geç çıktığına yönelik haklı eleştiriler yok değildi.[5]

Çok geçmemişti ki bir musiki harikası olan 4 yaşındaki İdil Biret, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün arzusu üzerine birinci oda müziği konserinden sonra Bach’tan iki, Beethoven’den bir parçayı kusursuz çalarak bütün dinleyicileri şaşırtmıştı.[6] Yenilikleri keşfeden hayal gücüyle cesur adımlar atan henüz beş yaşındaki harika çocuk İdil’in Ankara’daki ilk öğretmeni Alfred Cortot’un öğrencisi Mithat Fenmen onun yaşamında dönüm noktalarından biri olacak, aldığı dersler İdil için bir zevk kaynağı hâline gelecekti. Dinleyenleri tesiri altına alan ve şaşırtan çocuk, Adnan Saygun’a göre hayret verici bir musiki hafızası, armoni sezgisi ve transpozisyon kabiliyetine sahipti. Halil Bedi Yönetken için ise İdil Biret, yalnız Ankara ve Türkiye’nin değil, “üzerinde yaşadığımız yer yuvarlağının idrak ettiği insanüstü bir varlıktır.” Avrupalıların “dâhi” dedikleri cinsten bir çocuktur. Benzeri, Mozart’ın küçük bedeninde idrak etmiştir. Mithat Fenmen, derslerinde İdil’e şakalar yapar. Bir keresinde sol eliyle ufak yanlış notalara basarak hatalar yapmaya başlar. Bu esnada öğretmenin yüzüne bakan İdil, biraz bekledikten sonra gülümser ve bağırır: “Bu plak yanlış çalıyor!” Belli ki İdil’e göre her parça bir plâk tarafından çalınmaktadır. Bir kere duyduğunu zihnine çizen İdil’de gizli bir yaratılış vardır. Fenmen’in öğrencisi hakkında şimdi söyleyecekleriyse hayranlık uyandırıcıdır. İdil’i dinlerken “Mozart, Beethoven, Liszt ve Chopin’in hayatlarından geçen ve bu isimlerle yaşayan hikâyeler, hatıralar ve tarihî vakalar gözümün önünde canlanıyor harika çocuk işte o büyük müzisyenlerin hayatını zamanımızda yaşayan ve bizlere hâdiselerle yaşatan büyük bir kudret olduğuna inanıyorum.”[7]İdil için söylenenler bir hakikatti. Daha sonra kimleri kaydetmeyecek ki plaklara, hangi bestecinin eserlerini çalmayacaktı ki konserlerinde… Bach, Brahms, Çaykovski, Mozart, Rachmaninov, Ravel, Liszt ve özellikle de Chopin…[8] Sonatlar, konçertolar ve senfoniler onunla başka bir anlam kazanır. Biret’in çocukluğunda yaşadıkları ve müzikal yeteneği kişisel tarihinin arkeolojik kalıntılarının götürdüğünden daha derin bir gerçekliğe götürür bizleri. Evet, bahsettiğimiz o çocuk çoktan büyümüş, şöhreti tüm dünyayı sarmış ve bugün 80 yaşına basmıştır. İdil Biret insanlığa armağan edilmiş eşsiz bir ses hazinesidir. Piyano repertuvarının tamamını ezberinde tutması başka türlü nasıl açıklanabilir ki?

[1] İdil Biret, kişisel görüşme, 17 Ocak 2018, Moda. Bu vesileyle aile meclislerinde geçen önemli bir anıyı bizle paylaştı. Şerif Muhiddin Bey’in hayranlık uyandıran icrasını dinlediğini, Safiye Hanım’ın güzel sesiyle, fevkalade eserler söylediğini ve Kemâl Niyazi Bey’in o anlar da kemençesiyle eşlik ettiğinden bahsetti.

[2] Dominuque Xardel, Dünya sahnelerinde bir Türk piyanisti, çev. Üner Birkan, İstanbul: Can Yayınları, 2007, s. 21-23.

[3] Mahmut R. Kösemihal, “Ankara’da bir musiki harikası”, Akşam, Kasım 1945, s. 3.

[4] “İdil Kanunu”, Akşam, 23 Mart 1947, s. 2.

[5]  “Heyhat! İdil kanunu projesi tetkike girdi. Yıllarca incelendi. Dört yaşındaki çocuk yedi yaşın bastığı gün proje kanunlaşabildi. Parlak bir istidadın hayatında dört sene esaslı bir kayıptı. Bu kıymetli zamanları kazanamadık.” Şevket Rado, “Sözün gelişi, bir gecikme misali”, Akşam, 1 Eylül 1948, s. 2.

[6] “Cumhurbaşkanı konservatuvarı şereflendirdiler, Akşam, 10 Aralık 1945, s. 2.

[7] “İdil Biret için ne düşünüyorlar”, Ulus, 10 Ocak 1946, s. 4.

[8] Bu rota üzerinde giderken çağdaş Fransız edebiyatının kurucularından André Gide’nin “Chopin Üzerine Notlar” kitabı İdil Biret’in önsözüyle çıkar karşımıza. André Gide, Chopin üzerine notlar” İdil Biret’in önsözüyle, çev. Ömer Bozkurt, İstanbul, Can Yayınları, 2011.

Önceki Yazı

Babadan Oğula Bir Miras: Atatürk Kültür Merkezi

Sonraki Yazı

1-15 Aralık Ajanda

Son Yazılar

Şehir, mimari ve sanat

Hepimizin ortak derdi olan hususlarla ilgili birkaç soru soralım; Mimarlık eğitimi ülkemizde bu kadar geliştiği halde